Kitap Künyesi
Yazar: Jonathan Safran Foer
Çevirmen: Algan Sezgintüredi
Orijinal Adı: Extremely Loud And Incredibly Close
Yayın Evi: Siren Yayınları
İSBN: 9786055903053
Sayfa Sayısı: 394
--reklam--
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman."
-The New York Times-
11 Eylül'de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?
Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass'ın Teneke Trampet'inden, Paul Auster'ın Ay Sarayı'ndan ve Italo Calvino'nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika'da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.
"O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. "Hangi mesele?" "Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi." "Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü'nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?" demişti. "Muhtemelen susuzluktan ölürdüm," demiştim. "Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?" demişti. "Bilmem. Ne?" demiştim. "Düşün bakalım," demişti. Düşünmüştüm. "Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi." "Ki o da Sahra'yı değiştirdiğin anlamına gelirdi." "Yani?" "Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!" "Doğru!" demiştim yerimde doğrularak. "Sahra'yı değiştirdim!" "Anlamı?" demişti. "Ne? Söyle." "Eh, Mona Lisa'yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum." "E?" "Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti" "Hı-hı?" "Ama yaptın. Yani?" Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: "İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!" "Doğru." "Evreni değiştirdim!" "Değiştirdin." "Ben, Tanrı'yım!" "Sen ateistsin." "Ben, yokum!" Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük."
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.
"Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz."
- Philadelphia Inquirer-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın Alıntıları - Sözleri
- . Kendinizi mutluluktan korumadan üzüntüden koruyamazsınız. ...
- Şöyle yazmıştı: Keşke yeniden bir kız çocuğu olabilsem, hayatımı bir daha yaşayabilsem. Gerekenden çok daha fazla acı çektim. Ve yaşadığım sevinçler her zaman sevinçli değildi. Farklı yaşayabilirdim. Senin yaşındayken dedem bana bir yakut bilezik almıştı. Çok büyüktü ve kolumda aşağı yukarı kayıp duruyordu. Neredeyse kolye gibiydi. Dedem daha sonra kuyumcuya özel olarak böyle yapmasını söylediğini anlattı. Bileziğin büyüklüğü sevgisini simgeleyecekti. Ne kadar yakut, o kadar sevgi. Ama rahat takamıyordum bileziği. Hiç takamadım. İşte söylemeye çalıştığım şeyin özü bu. Bugün sana bir bilezik vermeye kalksam, bileğini iki defa ölçerdim.
- Hiçbir şey hem gerçek hem güzel değildir.
- Hiçbir şey hem gerçek hem güzel değildir.
- Sevdiğimi kaybetmekten o kadar korkuyorum ki kendime sevmeyi yasaklıyorum..
- . Hayat hikayem, tanıştığım herkesin hikayesi. ...
- Yaşamayı öğrenmenin bir ömür sürmesi ne üzücü, Oskar. Çünkü hayatımı yeniden yaşayabilsem, her şeyi farklı yapardım.
- “Ne diyebilirim, hayatı harika kılmadı, ama mümkün kıldı.”
- . İnsanların yeniden bir araya gelmesini seviyorum, İnsanların birbirine koştuğunu görmeyi seviyorum, Öpüşmeyi ve ağlamayı seviyorum, Sabırsızlığı seviyorum, Ağzın yeterince hızlı anlatamadığı hikayeleri, yeterince büyük olmayan kulakları seviyorum , Tüm değişimi alamayan gözler, sarılmayı, bir araya gelmeyi, birini özlemenin sonunu seviyorum. ...
- . Şarkılar dinleyici kadar hüzünlüdür. ...
- You cannot protect yourself from sadness without protecting yourself from happiness.
- . Ona söylemek istediğim şeyler vardı. Ama ona zarar vereceklerini biliyordum. Bu yüzden onları gömdüm ve bana zarar vermelerine izin verdim. ...
- . Neden her şeye son sefermiş gibi davranmayı öğrenemedim. En büyük pişmanlığım geleceğe ne kadar inandığımdı. ...
- "İnişlerle çıkışlar insana şeylerin önemi varmış gibi hissettirir ama aslında hepsi hiçtir." "Ne önemlidir peki?" "Güvenilir olmak önemlidir. İyi olmak."
- . Umarım hiçbir şeyi benim seni sevdiğim kadar sevmezsin. ...
--reklam--
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, yazarla tanışma kitabım oldu. Uzun, yorucu ve değişik bir okuma deneyimi oldu benim açımdan. Kitap, 9 yaşında bir çocuk olan Oskar’ın, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden babasının odasındaki vazonun içindeki anahtarı bulması ve bu anahtarın açacağı bir kilit bulmak için bütün New York şehrini dolaşmasıyla başlıyor. Romanda Oskar’ın hayatının yanında, başka kişilerin gözünden de kendi hayat hikayelerini okuyoruz. İşte bu geçişleri okurken dikkat etmek gerekiyor, bir şey kaçırmamak için. Roman akışına ek olarak yazar görsellerle anlatımı daha çok güçlendiriyor ve okuyucuyu daha çok romana dahil ediyor. Başlarda yazarın tekniği bana farklı gelmiş olsa da romanın ilerleyen kısımlarında alışmaya başladım. Oskar’ın küçük yaşında babasını kaybetmesi, henüz daha babasından öğreneceği, onunla yaşayacağı çok şey varken bunları artık yaşayamayacak olması ‘botlarımı inanılmaz ağırlaştırdı.’ Filminin de olduğunu gördüm ve en kısa zamanda izlemek istiyorum. (Asu)
Kitabı gerçekten beğendiğimi belirteceğim. Çoğunuzunda okurken "ne ilginç kitapmış yahu" diyeceğinizi düşündüğüm bir kitap. Eser arka kapaktanda anlaşılacağı üzere, 11 eylül'de bombalanan yerler ve ölen insanlardan birini yani tatlı Oskar'ın babasını konu ediniyor. Aslında o ölümden sonra hayatı değişen Oskar'ı desek daha doğru olur. Kitabı daha iyi anlamanıza ve daha derinden hissetmenize yardımcı olması açısından sizden şuan birşey yapmanızı isteyeceğim. 10 yaşında küçük bir çocuksunuz. Ve biliyorsunuz ki o yaştaki neredeyse her çocuk için babaları bir kahramandır. O bir idoldür. En iyi savaş tekniklerini o bilir, en ünlü dergilerin kapaklarını o süsler, en pratik matematik sorusu çözen odur, diğer tüm babaları yenebilir, en iyi i oyunları o öğretir, en iyi futbolu o oynar. Sonra birden gelen bir telefonla siz ona bir veda bile edemeden ölüm haberini aldığınızı. Onunla en son ne konuşmuştunuz? Onu üzecek şeyler söylemiş miydiniz? Onu sevdiğinizi söyleme fırsatınız olmuş muydu? İşte tüm bunlar tam olarak minik Oskar'ı anlatıyor buradan da kitabın dram ağırlıklı olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kitapta Oskar için hayat ikiye ayrılıyor. Babasından önce ve babasından sonra... Kitabın eleştirebileceğim kötü yanları da var. Bu kitabı tanımlamak için 10 kelime seçme şansım olsa içlerinde kesinlikle "kafa karışıkılığı" da olurdu. Çünkü bazı yerleri dikkatle okumadığınız takdirde kafanız karışabilir. Kimin kim olduğunu, karakterlerin orada ne kast ettiğini anlamayabilirsiniz. Bu yüzden dinç bir kafayla ve dikkat vererek anlaşılabilecek bir kitaptı. Kitapta Oskar'ın kendine özgü, farklı bir çocuk olduğunu hemen anlıyordunuz. Bir şeyler size üzüntü verdiğinde "botlarınızın ağırlaşması" gibi, gün içinde başınızdan geçenleri fotoğraflayıp bir günlüğe yapıştırarak tutabileceğiniz bir "başıma gelen şeyler günlüğü" gibi, ölmüş kelebek kanatlarından oluşan "koleksiyonlarınız"gibi, kimseye anlatamadığınız şeyler için her seferinde kendinizi hırpalayarak "tenim çabuk morarır"larınız gibi, ya da herkesin gözyaşları ile beslediği "gözyaşı denizleri" gibi veya elinizden düşmeyen "tef"leriniz gibi bambaşka bir karakterdi Oskar. Kitabın son sayfaları da çok etkileyiciydi. Belli bir noktada ağlayacak kadar oldum diyebilirim. Sizde kendine özgü bir karakter olan ve acısını kendisinden bile gizleyen minik Oskar'la tanışmak istiyorsanız bu kitabı kaçırmayın derim. Detaylı yorumlar için ; http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/2016/07/asirigurultuluveinanilmazyakin.html (sümeyye kip)
"Yaşamak zorunda olmamız fenaydı ama tek hayat yaşamak zorunda olmamızdı asıl trajedi çünkü iki hayat yaşayabilseydim birini onunla geçirirdim." Sarsıcı. Bu kitabı niteleyebilecek en iyi kelime kesinlikle sarsıcı. Çağdaş Amerikan edebiyatının yeni ve bana kalırsa en iyilerinden bir soluk Jonathan Safran Foer. Bu kitap benim minimum 15 yıllık okurluk tecrübemi alt üst etti, pek çok ilki bu kitabı okurken yaşadım. Şimdi diyorsunuzdur, bu adam yeni ne yazmış olabilir ki bu kadar etkilenilecek. Evet baştan sona konuya odaklandığımda ortaya çıkan hikaye daha önce okunmamış, yaşanmamış bir şey değil. Aile, toplum, aşk, çocukluk anıları ve bir hikayeyi sıradanlaştırabilecek her şey bu kitapta mevcut. Fakat yazarın postmodernlikte çığır aşan çizgisi kesinlikle bu kitabı epey üst bir rafa koyuyor. Farklı karakterlerin zamanı algılayış biçimleri bile tek başına farklılaştırıcı bir unsur olarak karşınıza çıkıyor. Foer kitabı yazarken ne yaşamışsa satır aralarında bize bunu gerçekten gösteriyor ve bunun için görsel öğeleri de rahatça kullanıyor. Esprili üslubu zaten başlı başına keyif vericiyken satır aralarındaki sürprizler okumayı daha da keyifli kılıyor. Neticede; "insan oturma odasındayken de kaybolmak isteyebiliyordu ve kimi zaman insanın içinden sadece yok olmak geliyordu." Gelgitler zaman zaman anlamayı zorlaştırabiliyor, o yüzden dikkatli bir okuma gerektiriyor kitap. Yine de bazen tek kelime bile havada kalmışlığı bir anda oturtabiliyor, o yüzden kendi kendine rahatlıyor da diyebilirim. Ben hikayenin genelinden de karakterlerin özelliklerinden de hoşlandım. Bir süreliğine onları evimde misafir etmiş gibi oldum ve yolcu ederken de gerçekten üzgündüm. Farklı bir şeyler okumak, hayatınızda ufacık bir değişiklik yaratmak isterseniz bu kitabı okumayı daha fazla beklemeyin derim. (Damla)
--reklam--
Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jonathan Safran Foer - Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jonathan Safran Foer Kimdir?
Jonathan Safran Foer (d. 1977, Washington, D.C., USA) yazar. 2002'de yayımlanan Her Şey Aydınlandı ve 2005'te yayımlanan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın romanlarıyla tanınır. 2009 yılında, kurgusal olmayan kitabı Hayvan Yemek'i yayımladı. Foer, şu anda New York Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık dersleri veriyor.
--reklam--
Jonathan Safran Foer Kitapları - Eserleri
- Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın
- Hayvan Yemek
- Her Şey Aydınlandı
- Buradayım
- Bu Bizim Havamız
--reklam--
Jonathan Safran Foer Alıntıları - Sözleri
- “Hüznü aşmanın tek yolu onu tüketmektir, demişti.” (Her Şey Aydınlandı)
- Hem bildiğimiz gibi beslenmeyi sürdürüp hem de bildiğimiz gezegeni koruyamayız. Ya bazı yeme alışkanlıklarına yol vereceğiz ya da gezegene. (Bu Bizim Havamız)
- . Morluklar gider, nefret etmen de öyle, hayattan aldığın her şeyin kazandığın bir şey olduğu hissi de gider. ... (Her Şey Aydınlandı)
- Yaşamayı öğrenmenin bir ömür sürmesi ne üzücü, Oskar. Çünkü hayatımı yeniden yaşayabilsem, her şeyi farklı yapardım. (Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın)
- . İnsanların yeniden bir araya gelmesini seviyorum, İnsanların birbirine koştuğunu görmeyi seviyorum, Öpüşmeyi ve ağlamayı seviyorum, Sabırsızlığı seviyorum, Ağzın yeterince hızlı anlatamadığı hikayeleri, yeterince büyük olmayan kulakları seviyorum , Tüm değişimi alamayan gözler, sarılmayı, bir araya gelmeyi, birini özlemenin sonunu seviyorum. ... (Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın)
- Jean Ziegler’in bahsetmediği şey hayvan yetiştiriciliğinin her yıl -gezegendeki bütün açları beslemeye yetecek- bu tahıl ve mısır miktarının en az 7 katını müreffeh kimselerin yiyebilmesi için hayvanlara akıtmakta olduğu. (Bu Bizim Havamız)
- Et yemekle yığınla yemeği çöpe atmak arasında etik açıdan hiçbir fark yoktur, çünkü yediğimiz hayvanlar tükettikleri yemin ancak küçük bir parçasını et kalorisine dönüştürebiliyor - bir hayvanın bir kalorilik hayvan eti üretebilmesi için altı ila yirmi altı kalorilik yemlenmesi gerekiyor. ABD'de yetiştirdiğimiz mahsulün büyük kısmı hayvanlara yediriliyor -bunlar insanları beslemek ya da yaban hayatı korumak adına kullanabileceğimiz toprak ve gıdalardır- ve bu dünyanın her yerinde böyle, yıkıcı sonuçlarıyla beraber elbette. (Hayvan Yemek)
- Sadece yapabilecek gücümüz olduğundan, hayvanların en temel ve en önemli çıkarlarını, insanların eften püften çıkarlarıyla takas ediyoruz. Bir düşünün: tavuklar hakkındaki bilimsel kaynakları taradığınızdan ve çektikleri eziyetin önemsiz olduğunu düşündüğünüzden mi tavuk yiyorsunuz yoksa bunu, etinin tadı güzel olduğu için mi yapıyorsunuz? (Hayvan Yemek)
- . Ona söylemek istediğim şeyler vardı. Ama ona zarar vereceklerini biliyordum. Bu yüzden onları gömdüm ve bana zarar vermelerine izin verdim. ... (Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın)
- Amerikan Rüyası, kişinin anne ve babasından daha iyi bir hayata sahip olmasıdır, özellikle servet açısından (…) ‘Yeterince şeye sahip olmanın’, ‘daha fazlasına sahip olma’ anlamına gelmesi, hem ABD’yi hem de küresel ısınmayı yaratan zihniyettir. (Bu Bizim Havamız)
- Eğer bir şirket logosunu kötüye kullanırsam, muhtemelen hapse atılırım; ama o şirket bir milyar kuşu istismar ederse, yasalar kuşları değil, şirketin istediğini yapma hakkını korur. Hayvan haklarını yok saydığında durum böyledir. (Hayvan Yemek)
- Babam buzdolabından üç parça buz çıkardı, dolabı kapadı ve bana bir yumruk attı. Buzu verirken "bunları yüzüne koy da feci görünme" dedi. (Her Şey Aydınlandı)
- Sevdiğimi kaybetmekten o kadar korkuyorum ki kendime sevmeyi yasaklıyorum.. (Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın)
- Hüznü aşmanın tek yolu onu tüketmektir. (Her Şey Aydınlandı)
- Milyonların hayatını önemsemek kolay değil, bir tek yaşamı önemsememek mümkün değil. (Bu Bizim Havamız)
- . Neden her şeye son sefermiş gibi davranmayı öğrenemedim. En büyük pişmanlığım geleceğe ne kadar inandığımdı. ... (Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın)
- Diğer hayvanların bize benzer yönleri farklı yönlerinden daha fazladır. Richard Dawkins’in söylediği gibi, onlar kuzenlerimizdir. “Ceset yiyorsunuz” diye ifade etmek, inkar edilemez olsa da, abartılı bulunuyor. Ama işin doğrusu bu. (Hayvan Yemek)
- Bazı inek ve domuzların süratle ve itinayla kesildiği varsayılabilse dahi balıklar sözkonusu olduğunda iyi bir ölüm yoktur. Tabağınızdaki balık acı çekmek zorunda kaldı mı diye düsünmeyin. Acı çekmek zorunda kalmıştır. (Hayvan Yemek)
- Sadece tek kalorilik et üretebilmesi için bir hayvanı 26 kaloriyle beslemek gerekebiliyor. (Bu Bizim Havamız)
- Neyin acımasız ve neyin iyicil olduğunu, çevresel olarak neyin yok edici ve neyin sürdürülebilir olduğunu belirlemek tüketicinin sorumluluğu değildir. Acımasız ve yok edici yiyecekler yasadışı olmalıdır. Kurşun boyalı çocuk oyuncaklarını, kloroflorokarbonlu spreyleri veya yan etkili ilaçları satın alma gibi bir seçeneğe ihtiyacımız yok. Sınai çiftliklerden gelme hayvanları tüketme seçeneğine de ihtiyacımız yok. (Hayvan Yemek)
Yorumlar
0 yorum