Kitap Künyesi

Yazar: Marguerite Duras

Çevirmen: Müntekim Ökmen

Orijinal Adı: Le Square

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789755106311

Sayfa Sayısı: 87

--reklam--

Bahçe Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Paris'in tren istasyonlarına dökülen bu binlerce Britanyalı kadın her işe koşulan türden hizmetçilerdi; bir de ayak işlerinde çalışan, kırlık yerlerin pazarlarında işportacılık yapan, iğne iplik gibi şeyler satan kimseler ve daha birçokları. Ölüm kimliğinden başka şeyleri olmayan milyonlarca insan. Tek düşündükleri yaşayabilmek: Açlıktan ölmemek, geceleri bir dam altında uyuyabilmek; hepsi bu. Bir de arasıra bir iki laf edecek birilerini bulmak, ortak bahtsızlıklarından, kişisel zorluklarından söz etmek, konuşmak. Yazları, sokak aralarındaki küçük parklarda, çocuk bahçelerinde, trende, pazar yerlerinin kalabalık, müzikli kahvelerinde olabilecek bir şey. Bu da olmasa, diyorlardı, içinde bulundukları ölümcül yalnızlıktan kurtulmaları olanaksızdı.

-Marguerite Duras, Kış 1989-

(Arka Kapak)

--reklam--

Bahçe Alıntıları - Sözleri

  • Anımsayabildiğimden çok daha eskisinden beri, hiç ses etmeden, hep peki dedim, her şeye, her şeye. Günün birinde bar­dağın taşması için.
  • - Unutuyordum: kimi zaman biri size bakar. - Anlıyorum. Yaklaşır mı? - Evet, yaklaşır.
  • - Bir de bu sessizlik, belki, ikimizin de geri döneceği sessizlik yüzünden.
  • - Demek ki sizin beklediğiniz başka bir şey var, öyle mi?
  • - Böyle kaçınılmaz şeyler vardır, kimsenin kaçınamayacağı şeyler.
  • Olümüme kimsenin, bir köpeğin bile üzülmeyeceğini bilmek, galiba yalnızca ölümün ağırlığını azaltır.
  • Bir gün sabrım taşıverirse buna pek şaşacağım, bir tek düşündüğüm bu, günün birinde sabrımın taşıvermesi tehlikesi, anlıyorsunuz değil mi?
  • Benimki aslında kendi kendimle konuşmak değil, kafamda uydurduğum birisiyle konuşuyorum, ama her­hangi birisi değil, benim kişisel düşmanım. İşte, gördü­ğünüz gibi, şimdilik bir dostum yok, kendime düşman­lar icat ediyorum.
  • Bir ölü kimliğinden başka şeyleri olmayan milyonlarca insan. Tek kaygıları hayatta kalmak: açlıktan ölmemek, ge­celeri bir dam altında uyuyabilmek, hepsi bu. Bir de ara sıra birileriyle karşılaşınca KONUŞMAK. Ortak bahtsızlıklarından, kişisel zorluklarından söz et­mek.
  • İnsan nasılsa öyledir, nasıl değiştirebilir kendisini?
  • Henüz dünyayı incitecek zamanım olmadı.
  • ...henüz dünyayı incitecek zamanım olmadı.
  • Gerçekte insanlar mut­luluğu kolay kaldıramazlar. Mutlu olmak isterler elbet, ama bir kez onu elde ettiler mi bir başka rüyaya kapılır, kendilerini yiyip bitirirler.
  • Bakarsın ki yaşamda çözüm az ve her şey yerli yerine oturur, gün gelir bir tek değiştir­me düşüncesi bile şaşırtıcı olur.
  • Sanki her şeyi göze alabilirim. İster ölmek, ister yaşa­mak, ikisini de aynı güçle isteyebilirim, o halde? Söyler misiniz, bayım, var olan hangi iyilik uğruna harcayabilirdim bu cesareti? Ve kim ve ne yumuşatabilir bunun şiddetini? Benim yerimde olan ve istediğim şeyi ciddi olarak isteyen herkes aynı şeyi yapardı.

--reklam--

Bahçe İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Marguriete Duras'ın okuduğum ikinci kitabı Bahçe. Sevgili çok inişli çıkışlı ve zaman atlamaları ile dolu bir kitaptı ve oldukça beğenmiştim. Bahçe; bir parkta hizmetçilik yapan genç bir kadın ile şehirleri gezen ve ne sattığını anlamadığımız orta yaşlı bir adamın diyaloğu. Bu diyalog; korkular, benlik, hayaller, sahip olma ve ilişkiler gibi hayatın içinde var olan bir çok şeyle ilgili. Tek bir güne, tek bir mekana sığmış bir diyalog... Kaybolmuşlukları, etraflarındaki insanlar tarafından görünmezlikleri, gerçekleşemeyen hayalleri ortak olsa da sohbetlerinde hep birbirinden farklı olduklarına dair dem vururlar. Sahip olmak konusunda zıttır düşünceleri, birinin hiçbir eşyası yoktur çantasından başka, birinin en büyük hayalidir bir fırınlı ocağa sahip olmak. İnsanın küçük de olsa bir odası olması gerek kendisine ait der biri; diğeri bir buzdolabım olsa onunla nasıl gezebilirim ki... Yalnızlıkları ve her ikisinin de kendilerini anlayan birilerinin etraflarında olmaması, park kapanana kadar sohbetlerini sürdürmelerini sebep olur. Sessiz kaldıkları anlar pek azdır. Anlatmaya ve paylaşmaya açtır her ikisi de. Ben kitabın iniş çıkışlarını ve ortalardan sonra yükselen acaba ne olacak sonunda heyecanını sevdim. Bir alıntı ile bitireyim. "Mutluluğu önemli sayanlar var,bir de mutlu olduklarını sananlar var,ama sandıkları kadar mutlu değildirler." (Filiz Öz)

Bahçe: Marguerite Duras'ın Bahçe adlı romanı ile iki kişinin iç dünyasına yolculuğa çıkıyoruz. Kişilerin geçmişleri hakkında pek bilgi anlatılmaz. Sadece o anda gelişen durum neticesinde geçmiş, bugün ve yarına dair düşünceler aktarılır. Bir bahçede kesişen iki hayatın kendilerini anlamlandırma diyalogları eşliğinde, yalnızlık kuşağını takmış genç bir kız ile bir yere bağlı olmadan yalnızca valiziyle yaşayan bir adamın hikayesini okuyoruz. Romandaki iki karakter, bir bahçede (şu an ki dile göre park denilebilir.) gerçek hayattan kesitler eşliğinde (umut, umutsuzluk, ev, evsizlik, evlilik, yalnızlık, beraber yaşama gibi) çeşitli düşüncelerini dillendirirler. Genç kız (matmazel), bahçenin bir bankında tesadüfi bir şekilde elinde valizi olan bir adamla tanışır. Onu ve hayatını tanımak ister. Adam kendini tanıttıktan sonra genç kızın, "Sürekli dolaşıyor musunuz?", "Karnınızı doyurabiliyor musunuz? ", "Nerede kalıyorsunuz?" , "Nereye kadar bu şekilde dolaşacaksınız" soruları eşliğinde hayata dair konuşmalar başlar. Adam hayatını bir valize sığdırıp her yere onunla gidip, sattığı şeyler doğrultusunda yemek yiyip, otel de konakladığını anlatırken; genç kız da mutsuzluğuna dem vurur. Adam da genç kıza şunu sorar: Hayattan istediklerin neler? Genç kız ise, evlenmek istediğinden bahseder. Peki, sonra ne istiyorsun dediğinde ise, evin içinde olacak bir fırın ve buzdolabından bahseder. Adam tek valiz ve bir şeye sahip olmadan hayatını yaşamaya çalışırken, genç kız ise bir şeye sahip olma arzusu ile yanıp tutuşur. Hayatında değişiklik yapmak isteyen genç kızla, hayatında değişiklik yapmak istemeyen ve yaşadığı hayatı savunan bir adamın duygu dünyalarına konuk olacağız. Bugün bunu alayım, yarın şunu, diğer günde başka bir şeyi. Sonu olmayan bir döngüdür yaşam. Adam azla yetineyim derken, genç kız sahip olamadığı (evlilik, ev ve içindeki eşyalar) şeylere duyduğu arzu ile konuşur. Bir tarafta 'belki, bilemiyorum…' diyen kişiyle; 'ben istiyorum, benim olsun…' diyen kişi arasında yaşanan duygu çatışmasını görüyoruz. İç dünyalarında yaşanan, gizlenen, reddedilen, görmezden gelinen çeşitli duyguların yabancı birisine aktarılması, dillendirilmesi, bedenlenmesi de diyebiliriz. Anlatıcı, diyaloglar ile konuyu anlatmış. Arada kısa geçişler sağlamış. Bu kitabı şöyle de düşünebiliriz: Bir bankta birbirini tanımayan, tesadüf karşılaşan iki kişinin konuşmaları. Karşılarında bir kamera var ve sabit kamera açısıyla tek bir noktada bu iki kişinin diyaloglarına konuk oluyoruz. Efekt havanın o anki durumu. Sahne tek. Oyuncular: Valiziyle bahçede dinlenen bir adam; genç bir kız ve geçişlerde varlığından haberdar olunan bir çocuk. Sanatsal anlatımlar, laf cambazlıkları, süslü ifadeler bulunmaz. Gerçek hayatın gerçek kurgusu ile yaşanmış ve yaşanacakların bir arada verildiği sıkmayan, kasmayan ve keyif de alınabilecek bir kitap. Bir valize hayatını sığdıran bir adamla, evlilik hayalleri kuran genç bir kızın, parkta (bahçede) bir bankta tesadüfi karşılaşmaları ile başlayan hem kendilerini hem de dış dünyayı sorgulamayı sağlayan diyaloglarını okuyoruz. Ezcümle: Küçük boyutu; akıcı anlatım ve ona eşlik eden tercüme ile bir iç yolculuğa çıkıyorsunuz. Tavsiye ederim. (S. Ali)

--reklam--

Bahçe PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Marguerite Duras - Bahçe kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bahçe PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Marguerite Duras Kimdir?

1914 yılında Çinhindi'nde doğan Duras, gençliğini geçirdiği bu ülkenin atmosferinden ve olaylarından derinden etkilendi. 18 yaşında Paris'e geldi; hukuk, matematik ve siyaset bilimi okudu. Komünist Parti'ye katıldı. İlk romanı Les Impudents'ı 1943 yılında yayımladı. Özyaşamöyküsel bir roman olan Sevgili ile 1984'te Fransa'da Goncourt Ödülü'nü aldı. Çok sayıda roman dışında, birçok senaryoya da imza attı. Bütün eserlerinde edebiyatı sorguladı. 1960 Cannes Film Festivali'nde gösterilen Hiroşima Sevgilim, Duras'ı ününün doruğuna çıkardı. Duras 1996 yılının Mart ayında 82 yaşında öldü.

--reklam--

Marguerite Duras Kitapları - Eserleri

  • Sevgili
  • Ölüm Hastalığı
  • Hiroşima Sevgilim
  • Moderato Cantabile
  • Bir Yaz Akşamı On Buçukta
  • Bir Kış Günü Öğleden Sonra
  • Yaz Yağmuru
  • Yazmak
  • Mavi Gözler Siyah Saçlar
  • Bahçe
  • Acı
  • Yıkmak Diyor Kadın
  • Askıya Alınmış Tutku
  • Bay Andesmas'ın İkindisi
  • Pasifik'e Karşı Bir Bent
  • Somut Yaşam
  • Yeşil Gözler
  • Buraya Kadar
  • Konsolos Yardımcısı
  • İngiliz Sevgili
  • Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi
  • Tarquinia'nın Küçük Atları
  • Ayrılık Müziği
  • Normandiya Kıyısının Yosması
  • Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler
  • Kuzey Çinli Sevgili
  • Cebelitarık Denizcisi
  • Bütün Gün Ağaçlarda
  • Yann Andrea Steiner

--reklam--

Marguerite Duras Alıntıları - Sözleri

  • ona bakıyordum gitgide daha hızlı konuşuyordu ve sonra birdenbire konuşmayı kesti -bakıştık, bakıştık. Gökkubbe yıkıldı. (İngiliz Sevgili)
  • Demek, yine. Her gün, her yerde artıyor. Televizyon hastalığı. Televizyon cihazı pis. Bir ev eşyası haline geliyor, ama eski ve pis, eski bir tencereye, bir bulaşık çukuruna dönüşüyor. Çok zamandır görüyor, duyuyoruz onları. (Yeşil Gözler)
  • Karşılarına geçip bütün bir gece seyretseniz de, sizi ne fark eder, ne de sizden tedirgin olurlardı. Öylesine yalnızlardı ki dünyada, yalnızlık nedir artık bilmez olmuşlardı. (Bir Kış Günü Öğleden Sonra)
  • Filmler vardır, kalıcıdır; filmler vardır, seyredildikten sonraki saatler içinde yok olur gider. Ben sinemaya gidip gitmediğimi buradan anlarım: bir önceki gün gördüğüm film, ertesi gün bende nasıl bir kılığa bürünmüşse, ne hale girmişse, gördüğüm film odur. (Yeşil Gözler)
  • Öznesiz bir acının anlamı nedir? (Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi)
  • İnsanın herhangi birinden kopması, doğasına uygun bir olay değildir . (Cebelitarık Denizcisi)
  • Hayat beni fazla ilgilendirmiyor... Hiçbir zaman gerçek anlamda ilgilenmedim hayatla... (Yaz Yağmuru)
  • Kalbimi hissetmiyorum artık. (Acı)
  • Ben sizin yerinizde olsam dinlerdim. Dinleyin beni.. (İngiliz Sevgili)
  • Ona beslediğim bu saçma sevgi, benim için kavranması olanaksız bir gizem olarak kalıyor. Neden ölümüyle ölmek isteyecek ölçüde çok seviyordu onu, bilmiyorum. Bu iş başa geldiğinde on yıldır ayrıydım ondan, onu çok ender düşünüyordum. Öyle görünüyordu ki her zaman için seviyordum onu, bu sevgide hiçbir değişiklik olamazdı. Ölümü unutmuştum. (Sevgili)
  • Bakarsın ki yaşamda çözüm az ve her şey yerli yerine oturur, gün gelir bir tek değiştir­me düşüncesi bile şaşırtıcı olur. (Bahçe)
  • Bir yıl sürdü saçının uzaması. Düşünüyorum da, saçları­ mı kesenler saçların bu kadar zamanda uzadığını bilselerdi, bu işi yapmadan bir kez daha düşünürlerdi diyorum. (Hiroşima Sevgilim)
  • Yavaş sesle ekledi: "Hep yirmi yaşındaymışçasına çekip gitmek gerek, bunu unutma." (Tarquinia'nın Küçük Atları)
  • Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. (Yazmak)
  • Para yoksa erdem "geçersizdi" ve masumiyet mahküm edilebilirdi (Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler)
  • Birincisi, onu öldürdüğümü düşümde görmüştüm. İkincisi, onu öldürdüğümde düş görmüyordum. (İngiliz Sevgili)
  • Onun yanına uzanırsınız. Kendinize ağ­larsınız hep. (Ölüm Hastalığı)
  • tuhaf bir hikâye bu her şeye rağmen. (Yaz Yağmuru)
  • Artık, yalnızca gözlerinizi görüyorum. (Normandiya Kıyısının Yosması)
  • ..uzaklara git... Asla geri dönme ... Asla! .. çok uzaklara git... öyle ki, bulunduğun yer aklımın ucundan bile geçmesin ... (Konsolos Yardımcısı)