Kitap Künyesi
Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: İlknur Özdemir
Orijinal Adı: Machines Like Me
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750846175
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Benim Gibi Makineler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hiroşima ve Nagasaki’nin atom bombalarıyla yerle bir edilmediği, yaşamına savaş kahramanı olarak devam eden Alan Turing’in yapay zekâ alanında çığır açtığı bir dünya. Teknolojik yenilikler ve toplumsal huzursuzluklarla dolu alternatif bir 1980’ler Londrası’nda, yalnız ve amaçsız Charlie Friend ailesinden kalan parayı sınırlı sayıda üretilen ilk insansı robotlardan –Âdemler ve Havvalar’dan– birini almak için harcar; âşık olduğu komşusu Miranda’ya, kendi Âdem’inin kişiliğini beraber oluşturmayı teklif eder. Fakat başlangıçta zekâsı ve uyumluluğuyla ikisini de etkileyen Âdem zamanla kendi ahlak ilkelerini keşfedecek, Charlie ve Miranda’yı yüzleşilmesi zor bir sır ve içinden çıkılmaz ikilemlerle baş başa bırakacaktır.
İnsanı insan yapan şey nedir? Zeki bir makinenin insanların iç dünyasını anlaması bir gün mümkün olacak mı? Yapay zekânın insanı hem bilgi hem de etik bakımından aştığı bir dünya neye benzerdi? Ian McEwan’ın yeni romanı “Benim Gibi Makineler”bu gibi soruları sorarken heyecan ve gerilimi bir an olsun düşmüyor.
“Zekice ve insancıl… Yapay zekâ, rıza ve adalet kavramları üzerine bir kıssa gibi de okunabilecek retrofütürist bir aile dramı.” – The New Yorker
“Benim Gibi Makineler etkileyici bir çeşitlilik sunuyor. Fikirlerden heyecan duyan, duygulara zekice yaklaşan, en son bilimsel gelişmeleri, felsefi spekülasyonları ve canlı toplumsal gözlemleri bir araya getiren bu kitap hem siyasetle ilgili isabetli tespitlerle dolu, hem düşündürücü, hem de eğlenceli.” – The Sunday Times
“McEwan’ın en iyi romanlarından biri.” – The Observer
--reklam--
Benim Gibi Makineler Alıntıları - Sözleri
- Sana aşık olmanın anlamı nedir diye sorduğumda, esas olarak, arzunun ötesinde, bir başkasının huzuru için duyulan sıcak ve şevkatli bir ilgi olduğunu söylemiştin.
- En kötüsüde buydu. Çocuğun işkencecisi aynı zamanda tek avuntusuydu.
- Küresel ısınma artıyordu. Kentlerin havası temizlendikçe ısı daha hızlı yükseliyordu. Her şey yükseliyordu - umutlar ve çaresizlik, sefalet, can sıkıntısı ve fırsatlar. Her şey boldu. Bolluk zamanıydı.
- Ben daha güçlü olabilirdim ama o benden daha gözü pekti. Kaybedecek daha az şeyi vardı. Ya da belki cesaret böyle bir şeydi. Yere düşürülmeye, başınızın defalarca kaldırılıp asfalta çarpılması riskine hazır olmak, peşinden de sinir sisteminizde hayat boyu sürecek hasarlara. Ben bu riski alamazdım. Korkaklık da buydu işte, hayal gücünün aşırı çalışması.
- Savaş gibi temel bir konuda aynı görüşte değilsek Miranda ile ben hayatımızı nasıl birlikte geçirebilirdik?
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla."
- Hayatı gözlerle ne kadar çok ilişkilendiriyoruz.
- "Tercihlerimizi kontrol edemezdik."
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla."
- Kullanım kılavuzu yalnızca etkiniz ve kontrolünüz olacağı yanılsamasını sunuyordu, anne babalar da çocuklarının kişilikleriyle ilgili böyle bir yanılsama içinde olurlardı.
- Gerçek her zaman her şey değildir.
- Sunt lacrimae rerum - şeylerin doğasında gözyaşı vardır.
- Geleceğin bize adını bile duymadığımız işler icat edeceği sözü basmakalıp bir sözdü, yalandı. Çoğunluk işsizse, meteliksizse sosyal çöküş kaçınılmazdı.
- "Karşılaşmanın karmaşıklığından zevk almak kazanmaktan daha önemlidir,dedi insanlar."
- Bir tarak uğruna kavga eden iki kel adam.
--reklam--
Benim Gibi Makineler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yapay zeka, ahlak kavramı, makinelere yalanın veya intikamın öğretilememesi… Tüm bu sarsıcı konuların yanında bence en sarsıcı olanı Miranda ile Gorringe yüzleşmesi idi. Hayatımda hiç bir tecavüzcünün olay sırasında neler düşündüğünü ve bunun ne kadar dehşet verici bir olay olduğunu oturup detaylı düşünmemiştim. Miranda’nın soruları bir silahtan çıkan kurşunlar gibi vurucu ve öldürücüydü. Ve yazar, ahlaki açıdan tiksinmenin insan vücudu üzerinde etkisinin neler olabileceğini de son derece detaylı betimleyerek biraz gösterdi. Gerçekten herkesin okuması gereken nefes kesin bir kitap! (Ayşegül Sivri)
SADECE YETİŞKİNLERİN OKUMASI GEREKEN BİR KİTAP Öncelikle belirttiğim gibi herkesin okuyabileceği tarzda bir kitap değildi.Çok sarsıcı,bazen nutkumun tutulduğu,bazen gözümün dolduğu,bazen korktuğum bir eser.Yazarın daha evvel "Çocuk Yasası" kitabını okuyup çok beğenmiştim.Bu da Türkçe'ye çevrilen son romanlarından. "Umut bağlanmış dinsel arzuydu,bilimin kutsal kasesiydi.Gerçeğe dönüştürülmüş bir yaratılış efsanesi için,kendimize beslediğimiz sevginin ifadesi olan muazzam bir iş için beklediğimiz tutkular aşırı da oluyordu,düşük de." Gene giriş cümlesiyle başlamak istedim yorumuma. İnsanoğlu kendi ne kadar yüce görüyor, kendini tüm canlıların üstünde tutup kibrinden dünyaya verdiği zararın farkında olmuyor değil mi ?Kendi yaratılışının ne kadar muazzam bir şekilde Allah tarafından var olduğunu unutup sanki her şeyi kendi başarmış gibi "insan beynini" taklit etmeye çalışıp hatta üstüne gerçek insandan daha iyisini, daha erdemlisini yaptığını varsaymak ne kadar korkutucu değil mi?Olay 1980lerin Londra'sında geçiyor.Tarih eski gibi ama yaşanılanlar bugünle tıpatıp aynı.Zaten yazarın da yenilerde kaleme aldığı bir eser.Charlie'nin yapay zekaya merakı ve araştırmaları ile kendisine bir "Adem" almasıyla başlıyor hikâyemiz.Bir de "Havva" lar var tabi.Bu A'lar ve H'ler çok da uzağımızda değiller aslında düşünürsek bir bakıma hayatımızdalar.Charlie'nin Miranda'ya aşkındaki kararlarında olsun,Miranda'nın geçmişinde yaşadığı olumsuz durumlarda olsun sanki A'nın gerçek bir şahsiyetmişçesine olayların göbeğinde olması bana göre çok korkutucu.Bir yanda böylesi gelişmiş bir teknoloji düzeyi varken diğer tarafta İngiltere'nin ortasında yaşanan sadece üçüncü dünya ülkerinde değil de aslında tüm dünyada var olan kötülükler..."Cinsel istismarlar,yoksulluklar,işsizlikler,depresyonlar,tecavüzler,soykırımlar,çocuk hakları, ırkçılık. "Charlie,Miranda ve yapay zeka Âdem'in yaşadıkları olayları sarsılarak okudum.Daha fazla ayrıntıya inmemeyim. Sonuç olarak 2020 gibi bir senede çoğu nesnemiz " akıllı" olsa da adaletten yoksun olup nankör bir insanoğlu olduğumuz gerçeği pek de değişmiyor kitap dostlarım. (o k u d u k ç a ▪)
*Spoiler içerir* Sürükleyici, şaşırtıcı, düşündürücü. Kitabı çok sevdim. Net bir cevap verilemeyecek etik soru(n)lar. Suç işleyen ve işlediği suç nedeniyle (tecavüz) kurbanının ölümüne yol açan (intihar ile) birinin cezasını çekebilmesi için masum olduğu bir suçlamadan hüküm giymesi ne kadar doğru? Adalet mi intikam mı? Burada kadınların ve erkeklerin cevabı farklı olacaktır belki de. Yapay zekaların rasyonel yaklaşımları bizim etik anlayışımıza ne kadar uygun? Bu bilinçli makineleri parayla satın aldığımız, sahipleri olduğumuz için ,onlara ne kadar müdahale etme hakkımız olabilir. Onlar bize ne kadar müdahale edebilir? Bizim insani değerlerimizi anlayabilirler mi? Onların matematikleri kompleks insan yaşamını anlamaya ne kadar uygun? Çok da uygun olmadığı ortaya çıkıyor. Onlar sadece makineler mi? Duyguları var bir şekilde hissediyor hatta aşık oluyorlar. Ama burada ne kadar bilinç sorusu ön plana çıkıyor gibi. Hayvanları da bu nedenle daha aşağı ırk olarak görmüyor muyuz? Onların sahipleri ( kedi sahipleri için tam tersi de olabilir:)) olduğumuz için kararları biz veriyoruz, ortada onlar için bir yaşam alanı kalmadığı, doğa kalmadığı gerekçesiyle (ki ben de bu şekilde düşünüyorum) kısırlaştırıyoruz. Kitaba başlamadan önce yapay zekaların insan ırkına üstün gelip, insanları yönetmeye başlayacağı veya insan soyunun tükeneceği gibi bir klişe beklemiştim. Bu yazarın okuduğum ilk kitabı. Ama özellikle kadın yapay zekalar bu dünyadaki varoluşa dayanamayıp intihar ediyorlar. Aklıma ‘Westworld’ geldi okurken. Burada o kadar fazla yapay zeka makine yok. Sadece Dünya’da 20 küsür üretilmiş. Diziyi izlediğim zamanlarda özellikle AVM, havaalanı gibi yapay ortamlarda bu insanlar ne kadar bot gibiler diye düşündüğüm olmuştu. Bizim de düşünüş şeklimizi belirleyen genetik kodlarımız, psikolojik zeminimiz yok mu? Çevremdeki insanları (ve kendimi) ister istemez psikolojik alt yapıları ve geçmişleriyle düşünürken davranışlarını, duygulanımlarını bu altyapıyla ilişkilendirdiğimde yapay zekalardan çok da bir farkımız yok gibi geliyor. Neyse yazı amacından sapmaya başladı:) Keyifli bir okumaydı. Tavsiye ederim. (Percephon)
--reklam--
Benim Gibi Makineler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ian McEwan - Benim Gibi Makineler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Benim Gibi Makineler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ian McEwan Kimdir?
İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu.
İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı.[1]
2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi.[2] Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi.[3] Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.[4]
Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi.
Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu.[5] McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi.
McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu.
1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi.
2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu.
McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu.
İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.
--reklam--
Ian McEwan Kitapları - Eserleri
- Çocuk Yasası
- Fındık Kabuğu
- Kefaret
- Sahilde
- Yabancı Kucak
- Sonsuz Aşk
- Amsterdam'da Düello
- Benim Gibi Makineler
- Hamamböceği
- Beton Bahçe
- Cumartesi
- Kayıp
- Masumiyet ya da Özel İlişki
- Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin
- Siyah Köpekler
- Bir Parmak Bal
- Düş Yolcusu
- Solar
- İlk Aşk, Son Törenler
- İlişkiler
--reklam--
Ian McEwan Alıntıları - Sözleri
- “Babamı ben öldürmedim, ama işini kolaylaştırdığımı hissettim zaman zaman.” (Beton Bahçe)
- Can sıkıntısıyla, mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına.. (Fındık Kabuğu)
- Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahkum edilmekti... (Çocuk Yasası)
- "Hayal görmek hakkında hayal kuruyordun." (Düş Yolcusu)
- Bazen bir haksızlık üzerine fazla kafa yoran insanlarda öç hırsı bir tür yükümlülük duygusuyla karışır. (Amsterdam'da Düello)
- Dünyanın böyle ayrıntılarla, böylesine minik insani zaaflarla dolu olması onu boğuyordu.. (Çocuk Yasası)
- Önemsenmeyen şimdiki zaman döne döne uzaklaşıyor bizden .. (Fındık Kabuğu)
- Beden yalan söyleyemez , ama zihin başka bir ülkedir . (Fındık Kabuğu)
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla." (Benim Gibi Makineler)
- Sürekli olması gereken,hiçbir zaman üzerinden atamadığın bir sevgi nasıl her zaman merhametli olabilir ki?Bu bir ısı,bir sıcaklık,Joe ve seni yakabilir.Seni yakıp kül edebilir. (Sonsuz Aşk)
- ... Kendimizi şimdiki zamanı yaşamak için özgür kılamazken, başkalarını özgürleştirmek üzerine düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzlukları hakkında düşünmek istiyorduk. Kendi sefilliğimizi örtbas etmek için, onlarınkini kullanıyorduk. Bizim sefilliğimiz de, hayatın bize sunduğu basit güzellikleri kabul edemeyişimiz ve onlardan mutlu olamayışımızdı... (Siyah Köpekler)
- “Kendini eylemle uyuşturuyordu.” (Kayıp)
- Biz ışıktan kaçan varlıklarız. Biz karanlığı anlar ve severiz. Hamamböceği (Hamamböceği)
- Latince ‘hamamböceği’. (Hamamböceği)
- “Kabul edilemeyen şey ırkçı olmaktır.” (Amsterdam'da Düello)
- Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı. (Cumartesi)
- Ağlamaları arasında Julie’yle Sue anlaşılmaz şeyler söylüyordu, belki kendi kendilerine, belki birbirlerine. Ben de onlar gibi kendimi bırakabilmeyi istedim, ama biri beni seyrediyor gibi hissettim. Gidip aynada kendime bakmak istedim. (Beton Bahçe)
- Kendimizi içinde bulunduğumuz ana bırakamıyorduk. Onun yerine başka insanları özgür bırakmayı düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzluğunu düşünmek istiyorduk. Kendimizinkini gizlemek için onların sefilliğini kullandık. Ve bizim sefilliğimiz,yaşamın bize sunuğu basit, güzel şeyleri kabul edip onlara sahip olmaktan mutluluk duymayı beceremediğimizdendi. (Siyah Köpekler)
- Karşılıklı anlayışlarının derinliğini ve birbirlerini bu kadar iyi tanımalarına karşın hâlâ böylesine olağanüstü bir tutku yaşayabilmelerini kutladılar. (Yabancı Kucak)
- Can sıkıntısıyla mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına. (Fındık Kabuğu)
Yorumlar
0 yorum