Kitap Künyesi
Yazar: Fuat Sevimay
Yayın Evi: Chiviyazıları Yayınevi
İSBN: 9786054959662
Sayfa Sayısı: 281
--reklam--
Aynalı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aynalı, müşkülpesent okura göz kırpıyor. Sürükleyici ve nitelikli kitap arayan okurlara bir tür tedavi belki de... İster edebiyatın bir ilaç olduğunu düşünün isterseniz edebiyatın bir ilaca ihtiyacı olduğunu. Aslında iki tarafa da yeter dozda bir sayfalar bütünü var elinizde.
“Aynalı”dan yansıyan sensin. Zeynep’in kaderi senin kaderin. Kalender’in aşkı senin aşkın. Kaderi ve aşkı sorgulayacaksın. Sorgulamamayı öğreneceksin.Ve sonra yine sorgulayacaksın.Ve sonra.... Ve sonra...
(Tanıtım Bülteninden)
Aynalı Alıntıları - Sözleri
- “İnsan insanı sömürmemeli.”
- “Dünya yine bildiği gibi döndü durdu. Giden gitti, kalan acısı ile kaldı.”
- "Ara beni. Yüz yüze, göz göze iken kuramadıkları iletişimi ahizenin ucundan, telefon kablolarının taşıdığı mekanik sesle kurabileceklermiş gibi. Ara beni."
- “ Keyfin , mutluluğun , kahkahanın , gülmenin açıklaması , izahı mı olurmuş . İnsan sebepsiz yere mutlu olamaz mı ? “
- "İnsan insanı sömürmemeli, malın mülkün esiri olmamalı. Emeğin değeri bilinmeli."
- Hurdaya çıkan hayatlardan yeni hayatlar çıkarmayı öğretmişti hayat.
- “Ne büyük bencillikti af dilemek.”
- İnsan insanı sömürmemeli. Malın mülkün esiri olmamalı. Emeğin değeri bilinmeli.
- "Keyfin, mutluluğun, kahkahanın, gülmenin açıklaması, izahı mı olurmuş. İnsan sebepsiz yere mutlu olamaz mı?"
- "Ne büyük bencillikti af dilemek. Özür dilemek. Ben şimdi özür diledim, hadi sen de beni affet, deyip, özrü kabul yükünü karşıya yüklemek. İki kelime söyleyip, bütün kabahatlerin, kusurların, çekilen acıların üstünü örtmek. Ne güçlü, ne sahte iki kelime." Özür dilerim. Ben türlü halt karıştırdım. Şimdi de Efendi gibi özür diledim. Hadi sen de üstüne düşen vazifeyi gerçekleştir. Affet."
Aynalı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aynalı Bozacı ve ailesinin Ankara'dan başlayıp İstanbul'un kenar mahallesine göçleri ile devam eden yaşama tutunma çabalarını konu alıyor. İki göz evlerini, kurulu düzenlerini bırakıp, İstanbul'a yerleşen Aynalı, Leblebi Bacı, Zeynep ve Melek küçük bir ailedir. Geldikleri ilk gün Kalender ve Yetim'in güler yüzleri, samimi dostlukları ile karşılanırlar. Kalender ; mutsuz evliliğinde yönünü, yolunu kaybetmiş, gönlü bol bir adam. Yetim ; adı gibi yetim, yurtta büyümüş, sonrasında Babacan okul müdürünün sahip çıkmasıyla okulda hademelik yapan altın kalpli bir adam. Gülten Hoca'nın Yetim'den esirgemediği yakınlığı, dostluğu olmasa, Baban Müdür'ün yerine gelen Gözlüklü Müdür'ün kahrını çekmeyecek Yetim. Okulun bütün yükü Yetim'in omzunda lâkin şikayetçi değil bu durumdan Yetim. Bu kenar mahallenin tozlu sokaklarında bu minik, saf, pırıl pırıl çocuklar yitip gitmesin, okusunlar yeter ki. Gerisi ne gam... Zeynep ; Aynalı ve Leblebi Bacı'nın ilk çocukları, kara gözlüsü, İstanbul' a göçün sebebi... Melek ; sessiz, dilsiz Melek. Gözleri ile herşeyi anlatan, adı gibi Melek kalpli küçük kızları... Acı, hüzün, dostluk, vefa, mutluluk ve aşk'ın ; Aynalı ve ailesinin, Kalender ve Yetim'in hayatlarını nasıl etkilediğini motif motif işlemiş Fuat Sevimay. Beni en çok şaşırtan kitabın sonuydu, hiç ama hiç beklemiyordum bu sonu, bir süre hazmedemedim böyle bir sonu o sebepledir ki yorumum gecikti. Ne abarttın İlkay demeden önce mutlaka bu enfes kitabı okuyun derim sevgili kitap dostlarım. (İlkay Yurttaş Koşar)
"Eşyanın ruhu olduğuna inanırım. Ölülerimizin de. O nedenle evet, taşları, toprağı, ölüleri, yitmişleri ve çiçekleri konuşturuyorum. Sonsuzluğa bıraktığınız bir kelimenin, cümlenin, yankılanıp bir yerden dönmesi olağanüstü bir duygu. Ben de bu konuda geri dönüş almış olmanın keyfini yaşadım. Ummadığınız yerden birisi çıkıp, ‘Ne güzel olmuş,’ diyor. Benim suskunları konuşturmam gibi bu da aslında." diyor bir röportajında yazar/i18699 Aynalı'da işte böyle bir kitap. Ne güzel olmuş, her sayfası buram buram insana dokunuyor. (bir_delinin_kitaplari)
Aynalı: Ankara'da bozacılık yaparak hayata tutunmaya çalışan Aynalı Bozacı ile ailesinin Ankara'da başlayıp İstanbul'a göçüyle devam eden yaşamını konu alıyor. İstanbul'a geldiklerinde onları iki tas yemekle ilk karşılayan komşuları Kalender. Mutsuz bir evlilik sürüyor. Yetim, mahalledeki okulun hademesi pamuk gibi bir kalbe sahip. Babacan müdürden sonra Gülten Hoca'dan gördüğü sıcaklık ve dostluk olmasa bir dakika durmaz o gözlüklü müdürün yanında. Zeynep ve Melek, Aynalı Bozacı ile Leblebi Bacının güzel kızları. Zeynep, ilk göz ağrısı Aynalı ile Leblebinin. İstanbul'a göç etme nedenleri. Melek, her ne kadar konuşamasa da gözleri ve mimikleri ile herşeyi anlatabiliyor. Adı gibi kalbi de melek. Taşı toprağı altın İstanbul'a göçen bu aileyi nasıl bir gelecek bekliyordu? Karakterlerin ve yazgılarının kitabın başından sonuna kadar okuyucuyu etkisi altına aldığı, okumaktan çok fazla keyif aldığım, aşk, sevgi, bağlılık, dostluk, mutluluk, hüzün ve acının motif motif işlendiği kusursuz bir roman. En güzel yanı da ne biliyor musunuz hiç beklemediğiniz bir sonla karşılaşıp ters köşe olmanız. yazar/i18699 kitap/kitap--315458 (Elif)
Aynalı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fuat Sevimay - Aynalı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aynalı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fuat Sevimay Kimdir?
8 Mart 1972’de, Zonguldak’ta doğdu. 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü 1993 yılında bitirdi.
Mezuniyet sonrası aralarında Ekinciler Holding, Koç Holding, Total, Reysaş ve Remaş’ın bulunduğu şirketlerde, satış ve yöneticilik görevleri üstlendi. Halen, Aksa Jeneratör / Anka Makine firmasında satış müdürü olarak çalışmaktadır. Evli, iki çocuk babasıdır. Derneğimiz eski yöneticilerinden Mahir Sevimay ve Şerife Sevimay (Maşlak)’ın oğludur.
Edebiyatla, okumaya yazmaya başladığından beri ilgili olan Sevimay, birkaç yıldır yoğun olarak yazmakta. Mimarlar Odası’nın düzenlediği “2. Mimarlık Öyküleri” yarışmasında, “Aras ile Meriç” isimli öyküsü üçüncülükle ödüllendirildi. Aynı yarışmada “Borç” isimli öyküsü de, yayımlanmaya değer bulundu. Başka öyküleri de edebiyat sitelerinde, bazı kitaplarda yer aldı ve beğeni topladı. “ Aynalı ” ilk romanıdır.
Edebiyatla birlikte, seyahat, spor ve tarihle ilgilenen Sevimay, aynı zamanda amatör boyutta yağlı boya resim de yapıyor. 8 Mart 1972’de, Zonguldak’ta doğdu. 1989 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü 1993 yılında bitirdi.
Mezuniyet sonrası aralarında Ekinciler Holding, Koç Holding, Total, Reysaş ve Remaş’ın bulunduğu şirketlerde, satış ve yöneticilik görevleri üstlendi. Halen, Aksa Jeneratör / Anka Makine firmasında satış müdürü olarak çalışmaktadır. Evli, iki çocuk babasıdır. Derneğimiz eski yöneticilerinden Mahir Sevimay ve Şerife Sevimay (Maşlak)’ın oğludur.
Edebiyatla, okumaya yazmaya başladığından beri ilgili olan Sevimay, birkaç yıldır yoğun olarak yazmakta. Mimarlar Odası’nın düzenlediği “2. Mimarlık Öyküleri” yarışmasında, “Aras ile Meriç” isimli öyküsü üçüncülükle ödüllendirildi. Aynı yarışmada “Borç” isimli öyküsü de, yayımlanmaya değer bulundu. Başka öyküleri de edebiyat sitelerinde, bazı kitaplarda yer aldı ve beğeni topladı. “ Aynalı ” ilk romanıdır.
Edebiyatla birlikte, seyahat, spor ve tarihle ilgilenen Sevimay, aynı zamanda amatör boyutta yağlı boya resim de yapıyor.
--reklam--
Fuat Sevimay Kitapları - Eserleri
- Anarşık
- Kapalıçarşı
- Ara Nağme
- Benden'iz James Joyce
- Hayal Kurmak Bedava
- Çeviri Bilirsin!
- Hişt! Hişt!
- Aynalı
- Gör Bağır
- Haydar Paşa'nın Evi
- Hayal Okulu İşbaşında
- Aynalı
- İngiliz Öyküleri
--reklam--
Fuat Sevimay Alıntıları - Sözleri
- "Ara beni. Yüz yüze, göz göze iken kuramadıkları iletişimi ahizenin ucundan, telefon kablolarının taşıdığı mekanik sesle kurabileceklermiş gibi. Ara beni." (Aynalı)
- "Keyfin, mutluluğun, kahkahanın, gülmenin açıklaması, izahı mı olurmuş. İnsan sebepsiz yere mutlu olamaz mı?" (Aynalı)
- ...bu cümleyi bölmeden buraya kadar getirmiş olmamı da kamuoyunun takdirine sunarak Mario Levi ve Rahmetli Oğuz Atay' ı saygıyla anarak amma bununla birlikte sırf Oğuz Atay yaptı ben de yapayım o yoldan ben de edebiyatçının tillahı olurum diye türlü rezilliklere tutarsız zibidiliklere imza atan bazı özenti yazarcıkları kınarken yoksa şimdi ben de aynısını mı yaptım diye endişe de duymaktayım... (Anarşık)
- İnsan maceralara atılmazsa sınırlarını aşamaz. (Hayal Kurmak Bedava)
- Öyle ya.Bir eser ,Kitap ,resim , bina veya beste , insan ruhunun derinliklerine nüfus ediyorsa degerlidir. (Benden'iz James Joyce)
- Öldükten sonra okunacak eserler diye bir liste var mıdır acaba. Hassas bir konu, bilemedim amirim. (Anarşık)
- İnsanın arkadaşları ve bir de dostları vardır. (Hayal Kurmak Bedava)
- “Dünya yine bildiği gibi döndü durdu. Giden gitti, kalan acısı ile kaldı.” (Aynalı)
- "Çobanın niyeti olsa tekeden süt çıkarır." (Kapalıçarşı)
- "İnsan insanı sömürmemeli, malın mülkün esiri olmamalı. Emeğin değeri bilinmeli." (Aynalı)
- Karton bardaklar için dünyada yılda kaç ağaç kesiliyordur? Kahve içmeden uyanamıyoruz. Oksijensiz kalınca uyanır mıyız acaba! (Gör Bağır)
- Çeviride tek doğru yoktur. (Çeviri Bilirsin!)
- Kimsenin kimseyi gördüğü yok. Kendinin bile farkında değil insan.. (Benden'iz James Joyce)
- Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz. (Kapalıçarşı)
- Bağlara giden yola vursam kendimi ve sen orada olsan, orada geçmişimde olsan.Göz ucuyla arkanı süzüp, sokağınızdan çıkıp bana gelsen. Küçük ama heyecanlı adımlarla bana gelsen.Saçların uçuşsa yeşil elbisenle birlikte.Nefesini hissedebileceğim kadar yaklaşsan ama sana dokunmasam.O güzel ve saf zamanımızda geldiğin gibi, hep geldiğin gibi gelsen.Yoksa hiç gelmemiş hayal miydin? Yoksa zifiri karanlıkta aradığım tanrım sen miydin? (Ara Nağme)
- Çevirmenin görevlerinden biri de metni lezzetli kılmaktır ve özellikle de kaba çevirinin ardından, kullandığı kelime haznesi üzerine düşünmesi, gerekirse metinle uyumlu şekilde zenginleştirmesi beklenir. (Çeviri Bilirsin!)
- Hurdaya çıkan hayatlardan yeni hayatlar çıkarmayı öğretmişti hayat. (Aynalı)
- Gülücük bulaşıcı gibi ondan ona, senden bana geçiyor. Hüzün de öyle midir? (Gör Bağır)
- "Ne büyük bencillikti af dilemek. Özür dilemek. Ben şimdi özür diledim, hadi sen de beni affet, deyip, özrü kabul yükünü karşıya yüklemek. İki kelime söyleyip, bütün kabahatlerin, kusurların, çekilen acıların üstünü örtmek. Ne güçlü, ne sahte iki kelime." Özür dilerim. Ben türlü halt karıştırdım. Şimdi de Efendi gibi özür diledim. Hadi sen de üstüne düşen vazifeyi gerçekleştir. Affet." (Aynalı)
- Duymayı bilirsek kitaplardaki kişiler bizimle konuşurmuş. Görmeyi bilirsek kitaplarda anlatılan yerler hayalimizde canlanırmış. Gülmeyi bilirsek kitaplar bizi bazen kıkır kıkır güldürürmüş. (Hişt! Hişt!)
Yorumlar
0 yorum