Kitap Künyesi
Yazar: Birol Tezcan
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9786053759133
Sayfa Sayısı: 200
--reklam--
Ayağına Taş Değmesin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yollar...
Revan olduğumuz, ortasında kaldığımız, kendimizi unuttuğumuz, menzili şaşırdığımız, kaybolduğumuz yollar. Bazen seyyah bazen yolcu olduğumuz, sürüldüğümüz, kırıldığımız, acıyla, huzurla, kederle, hasretle, neşeyle çıktığımız yollar.
Birol Tezcan üçüncü öykü kitabıyla bizi bir yolculuğa davet ediyor. Ayağına Taş Değmesin bir yol kitabı. Fakat sıradan bir yol kitabı değil. Yolun değiştirdiklerinin, yoldan çıkanların, yolu bulamayanların, yola dönüşenlerin öyküleri var bu sayfalarda. Birbirimizi daha yakından tanıyalım. Yol açık, hadi yola çıkalım.
“Sustu. Bana baktı. Dinlediğime kanaat getirdi belki. Belki de ben öyle sandım. Sustu. Pencereden dışarı baktı. O bakınca ben de baktım. Dağlar geçti uzaktan. Ağaçlar geçti yakından. Sanki anlaşmışız gibi, sanki mizansenmiş gibi, aynı anda birbirimize baktık. Ben sustum. Bir yudum daha aldı içkisinden. Bana baktı. Beni görmeden baktı. İçime baktı. Ya da benden öte bir şeye baktı. Benden öte bir yere baktı. Ben yokmuşum gibi anlattı. Bana anlattı. Benden öte anlattı. Uzun bir ağıt gibi anlattı.”
Ayağına Taş Değmesin Alıntıları - Sözleri
- "Gurbetlik bir kez insanın içine oturdu mu gitmek nedir bilmiyormuş."
- İnsan bir eşeğe bakıp ağlayabilir kimi zaman. Bunda şaşacak bir şey olmamalı. Bazen bir kediye, belki de bir köpeğe bakarak da ağlayabilir. Bir kuşa ağlayabilir örneğin, ötüyor diye. İnsan ağlasın, ağlamak güzel bir şeydir. Ağlayabildiği için güzelleşebilir insan. Ağladığı kadar güzelleşir.
- "Ölüm nedir? diye sorar oldum kendime. "Gidendir" diye cevapladım." Bir de kalanların yüzüne sinen..."
- İnsana en uzaktan kendisi gelir, insan en uzak kendinden gelir.
- Nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmeden kayboldum kentin gürültüsünde.
- Nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmeden kayboldum kentin gürültüsünde.
- Gurbetlik bir kez insanın içine gelip oturdu mu, gitmek nedir bilmiyor.
- Çocuklar gülüyorsa çiçek açar dünya. Çocuklar ağlıyorsa, yok olmalı ağlatanlar.
- Yol uzun.. Açık olsun..
- Bu gönül yarasını, gönülü bilen sarar..
Ayağına Taş Değmesin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitap bir yolculuk kitabıydı benim için . Beni anneme yolladı, beni hayalini kurduğum yolculuklara, beni özlediğim günlere yolculuk yapmamı sağladı. Biraz buruk ,biraz kırıcıydı ama hayat buydu zaten. Biraz anadoludan bilgiler, biraz biraz her konudan ufak bilgiler aldım. Ama en çok da geçmişimden bilgi edindim. Neydi bu bilgi " geçmişimde anlam veremediklerim netleşti böylelikle gelecek daha anlamlı olacak şimdi" belki bunu hissetmemin nedeni okurken zihnimin boş olması olabilir. Umarım daha bir çok kitapta daha önemli duygular ve bilgiler edinebileceğim okumalarım olur. Güzel bir kahve ,kulağımda müziğimle bekliyor olacağım. Yağmurlu havada gelirsen çok mutlu olurum çünkü o zamanki dalgınlığımdan sadece sen alabilirsin. (Zehra Yalçin)
Birol Tezcan'dan yolda geçen hikayeler. Sadece fiziksel olarak yola çıkmak olarak algılamadan, kişisel olarak da bir yolculuk halini anlatıyor hikayelerde. Genel itibari ile acıyla yoğurulmuş olsa da bazı öyküler kara mizah içeriyor. Hikayelerin ortak noktası, endişe ve ölümü taşıyor. "Ağabey" hikayesi en etkilediğim öykü oldu. (Evren Erarslan)
Ayağına Taş Değmesin. Ne güzel bir dilek. Ne güzel bir söz. Ne güzel bir dua. İsmi o kadar güzel ki daha kapağında başladı hüznüm. Çok hüzünlü bir kitap değil tabii ki. Yer yer gülümseyip yer yer de düşündüren bir kitap. Kitabı derinleştiren okuyucunun hangi duyguyla okuduğu değil mi? İşte ben bu kitabı hüzünle okudum. Her gün annemden duyduğum bu söz. Şükür çok şükür. Göz yaşlarım ayaktan başa hücüm etmiş zaten. Kirpiklerime kadar dolu uzun zamandır. Dokunsan ağlarım bilirsin zaten. O yüzden ben hüzünle, duyguyla ve sevgiyle okudum. Aradığım neyse onu buldum. Hele de ilk satırlarda nene var ki ah o nene. Eli öpülesi nene. Yıllar önce kalabalık kuzen gurubu televizyonu olan tek bir eve kurulmuş film izlerdik. Otururdu ANNANEM (daha da büyük harflerle yazmayı isterdim) yanımıza. Yanımıza, derken yere halının üstüne. Kalabalıktık yarımız divanda yarımız halıda. Ama sen yerde ne oturursun deyip kalkmayı akıl edemeyişimize kızarım. Küçüktük gerçi yer versek bile oturmazdı zaten. Hiç birimize kıyamazdı o. Onun için çocukları ve torunlarıydı hayat.. Sırtına yüklendiği çalı. Elinde değneği. Çocuktuk bilmezdik yorulduğunu. İki büklüm beliyle torunlarıyla oynamaktan onları sırtına almaktan kaçmazdı. Yoldan geçen herkese elinde ne varsa uzatırdı. Cömert kadındı. Şimdi insanların birbirine tahammül edemediği zaman dilimine hoşgeldin. 2019 dan kafa kağıdı 34 yıllık ben size sesleniyorum. Hayat çok kısa ve bir o kadar acımasız. Ama gelin biz iyi tarafından bakalım yine de. Ben severek okudum umarım siz de seversiniz. (Esra)
Ayağına Taş Değmesin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Birol Tezcan - Ayağına Taş Değmesin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ayağına Taş Değmesin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Birol Tezcan Kimdir?
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi yazarlık anasanat dalı mezunu yetenekli yeni yazarlardandır. Kendisi çok uzun bir süre Behzat Ç . dizisini ortağı ile yazmıştır.
Eşi Dilek Caner Tezcan ile Denizli'de yaşamaktadır. Beraber kurdukları İmge Sanat Atölyesi'nde drama, fotoğrafçılık v.b. alanlarda ders vermektedirler.
Behzat Ç. dizisinin yazarlarından biri olması sebebi ile Denizli'de de atolyeleri halkça ''Behzat Ç''nin atölyesi olarak bilinmektedir
--reklam--
Birol Tezcan Kitapları - Eserleri
- Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi
- Sayılı Gün
- Ayağına Taş Değmesin
- Geçmiş Olsun
--reklam--
Birol Tezcan Alıntıları - Sözleri
- İnsan bir eşeğe bakıp ağlayabilir kimi zaman. Bunda şaşacak bir şey olmamalı. Bazen bir kediye, belki de bir köpeğe bakarak da ağlayabilir. Bir kuşa ağlayabilir örneğin, ötüyor diye. İnsan ağlasın, ağlamak güzel bir şeydir. Ağlayabildiği için güzelleşebilir insan. Ağladığı kadar güzelleşir. (Ayağına Taş Değmesin)
- Bu gönül yarasını, gönülü bilen sarar.. (Ayağına Taş Değmesin)
- İşimiz insan... İçinde insanın olduğu her şey zor. (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- "Bizim en büyük sorunumuz birbirimize güvenmememiz galiba. Kimseye güvenmediğimiz için diken üstündeyiz sürekli. Hep kötü bir şeyler olacakmış gibi tetikteyiz. Oysa güvensek birbirimize, her şey daha kolay olacak." (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- İnsan dediğin etten, kemikten. Yeryüzündeki her canlı gibi. Yemek yiyor, su içiyor, tuvalete gidiyor, birbirini seviyor. Bir de nefret ediyor. Niye ediyor hiç aklım ermiyor. Bir de insanın insana zulmüne aklım ermiyor.. (Sayılı Gün)
- Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, o da imkanın varsa dünyaya gelmeyeceksin. Diyelim ki geldin, fakir olmayacaksın. Bunların hiçbiri olmadı mı, o zaman evlenmeyeceksin. Hadi o haltı da yedin, çocuk yapmayacaksın. Sanki çok sevmişsin de hayatı, dünyayı, fakirliği, bir de yoksulluğuna ortak getiriyorsun. E tabii bazı şeyleri insan zaman geçince anlıyor. (Geçmiş Olsun)
- Bana göre hayat üç evreden oluşuyor; birincisi, anne ve babanızın, "Sen hiçbir şeyden anlamazsın, senin adına biz karar veririz" dedikleri dönem. İkincisi, kendini asi sandığın ve "Bana karışamazsınız, kendi kararlarımı kendim alırım," diyerek saçma sapan işler yaptığınız dönem. Üçüncüsü ise çocuklarının sana, "Sen hiçbir şeyden anlamazsın, senin adına biz karar veririz," dedikleri dönem. (Geçmiş Olsun)
- Nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmeden kayboldum kentin gürültüsünde. (Ayağına Taş Değmesin)
- "Ölüm nedir? diye sorar oldum kendime. "Gidendir" diye cevapladım." Bir de kalanların yüzüne sinen..." (Ayağına Taş Değmesin)
- Her çocuk kutsaldır.Herkesin yaşamaya hakkı vardır. En çok yaşamaya. Hele de çocukların. (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- ...bence iyi bir bilim adamının da devrimci olması gerekiyor. Hayatı yönlendiren, etkileyen, değiştiren insanların devrimci olması lazım, sistemin bir parçası değil. (Geçmiş Olsun)
- Hepimizin götü var ama yokmuş gibi davranıyoruz. Günlük hayatta da öyle olmaz mı? Doktor hepimize birden seslenince anlıyoruz götümüz yokmuş gibi davranmanın bir faydası olmadığını. Biz götsüzmüş gibi davranıyoruz ama doktor için götten ibaretiz. Başka bir yerimizle ilgilenmiyor. Her göt en az iki yüz lira onun için. (Geçmiş Olsun)
- İnsanın en güzel yeri çocukları. İnsanın bir canavara dönüşmeden önceki son hali... (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- Gerçekten ölüyoruz. Her gün ölüyoruz. Az az, parça parça. Ama ölüyoruz. Bildiğin ölüyoruz ya. Değmez küs kalmaya. (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- Hayatımda donup kalmanın ne demek olduğunu ilk o kaldırımda öğreniyorum. (Sayılı Gün)
- "Babamla pek anlaşamazdık. Sevmemem için özel bir neden yoktu, sevmem için özel bir nedeni olmadığı gibi. her baba gibiydi işte." (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- Gökyüzü hepimizindir... (Sayılı Gün)
- "Biri ölünce susmak lazım. Can bu can. Ama susmadılar. Ölenlere terörist dediler. Artık herkese terörist diyorlar. İnsan için ölene saygı duyarım, hayvan için ölene de, ağaç için ölene de. Can kutsaldır. Öyle öğrendim ben. E insanları öldürüyorlar, hayvanları öldürüyorlar, ağaçları öldürüyorlar. Ağaç için ölenlerin cenazesine katılanları dövüyorlar. Tazyikli su sıkıyorlar. Plastik mermi atıyorlar. Gerçek mermi sıkıyorlar. Sonra biz yönetenler, işte burada çıldırıyorum, tıpkı babam gibi, tıpkı öğretmenim gibi, tıpkı öğretmenimizin önüne çocuğunu atan arkadaşımın annesi gibi, tıpkı çocuğunu döverek ilgilendiğin sanan anne baba gibi, dayak atılana, yaralanana, ölene değil, dayak atana, yaralayana, öldürene sahip çıkıyorlar." (Biyopsinin Dondurma Üzerindeki Etkisi)
- Ertesi gün öğrencinin annesi gelmiş telaşla. "Hayırdır öğretmen bey, bizim oğlan bir yaramazlık mı yaptı?" diye sormuş. "Yok," demiş kuzenim, "sizin oğlan biraz sessiz, derslerine de çalışmıyor, ben de evde bir sorun mu yaşıyor diye sormak için çağırdım." "Yok," demiş anne, "hiçbir sorunumuz yoktur çok şükür." "O zaman," demiş kuzenim, "çocukla hiç ilgilenmiyor musunuz?" Annenin gözleri açılmış, "Vallahi ilgileniyoruz öğretmen bey; ben dövüyorum, babası dövüyor." Kuzenim şaşkın şaşkın bakmış ama anne gayet ciddi. (Geçmiş Olsun)
- "Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardından yaşıyor." Franz Kafka (Sayılı Gün)
Yorumlar
0 yorum