Kitap Künyesi

Yazar: Carlos Fuentes

Çevirmen: Seçkin Selvi

Orijinal Adı: La Muerte De Artemio Cruz

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750708473

Sayfa Sayısı: 308

--reklam--

Artemio Cruz'un Ölümü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Meksika Devrimi’ne, toprakların köylülere dağıtılması uğrunda savaşan, idealist bir genç asker olarak katılan Artemio Cruz, devrimin giderek yozlaşması sonucunda zengin bir toprak ağası olup çıkmıştır. Ailesine, sevgililerine ve eski yoldaşlarına ihanet etmiş, devrim sırasında devirmek için savaştığı kendini beğenmiş, ilke kural tanımaz zorbalardan biri olmuştur. Yıllar sonra, ölüm döşeğinde, tüm bir yaşamı gözünün önünden geçecektir...

Carlos Fuentes, başyapıtlarından biri sayılan Artemio Cruz’un Ölümü’nde, tek bir kişinin yaşamından geçerek yalnızca Meksika Devrimi’nin değil, tüm bir 20. yüzyıl Meksika’sının yazgısını anlatır, modern Meksika’nın sarsıntılı ruhuna doğru derin bir yolculuğa çıkarır okurlarını. Kurgusu, örgüsü ve üslubuyla tam bir usta işi olan Artemio Cruz’un Ölümü’nü Seçkin Selvi’nin Türkçesiyle sunuyoruz.

--reklam--

Artemio Cruz'un Ölümü Alıntıları - Sözleri

  • Herkes kendi derdini bilir.
  • Yaşamak ayrılıklara varmaktır.
  • (...) her kuşağın kendin­den önceki efendileri yıkıp, yerine onlar kadar haris, onlar kadar açgözlü yeni efendiler geçirdiği talihsiz ülke.
  • Yanımdan geçip gitseydin, ya­şamımın boşa gideceğini sezdim.
  • "Zaman zaman düşünüyorum da, kan dökülmedikçe, ölüm olmadıkça umutsuzluğa düşüyoruz, sanki ancak idam mangaları ve ölümle kuşatıldığımız zaman yaşadığrmızı an­lıyoruz gibi geliyor bana," diye sözünü incelikle sürdürdü ihtiyar. ''
  • Çünkü neydim ne oldum demeye başladığından bu yana; kaliteli kumaşın tene değişindeki yumuşaklığı, iyi içkinin tadını, pahalı kolonyaların kokusu­nu, yani son yıllarda senin tek ve başkalarından kaçırılmış zevklerin olan şeyleri öğrenmeye başladığından bu yana; evet o zamandan beri, senin onlardan biri olmanı engelleyen coğrafi yanlışlığın acısını duydun. Onların etkinlikleri­ne, konforlarına, sağlık koşullarına, güçlerine, iradelerine hayransın; ve çevrene bakıyor, hiçbir şeyi olmayan bu yok­sullaştırılmış ülkenin yetersizliğini, sefaletini, pisliğini, güçsüzlüğünü, cılızlığını ve çıplaklığını dayanılmaz bulu­yorsun. İçin sızlıyor, çünkü ne kadar çabalarsan çabala, olsa olsa onların silik bir kopyası, bir özentisi olmaktan öteye geçmeyeceğini biliyorsun. Çünkü ne yaparsan yap -itiraf et ki- en mutlu ve en sıkışık anlarında dünyaya bakışın hiç onlarınki gibi yalın olabildi mi Hiçbir zaman olmadı. Hiç­bir zaman olayları siyah-beyaz, iyi-kötü, tanrı-şeytan çerçevesi içinde görmedin. İtiraf et ki, sana başka türlü de gelse, her zaman siyahın içinde karşıtının zerresini buldun; gad­dar olduğun zaman kendi acımasızlığında bile birazcık ol­sun sevecenlik yok muydu? Her aşırılığın, karşıtını da içer­diğini bilirsin: gaddarlık; şefkat; yiğitlik, korkaklık; yaşam, ölüm. Bugün geldiğin noktadaki, vardığın yerdeki ve yaşa­dığın geçmişteki, sen, neredeyse bilinçsiz bir biçimde bunu biliyorsun ve bu nedenle de, bunu bilmeyen onlar gibi ola­mazsın hiçbir zaman. Rahatsız mı ediyor bu seni? Evet, te­dirgin ediyor. Bu iyi, şu da kötü diyebilmek ne kadar rahat.
  • Nefret, özen gösterilmeyi, üzerine titrenmeyi gerektirmez. Öylece kendi kendine yeşerir.
  • İnsan sesi olmaktan çıkmış, iktidar ve kişisel çıkar sesi olmuş buz gibi bir sesle denilecek ki: Kendi çıkarımızla uyuştuğu sürece, ülkemiz için en çıkarlı olabilecek şeyi isteriz; aklımızı kullanıp ilerleyelim; olanaksıza heveslenmeyip gerekli olanı yapalım; sonradan zulmü ve baskıyı önleyebilmemiz için şimdi ne kadar zulüm ve baskı yapılması gerektiğine bugün burada karar verelim; refahı, halkın ancak koklayabileceği kadar gıdım gıdım dağıtalım: Devrim bugün onları doyurmaya yeter, ama yarın daha fazlasını, daha çoğunu isteyebilirler, her şeyi şimdiden verirsek, o zaman verecek neyimiz kalır? Canımızdan başka neyimiz kalır ve eğer kahramanca ölümlerimizin yararlı meyvelerini toplayacak kadar yaşamayacaksak, neden ölelim? Biz insanız, şehit değil; iktidarı elimizde tutarsak, hoş görmeyecekleri şey yoktur; ama iktidardan düştüğümüz anda anamızı bellerler; yarını düşünün, genciz, silahlı devrimin başarısıyla anlı şanlıyız; peki niçin savaştık, açlıktan ölmek için mi? Gerekli olduğu zaman zor kullanmak haklılık taşır; iktidar paylaşılamaz.
  • Hak, adalet! Kimin adına, kime, ne kadar süreyle? Herkes yaşamdan nasibinin yazgısal olduğunu bir anlayıp da, toprak çalarak, borçlarını inkar ederek, gözünü hırs bürüyerek bu yazgıdan kaçınabileceğini sanmasa, yaşam herkes için ne güzel olabilirdi...
  • (..) yaşamak, Tanrı'ya ihanet etmektir; yaşamla ilgili her davranış, canlı varlıklar olduğumuzu kanıtlayan her davranış, Tanrı'nın buyruklarına karşı gelmeyi gerektirir.
  • Belki anılar gerçekten yaşamı uzatabilir.
  • Zaman zaman düşünüyorum da, kan dökülmedikçe, ölüm olmadıkça umutsuzluğa düşüyoruz, sanki ancak idam mangaları ve ölümle kuşatıldığımız zaman yaşadığımızı anlıyoruz gibi geliyor bana.
  • İyi yanlarının ve kusurlarının belirmesini başkalarına bırakacaksın.
  • Hep yaşayıp gidiyoruz, çünkü sağ kalmayı öğrendik.

--reklam--

Artemio Cruz'un Ölümü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Meksikalı yazar Carlos Fuentes’in başyapıtlarından sayılan romanı Artemio Cruz’un Ölümü, ölüm döşeğindeki bir adamın sayıklamalarıyla başlıyor -ki bu kısmı bana çok sevdiğim Mezarımdan Yazıyorum’u anımsattı- ve parça parça geri dönüşlerle karakterin hayatının anlatımıyla devam ediyor. Arka planda elbette sömürülerle dolu Meksika tarihi ve amacından sapan Meksika Devrimi’nin olduğu romanda birçok farklı yazım tekniği kullanmış Fuentes ki bu konuda meşhur Citizen Kane filminden etkilenmiş. Roman boyunca ölüm döşeğindeki Artemio’nun son anlarında aklından geçenleri birinci tekil şahıs anlatımıyla okuyoruz. Arada bu anlatım bölünüyor ve bu kez Artemio’nın hayatının farklı dönemleri üçüncü tekil şahıs anlatımıyla sunuluyor. Bunun yanında her bölümde belli karakterlerin iç dünyasını bilinç akışı tekniğiyle yansıtmış Fuentes. Özellikle yazardan okuduğunuz ilk kitapsa bu nedenlerle biraz afallayıp zorlanabileceğiniz ama dikkatinizi yoğunlaştırınca inanılmaz keyif alarak okunan bir roman. Fuentes’in kalemi çok güçlü; kitap, hem muazzam bir siyasi dönem romanı hem de aşk, ölüm, hayat, zaman, pişmanlık gibi birçok kavramı muhteşem tespitlerle irdeleyen ve okurda dönüp dönüp tekrar okuma isteği uyandıran çok zengin bir edebi dille kaleme alınmış, okuru edebiyata doyuran bir eser. Yazarın metaforlarını, öfkesini dahiyane bir şekilde yer yer iğneleyici yer yer trajikomik bir tarzda aktarışını ve dili kullanışını çok beğeniyor, kültürel, tarihi ve siyasi birikimiyle zekasına ayrıca hayranlık duyuyorum. Artemio Cruz’u da çok ama çok severek okudum. Latin Amerika edebiyatından hoşlanan herkes Fuentes ile mutlaka tanışmalı. (İpek Dadakçı)

#1001kitap~~~ ~FuentesCümleleri~: Carlos Fuentes ile tanışma kitabım olan 'Artemio Cruz'un Ölümü", Latin Amerika romanının zirvesi olarak da görülüp yazarın belli derecede "Döşeğimde Ölürken" etkisi altında yazdığı fakat Fuentes’in özgünlüğünde 1kitap diye nitelendirilmektedir... Artemio Cruz ölüm döşeğindeyken kendi ve etrafındakilere sadece zihinsel tepkiler vererek ve geçmişi hatırlayarak geçen sürede oluşan düşünsel olaylar anlatılmaktadır... Meksika üzerinden siyasi ve ekonomik durumlar ile olayları 1-1ine bağlayan geçmiş ve şimdi arasindaki yaşanmışlıkları anlatan Artemio Cruz, 71 yaşında toprak ve gazete sahibi olup ölmek üzeredir. Hikayenin nerdeyse 1çok yerinde kızı ve karısıyla karşılıklı nefret ilişkisi göze çarpar ve onların tek istedikleri vasiyetinin yerini öğrenmek (hayata ve insanlara yapılan 2yuzluluk tiksindirici) Artemio Cruz’un eşinin kardeşinin ölmesine neden olup, zengin 1 toprak sahibi olur. Hayatını tamamen mal mülk ve mevki elde etmek için yaşayan Cruz’un hırsı oğlu Lorenzo’nun da ölümüne neden olur... Carlos Fuentes, Artemio Cruz’un kişiliği, hayat hikayesi ve verdiği detaylarla Meksika politik tarihini anlatır gibi.. Devrim ve Devrim sonrası olaylarda kazanan kaybeden yaklaşımı ve eşiyle ya da çevresindeki ilişkileriyle aklından geçen olaylardaki iç muhasebesi benim için kitabı efsane yapan unsurdur... Latin Amerika tarihinden buna benzer olaylar ve durumların anlatıldığı 1 çok kitap olsa da, nerdeyse kitabın her sayfasinda beni kendine bağlayan 1 cümle yada 1 olay olmuştur... "Artemio Cruz'un Ölümü" ölmeden önce okunması gereken #1001kitap arasında olup çok çok severek okuduğum kitaplar arasinda yerini almıştır... Bence iç muhasebe ve etrafinda gelişen olayların anlatımı efsaneydi, kendimce kesinlikle tavsiyemdir, yine okumama vesile olan ey kitap dostu teşekkürler ... "... Zenginliklere sahip oldu mu her şeye sahip olduğunu sanan insanın anısı ne acıdır..." (Ayşe...)

Carlos Fuentes Artemio Cruz 'ün Ölümü: İlk Caros Fuentes deneyimim. Eserin yarısını geçmiş bulunuyorum. Hızlı ilerleyen bir akış yok. İlk sayfalarda olayı anlamaya, biraz da tahmin etmeye çalıştım. Kişilerin kim oldukları, baş karakter Artemio Cruz ile olan ilişkilerini çözmeye çabaladım. İtiraf etmeliyim ki şiirsel bir dil ve duyulmadık orjinal benzetmeler, gerçekten ayırt edilemeyecek kadar canlı tasvirlerle dolu. Şunu da söylemeliyim: Bu eserdeki Artemio, Juan Rulfo'nun Pedro Paramo'sunun masaya serilmiş ve otopsisi yapılan kadavrası gibi geldi bana. Pedro Paramo, çok daha zor ve destansıydı. Diyaloglar ve anlatı, tamamen meçhul bir karakteri, üçüncü şahısların ağzından hikâye ediyordu. Burada ise anlatıcı, bizzat Artemio. Artık tamamen ölüme yaklaşmış, hatta ölüme yatmış Artemio'nun pişmanlıkları, iç hesaplaşmaları, geçmişin görkemine ve geçmişteki gücüne duyduğu özlem, son anlarında, tamamen maddi nedenlerle çevresini saran yapmacık fırsatçılar hakkındaki gerçek düşünceleri, gerçek aşkına duyduğu yakıcı hasret, latin Amerika gerçekliğini oluşturan sermaye, emek sömürüsü, binbir türden gasp, vurgun, mala ele koyma, haksız zenginleşme ve halkın kabullenilmiş çaresizliği, işte bu harika eserde, uyumayla uyanıklık arasında hayaller gören Cruz 'ün dilinden anlatılıyor. (Zeibek Tenhauser)

--reklam--

Artemio Cruz'un Ölümü PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Carlos Fuentes - Artemio Cruz'un Ölümü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Artemio Cruz'un Ölümü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Carlos Fuentes Kimdir?

1928’de Panama’da doğdu. ABD’de Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde ders verdi; çok sayıda roman, kısa öykü, deneme, tiyatro eseri ve senaryo yazdı. Bir süre Meksi­ka’nın Fransa büyükelçiliğini yaptı. Fuentes’in romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra, Venezuela’da Romulo Gallegos Ödü­lü’nü kazandı. 1987’de, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü’ne değer bulundu. 2012’de hayatını kaybeden Fuentes adına devlet tarafından ödül konuldu. Her yıl yazarın doğum gününde (11 Kasım) verilen ödülün ilk sahibi, Mario Vargas Llosa’dır.

--reklam--

Carlos Fuentes Kitapları - Eserleri

  • Aura
  • Terra Nostra
  • Körlerin Şarkısı
  • Artemio Cruz'un Ölümü
  • Diana
  • Kaygı Veren Dostluklar
  • Koca Gringo
  • Doğmamış Kristof
  • Cennet'teki Adem
  • Edebiyata Övgü
  • İnez'in Sezgisi
  • Deri Değiştirmek
  • Friedrich Balkonunda
  • Yanık Sular
  • Bütün Mutlu Aileler
  • Sefer
  • Kartal Koltuğu
  • Kutsal Bölge
  • Laura Diaz'lı Yıllar
  • Kendim ve Ötekiler
  • Cam Sınır

--reklam--

Carlos Fuentes Alıntıları - Sözleri

  • ''En sonunda aydınlığa, gün ışığına kavuşmuş gerçek yaşam, tastamam yaşanmış biricik yaşam edebiyattır.'' (Edebiyata Övgü)
  • ...Ve 1erke­ği en çok meraklandıran, en çok heyecanlandıran şey, kendisinden daha iyi sır tutan 1kadındır... (Diana)
  • Düşün bir Luisito, bir düşün, köpekler birbir­lerini anımsasalardı ne olurdu? (Yanık Sular)
  • ...İspanyol olduğundan iletişim kurmamız kolaydı. Yalnızca dil açısından değil, onu ilk gördüğümde sezdi­ğim sonra da doğruladığım 1nitelik yüzünden. Hareket edişini izlediğimde -eline ayağına tezdi, kas bağları belir­gindi, o dönemin kent işçisi üniforması olan etek-bluz- marka giyerdi hep, ama 1çift kaslı, güçlü, kalın bilekli İspanyol bacaklarına sahipti Azucena’nın meşinimsi gö­rünümünün gerisindeki köylü kökeni görebiliyordum. Her şeyin üstünde 1çalışma geleneği vardı, yalnızca ahnteri değil, yapılan işten duyulan gurur vardı. Bu ka­dın, her yaptığından gurur duyuyordu... (Diana)
  • "Şimdi birlikte ,yalnızdınız ama bağlıydınız" (Deri Değiştirmek)
  • ...Geçmiş, taşımak zorunluluğunu duyduğu yerine getirilmemiş 1vaatti, başarısız olsa bile... (Diana)
  • politi­kayla uğraşıyorsan, ortada yazılı belge bırakmayacaksın. (Kartal Koltuğu)
  • Kaosa ahenk katabilmek için bıçak sırtında kurmuş olduğu müzikal denge.. (İnez'in Sezgisi)
  • Gerçeklik kötü bir düştür. (Terra Nostra)
  • ... bilmezler ki yalnızlıkta günah işlemeye daha yatkındır insan. (Körlerin Şarkısı)
  • "Peki ya dünya, dünya konusunda ne düşünüyorsun yüce cücem?" "Birileri anlatınca cennet, kendin yaşayınca cehennem. Ben sana derim, dünya. Sen anlarsın, evren." (Doğmamış Kristof)
  • İyi bir dinleyiciden daha doyurucu bir şey yoktur dünyada (Kartal Koltuğu)
  • Amerika Birleşik Devletleri'nde Nixon, Meksika'da Diaz Ordaz, İtalya'da Berlusconi, Almanya'da Hitler, Rusya'da Stalin; gerçi bu son ikisi kötülüğü kudrete, ötekiler de eski sefil haline dönüştürüyorlar... Bu olayları incele, sevgili Nicolas. Erdemli bir yol tutmak istiyorsan, aşırı uçları öğren aşkım. (Kartal Koltuğu)
  • Benim alıntılarımdan hoşlanmadığını söylüyorsun değil mi ? Öyleyse sen kendi alıntılarını yap ,ben kendiminkileri .. (Deri Değiştirmek)
  • İfademi mazur gör patron, ama bu hanım yüzün­den kendimi eli ayağı tutmaz bir ihtiyar gibi hissediyo­rum. (Kaygı Veren Dostluklar)
  • ulaşılması olası mutluluk; kimi zaman kasvetli kimi zaman komik aile sıcaklığı mıydı? edilgin ve mutlu ya da etkin ve mutsuz bir aile böyle mi oluyordu? sıkıcı olduğu için mi kusursuzdu aile yoksa kusursuz olduğu için mi sıkıcıydı? yoksa hepsi istisnasız kabul edilmiş, edilebilir bir simgenin parçaları mıydı, hep eksik olan ama aynı zamanda hep bütün olan mutluluktan, hak ettikleri mutluluktan paylarına düşenin parçaları mıydı? hem eksikti hem bütündü mutluluk çünkü mutlak bir sınırdı ölüm, ne göçebeydi ne bulanık ve kimse ardında kötü, yıkılmış, kederli aileler bırakarak göçüp gitmeye hazır hissetmezdi kendini. (Bütün Mutlu Aileler)
  • Eser hem kendi evreninin hem de kendi anlamının efendisi olmuş ve her iki durumda da hem yaratıcısına hem de yorumcusuna karşı zafer kazanmıştı. (İnez'in Sezgisi)
  • Dün gitti. Yarın henüz gelmedi, bugün bir an duraklamadan geçip gidiyor; Ben bir Vardım, bir Olacağım, bir de Yorulmaktayım... (Diana)
  • Ayrılık, biraz ölmektir (Laura Diaz'lı Yıllar)
  • Benim sana anlatmak istediğim bu zamanın, senin ve benim bugünümüzün çoktan yaşanıp bittiği. Bu bir yineleme. Etraftaki dekorlar değişebilir. Ama bu zaman sadece yineleniyor. Bugün dün mü yaşanmıştı? Evet; çünkü zaman senin inandığın gibi çizgisel değil. Zaman dairesel. Bir bengi dönüş yaşıyoruz. (Friedrich Balkonunda)