Kitap Künyesi

Yazar: Panait Istrati

Çevirmen: Bertan Onaran

Orijinal Adı: Oncle Anghel

Yayın Evi: Adam Yayınları

İSBN: 9799754187846

Sayfa Sayısı: 210

--reklam--

Angel Dayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir zamanlar başı dik, aslan yapılı adamı, yine epey uzun boylu, ama beli bükük Angel Dayı, paltosun omuzlarında, bu yeni mezarlığın ortasında durmuş, dingin bir yüzle yeğenine bakıyordu. Öteki, dayısının boşta kalan eline sarıldı, gelenek uyarınca öptü. Dokunsalar ağlayacaktı. 

(Arka Kapak)

--reklam--

Angel Dayı Alıntıları - Sözleri

  • Az hisseden veya hiç hissetmeyen adama ne mutlu! O, çok şey istemez, hayat da ona istediği kadarını verir.
  • Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker.
  • İnsan deliliği uğrunda ölmesini bilmeli. Ama hiçbir zaman başkasının deliliğine karışmamalı..
  • Düşünce, ölüm kadar kuvvetlidir. Ölümü de yok edemez ama onun rahatını bozabilir.
  • -Sen dün sevmiş olduğun şeylerden bugün nefret ediyorsun. -Doğru.. Beni şu gördüğün hâle getiren dün sevmiş olduğum şeylerdir..
  • Küçük çukura herkes seninle beraber atlayabilir, ama uçurumda kimse seni takip edemez. Tam saadet de bir nevi uçurumdur..
  • "Kuvvetli bir insan, omuzlarında ne felaketler taşıyabiliyor!"
  • Bir gram talih bir ton akıldan yeğdir..
  • "Az hisseden veya hiç hissetmeyen adama ne mutlu! O, çok şey istemez, hayat da ona istediği kadarını verir. Hissedip isteyen ise bedbahttır: Hiçbir şey ona kifayet etmez."
  • Artık acı çekmiyorum. Yalnız kafam yaşıyor; gerisini… hissetmiyorum. Gerisi… Bitti. Fakat kafa!..Mükemmel şey!
  • Az hisseden veya hiç hissetmeyen adama ne mutlu! O, çok şey istemez, hayat da ona istediği kadarını verir. Hissedip isteyense bedbahttır: Hiçbir şey ona kifayet etmez.
  • İnsanın yaşamadığı şeyi anlaması güçtür.
  • "Yeryüzünde yalnız nankörler yaşamasa bile, fenalık; onu mahvetmek için yüz faziletliye karşılık ancak tek bir kötünün eline muhtaçtır."
  • "Sende hangisi eksik: kalp mi, akıl mı?"
  • Düşünce, ölüm kadar kuvvetlidir. Ölümü de yok edemez, ama onun rahatını bozabilir.

--reklam--

Angel Dayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bence bütün kapıları yalnız sevgi açabilir..: yazar/panait-istrati'in okuduğum kitaplarında vermek istediği mesaj hep aynıydı. Zenginliğimiz, ırkımız, cinsiyetimiz, hepsinden sıyrıldığımızda aslında nasıl aynı "insanlar" olduğumuzu anlatıyor. Bir haydut, bir tüccar, bir rahip, bir fahişe.. Aslında içimizde nasıl iyilik olduğu gibi bir yerinde de o kötülüğün parladığını; nasıl bir yardımsever olurken aynı zaman da nasıl bir gaddar olabildiğimizi gösteriyor. Böyle olmamızım sebebi bazen talihin, bazen de hatalarımızdır. İşte bu yüzden insanız.. Bol bol özeleştiri yapabileceğiniz bir kitap. (Hilal Bayar)

Zoitza Ana 18 yaşındaki oğlu Adrian ile birlikte Paskalya Yortusunu kutlamak için Baldovineşti Köyünde yaşayan Dimi Dayı’nın yanına gelir. Yemekler yenilip, dualar okunduktan sonra Zoitza Ana, Adrian’ı Papaz Stefan ve Angel Dayı’yı çağırması için gönderir. Adrian bu çağrıya şaşırır çünkü Angel Dayı’yla Dimi Dayı sekiz yıldır bir miras meselesi yüzünden birbirine dargındırlar (Hakan Arıkan)

"Yazmak! insanı baştan çıkaran şu kağıt parçasına bütün samimiyetini çılgınca dökmek, çabuk çabuk, o kadar çabuk dökmek ki, kendisine yol gösteren sabırsız Tanrı'nın yıprattığı el bazan yetişeceğim diye çabalar durur, nefes nefese kalır... Sonra, ertesi gün, hummalı bir saatte bir mucize gibi yeşeren altın dalın yerinde, kuru bir böğürtlen, açılmamış bir çiçek bulmak..." Evet Colette, Avare Kadın kitabında "yazma" eyleminin tarifini bu şekilde yapıyordu.(bir mucize gibi yeşeren altın dalın yerinde, kuru bir böğürtlen, açılmamış bir çiçek bulmak) insan duygularının bu karmaşası edebiyatın ölümsüzlük iksiridir. Şu an yazdığımız cümlelerden saatler sonra nefret edebiliriz. Yazdıklarımızı silip kimseyle paylaşılamayacak kadar değersiz bulabiliriz. Bu en büyük yazarın da başına gelir, sözcükleri en acemi şekilde biriktirmeye çalışan çaylakların başına da... O yüzden edebi eserlerin beğenilme genelliği diye bir şey söz konusu olamaz. Sadece sürü mantığı ile beğendiğini düşünen insanların genellemesi yapılabilir... Bir eserin vermek istediklerini hayat birikimimizin el verdiği ölçüde alabiliriz. O yüzden de bir okurun bir yazarda bulduğu bir cevher başka bir okur için değersiz bir eşya gibi görünüyor olabilir. İncelemeler de bu konuda yanıltıcı olabilir. Duygulardan yoksun bir şekilde yazabilirsiniz o incelemeleri ayrı tutuyorum. Mekanik, ezberci bir yol ile hissettiğinizi değil de söylenmesi gerektiği ölçüde olanı yazabilirsiniz. Kendinizi katmaz, kaçmayı seçersiniz sonrasında karşınıza bir boy aynası çıkar Avare Kadın'ın aynasıdır bu. "Bu akşam uzun ayna ile karşılaşmaktan, o yüzlerce defa kaçındığım, razı olduğum, kaçtığım, tekrar başlayıp yarıda bıraktığım kendi kendimle konuşmadan kurtulamıyacağım... Çaresiz! Her türlü ricatın ne kadar boş olduğunu önceden duyuyorum." Özenli bir şekilde öznellik ifadesini açığa kavuşturmak istedim. Şimdi Panait İstrati'ye biraz değineyim. Romanya'nın İbrail kentindeyiz. Ortodoks bir köyde İsa'nın dirilişi yortusnun ilk gününü kutluyoruz. Herkesle ve her şeyle bağını koparan bir Angel Dayı'mız var. Ailesine ihtiyaç duymayan aile bağlarını önemsemeyen, acının sadece insanın kendi içinde hissedebilir olduğu bir duygu olduğunu savunan ve her insanın henüz anne karnında mutluluk/mutsuzluk olasılıklarına açık bir şekilde hayata gözlerini açacağına inanan bir Angel Dayı.. Çünkü insan hayatını salt bir duygu ile tamamlayamaz onu biliyor ve onun elinde olmayan koşullardan kaynaklı mahvolan bir hayattan kimseyi sorumlu tutmayacak olduğunu da biliyor. Bugün hayatımın daha iyi oluşu veya en dipte en mutsuz şekilde hissediyor olmamın müsebbibi kimdir? Kader mi, insanlar mı yoksa Tanrı mı? Taşıyamayacağım kadar yük omuzlarıma yüklenince kime güvenip sabredeceğim? Kadere mi? İnsanlara mı? Tanrıya mı? Peş peşe gelen felaketler sonrası onun bir evliya sabrı göstermesini bekleyen kilise ve çevresine şöyle bir cevapla karşılık verecektir Angel Dayı. "Evine gelince, kucağında İsa'sı ve Meryem'i temsil eden etrafı minyatür kilise ile çevrili ikonayı ve Kralla Kraliçenin, bir de veliahdın portrelerini duvardan indirdi. Bir kazma aldı, bahçede bir çukur açtı, onları dibine koydu, üstlerini toprakla örttü." Panait İstrati'nin bu kitabında benim edindiğim mesajların en önemlisi özgür iradeyi ortaya çıkarabilecek olan kesin kararları alabilecek gücü insanın içinde bulabilmesidir. Olumlu veya olumsuz sonuçlanması önemli değildir. Verdiğiniz kararın hepsi sizin olduktan sonra sonuçlarına katlanacak olan da siz oluyorsunuz nasıl olsa. Ablası onu "kan birliği olanların derdi de birdir." diye teselli etmeye geldiği vakit kan birliği yok diye tersleyecek biridir Angel. Ya da papazın onu mübarek paskalya gününde hristiyan olanın verdiği "İsa dirildi" selamını vermediği için yargılarken "İsa'nın dirildiğine inanmıyorum. Ölüler dirilmez" diye yanıtlayacak biridir Angel. Kendi seçimlerinin acısını çekeceğini bilen ve bile bile acı çekmeyi seçen biridir. En azından başkasının iradesinin kontrolünde mutlu gözükmeye çalışan milyarlarca insandan çok daha cesur bir seçim yapmıştır Angel. İkinci bölüme başlamadan ve kendi sahneden çekilmeden önce konuyu Kozma'ya getirecek ve özgürlük duygusunu bir adım daha ileri götürecek İstrati. Kozma bir haydut, zengini hedef alan bir haydut. Kendi seçimi onu nereye götürürse oraya giden biri... "Haklı... ve haksız, hayatın verebileceği...veya veremeyeceği şeyler umurumda değil.Bütün hayat benim yüreğimdir." Aynı yere dönüyoruz. Haklı veya haksız önemli olan kişinin kendi seçimidir. Toplumun, ailenin ya da Tanrının değil. Sana itaat edeceğim diye söz verdiği sevgilisine az bir zaman sonra sözünden cayacak kadar özgür biridir. "Bana itaat vaat ettin, hâlbuki... ... Hâlbuki, alışkın olmadığımdan unuttum." Kozma Öfkelidir de! Benzerliğe öfkeli, düzene öfkeli.. "Hür veya köle, insanlar aşağı yukarı aynı alışkanlık ve hisleri taşıyorlar. Şeytan götürsün hepsini!" İstrati kitapları verdiği mesajları alabilenler için muazzam alamayanlar için de vasat sayılacak metinlerdir. Belki de algılarımıza zıt düşen gönderimleri engelliyor ve farketmeksizin bastırıyoruz. Başka türlü akıllı insan rolünü nasıl devam ettirebiliriz ki? Ama Kozma'nın yaklaştığı gibi yaklaşabilirdik birbirimize ve şöyle sesleniyor olabilirdik karşımızdakine: "Seni deliliğinle, olduğu gibi kabul ediyorum." Ve bir tahtası fazla olan Kozma şöyle tamamlayacak: "Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker, yerlerdeki, küçük bir gayret sarf edilse, çok daha az cinayet ve bunca zevk ve saadet bizi beklerdi." (Adem Yüce)

--reklam--

Angel Dayı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Panait Istrati - Angel Dayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Angel Dayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Panait Istrati Kimdir?

Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.

İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.

Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.

Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.

--reklam--

Panait Istrati Kitapları - Eserleri

  • Akdeniz
  • Arkadaş
  • Baragan’ın Dikenleri
  • Kodin
  • Sokak Kızı
  • Kira Kiralina
  • Angel Dayı
  • Hayat Yollarında
  • Sünger Avcısı
  • Minka Abla
  • Uşak
  • Perlmutter Ailesi
  • İş Bulma Kurumu
  • Keşiş Sofronie
  • Tel Ören İzak
  • Hayduklar
  • Sovyetler 1929
  • Bütün Eserleri 1

--reklam--

Panait Istrati Alıntıları - Sözleri

  • “(...) Hayatta bir çok başlangıç sonuçlardan daha üstündür...” (Hayduklar)
  • “(...) Kadının içten direnci, kaba adamın arzuları üzerinde etkisizdir. O saf bir adamın utangaçlık sıkıntılarının nerede bittiğini, kadınlık onurunun derin tiksintisinin nerede başladığını bilmez. Toprağa hükmeden bu kaba adama her şey mübah gelir...” (Hayduklar)
  • İnsanın kontrole ihtiyacı oldukça toplum adaleti asla ümit edilmemelidir. (Keşiş Sofronie)
  • - İyi ama sen fakirsin, hayatını kazanmak zorundasın. + Zararı yok ; ölmeyecek kadarını mideme vereceğim; kazancımın geri kalan kısmını kitaplara harcayacağım. (Kodin)
  • Çok acı bir şiirim var Onu ölürken de almak istemem ya da Şu kadar söylemek isterdim Ölümümden daha beteri var dünyada (Keşiş Sofronie)
  • -Sen dün sevmiş olduğun şeylerden bugün nefret ediyorsun. -Doğru.. Beni şu gördüğün hâle getiren dün sevmiş olduğum şeylerdir.. (Angel Dayı)
  • O zamandan sonra özgür insanların kaderini esirlerinkine bağlayan hayalden kurtuldum. Hepimiz aynı hamurdan yapılmamışız. Boyunduruk altındayken özgürlüğünü kaybettiğindekinden daha az acı çeken bırak zincire vurulur kalsın: onu zincirden ben kurtaramam. Özgürlük savunulmak ister; kime diş bileyip, kimi daha çok hor göreceğimi bilemiyorum, özgürlüğü kaldıranı mı, yoksa onu savunmaktan korkanı mı? Ben sadece haydutlar için haydutum!.. (Hayduklar)
  • - Sen aptalın tekisin Floritchica, insanlar flütü, köpeği sever gibi sever, ona tasma takmak için, bülbülü sever, kafese koymak için, çiçeği tanrının onu büyüttüğü yerden koparmak için ve de özgürlüğü, onu esarete çevirmek için. Eğer herkes flütü benim gibi sevseydi, o zaman ne haydut, ne poteralar, ne gospodar olurdu, sadece kardeşlik olurdu. Ama şimdi hiçbir yerde kardeş yok. (Hayduklar)
  • İnsanoğlunu allak bullak eden ve büyük mutluluk olan aşkın, hassas yürekli yüce gönüllüler için bir cehennem ateşi olması gerektiği, her kötü kaderin görünmez kitabında yazılıdır. (Tel Ören İzak)
  • Ey erkekler! Dost olabilen kadın, eşlerin en iyisinden üstündür, oynaşın en kösnülüsünden daha yetkindir, onun dostluğu bir erkeğin diğerine göstereceği tüm dostluğu bin fersah geride bırakır; çünkü kadın, bizi besleyen, mutlandıran toprak gibi karmaşık ve her bakımdan zengindir! (Sokak Kızı)
  • "Hiç kimse insanların hepsini sevmez, İsa bile onları öyle safça sevmedi. Biz, çeşitli görünümlerle bize benzeyenleri severiz. Arzularımızı severiz... " (Sokak Kızı)
  • “(...) Sadece nefret etmesini bilen ve sevebilen kimse hayatın tam kıymetini bilir...” (Hayduklar)
  • İnsan, hayatının en kötü zamanlarını bile sanki çiçek tarlası geçermiş gibi atlatır. (Minka Abla)
  • “Hiçbir eksiğiniz yokken erdemli olmak kolaydır..” (Akdeniz)
  • "Burada amaç, bir şeyler elde edip bir doyuma ulaşmak değildir, yaşamın çağrısına uygun olarak mücadele etmenin bizzat kendisi bir tatmin, bir arzulanana ulaşma hayalidir." (Minka Abla)
  • Çocukluktan çıktı mı insan canavar kesilir: ikiyüzlülükle başka bir kalıba girerek hayatı inkar eder. (Hayat Yollarında)
  • İnsanın söyleyecek bir şeyleri ve bunu söylemeye yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur. (Uşak)
  • Bak yavrum, suçlunun tek bir günahı vardır: işlediği suç, suçlayanınsa günahı sayısızdır. (Kodin)
  • Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker. (Angel Dayı)
  • İnsan ödlektir. O, hayata sarılmadığı zaman hayat ona sarılır. (Sünger Avcısı)