Kitap Künyesi
Yazar: Muharrem Kaşıtoğlu
Yayın Evi: Özyürek Yayınevi
İSBN: 9786051774121
Sayfa Sayısı: 136
--reklam--
Beyoğlu Masalı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Dinle Karabaş, burası Beyoğlu ilçesi. Halk arasında Beyoğlu adı, kentin önemli kültür, eğlence ve iş merkezlerinden olan ve Galatasaray’ı Taksim Meydanı’na bağlayan İstiklal Caddesi ve çevresi için kullanılır.
... Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler varmış. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmet zamanında Pontus prenslerinden Aleksios Kommenos’un İslamiyet’i kabul ederek burada oturmasından kaynaklanıyormuş. İkincisine göre ise...”
İşte bu cümlelerle başlıyor Beyoğlu’nun masalı... Yakın dost olan iki köpeğin yolculuğunda macera dolu bir bilgi sağnağı altında... Heyecanlı ve bazen ürkek, çoğu zaman umutlu bu iki dosta Beyoğlu ve çevresinde yaptıkları doyumsuz gezilerinde eşlik etmek, onlarla birlikte bazen şaşırmak, bazen üzülmek, bazen de düşünmek ama en önemlisi hayata ve Beyoğlu’na dair bir şeyler öğrenmek istemez misiniz?
(Tanıtım Bülteninden)
Beyoğlu Masalı Alıntıları - Sözleri
- "İyi bir uyku her şeye değer."
- Karabaş onlar bizi burda istemiyorlar demek ki. Yoksa bir canlı bir canlının hayatına son verebilir mi? Bir canlı neden bu kadar acımasız olur , hala anlamış değilim
- "Bu duruma alışmalısın, insanlardan bazıları ne yazık ki karşısındakine saygı göstermez. Bunun bizimle ne alakası var diye düşünme, kendi cinsine bile saygı göstermeyen, bunlar gibi insanlar, farklı bir cinsten olan canlıya yani bize hiç saygı göstermez. İşte onlardan kendini korumalısın ufaklık."
- Havsalam almıyordu bu hazin hali önce Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; Allahımın ismini daha çok candan andım. Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen! Böyle sokaklarda ki, anası can verirken, Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var... Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar, En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini, Üstünde orospular yükseltiyor sesini. Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor, Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor. Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu, Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen! Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla, Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla!
Beyoğlu Masalı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Beyoğlu'nu adım adım dolaşarak orada bulunan tarihi yerleri Cesur adındaki bir köpekten okumak istemez misiniz? Okurken Karabaş ve Cesur ile gezdim, yeni bilgiler öğrendim ve bildiklerimi yeniden hatırladım. Beyoğlu benim severek gittiğim yerlerden biridir. Masal tadında içinizi ısıtacak bir kitap. Bu kitapta sevgiyi, özlemi, aile sevgisini, duyarlılığı hissedeceksiniz. Çocuklarınıza hem Beyoğlu ilçesinin tarihi ile tanıştırcaksınız hem de onlara hayvan sevgisini aşılayacaksınız. Kitap, Karabaş'ın yavrularını doğurması ile başlıyor. Daha sonra onun yaşadıklarını, bir çiftlikte doğan Karabaş'ın Beyoğlu'na uzanan serüvenini okuyoruz. Cesur ile tanışması ve Cesur'un ona Beyoğlu ilçesinde bulunan yerleri anlatması ile devam ediyor. Kitabın köpeklerin yaşadıklarını okuyucuya aktarmasını çok sevdim. Bu sayede bizim de hayvanların neler yaşadığını, neler hissettiğini anlamamız sağlanmış. Özellikle bir çocuğun bu kitabı okurken hayvanların nasıl yaşadığını düşünecek olması ve ona hayvan sevgisini aşılayacak olması çok güzel. Ayrıca kitabın bazı sayfalarında resimler de bulunuyor. Bunun çocukların hoşuna gideceğini düşünüyorum. Bu sayede Karabaş'ın hayatına yolculuk yapabilecekler. Kitabın içerisinde gezilen yerlerin tarihi anlatıldığı için bu kitabı 8 yaş ve üzeri çocukların daha çok seveceğini düşünüyorum. Bu sayede yaşadıkları ülkenin tarihinin bir kısmını da öğrenmiş olurlar. Eğer İstanbul'da yaşıyorsanız bu kitabı okuduktan sonra çocuklara bahsedilen yerleri gezdirirseniz okudukları bilgiler daha da kalıcı olacaktır. Mesela kitapta hayvanlara verilen mamaların ve suyun önemini bir kere daha anlıyorsunuz. İnsanların kötü davranışlarının hayvanlar üzerindeki etkisine şahit oluyorsunuz. Bunları çocuklarınıza bu tarz kitaplarla öğretebiliriz. Eğer çocuk kitapları okumaktan hoşlanıyorsanız, çocuklarınıza kitap arıyorsanız ve Beyoğlu'nda bulunan yerlerin tarihini merak ediyorsanız bu kitaba mutlaka bakmalısınız. (fulden ufacık)
Karabaş bir çiftlikte dünyaya gelir.Doğduğu çiftlik sahibinin yakın arkadaşı tarafından sütten kesildikten sonra sahiplenilir.Fakat olduğu yerden hiç memnun olmayan Karabaş ailesini bulmak için kaçma planları yapar.İlk planı işe yaramasada diğer planı ile oradan kaçar.Fakat kaçtığı kamyonetten inerken çalışana yakalanır.Çalışan onu evine götürüp güzel bir kulübe yaparak sahiplenir.Fakat Karabaş onu sevcekleri sandığı iki çocuk tarafıdan kaçırılır.Onlardan zarar geleceğini anlar ve ellerinden kaçar.Bir parka gider ve orada uyumaya başlar.Uyandığında çok acıktığını farkeder.Başka bir sokak köpeği olan Cesur ile karşılaşır. Beraber iyi bir arkadaş olup hayatlarını sürdürmeye ve Karabaş'ın ailesini bulmaya çalışırlar... Sevgili sumeyyeokuyor43 tavsiyesiyle okuduğumuz muharremkasitoglu 'nun kaleminden #beyoğlumasalı Kitabımız akıcı dille yazılmış olup bize bazı tarihi yerler hakkında bilgi vermiştir. #alıntı Kendi cinsine düzgün davranmayan biri nasıl bize iyi davransın.. #muharremkaşıtoğlu (Kahvekokulukitaplar1)
Arada bir çocuk kitabı okumak çok iyi oluyor. Gerçi bu kitabı bende 7'den 70'e herkes okuyabilir. Çok eğlenceli ve enfes bir kitap. Daha önce de Fatih masalını okumuştum ve çok sevmiştim. Orda da iki minnoş kedicik ile Fatih semtinde bir gezintiye çıkıyordu okuyucu. . . Bu güzel kitapta da Cesur ve Karabaş adındaki iki köpekle beraber Beyoğlu semtinde gezintiye çıkıyoruz. Beyoğlu sokakları geldi gözümün önüne. Öyle güzeldi ki. . . Yazarın bu seriden olan diğer kitaplarını okumadım ama her kitabında iki minnoş hayvan ile Istanbul semtlerinde gezintiye çıkıyoruz anlaşılan. Gerçekten çok güzel ve başarılı buldum ben bu seriyi. Yani okuduğum iki kitabı da çok güzeldi. Diğerleri de güzeldir kesin. Oğlumun kütüphanesine ekledim bile kitabı. . #parlakmeltemkitapligi (Meltem Parlak Aydın)
Beyoğlu Masalı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Muharrem Kaşıtoğlu - Beyoğlu Masalı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Beyoğlu Masalı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Muharrem Kaşıtoğlu Kimdir?
--reklam--
Muharrem Kaşıtoğlu Kitapları - Eserleri
- 60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane
- Beykoz Masalı
- Beyoğlu Masalı
- Eyüpsultan Masalı
- Fatih Masalı
- Üsküdar Masalı
- Beşiktaş Masalı
- 60'lı Yıllar Hikaye, 70'li Yıllar Terane, 80'li Yıllar Şahane
- Yazmış Bulunduk
--reklam--
Muharrem Kaşıtoğlu Alıntıları - Sözleri
- Kurtuluş savaşı destanının başyazıcıları Kastamonu kadınları çıkar sahneye. Oluşturulan her kağnı kolunun başında genç ya da yaşlı Kastamonu kadınları vardır. Erkek yokluğunda harmanı da alan, askeri de doyuran, çocuğunu da büyüten kadınlar kendilerini daha da büyüterek Mehmetlere silah ve mermi yetiştirme işini de üstlerine aldılar. (Yazmış Bulunduk)
- "Çünkü burası Bizans'ın ve Osmanlı'nın hem yönetim hem de dini merkezi. Bak işte, Topkapı Sarayı ve Ayasofya tüm yapılaşma bu merkezler etrafında şekillendiği için bu kadar çok tarihi yapı var." (Fatih Masalı)
- "Güzel olmak pek önemli değil; önemli olan güçlü olsun ve kendisine iyi bir yol çizsin." (Eyüpsultan Masalı)
- Çünkü burası Bizans'ın ve Osmanlı'nın hem yönetim hem de dini merkezi. Bak işte, Topkapı Sarayı ve Ayasofya tüm yapılaşma bu merkezler etrafında şekillendiği için bu kadar çok tarihi yapı var. (Fatih Masalı)
- Leblebi Tozu Güzeldi leblebi tozu... Manyakçaydı evet, tehlikeliydi evet, ama güzeldi işte! Aslında ya sarı tozlar güzeldi ya da çocukluğumuz onu güzel kılıyordu. Hangisi olduğununa karar vermek çok zor... Öyle ya da böyle bayıla bayıla yerdik. Kaç defa boğazımıza kaçarak ölme tehlikesi geçirdik kimbilir... Birçok çocuk, leblebi tozu yerken ölümden dönmüştür. Amma çok eğlenceliydi işte, gerisi hikaye!... (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
- Yaka olayı ise ayrı bir dertti. Önceleri sert, karton gibi olan yakalardan kullanmıştık. Boynumuzu keser, kıpkırmızı iz yapardı. Sonraları kumaştan ve hatta dantelli olanları çıktı da rahatladık. Tahtayı sildiğimiz zaman önlüklerimiz tebeşir tozuna bulandırdı. Teneffüste yakalamaç oynarken erkeklerin önlüklerinin arkasındaki kuşakları çekince kopardı. Bu oyunlar sırasında yakalığın biri kurtulur ve yakalık, tek düğmeyle tutuşu halde öylece sarkardı. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
- "Bir birlik abidesi olan bahtsız Dalton ailesini de unutmamak lazım! O sürekli bağırıp çağıran ve sinirli Co'ya sürekli kızsak da, Avarel'in insanı çileden çıkartan salaklıklarına karşın bazen de hak veresimiz gelirdi." (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
- "Bu duruma alışmalısın, insanlardan bazıları ne yazık ki karşısındakine saygı göstermez. Bunun bizimle ne alakası var diye düşünme, kendi cinsine bile saygı göstermeyen, bunlar gibi insanlar, farklı bir cinsten olan canlıya yani bize hiç saygı göstermez. İşte onlardan kendini korumalısın ufaklık." (Beyoğlu Masalı)
- "Güzel olmak pek önemli değil; önemli olan güçlü olsun ve kendisine iyi bir yol çizsin." (Eyüpsultan Masalı)
- İşte, ilk gençlik yılları 80' kere gelenlerin büyük kısmının takıntılarından biri: asidci misin, metalci mi?.. Bu söylem o dönemde o kadar çok kişiyi etkisi altına almıştı ki, günümüzde asidcilik kalmadı belki ama bu defa da repçilik ve metalcilik arasındaki çekişme devam ediyor. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
- "dünyanın en güzel şehri İstanbul, İstanbul'un en güzel yeri Beykoz, Beykoz'un en güzel yeri benim yalımın olduğu yerdir." Ahmet Mithat Efendi (Beykoz Masalı)
- Sultan Abdülmecit, Beşiktaş Saray Sahili inşası sırasında, "Kötülük ve çirkinlikler burada yasaktır, burada sadece güzel olan şeyler bulunsun," demiş. (Beşiktaş Masalı)
- İlhan İrem İşte, bir başka efsane daha! 70'li yıllardan 80'li yıllara gelen ve gerçek anlamda bir efsane olan o romantik adam! ..... Şarkılarının yüzde doksanı klasik olmuş nadir bestecilerden biridir. Çünkü aradan 30 yıllık bir süre geçmesine rağmen hala dillerdedir. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
- Kendi yastıklarına gölge salmasın Çocuklarının öpüşleri onlara anlat Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar Ruhların içindeki müzikle karşılıklı Kapalı çarşı içinde bir sigara Bir keman kılıfı senin saçlarına sürünen yağ Onlara anlat kadınların gözlerinin içinden geçer Kapalı Çarşı ve Kapalı Çarşı’yı götüren saat Bir inci gerdanlık dumanları içinde kapkara Anlamağa başladığı ağır ve çekilmez kelimeler içinde dağ Senin resmin ince gerdanlığın siyah parlaklığı içinde ışıklı Işıklı ışıksız yandan ve önden ışıksız arkadan ve içten ışıklı Onlara anlat ki insan kelimelerden ve şiirden yaratılmadı Tüyler içinde gelen yeni dünya Bir sandalye kadar hür olduğu gün Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat Benim aynamı küçültüp büyülten onlar Benim aynamı aynalıktan çıkaran Kapalı çarşılar içinde fikre ve gerçeğe Neler neler etti anlarsın onlar Şemsiyeler gibi Felaketlerin en şakacısına açılıveren onlar Kendi yastıklarına düşmesin Dostlarının kadınları üstündeki gölgesi onlara anlat Kapalı çarşılar içinde Aslanların ağaç kabuğuna yazdığı şiir Kapalı çarşı içerisinde Açık ve keskin yumuşak ve güzel Kur'an sesleri Kapalı çarşı içinde kapalı rüya çarşıları Kapalı çarşı içinde öfke ve af çarşıları Kapalı Çarşı’ya gittiğin zaman Bir yangın sonrasının gazetelerini okudun Bir gazete uzun ve kul olmuş bir gazeteydi Kapalı Çarşı Mavi gözlü bir gazete Kapalı Çarşı içinde bulutların en senin olanı Sen bana kapalı çarşı Şüphesiz o kadar satılan ve alınanlar var ki Şüphesiz bir harita kırığı Bir yapma deniz parçasıyla kapalı Kapalı Çarşı Sen kapalı çarşılar üstüne yağmur yağanı Yağmurun iyi ve doğru yağmadığını onlara anlat Sezai KARAKOÇ (Fatih Masalı)
- Üsküdar... Üsküdar, bir saraylar semtidir, yalılarla incilenmiş hem de. (Üsküdar Masalı)
- Kabakanat: "İnsanlar son derece hayvanseverdir fakat bazen böyle birkaç kötü ruhlu insan da çıkmıyor değil. Ama bunlara bakarak insanların tamamını acımasız görmek olmaz." (Üsküdar Masalı)
- "Türkler, ince ruhlu insanlardır sevgili güvercinler... Ataları, ince duygularının ve sanat zevklerinin nişanesi olarak sadece kuş evleri, kuş sarayları yapmakla kalmamış; leylek, kürt, tilki, ayı, geyik gibi evcil olmayan diğer hayvanlar için de vakıflar ve hastaneler kurmuşlardır. Öyle ki, soğuk kış günlerinde bu yabani hayvanların aç kalmamaları için kae tipi demeden ıssız dağ başlarında yiyecek bırakmışlardır. Hatta dünyadaki ilk hayvan hastanesini; göç edemeyen, yaralanan veya hasta leylekleri tedavi etmek için Bursa'da Gurabahane-i Laklakan adıyla Türkler açmıştır." (Üsküdar Masalı)
- "Akkanat, 'Aşağının görüntüsü ne kadar kötü, görüyor musunuz? İnsanlar yuvalarını - ki onlar ev diyorlar- birbirlerinin üstüne yapmışlar sanki. Neredeyse hiç yeşillik yok sokaklarda. Doğayı, ağacı, çiçeği bilmeyen çocuklar nasıl öğrenecek bunları burada? diye kendi kendine söyleniyordu." (Üsküdar Masalı)
- Karabaş onlar bizi burda istemiyorlar demek ki. Yoksa bir canlı bir canlının hayatına son verebilir mi? Bir canlı neden bu kadar acımasız olur , hala anlamış değilim (Beyoğlu Masalı)
- Havsalam almıyordu bu hazin hali önce Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; Allahımın ismini daha çok candan andım. Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen! Böyle sokaklarda ki, anası can verirken, Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var... Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar, En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini, Üstünde orospular yükseltiyor sesini. Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor, Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor. Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu, Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen! Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla, Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla! (Beyoğlu Masalı)
Yorumlar
0 yorum