Kitap Künyesi

Yazar: Cengiz Dağcı

Yayın Evi: Ötüken Neşriyat

İSBN: 9789754372502

Sayfa Sayısı: 150

--reklam--

Bay Markus Burtonun Köpeği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Cengiz Dağcı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra vatanı Kırım'dan çok uzaklarda, İngiltere'de yaşamak zorunda kalmıştır. İngiltere'de uzun yıllar yaşamasına rağmen bütün romanları hep Kırım hakkında olmuş ve ana karakterlerini de tabiatıyla hep Türklerden seçmiştir. Ancak 1998 yılında kaleme aldığı Bay Markus Burton'un Köpeği başlıklı uzun soluklu hikâyesiyle kendi yazarlığı için bir ilki gerçekleştirmiş ve içinde yaşadığı İngiliz toplumundan karakterler seçerek onları anlatmıştır. Hikâyede, Benci adlı köpeği ve en yakın dostu John Marple'la kurduğu ilişki üzerinden dul ve yaşlı bir adam olan Markus Burton'un iç dünyası anlatılıyor. Cengiz Dağcı’nın bu kitabında da, tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi kaleminin ve hikâyelerinin ruha tesirdeki kuvveti açıkça görülüyor. Dağcı, duygularımızdaki iniş çıkışlarımızı, zaaflarımızı, hoyrat yanlarımızı, sevgimizi ve nefretimizi, sükûnetimizi ve öfkemizi, yani insana dair olan müspet ve menfî bütün özelliklerimizi hikâyeleştirir bir nevi. Bay Markus Burton’un Köpeği adlı bu kitabında da, bütün bunları görmek mümkün. Cengiz Dağcı’nın hikayesindeki Burton sadece bir köpek değildir. Dağcı, Burton ile vefayı, hüznü, yası, dostluğu ve naiflikle iç içe geçmiş merhametli yanımızı anlatır aslında.

--reklam--

Bay Markus Burtonun Köpeği Alıntıları - Sözleri

  • Tanrının yaratmış olduğu insanoğlu nasıl yapabilirdi bütün bunları başka bir insana? Nasıl izin veriyordu Tanrı buna?
  • En büyük kahramanlar savaşlarda değil; yaşamın içinde savaşanlardır; yaşamda bütün güçlüklere göğüs gerenler, yaşamlarını sonuna kadar sürdürebilenlerdir.
  • Aslında Tanrı, insanı yaratırken, erkeğe sarfettiği zamandan fazla zaman ve emek sarfetmişti kadına; öylesine güzeldi kadınlar.
  • 'Kelime dediğin his'tir; his'ten başka bir şey değildir. Yazılı kelimeleri oku ve hislerin sana ne emrederse, onu yap'
  • Sen yüzyılların ötesinde kaybolup yeniden benim gözlerimde belirmiş olan eşsiz bir dilbersin.
  • Hayalci kimseler cennete açılan kapının anahtarını kendi ellerinde tutarlar.
  • Beğenilmenin ismi, başkalarının kendisini kendi gerçek ışığında görmeleriydi.
  • Ben ne gümüş isterim, ne altın Bana lüzum olan her şeyi sende buldum.
  • Avucumun içindeydi, Uçtu gitti! Döner diye bekledim, Kuşum geri dönmedi.
  • "Kendi yerini bilmeyen biri hiçbir zaman mutlu olmaz."
  • Talihinden şikayet etmesi boşunaydı. Onun hayatı klasik müzik ve operalar gibiydi: mutlu, hüzünlü, çileli, heyecanlı, trajik... Hepsi bir arada ve otuz beş yıldır aynı orkestraca çalınmış, aynı aktörlerce oynanamıştı. Hala da oynanıyordu.
  • Aslında Tanrı, insanı yaratırken, erkeğe sarfettiği zamandan fazla zaman ve emek sarfetmişti kadına;öylesine güzeldi kadınlar.
  • Bitecekti savaş!
  • Her gülüşte acıma da olması mı gerekiyordu?

--reklam--

Bay Markus Burtonun Köpeği İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Cengiz Dağcı'nın yazdığı üç İngiliz öyküsünden ilkidir. Diğer ikisi olan John Marple'ın Son Yolculuğu ve Oy Markus Oy'un ilk ayağıdır, bu kitaplar birbirlerinden bağımsız da okunabilir. Burada II. Dünya Savaşı'nın bitmesine yakın bir dönemde Londra'da yaşayan Markus Burton'un Benci adlı bir köpek edinmesi ve lokanta işleten John Mrple ile kurduğu dostluk anlatılır. Burton'un kızı Dorothy, evlenmiş ve Kanada'ya gitmiştir, sonrasında hikaye gelişir. Dağcı'nın kendine has üslubunun hissedildiği okunabilir bir eserdir. Ancak Kırım dışına çıktığı nadir eserlerden birisi olduğu için daha farklı değerlendirilebilir. (Mehmet Y.)

Cengiz Dağcı'nın okuduğum ilk kitabıydı ve dili gayet akıcıydı. Yer yer sıkılsamda ilerledikçe olaylar gelişti ve sıkılmam bir süre sonra sona erdi. Kitabın adı her ne kadar bir köpekten bahsetsede kitabın sadece 50-60 sayfasında köpek vardı daha sonra kitap Bay Markus Burton'un arkadaşı John Marple'ın hayatına geçiş yaptı. Kitabı ilk gördüğümde köpeklerden bahseder akıcı olmaz diye düşünmüştüm ama o 50-60 sayfada birçok ders vardı. Boş bir vakitte okunabilecek ve ders çıkarılabilecek bir kitap. (Merve Dursun)

Bu kitabın neden on milyonlar satmadığını hep sorgulamışımdır. Küçücük bir kitapta insana dair ne olabilirse hepsi var. Bunu bitirdikten sonra Oy Markus Oy kitabı okunmadan herşey yarım kalır. Bu nasıl bir romantizm Allahım. (Kadir Ülger)

--reklam--

Bay Markus Burtonun Köpeği PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cengiz Dağcı - Bay Markus Burtonun Köpeği kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bay Markus Burtonun Köpeği PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cengiz Dağcı Kimdir?

9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır.

"Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur.

Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar.

En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı.

Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.

--reklam--

Cengiz Dağcı Kitapları - Eserleri

  • Onlar da İnsandı
  • Korkunç Yıllar
  • Yurdunu Kaybeden Adam
  • O Topraklar Bizimdi
  • Badem Dalına Asılı Bebekler
  • Dönüş
  • Ölüm ve Korku Günleri
  • Genç Temuçin
  • Regina
  • Üşüyen Sokak
  • İhtiyar Savaşçı
  • Yoldaşlar
  • Anneme Mektuplar
  • Benim Gibi Biri
  • Biz Beraber Geçtik Bu Yolu
  • Rüyalarda: Ana ve Küçük Alimcan
  • Yansılar 2
  • Bay Markus Burtonun Köpeği
  • Yansılar 1
  • Ben ve İçimdeki Ben
  • Yansılar 3
  • Hatıralarda Cengiz Dağcı
  • Yansılar 4
  • Oy Markus Oy
  • Bay John Marple'in Son Yolculuğu
  • Haluk'un Defterinden ve Londra Mektupları

--reklam--

Cengiz Dağcı Alıntıları - Sözleri

  • Teyze, ben Ramila’yı tanımadan önce de; gördüğüm, düşündüğüm, yaşamış olduğum her şey Ramila’yla ilgiliydi sanırım. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
  • 'Hoştu akşamlar; akşamlarda insanları kendine çeken, dertleri, yorgunlukları, kasvetleri unutturan bir kuvvet, tatlı bir boşluk vardı; akşamlar gecenin gözleri gibiydi; her yeri görüyor, her yere uzanıyor, her yere dalıyorlardı.' (Onlar da İnsandı)
  • Gidip ırmağın kıyısındaki taşa oturdum, cebimden üzerinde şiirlerim yazılı iki tabaka kağıdı çıkarıp iki kayık yaptım. (Anneme Mektuplar)
  • -Ama siz ağacı budamıyorsunuz, Selim! Topraktan çıkarıyorsunuz, kökünden kesiyorsunuz. Sen bunu görmüyor anlamıyor musun? Binlerce yıllardan beri bu Toprak da büyümüş, bu toprağa kök salmış ağacı topraktan çıkarıyor, kesiyor, paramparça ediyorsunuz! (O Topraklar Bizimdi)
  • Ramila… Biz beraber geçtik bu yolu. Yolun ucunda kurduğumuz sığınağımızın içerisinde biz beraber bekleyeceğiz sonu. (Biz Beraber Geçtik Bu Yolu)
  • Gözlerinden belliydi, büyük bir kalbi vardı onun. (O Topraklar Bizimdi)
  • Tanrım! Benim halkım nerelerde bırakmadı evlatlarını! .... Yel eskende sallanır ağaç dalları Bizim için haram oldu Kırım yolları (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
  • Ben, benden başka bir ben daha taşıyorum kendi içimde. (Yansılar 2)
  • Yurt dediğin en derin aşklardan güçlü... (Regina)
  • Her kazancın bir zararı vardır. (Onlar da İnsandı)
  • Tanrı gelir insana yardıma daima. (Onlar da İnsandı)
  • Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da "Hâtıralardır" (VE) (Yurdunu Kaybeden Adam)
  • “Hayatta sığınacak tek yerim varsa o da hatıralardır.” (Yurdunu Kaybeden Adam)
  • Elli yıldır gönlümü sevindiren, yüreğimi acıtan; bazı gecelerde, elimde kalem, masamın başında otururken beni ağlatan Kırım. Bir yara oldu Kırım benim için. Durmadan kanayan bir yara oldu. (Hatıralarda Cengiz Dağcı)
  • Nereye gitse hayat ona sırtını çeviriyordu. Nereye gitse hayat onun için anlamsızlaşıyordu. (O Topraklar Bizimdi)
  • Ölüyü tentenin altına yatırmış, sırtına temiz giysiler giydirmiş; saçlarını da bir güzel taramışlar. Oysa kendileri canlıyken renksiz, pis, âdeta ölü bir hayat yaşadıklarından haberleri yok. (Üşüyen Sokak)
  • Tanrım! N'olursun, dünyaya çocuk vermek isteyen ana babayı sen kendi mihrabının önüne çağır; hayatın ne olduğunu onlara anlat. Herşeyden önce onlara hayatın ne olduğunu duyur, Tanrım! (Ölüm ve Korku Günleri)
  • Ok yayda iken tehlikelidir, Kargun! Oksuz yayla nitersin? Hiç. (Genç Temuçin)
  • ... ölüyorduk en mutlu ölümlerle. (Anneme Mektuplar)
  • Bugünü nasılsa atlatırım. Ama yarın… (Üşüyen Sokak)