Kitap Künyesi

Yazar: Melike İlgün

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9786052988770

Sayfa Sayısı: 344

--reklam--

Beni Hep Böyle Hatırla Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tarihimizin en hazin sayfalarından birisidir 6-7 Eylül Olayları. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yaşanan iki günlük mahşer! Sonrası anlatılmayan nice sır ve yarım kalan nice hikâye...

Melike İlgün, yeni romanı Beni Hep Böyle Hatırla’da yarım kalmış bir aşkın ve yıllar sonra ortaya çıkan sırların romanını yazıyor. İstanbullu Rum Helena ile Ziya’nın herkesten sakladıkları aşkları 6-7 Eylül Olayları sonrasında yarım kalacaktır. Ziya ülkesini terk edecek ve bir daha geri dönmeyecektir!

Ancak gerçekler on yıllar sonra olsa da ortaya çıkacaktır. Üstelik araya giren başka hikâyeler sonucunda. Beni Hep Böyle Hatırla bir ülkenin hâlâ hesaplaşmadığı, geçmişinden bugüne uzanan gerçekleri arasında yaşanan ölümsüz bir aşkın romanı.

--reklam--

Beni Hep Böyle Hatırla Alıntıları - Sözleri

  • "Kimi insan vardır, kendiliğinden insan olmayı bilir. Kimine öğretirsen öğrenir. Kiminin de mayası bozuktur, ne yapsan olmaz, odun gelir, odun gider, oksijen ziyanı."
  • "Şairin dediği doğruydu, gökyüzü gibi bir şeydi çocukluk, hiçbir yere gitmiyordu."
  • "Çok özledim" dedi. "Sensiz burası boş. Sensiz burası hiç. Saydım 278 gün var haziranın gelmesine. O vakte dek beni çok özle sevgilim. Beni merak etme. Ben seni sensiz de severim."
  • "Eskiyi insanlar hep özlemle anıyor, hayırla yad ediyordu ama eski zaman dediğin de bugün gibiydi işte, iyi de vardı kötü de. Eskiden yaşanılan her ev mutlu değildi ki azizim."
  • "Değişmek mi istiyorsun, git değiş. Kendine mana mı arıyorsun, git bul. Ben senin günah çıkardığın papaz, içini döktüğün psikolog, akıl sorduğun yaşam koçu, maziyi yad ettiğin sıkı dostun değilim. Ben senin bitki çayın değilim. Ben senin yara bandın değilim. Ben senin ayna çiziğin değilim. Ben senin hiçbir şeyin değilim."
  • "İstediklerimiz er geç oluyordu ama bazen o kadar geç oluyordu ki gönlümüzden de geçmiş oluyordu."
  • "Göğü kucaklayıp getirdim sana Kokla Açılırsın!"
  • "Babam 'İstanbul'un denizi gözyaşı gibiydi,' der hep, eskiden öyle temizmiş Marmara."
  • "Keşke şimdi bir otobüste olsaydı. Çocukluğunun uzun otobüs yolculuklarından birinde... Yanından önce elektrik direkleri geçseydi art arda, sonra onlara kavaklar karışsaydı. Muavin koltuğunun üstünde bir kasanın içinde duran küçük televizyonda Kemal Sunal filmi oynasaydı, kimse filmin sesini doğru düzgün duyamasaydı ama herkes her espriyi ezbere bildiği için yeri geldiğinde hep beraber gülüşselerdi. Sonra muavin topkek dağıtsaydı, yanında da isteyene çay, isteyene limonata..."
  • "Büyümek böyle bir şey miydi acaba? İnsan daha az kızıp, daha çok mu anlıyordu karşısındaki, büyüyünce?"
  • "'Hatırla kalbim' diyordu. 'Bir daha olmayacak şeyler, iyi ki olmuş şeyler, yeniden olacak şeyler' diyordu. Sen sor bakalım kalbine, söyle hatırlasın kalbin..."
  • "Gözlerini kapamış, bir müzik kutusunun üstünde dans eden bir çift olduklarını hayal etmişti. Kapağı her kaldırdıklarında onların şarkısı çalacak ve ikisi birbirinin kollarında salınıp duracak, sonsuza kadar..."
  • "İnsan onun yanında kendini huzurlu hissederdi. Sanki ocağa çay, kucağa kedi koymuşsun gibi bir huzur."
  • "Geçen gün bir yerde okudum. Ankara Garı'nın eskiden bir delisi varmış. Bütün gün garda dolaşır, peronda yolcu bekleyenlerin arkasından sessizce yaklaşıp 'Gelmeyecek!' dermiş. Gelmeyecek! İşte yıllar boyu benim hikayem de bu oldu. Anlatması kıpkısa, kendisi upuzun bir hikaye. Gelmedi! Ben galiba onu gelmediği için de sevdim biraz. Yarım kaldığı için büyüttüm içimde."
  • "Bazen aptal görünmeyi bilmek en büyük akıllılıktır."

--reklam--

Beni Hep Böyle Hatırla İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Ne çok ah vardı bu memlekette. Hesabı doğru düzgün sorulmamış, özrü dilenmemiş, halının altına altına süpürülüp yok sayılmış ne çok ah! Ne yası tutuluyordu büyük acıların, ne de cezası kesiliyordu. Belki de bunca ah yüzünden bir türlü toparlanamıyor, bir türlü iki yakasını bir araya getiremiyordu bu topraklar. Kim bilir! Belki de..." 6/7 Eylül Türkiye tarihindeki en kara lekelerden “sadece” biri. Maalesef ki üzeri kapanmış, halı altına süpürülüvermiş, hesabı sorulmamış, bedeli ödenmemiş nice ah’tan sadece biri. Ve Melike İlgün bu kitabında İstanbullu Rum Helena ile Ziya'nın 6 Eylül Olaylarından sonra yarım kalan aşkları üzerinden karanlık, vahşet dolu anlara bir kapı aralıyor. Bu aralıktan adım attığınızda ise sadece bir gün önce komşu dedikleri insanlara bir gün sonra düşman diyip, masum insanlara nasıl da kıyıldığını görüyorsunuz. Hikayemiz ne sadece 6 Eylül olaylarını ele alıyor ne de sadece aşkı her ikisi de var ama bunlara ek olarak üç kuşak kadının(anneanne, anne, kız) çatışmasını da izliyorsunuz: Hatice, Zeliha, Deniz. Aşk hikayemizin kahramanları ise Helena ve Ziya. Bu beş ana karakterin hikayesi bir noktada bağlanıyor ve düğüm çözülürken hikayede nabız daha da yükseliyor. Yani düğümün çözüldüğü yerde hikaye durulmak yerine daha da ivme kazanıyor. Ki kitabın en beğendiğim özelliği bu oldu. Konu ve konuyu ele alış şeklini de çok sevdim, hikayede verilen anafikri de. Bu anafikri ise kitapta geçen şu harika cümleler aracılığı ile sizlerle de paylaşmak istiyorum : "Yanlış dediğin şey durgun göle atılan taşa benziyordu. Her halka bir yeni halkayı, sonraki bir diğerini, bir diğerini daha doğuruyor, göl tekrar sakinleyene kadar suyun yeri defalarca değişiyordu. Kim bilir bir yanlış kaç nesilden kaç kişinin gözünde yaş, kalbinde taş oluyordu." Ve bu anafikrin üstüne finaline de bayıldım:) Bunlar çok beğendiğim kısımlardı, gelelim küçük de olsa eleştiri kısmına...;) Eleştirilerim öncelikle dili konusunda, dili zaman zaman fazla gündelik geldi bana, basite kaçtığını, doğallığı yakalayayım derken fazlaca argo kullandığını düşündüğüm zamanlar oldu. Dili sade ve günlük, kötü demiyorum, zaman zaman basitleşmeler vardı bence diyorum, onu da net belirteyim:) İkinci kusuru ise hikayede zaman zaman hızlıca geçiştirme var gibi geldi, tam bir olayı okurken bazen 'böyle oldu da işte şöyle oldu da bitti' gibi hızla geçiştirdiği anlar olmuş yazarın, bu da takıldığım bir diğer özellikti. Ancak bunlar aslında çok küçük çaplı eleştiriler, iki puanı neden kırdığımı açıklamak istediğim için belirttim. Birçok okuyucunun kitabı okurken fark etmeyeceğini bile düşünüyorum:) Tüm bu artılarla, harika bir ders de barındıran, tarihimizin 'kara günü'ne ışık tutan bu şahane kitabı Hüsnü Arkan'ın "Hatırla" şarkısı eşliğinde okumanızı öneriyorum. Keyifli okumalar herkese... (Nisan)

@melikeilgün yine yapmış yapacağını,  bir kitap yazmış sanki sandala binmişsiniz, akıntıya bırakmışsınız kendinizi; bir yandan geçtiğiniz yerlerde ki muhteşem manzarayı  izleyip hiç bitmesin istiyorsunuz, bir yandan gezintinin sonunda ne göreceğinizi merak ediyorsunuz. İşte öyle bir kitaptı... Hiç bitmesin istedim ama elimden de bırakamadım, sonuç mu? Yirmidört saat süren muhteşem bir yolculuk ve bitiş ‍️ @melikeilgun demek dönem demek, tüm kitaplarında bir dönem geçer ve o dönemi öyle güzel ele alır ki içinize işletir... Bu kitabında da '6-7 Eylül Olayları'nı ilmek ilmek işlemiş ve ortaya Beni Hep Böyle Hatırla çıkmış. Ahh ne de güzel olmuş... Kesinlikle tavsiyemdir. Yoksa siz hala @melikeilgun ün muhteşem kalemiyle tanışmadınız mı? Kesinlikle çok şey kaybediyorsunuz benden söylemesi... Kitaplarla ve sağlıkla kalınız efendim. (2021/30) (Ebru)

Çok beğendim. İlk başta çok korkarak elime aldım kitabı. 6-7 eylül olaylarını ele alıyo sıkılırım ağır gelir diye düşündüm ama o kadar akıcı ve hüzünlü bi hikayeydi ki. Nasıl bittiğini anlamadım bile. Bitince de üzüldüm. Son senelerde okuduğum en derin en anlamlı aşk kitaplarından biriydi. (Figen özen)

--reklam--

Beni Hep Böyle Hatırla PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Melike İlgün - Beni Hep Böyle Hatırla kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Beni Hep Böyle Hatırla PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Melike İlgün Kimdir?

Kanal E, Kanal 6, Radikal Gazetesi, Kanal D ve Show TV'de muhabir olarak çalıştı. Kanal 6'da haftasonu ana haber bültenini, Show TV'de hafta içi her gece yayınlanan Melike İlgün ile Son Haber programını sundu. Kanaltürk'te ana haber bültenini sundu ve haber editörlüğü yaptı. Gazeteport'ta köşe yazıları yazdı. İlk kitabı Kemal'e Eren Kadınlar 2009'da, Enver Paşa'nın Sultanı 2011'de, Bir Başvekil Sevdim 2013'de yayınlandı.

Evli, Ayşe ve Yasemin'in annesi

--reklam--

Melike İlgün Kitapları - Eserleri

  • Bir Başvekil Sevdim
  • Fikriye ile Latife
  • Enver Paşa'nın Sultanı
  • Kemal'e Eren Kadınlar
  • Paramparça
  • Beni Hep Böyle Hatırla
  • Arı Vızkafa
  • Salyangoz Sali
  • Uğur Böceği Uçuç

--reklam--

Melike İlgün Alıntıları - Sözleri

  • Yorgundu artık, kurmaktan, kendi kendine konuşmaktan, her şeyden bir anlam çıkarmaya çalışmaktan yorgundu. (Enver Paşa'nın Sultanı)
  • Ah! Naciyeciğim o hıçkırıklarını hala işitiyorum. O yanaklarını ıslatarak dükülen gözyaşlarını hala dudaklarım içiyor. (Enver Paşa'nın Sultanı)
  • "Keşke şimdi bir otobüste olsaydı. Çocukluğunun uzun otobüs yolculuklarından birinde... Yanından önce elektrik direkleri geçseydi art arda, sonra onlara kavaklar karışsaydı. Muavin koltuğunun üstünde bir kasanın içinde duran küçük televizyonda Kemal Sunal filmi oynasaydı, kimse filmin sesini doğru düzgün duyamasaydı ama herkes her espriyi ezbere bildiği için yeri geldiğinde hep beraber gülüşselerdi. Sonra muavin topkek dağıtsaydı, yanında da isteyene çay, isteyene limonata..." (Beni Hep Böyle Hatırla)
  • "İnsan onun yanında kendini huzurlu hissederdi. Sanki ocağa çay, kucağa kedi koymuşsun gibi bir huzur." (Beni Hep Böyle Hatırla)
  • "Eskiyi insanlar hep özlemle anıyor, hayırla yad ediyordu ama eski zaman dediğin de bugün gibiydi işte, iyi de vardı kötü de. Eskiden yaşanılan her ev mutlu değildi ki azizim." (Beni Hep Böyle Hatırla)
  • Biri Mustafa’yı, diğeri Kemal’i sevdi. İki kadın, bir kahraman, bir büyük hesaplaşma. Öbür dünyada en büyük düşmanınız olduğuna inandığınız bir kadınla aynı odaya kapatıldığınızı düşünün. Hiç kimse yok, O, siz, ve kininiz. O kadar ! (Fikriye ile Latife)
  • Atlamak kolay, atlamak isteyip de kıyısında durmak zor. (Paramparça)
  • Bazen garip bir sıcaklık dolar içinize. Bilirsiniz o anın fotoğrafını çekmiştir belleğiniz. Daha sonra, çok sonra hiç ummadığınız bir anda ruhunuza hatırlatmak için... (Paramparça)
  • “Susmuş kadınların çilesi vardı Fikriye’nin yüzünde. Susmuş, kanayana kadar susmuş, tek bir kişi için avaz avaz susmuş, ama o tek kişiye sesini duyuramamış kadınların mağrur acısı.” (Fikriye ile Latife)
  • Mutsuzluğu herkes paylaşırdı, mühim olan mutluluğu paylaşmaktı. (Bir Başvekil Sevdim)
  • "Şairin dediği doğruydu, gökyüzü gibi bir şeydi çocukluk, hiçbir yere gitmiyordu." (Beni Hep Böyle Hatırla)
  • Demek büyümek, gitmek isterken kalmak, bağırmak isterken susmaktı. (Enver Paşa'nın Sultanı)
  • "Değişmek mi istiyorsun, git değiş. Kendine mana mı arıyorsun, git bul. Ben senin günah çıkardığın papaz, içini döktüğün psikolog, akıl sorduğun yaşam koçu, maziyi yad ettiğin sıkı dostun değilim. Ben senin bitki çayın değilim. Ben senin yara bandın değilim. Ben senin ayna çiziğin değilim. Ben senin hiçbir şeyin değilim." (Beni Hep Böyle Hatırla)
  • Gözlerini sımsıkı kapadı, kapadı ki Naciye dolsun içine... (Enver Paşa'nın Sultanı)
  • ... nasıl bir elektrik , parmak uçlarımdan ense köküme kadar nasıl bir karıncalanma , anlatamam sana. Birden al bastı yüzümü , damarlarımda kan değil , ateş dolaşıyordu sanki ... ( Fikriye ) (Kemal'e Eren Kadınlar)
  • Bir şiir okudum, bedelini kaç hayat ödedi! (Paramparça)
  • Siz ruhumdan, değil böyle kıymetli eşya, belki yalnız ellerinizin temas ettiği kağıt parçası gelmiş olsa bile yeniden hayat bulmuşa dönüyorum. (Enver Paşa'nın Sultanı)
  • "Sustum ve bekledim. Taş olana kadar sustum. İnsana bazen ne garip bir güç geliyor, değil mi? İçinde depremler olurken o kadar sessiz kalabilmek ne garip! Taş olmak, duvar olmak, içi boşaltılmış bir çuval gibi öylece kalakalmak... İçinde sürekli bağırıp dururken susabilmek, dudakların kanayıncaya kadar susabilmek... İnsan kararıyor öyle zamanlarda. İçindeki karanlık, yüzüne, ellerine, bakışlarına vuruyor." (Fikriye ile Latife)
  • "Doğruydu, bambaşka biriydi artık. Masumiyetini özlemişti en çok. Hayatı siyah ve beyaz gördüğü zamanları. Oysa şimdi o kadar griydi ki her şey." (Bir Başvekil Sevdim)
  • "Bu güzel saçları hakiki olarak öpüp koklamak için başınızı ellerim arasına alıp, kalbim üzerinde istirahat ettirmek nasip olacak mı?" (Enver Paşa'nın Sultanı)