Kitap Künyesi
Yazar: Asude
Yayın Evi: Ephesus Yayınları
İSBN: 9786052064351
Sayfa Sayısı: 544
--reklam--
Ateşle Oynama Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kaç!
Arkanda bir iz ve şüphe bırakmadan İstanbul’dan ayrıl!
Güvenli bir yer bul!
Kız kardeşinle birlikte huzur içinde yaşamak için bir iş ayarla.
Geç kalındı!
~
İstanbul’da yaşayan Hare’nin sıradan bir hayatı vardı. Profesyonel bir dansçı olmak ve kız kardeşi Sare için bir eczane açmak dışında büyük hayaller kurmamıştı. İstemediği halde bir suça karışınca büyüdüğü kasabaya sığınmaktan başka çaresi kalmadı.
Ailevi bir görevi yerine getirmek için geldiği kasaba, başarılı bir cerrah olan Engin Dinçerler’e göre değildi. Genç adamın mesleğinin etrafında dönen kuralcı hayatı bu sakin kasabada karşılaştığı bir kızla birlikte tepetaklak oldu. Yaşantısına tamamen aykırı olan bu güzel sarışını kolayca bertaraf edebileceğini sandı ve fena halde yanıldı.
Tanışmaları olaylı, aşkları sıra dışıydı…
Bir yanda suçla kararmış geçmişinden korksa da, yıllar sonra karşısına çıkan ilk aşkıyla mutluluğu düşleyen Hare, diğer yanda ailesine karşı işlenen suçun intikamını almak için peşlerine düşen bir adamla başı ve kalbi büyük bir belada olan Sare…
Akdeniz kıyısındaki o saklı kasabada rüzgârı duyacak, denize dokunacak, sayfalara karışıp heyecanlı bir maceraya, iki zorlu aşka ve taptatlı bir komediye ortak olacaksınız…
--reklam--
Ateşle Oynama Alıntıları - Sözleri
- Kalbine iyi gelen başka hiçbir şey yoktu şu anda.
- Hare'yi ruhuna kattıktan, kalbini kalbine karıştırdıktan sonra onu asla unutamazdı.
- Birini bu kadar çok sevmek mümkün müydü?
- Tamam, barış çubuğu tüttürelim. Çünkü ben gerçekten normal biriyim." Devrelerimi yakan sensin!
- Sen de benim akıllı kızım Sare'sin. Ürkek bir kuş gibisin hâlâ. Boynu bükük bir çiçek görse kahrolan, ölü bir hayvana rastlaşa kırk gün ağıt yakan masum melek..."
- Bulutlarda değil, yangınlarda geziyordu.
- Allah'ım, ben ne günah işledim de bunlara katlanıyorum?
- kafasındaki o kahrolası şeyi atmalıydı
- Duygularını unutma ama onların seni ele geçirmesine de izin verme.
- Bu adam çok mu tatlıydı, yoksa yıllardır içinde büyüttüğü o âşık kız mı bunları düşünmesine neden oluyordu, bilemedi.
- Gerçekleşmesi imkânsız olan bir şeyi yaşamak bir insanı nasıl sarsarsa öyle sarsılıyordu.
- Her şey altüst oluyordu ama hepsini unutmuştu o an.
- En ufak şeyden büyük anlamlar çıkarmaya çalışıyordu
- Zamandan başka neye sığınabilirdi
- Aşkına karşılık bulmak için bu adamı sevmemişti. Zaten çoğu aşk karşılıksız değil miydi?
--reklam--
Ateşle Oynama İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sade ve esprili anlatımıyla oldukça akıcı ve sürükleyici bir romantik komedi kitabı. Asude'nin tüm kitaplarını okumuş bir okur olarak diğer kitaplarda yer alan karakterleri aynı şekilde burada da okumak hoşuma gitti. İşsiz ve işe yaramaz abisinin arkasını sürekli toparlamak zorunda kalan Hare ve ikizi Sare'nin, Hare çalıştığı barı soyduktan sonra memleketlerine dönmelerini ve orada boş bir villada yaşamaya başlamalarını anlatıyor öncelikle. Tabi villanın sahipleri kısa süre sonra gelince, gelen ev sahibi de yakışıklı, karizmatik ve ciddiyet abidesi doktor Engin olunca, Hare kendisini evin çalışanı olarak tanıtıp Sare'yi gizliyor. Ancak aile dostlarının yanına gitmek zorunda kalan Sare'yi de soyulan barın sahibi Doğu tarafından kaçırılınca işler sarpa sarıyor. Hem eğlenceli, hem sevimli hem de sonu tahmin edilebilir bir roman olduğu için okuması da keyifliydi. Uzun olduğuna bakılmaksızın bir iki günde bitirilebilecek bir akıcılıkta. (okuyan.öğretmen)
İstanbul’da yaşayan Hare’nin sıradan bir hayatı vardı. Profesyonel bir dansçı olmak ve kız kardeşi Sare için bir eczane açmak dışında büyük hayaller kurmamıştı. İstemediği halde bir suça karışınca büyüdüğü kasabaya sığınmaktan başka çaresi kalmadı. Ailevi bir görevi yerine getirmek için geldiği kasaba, başarılı bir cerrah olan Engin Dinçerler’e göre değildi. Genç adamın mesleğinin etrafında dönen kuralcı hayatı bu sakin kasabada karşılaştığı bir kızla birlikte tepetaklak oldu. Yaşantısına tamamen aykırı olan bu güzel sarışını kolayca bertaraf edebileceğini sandı ve fena halde yanıldı. Tanışmaları olaylı, aşkları sıra dışıydı… Bir yanda suçla kararmış geçmişinden korksa da, yıllar sonra karşısına çıkan ilk aşkıyla mutluluğu düşleyen Hare, diğer yanda ailesine karşı işlenen suçun intikamını almak için peşlerine düşen bir adamla başı ve kalbi büyük bir belada olan Sare… (Sevinç Sancar)
Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitap gerçekten çok ama çok akıcı. Yani ben nasıl bitirdiğimi anlayamadım bile. Ama sorun şu ki kitaptaki karakterlerin duyguları bana tam olarak yansımadı. Hare dışında. Yani nasıl anlatsam... Mesela Engin'in Hare'ye olan aşkını kitabın sonuna kadar hissedemedim. Bana yapmacık geldi bilmiyorum. Sonra Engin'in tutarsız tavırları da benim pek hoşuma gitmedi. Ama Hare'nin acı çektiği sahnelerde ya da sevgisini gösterdiği yerlerde bunu hissedebildim. Ya da hayal edebildim diyelim. Evet galiba bu daha doğru bir tabir oldu. Ve ben yazarın biraz yan karakterleri daha arka planda bıraktığını düşünüyorum ama duygusal olarak. Onların duyguları ya da gösterme biçimleri bana daha arka planda gibi geldi. Tabi ki bunlar benim kişisel düşüncelerim, bunu da es geçmeyelim. Sonuçta zevkler ve renkler tartışılmaz ;) Devam edecek olursam. Kitap iki kardeşin arasında geçtiği için doğal olarak bizde kitabı iki kardeşin ağzından okuyoruz. Zaten Hare'den yukarıda bahsettim. Şimdi Sare'ye gelelim. Yani zaten Sare ile Doğu arasındaki ilişki tam bir klişe. Ve bu benim açıkçası hiç hoşuma gitmedi. Bir tarafta çocukluk aşkı diye bir şey olurken, ki bu kıyaslama yaparsak daha güzel, diğer taraftan o bildiğimiz 'badboy ve ezik kız' klişesinin bu kitaba uyarlanması hiç güzel olmamış. Ve bu beni kitaptan soğutmak için yeterli bir sebepti benim açımdan bakacak olursak. Ama ilk paragrafta da dediğim gibi bunlar benim kişisel düşüncelerim.. Hoşuma giden şeylerden biri ise kitabın final kısmında yazarın diğer kitabındaki karakterleri de bu kitaba dahil etmesiydi. Kitaptaki en sevdiğim şeyin bu olduğunu söyleyebilirim. Son olarak söylemek istediğim şey bence yazarın kitaplarını okumak istiyorsanız en popüler kitaplarından başlamanız. Ben de yazarın ilk kitabı olduğunu düşünerek bu kitaba başlamıştım ama sonradan araştırınca 'papucumun ajanı' serisinin daha popüler olduğunu gördüm. Belki onlar daha güzeldir, bilemem. Sonuçta popüler olduğu için güzel olacak diye bir şey yok. Ama ben önceden biliyor olsaydım muhtemelen onlardan başlardım. Diyeceklerim bu kadardı. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim :) Tüm kitapseverlere iyi günler dilerim.. (Gülfelin)
--reklam--
Ateşle Oynama PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Asude - Ateşle Oynama kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ateşle Oynama PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Asude Kimdir?
1986 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun oldu. Kitapların dünyasında gezindikçe iyi bir okur olma hedefinin yanında, bir de yazma hayalleri kurmaya başladı. Şiirle başladığı bu serüvene üniversite yılları boyunca kaleme aldığı senaryo ve kısa öykülerle devam etti. İlk roman denemelerini 2012 yılında mütevazı bir okur grubuyla paylaştı ve romantik hikâyeleri kısa sürede giderek daha çok ilgi çekmeye başladı. İlk kitabını 2013 yılında çıkardı. Satırlarıyla okurlarını gündelik hayatın stresinden uzaklaştırıp gülümsetmek istediğini söyleyen yazarın kitapları romantik komedi türündedir.
--reklam--
Asude Kitapları - Eserleri
- Pabucumun Ajanı 1
- Pabucumun Ajanı 2
- Dikkat! Aşk Çıkabilir
- Babam İflas Edince
- Gül ve Avcı
- Daima Aşk Kazanır
- Beni Sev Diye
- Ateşle Oynama
--reklam--
Asude Alıntıları - Sözleri
- Aşkına karşılık bulmak için bu adamı sevmemişti. Zaten çoğu aşk karşılıksız değil miydi? (Ateşle Oynama)
- Gerçekleşmesi imkânsız olan bir şeyi yaşamak bir insanı nasıl sarsarsa öyle sarsılıyordu. (Ateşle Oynama)
- Yanılmak amatörlerin işiydi.. (Babam İflas Edince)
- “Onun için üzülme. Ruhunun huzur bulduğuna eminim.” “Onu çok özlüyorum.” “İnsan özlemek gibi bir lanetle doğmuş. Bunun çaresi yok, sevgilim.Kendi hayatına bakmalı ve mutlu olmalısın.” “Mutluyum.Beni mutlu eden sensin...” (Beni Sev Diye)
- Bulutlarda değil, yangınlarda geziyordu. (Ateşle Oynama)
- Evelyn her günü pişmanlıkla geçirirken hayatın bu kadar adaletsiz olmasına içerlenmekten başka bir şey yapamıyordu. (Gül ve Avcı)
- "Anlaşılan Evelyn Drummond farkında olmadan eline bir balyoz almış ve Lord Wharton'ın taşlaşan kalbini çoktan ufalamaya başlamıştı." (Gül ve Avcı)
- Bu adam çok mu tatlıydı, yoksa yıllardır içinde büyüttüğü o âşık kız mı bunları düşünmesine neden oluyordu, bilemedi. (Ateşle Oynama)
- "Çok mu kötüsün?" diye sordum. Kendime engel olamamıştım. "Bildiğin en kötü adamlardan bile daha kötü." "Jack Torrance'tan da mı kötü? Hani şu Cinnet filminde Jack Nicholson'ın oynadığı rol." Aklıma gelen en kötü adam oydu. Tekin tek kaşını kaldırdı ve bir saniye sonra inanılmazı yaptı. Gülümsedi. Gerçekten... Gerçek anlamıyla... Gerçek bir gülüşle... Gerçek bir keyifle... "Belki onunla birincilik konusunda yarışabiliriz," derken o muhteşem gülüşü daha da yayıldı.. (Daima Aşk Kazanır)
- "Seni seviyorum Lord Wharton. Bunun için bana ne yaparsan yap umurumda değil. Her şeyime sahipsin ve her şeyimi alabilirsin. Canımı bile! Ama aşkımı benden alamazsın. Buna karışamazsın. İzin vermem." (Gül ve Avcı)
- Bazen ölmek yaşamaktan iyidir. (Pabucumun Ajanı 2)
- Ne istiyordu? Kalbimi mi? Zaten ondaydı ya. (Pabucumun Ajanı 1)
- Sen benim gecmisimi silen bir silgisin. Ve sen benim gelecegimi yazan bir kalemsin! (Dikkat! Aşk Çıkabilir)
- "Aşk nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi.?" (Dikkat! Aşk Çıkabilir)
- Hiçbir zaman gitmezsen, gelmene de gerek kalmaz... (Beni Sev Diye)
- Zaten geç kalınmış olan itiraflar bekledikçe daha da ağırlaşıyordu. (Pabucumun Ajanı 2)
- Sen sadece guzellik uğruna hayatımda yer alan biri değilsin. Ya da bir tek zekan için değil. Sen her şeyin toplamısın.Mantıklı ve mantıksız tüm sebeplerin. İç ve dış, bütün güzelliklerin toplamısın. (Dikkat! Aşk Çıkabilir)
- Büyülenmiş bir halde “Ah, bu gördüğüm en şahane manzara!” dedi. Tekin’e karşısındaki şehir siluetini göstermek için ona döndü. Tekin’i birdenbire tam arkasında görmeyi beklemediği için kontrol edemediği bir heyecanla titredi. Genç adam onun omuzlarını kavradı ve kendisine çekti. Gözlerinin içine bakarken “En şahane manzara tam karşımda!” diye fısıldadı. (Daima Aşk Kazanır)
- Hem aşk neydi sahi? Bir adamı markalarımdan, lükse olan tutumdan, kıyafetlerimden, görünüşümden daha çok sevebileceğimi hayal etmek imkânsızı istemek gibiydi. Murat Arsever bunu değiştirebilir miydi? Peki, değiştirmeyi istiyor muydum? Karmaşık ve kaçınılmaz olarak sonunda acı verecek bir aşka yelken açmaktansa, güvenli limanlarıma sığınıp telaşsız ve mutlu yaşamak daha iyi değil miydi? Bu yüzden bu adam bir vitrin harikası olsa da onunla evlenmek bir amaç değildi benim için... Ancak bir araçtı. Beni güvenli limanlarımda tutacak olan sımsıkı bir araç. (Babam İflas Edince)
- Onu değerli, çok değerli bir hazine olarak görüyordu. Kaybetmemesi gereken, sonsuza kadar koruması gereken bir hazine gibi... (Beni Sev Diye)
Yorumlar
0 yorum