Kitap Künyesi

Yazar: Halil Cibran

Çevirmen: Eyyüp Tanrıverdi

Çevirmen: Muammer Sarıkaya

Orijinal Adı: El-Ervahu'l-Mütemerride الأرواح المتمردة

Yayın Evi: Kaknüs Yayınları

İSBN: 9789756698327

Sayfa Sayısı: 112

Asi Ruhlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cibran henüz 25 yaşındayken 1908 yılında New York’da yayınlanan dört öykülük bu kitap gelecekte Ermiş gibi bir başyapıt çıkaracak olan yazarın dünyaya bakışı, eserlerinde işlediği konular ve tarzını açığa vurmaktadır.

Kitaptaki öykülerde Cibran, toplumdaki ikiyüzlülüğü şiddetle eleştirir, geleneksel toplumlarda kadının sokulmaya çalışıldığı dar kalıba karşı çıkar, devlet yönetiminin ahlaki temellerini sorgular, anavatanı Lübnan’daki atalardan yadigâr âdetleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne serer, Hıristiyanlığa gerçek bir aşkla gönül vermiş biri olarak Kilise’nin kendisine yönelttiği asılsız suçlamalara karşı çıkar.

Kiliseyle ilgili olan özelliğinden dolayı muhafazakâr çevrelerde tepkiye yol açan kitabın yayınlandığı tarihte Mısır ve Suriye’de yasaklanması söz konusu olmuştur.

Edebi açıdan değerlendirildiğinde, Arap dilinde yazılmış romantizm akımının ilk örneklerindendir. Öykülerde Cibran’ın başkaldıran ruhu ve metafizik eğilimi kendine özgü bilge anlatımıyla bütünleşmektedir.

Asi Ruhlar Alıntıları - Sözleri

  • "Ne suçlu suçlular tarafından yargılanabilir, ne de günah işleyen kendini günahkarların önünde savunabilir."
  • Domuzlar güzel kokudan anlamaz.
  • — Ey insanoğlu! Dünyadan nasibin kabir karanlığı, sakın ola aydınlığı umma!
  • Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir.
  • Işığıyla ozanlara ilham veren ay, aynı ay değil mi gelgitlerle suların sükunetini alt üst eden?
  • Bugün ruhum saf ve temiz ama onların gözünde kirlenmişim çünkü onlar ruhu bedenin eylemleriyle yargılar,maneviyatı maddeyle ölçerler.
  • Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz.
  • Insanlar sessizliğin anlattıklarını anlayabilselerdi, ormandaki vahşi hayvanlara değil, Tanrıya daha yakın olurlardı.
  • Kadının mutluluğu ne erkeğin onur ve otoritesi ne de cömertlik ve yumuşaklığıdır.Aksine gerçek mutluluk ,ruhları birleştiren, kadının sinesine erkeğin duygularını akıtan, hayat yolunda ikisini tek bir parça, Tanrının iradesiyle tek bir varlık yapan sevgidir.
  • Seni basiretsiz zındık !
  • Yüreğini kafes, ruhunu ona yuva edersin...
  • Tanrı insanın bedbaht olmasını istemez,.Çünkü Tanrı insanın mutluluğundan şeref duyar.
  • Sesimize kulak ver ve bizi duy ey özgürlük!
  • Zira susmam duygularımı kurutmuştu.
  • Bedenlerinizi öldürüyormuş gibi yapıp ruhlarınızı öldürüyorsunuz.

Asi Ruhlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Halil cibran, Kuzey lubnan’ın yemyeşil otlarla kaplı dağlık bölgesinde itibarlı dini bir geçmişe sahip, sorumsuz ailenin reisi tarafından sefalet ve yoksulluğa terkedilmiş, Hristiyan Maruni mezhebine bağlı bir ailenin her zaman düşünceli ve içe kapanık çocuğuydu. Cibran, Ailesinin yoksulluk koşullarından dolayı sanat ve edebiyatın heyecan dolu dünyasını keşfeden tek üyesi olabilmişti. Derinden bağlı olduğu kız kardeşlerinin Mali sıkıntı ve Ortadoğu gelenekleri nedeniyle okula gidememeleri zihninde ve ruhunda duygusal etki bırakarak daha sonra ki dönemlerde kadınlara özgürlük çağrısında bulunarak, “VERDE EL- HANİ” gibi evli bir kadının kocasından kurtuluşunu dava edinerek betimlemesine, sefalet ve kölelikten özgürlük çağrısında bulunarak, feodal ağaların gaddarca haksızlıklarını ortaya döküyor. Din adamlarının sert ve olumsuz eleştirileri onu hükümet nezdinde sansür ve aforoz edilme düşüncesiyle endişelendirmiştir. Nitekim, Yaşamının sonraki evrelerinde kadınların özgürlüğü ve eğitimi davasında öncülerden biri olacak ve güçlü, iradeli, entelektüel ve bağımsız kadınları çevresinde toplayacaktır. “Rüzgarın okşamasıyla özgürlüğün önünde mutlu olan bu ağaçlar ve güneşin ve ayın ışınlarıyla onun görkemi önünde onurlanır. Özgürlüğün kulaklarına kuş sesleri dolar ve etekleri esintilerle dalgalanır. Özgürlüğün havasına bu çiçeklerin nefeslerindeki güzel kokular saçılır ve gözlerinin önünde sabahın gelişi gülümser. Bütün bunlar dünya hayatında doğanın yasasıyla olur, özgürlüğün şerefi ve neşesi bu yasanın doğasıyla yayılır. Bu mutluluk sadece insana yasaklanmıştır, çünkü insan kendi yaptığı dünyevi yasalarla ölümsüz ruhunu bağlamaya kalkar. O, bedenini ve ruhunu merhametsizce yargılar, sevgisini ve arzusunu karanlık zindan duvarların ardına kapatır, yüreğine ve aklına derin bir mezar kazar. Eğer biri kendini toplumdan ve yasadan ayırırsa insanlar onun ve onun gibilerin bir asi ve aralarından kovulmayı hak eden kötü biri olduğunu söylerler; düşmüş. Kirli ve sadece ölüme yakışır biri… insan sonsuza kadar kendi koyduğu yasanın kölesi olarak mı kalmalı, yoksa ruh adına ruh’u yaşatmak için günlerini özgürleştirilmeli mi? Yere bakmaya devam mı etmeli, yoksa dikenlerin ve kafataslarının üstüne düşen gölgesini görmesin diye gözleriyle güneşe mi bakmalı?” İnsanın en keskin duygularından biridir isyan. Kimi aşk için, kimi hak için, kimi özgürlük için, kimi de adalet için başkaldırır. Yaşamla sorunu olmayan insanın yapacağı iş değildir, isyan etmek. Bir derdi olmalı isyan edenin. Özgürlük çağrısının lideri; Halil CİBRAN- asi ruhlar (İbrahim Halil Akgüç)

Halil Cibran'ı bu kitabıyla tanıdım. Ve sadece okumadım okurken düşündüm düşünürken okudum. Ataerkil toplumların kadına biçtiği yada kadını nereye koyduğu/konumlandırdığına dair kısa ama etkili bir eser Halil Cibran'ın "Asi Ruhlar"ı. 4 hikâyeden oluşuyor beni en çok etkileyen girişteki Verde el-Hani adındaki akıllı bir kadının öyküsünden bahsetmek istiyorum. Öyküye girişte bahtsız bir adam ve kadın resmi çiziyor yazar. Bu, içinde olduğumuz hiç yabancılık çekmeyecegimiz bir resim.(Spoiler vermemek adına yüzeysel geçeceğim). Daha sonrasında bu toplumdan "Atalarının hayaletleri hâlâ bedenlerinde yaşıyor" diyerek yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen toplumun kadını aşağılama hatta yeri geldiğinde saldırıya varan şiddet, çirkin yakıştırmalar gibi konularda hiç değişme olmadığını anlatıyor. Elbette kadın demişken evlilikten bahsetmemek olmaz. Yazarın deyimiyle evlilik "evlenince vücutta birleşip ruhça birbiriyle savaşanlar"! Neden böyle peki?! Kadının yahutta çocukluktan yeni çıkmış bir genç kızın etrafı değerli (!)altın ve kumaşlarla sarılıp bir adamın yanına verilen; adam da bu değerli eşyaları vermekle kendine verilen sorumluluğu yerine getirdiğini düşünüp bu şekilde yuva (!) kurduklarını düşünen toplum elbette sonunda birer savaşçı kesiyorlar. Ama Verde kalbine düşen ilk defa tattığı o sevgiyi,aşkı görüp ruhunu doyuran bu duyguya ihtiyacının olduğunu hatta bu olmadan o değerli kumaşların pahalı mücevherlerin bir anlamının olmadığını anlayıp toplumun baskısı ve küçümseyişini gözardı ederek kendini aşkın ve huzurun kollarına atıyor. Mücevherleri ve pahalı kumaşları yok ama 2 bedenin tek bir ruh olduğu yuvası var artık. İşte kalabalığın arasından sürülen Verde yanlışlığa baskıya isyan eden asi ruhlardan oluyor Halil Cibran'ın kalemiyle. Etkileyici anlatımıyla ben büyülendim tavsiye ederim. (Sümeyye)

Merhaba Arkadaşlar Halil Cibran hayranı olarak Tüm eserlerini okumaya gayret ediyorum. Elhamdülillah Seti bitirmek üzereyim. Yazarın tüm eserlerini mavi çatı yayınlarından aldım. Her kitabın giriş kısmında Sayfa 50'ye kadar Yazarın hayat hikayesi yer alıyor. Sette sadece bir kitapta hayat hikayesi yer almış olsaydı daha iyi olurdu. Asıl sizinle paylaşmak istediğim "Asi ruhlar" adlı kitabın tüm içeriği Mezarlar ne söyler kitabında mevcut. Kısaca aynı yayın evi tarafından Farklı isimlerle basılmış 2 kitap "Asi ruhlar" ve "mezarlar ne söyler" Çok az tercüme farkı var. Başlıklar değiştirilmiş. Halil Cibran seti almak isteyenler mavi çatı yayınlarından almasalar çok daha iyi olur. Başka yayınlardan almaya gayret edin. (Amine Demir Gülsever)

Kitabın Yazarı Halil Cibran Kimdir?

Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.

1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.

Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.

Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.

Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.

Halil Cibran Kitapları - Eserleri

  • Ermiş
  • Fırtınalar
  • Ermişin Bahçesi
  • Asi Ruhlar
  • Kum ve Köpük
  • Aforizmalar

  • Vadinin Perileri
  • Rüzgar Gülü
  • Gönlün Sırları
  • Bilgelik Kitabı
  • Bütün Eserleri - 2
  • Bütün Eserleri - 1
  • İnsanlık Yalnızlığında Oturur

  • Umutsuz Aşık
  • Bilgelik ve Erdem
  • Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm
  • Mezarlar Ne Söyler?
  • Haberci
  • Aşk Mektupları
  • Meczup

  • Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır
  • Gezgin
  • Kendimle Konuşmalar
  • İnsanoğlu İsa
  • Lazarus ve Sevgilisi
  • Dost Mektupları
  • Sevgili Ermiş

  • Kabuklar ve Özler
  • Yeryüzü Tanrıları
  • Cibran Neden Evine Gidemedi?
  • Ermiş - Gezgin
  • Gece ile Sabah Arasında
  • Usta'nın Sesi
  • Derin Akıl ve Derin Yürek

  • Bütün Eserleri
  • Öz
  • Kırık Kanatlar
  • Musiki
  • Sus Kalbim
  • Ben Bir Sisim
  • Kum ve Köpük - Avare

  • Şeytan
  • Seçme Eserleri
  • Medcezir
  • Cibran'ca 3: Şeytan - Deli
  • Kafir Halil
  • Reenkarnasyon Öyküleri
  • Gavur Halil - Deli

  • Felsefi Öyküler
  • Halil Cibran Seti
  • Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar
  • Şairin Ölümü Hayatıdır
  • من به خوشبختی شما اهمیت می دهم
  • Vadinin Perileri

Halil Cibran Alıntıları - Sözleri

  • Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de. (Meczup)
  • Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir . (Vadinin Perileri)
  • "Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var içimde ve orada oturan için benim tek başınalığım kalabalık bir pazar yeridir ve sessizliğim seslerin bir karmaşasıdır." (İnsanlık Yalnızlığında Oturur)
  • Bunlar kelimelere dökülenlerdi. Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı. Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı… (Ermiş - Gezgin)
  • Fırtınalar ve karlar çiçekleri öldürebilir fakat çiçek tohumlarını öldüremezler. (Mezarlar Ne Söyler?)
  • - Nereye ilkbaharım, nereye? (İnsanoğlu İsa)

  • Dün, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi bana. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. (Ben Bir Sisim)
  • Ve zaman da, tıpkı sevgi gibi bölünemez ve ölçülemez değil midir? (Derin Akıl ve Derin Yürek)
  • “Bir kadını anlayabilecek veya bir dahiyi açıklayabilecek veya bilimin sırrını çözümleyebilecek biri işte o kişidir, güzel bir düşten uyanıp, bir kahvaltı sofrasına oturan.” (Kum ve Köpük)
  • "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir." (Bilgelik Kitabı)
  • Delillerimi dinleyin. Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir. (Gavur Halil - Deli)
  • Bu, ölümün pençeleri arasındayken hayata döndüğünü hisseden bir insanın, ümitsizliğe düştükten sonra ümitlenen kişinin bakışıydı. (Kafir Halil)
  • Bizler bu dünyaya aşağılık birer sürgün olarak gelmedik. Aksine hayatın güzelliklerini, gizemlerini öğrenmek, ölümsüz evrensel ruha ibadet etmek ve bedenlerimizin sırlarını araştırmak için cahil birer çocuk olarak geldik. (Mezarlar Ne Söyler?)

  • "Her birimizin bir yerlerde mutlaka dinlenecek bir yerleri olmalı, sevgili Mary. Benim ruhumun dinlenme yeri, içinde senin üzerine edindiğim bilginin yaşadığı güzel bir koruluk." (Sevgili Ermiş)
  • Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz. (Asi Ruhlar)
  • Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.. (Halil Cibran Seti)
  • "Hatırlamada mesafeler yoktur; sadece farkında olmadan ne sesinin ne de gözlerinin daraltacağı bir uçurum vardır." (Bütün Eserleri - 1)
  • Bilmez misin ki ruhun, hayalinde aşamayacağı hiçbir uzaklık yoktur? Ve bu uzaklığı aştığın zaman ruh bir uyuma kavuşur. (Ermişin Bahçesi)
  • *İnsanın hayal gücü ile hedefledikleri arasında bir uçurum vardır. Ve bu uçurum ancak tutkuyla aşılabilir. (Bütün Eserleri - 1)
  • " Ne kadar yaşam eder bu para! " (Rüzgar Gülü)