Kitap Künyesi

Yazar: Osman Aysu

Yayın Evi: İnkılap Kitabevi

İSBN: 9789751018885

Sayfa Sayısı: 402

--reklam--

Bıçak Sırtı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Karaca Ahmet Mezarlığı...

Soğuk ve ıslak bir gece...

Tam gece yarısı...

Selviler arasında rüzgarın uğuldayarak dolaştığı, ağaçların çatırdadığı zifiri bir karanlık.

Yaşlı bir çımacı evine bir an önce ulaşmak için kestirmeden mezarlığa dalar. Ama orada onu ölüm beklemektedir. Mezar taşlarının arasından fırlayan bir gölge sert bir bıçak darbesiyle yaşlı adamın gırtlağını boydan boya keser.

Ve öldürdüğü adamın yakasına bir şiir iğneler.

Benzeri cinayetler birbirini izleyince artık şehirde herkes bu "şair katil"den korkuyla söz etmeye başlar.

Polisiye edebiyatımızın en güçlü yazarı Osman Aysu'dan yine bir başyapıt.

(Arka Kapak)

--reklam--

Bıçak Sırtı Alıntıları - Sözleri

  • Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında, Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa karışan noktasında Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık, Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. Bu gece yarısında iki kişi uyanık: Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar. Necip Fazıl Kısakürek
  • " Tophane dediğim bir uzun yol İki yanı iki sıra meyhane Yüz insan gördüm yüzü de başka Benzetemedim birbirine. Biri şarkıcıdır aile bahçesinde İyi kızdır, namusludur Biri türkü söyler sarhoşluk üstüne Gönlümüz olur. Biri benim komşumdur Geceleri erkek alır koynuna Biri orospudur vazgeçmez Günahı boynuna. " İlhan Demiraslan
  • "Şarkı söylüyormuşum Sokaklarda,Görmüşler. Yere yere bakıyormuşum, Yürürken,Duymuşlar. Sonrasını kendileri uydurmuşlar."
  • " Şiirle dünyaya bakış açımız değişir, yumuşaklık ve müsamaha hissi kazanırız, olaylara içtenlikle ve sevgi ile yaklaşırız. "
  • "patik yap kunduracı,bol bol patik; Bebeler için ,ilk adımı atacak, Çocuklar için,koşacak oynayacak... Terzi abla,mini mini elbiseler dik, Yazlık kışlık mevsimlik... Saçlarına kurdele, Bileklerine bilezik... Ama şu dünya hali,bin türlü kaza,bela, Ama bunca hastalık,gıdasızlık,verem; Tabutçu,ölçünü büyük tut, büyük! Çocukların öldüğünü istemem..."
  • Sarahaten aceba söylesem darılmaz mı? Darılmak âdeti; bilmem ki, çapkının naz mı? Desem ki: Ben seni… Yok! Dinlemez ki; hiddet eder. Niçin, bu sözde ne var, Sanki hiddet etse ne der? Desem ki: Ben, seni çok… Ya kızar konuşmazsa? Derim: Bu çektiğim, insaf edin eğer azsa?.. Desem ki: Ben, seni pek çok… Hayır! Kızar, bilirim. Tereddütüm aceba, hiddetinden az mı elim? Desem ki: Ben seni pek çok… Sakın gücenme e mi!                                              Sakın gücenme eğer, anladınsa sevdiğimi… 
  • Şiir ruh ve nefis terbiyesinin başlangıcıdır, duygusallık aracıdır. Bu sevgiyi insana çocuk yaştayken kazandırmalıyız. Daha yaş fidanken, çocuğun kişilik ve karakter kazanma çağında, bol bol okutulması ve sevdirilmesi gerekir.
  • Alabildiğine karanlık ve korkunun sessizliği kaplamıştı etrafı. Tıpkı o uğursuz gece de olduğu gibi...
  • Kimse tarafından görülmemişti . Gecenin ayazında Bağdat Caddesi'ne kadar yürüdü. Mutsuzdu...
  • Ilkel çağlarda insan ruhunun iblis veya ölü bir ruh tarafından ele geçirildiği sanılırdı. Yani fiziksel ve mental fonksiyonları bozulan insan , ruhunun bir ölü tarafından zapt edildiğini düşünürdü. Tarih boyunca hep bu tür olaylara ve inanca rastlanmıştır.

--reklam--

Bıçak Sırtı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Şair Katil. İlginç bir yaklaşım olacak. Öldürdüğü insanların üzerine şiir yazıp bırakan bir psikopat, öldürülen yaşlı bir adam ve beklenen macera. Aşk’a dayalı birkaç kitap sonrası böyle bir kitap şüphesiz daha çok ilgimi çekti. Öldürülen yaşlı adam ve üzerinden çıkan bir şiir, merak merak üstüne ve ben o şiiri de burada paylaşmak istiyorum. Ayrıca bu şiir Yaşar Nabi Nayır’ın 1928’de yayımlanan Kahramanlar adlı kitabındaki Karacaahmet’te Akşam şiiri olarak da geçer. Bir kısmını burada yazdım ama kitaptaki gibi düz satır olarak verdim, orijinali daha estetik durur, onun da linkini paylaşacağım: “Sivrilir kırık taşlar çürümüş dişler gibi, sallanır iki yanda deli dervişler gibi, selviler, bu upuzun bu simsiyah selviler. Yolda uzar, kısalır beliren hayaletler, kefenli cenazeler, kefensiz iskeletler, sessiz adımlarla dolaşır bu civarda.” https://hizliresim.com/AYCmBv Hemen akabinde de bir kadın öldürülecektir. Bu kadının üzerinde de Özdemir Asaf’ın Altro şiiri bulunmaktadır. Bunu da sizlerle paylaşmaktan keyif alacağım, şiirleri seviyoruz gerçekten. https://hizliresim.com/YyfKlR Şimdi tahmin ettiğiniz üzere her şiiri paylaşarak ilerlemek istiyorum. Öldürülen bu sefer sarhoş bir balıkçı olup, katil önce balıkçıyla birlikte içiyor sonra yine o kişiyi öldürüyor ve yine bir şiir bırakıyor. Bu sefer etrafta görgü şahitleri bırakıyor tabi. Ancak ben şiire dönmek istiyorum. Bu sefer sırada merhum Metin Eloğlu’nun Erkek Zeliha’nın Torunu adlı şiiri bulunuyor. Malumunuz, buyurun: https://hizliresim.com/JHSnpL Ah Gül. Ah Gül’üm. Sen ne masum bir çocuktun. Bir katilin dahi gözlerini yaşartacak, onun hem canını hem vicdanını sızlatacak kadar masumdun. Olur muydu öyle bir gidiş. Mini mini adımlar atan sen şimdi zorba ve vicdansız bir katilin kurbanı mı olacaktın anneciğinle. Olur muydu böyle bir acı. Oldu işte. Maalesef oldu. Patik yap kunduracı diyor bu sefer bir Ziya Osman Saba şiiri ile karşı karşıya geliyorduk: https://hizliresim.com/fmq327 Katilimiz bir süre ortalıkta gözükmez fakat bu süreci Tarık kimliğiyle geçirir. Bir kadınla beraber olarak kendini aşar, kadının evine gider ama eski kimliğine dair hiçbir şey yoktur üzerinde. Sonraysa gözü döner ve kadına saldırır. Öldürür. Onun bilgisayarıyla şiiri yazıp çıktı alır derken kendi sisteminin de yavaş yavaş dışına çıkmış, farkında olmadan arkasında tanık da bırakmıştır bu sefer. Tabi her şeyden öte ben gene şiirle ilgileniyorum. Bu sefer şiirimiz Ahmet Muhip Dranas imzalı Köpük şiiri. https://hizliresim.com/G0jyE4 Yine bir cinayet göreceğiz. Bu sefer bir simitçi öldürülecek ve yine bir şiir bırakılacak. Rahmetli Nevzat Üstün’ün Şeytan adlı bu kısa şiirini de sizlerle paylaşacağım: https://hizliresim.com/tI2bBq Tabii ilginç bir gelişme daha yaşayacaktık. Türk Sanat Musikisini çok beğenir, severek de dinlerim. Katilimiz (Musa Eryılmaz) bir kadınla tanışıyor gene. Bu kadın diğerlerinden farklı olarak gerçekten beğeniyor. Hatta onu öldürmek yerine kendiyle mücadele ediyor. Sonradan ona Necip Fazıl’ın ünlü Kaldırımlar şiirinin bir kısmını da bağışlayacak. Hatta ona bir şiir de okuyor. Bestesi Ali Rıfat Çağatay’a, güftesi Orhan Seyfi Orhon’a, yorumu da çok sevdiğim Münir Nurettin Selçuk’a ait Sarahaten Acaba efsanesini burada sizlerle paylaşmak beni çok mutlu ediyor, buyurunuz efendim: https://www.youtube.com/watch?v=bjIIDvZRMCg Normalde cinayet romanlarının alışılmışı her daim bir cinayet girişi, sıkıcı bir gelişme bölümü ve sonlarda finalle beraber yeniden hızlanıp sonlandırılan kitaplardır. Bu alışılmış kalıbın dışına vermek, sürekli cinayetlerle ilerliyor olmak aslında heyecanımı yüksek tutsa da acaba en sona kadar böyle gidecek miyiz yoksa bir yerde ipler kopacak mı diye merak etmeden de edemedim. Şunu ifade etmeliyim ki şimdiye kadar okuduğum 14 Osman Aysu kitabı arasından en iyisi, en heyecanlısı, hiç durmayanı, filmi yapılsa en iyi ürünün çıkacağı kitap buydu. Gerçekten bu kadar etkilendiğim başka bir kitabını hatırlamıyorum. Özellikle katilin kendi kimliğini ortaya çıkaracağı şekil öyle efsane ayarlanmıştı ki sırf orası için bile bütün kitabı okumaya değerdi, fena etkilendim, çok fena etkilendim ve kullanacak kelime bulamıyorum bu etkilenmeye. Uzun zaman sonra beni gerçekten bu denli etkileyen bir romanı da geride bıraktık tabi saatler ilerliyor sonuçta. Hepimize mutlu sabahlar, keyifli okumalar diliyorum. Esen kalınız efendim.. (Sadık Kocak)

Kitap oldukça akıcı..kitabın ortalarına doğru sırrı çözüyorsunuz son sayfalarda beni şaşırtacak aklımla dalga geçecek bi vurgun son dokunuş beklerdim ama olmadı genel itibariyle yazarın konuyu işleyişi güzel fakat eksik bir şeyler vardı bitirince tatmin olmadım..zor kitaplardan sonra Araya bu tarZ dinlenmek babında polisiye kolay kitaplar okumayı severim okunabilir.. (Ümran yiğit)

Kendisi okuduğum ilk polisiye romandır ve yeni başlayanlar için harika bir seçim bence. En sondaki ters köşe beni şaşırtmıştı. Osman Aysu'nun okuduğum kitaplarında ters köşe çarpıcı bir unsur. Kurgusu derli toplu. Kitap bitince ne olduğunu anlıyorsunuz. Ve elimden bırakmadan okudum herkese özellikle yeni başlayanlara tavsiye ederim. (Ebru Sönmez)

--reklam--

Bıçak Sırtı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Osman Aysu - Bıçak Sırtı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bıçak Sırtı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Osman Aysu Kimdir?

Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.

Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.

1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.

Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.

Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.

Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.

Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.

Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.

--reklam--

Osman Aysu Kitapları - Eserleri

  • Çıkış Yok
  • Kayıp
  • Casus
  • Soğuk Taşlar
  • Kanlı Tutku
  • Kartopu
  • Tavşan Uykusu
  • Devlet Sırrı
  • Bıçak Sırtı
  • Kutsal Resim
  • Bir Aşk Masalı
  • Yalıdaki Sır
  • Travma
  • Sır
  • Kanlı Rüya
  • Çöl Akrebi
  • Kayıp İncil
  • Kanlı Pazar
  • Çifte Tehlike
  • Kerpeten
  • Sınır Ötesi
  • Gölgede Kalan Sırlar
  • Bir Beyazperde Masalı
  • Özgürlük Tuzağı
  • Ölüm Meleği
  • Cinayet Sancısı
  • Elissa
  • Doğum Günü:15 Aralık
  • Kapan
  • Cennete Açılan Kapı
  • Vahşi Tutku
  • Gece Baskını
  • At Kuyruklu Adam
  • Ahtapotun Kolları
  • Karanlıklar Hakimi
  • Mütareke Yıllarında Aşk
  • Taş Plak
  • Tehlikeli Cazibe
  • Miras
  • Güvercin Kayalıkları
  • Sahte Ajan
  • Ölüm Oyunu
  • Yedinci Uzman
  • Aşk Oyunu
  • Korku Evi
  • Cellat
  • Şeytanın Maskesi
  • Ay Işığı
  • Londra-Moskova Hattı
  • Büyük Hesaplaşma
  • Uzun Gece
  • Şantaj
  • Kurt Sığınağı
  • Yazar ve Aşkı
  • Küçük Tatlı Kız
  • Yanık Yüz
  • Sessiz Çığlık
  • Karadul
  • Karla Gelen Adam
  • Mor Salkımlı Köşk 1
  • İktidar Merdiveni
  • Leoparın İzleri
  • Karanlık Zeminde Pembe Noktalar
  • Tamara'nın Gözyaşları
  • Sınırların Ötesinde
  • Osman Hilmi Efendi'nin Laneti
  • Şok Dalgası
  • Sır Duvarları
  • Odak Noktası
  • Lenin'in Mangası
  • Mavi Beyaz Rapsodi
  • Nikahta Keramet Vardır
  • Kargaların Çığlığı
  • Puslu Anılar
  • Yüreğimde Yare Var
  • Havyar Operasyonu
  • Sorguç
  • Kuşku Zinciri
  • Nemrut'un Gazabı
  • Karanlıkta Fısıltılar
  • Kuş Kafesi
  • Önce Aşk
  • Sevdim Bir Genç Kadını
  • Terörün Gölgesinde
  • Tutkunun Esiri
  • Saklı Gerçek
  • Darbe
  • Fidye
  • Kuşkunun Ötesi
  • Mor Salkımlı Köşk 2
  • Sönmeyen Ateş
  • Tilkiler Savaşı
  • Bir Hadise Var - Can İle Canan Arasında
  • Ölü veya Diri
  • Mönüde Komplo Var
  • Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı

--reklam--

Osman Aysu Alıntıları - Sözleri

  • Romantik çağdan kalma gibisiniz. Şövalye ruhlu, soylu, her zaman kadınları korumayı görev sayan, kibar ve ince biri... (Havyar Operasyonu)
  • "Kin mi, nefret mi, pişmanlık mı, yoksa bir türlü koparıp yüreğimden atamadığım sevgi miydi?" (Önce Aşk)
  • Fakat hayal gücü ona ihanet etmişti (Çıkış Yok)
  • Sanırım aşk denen şey buydu; insanın kimyasının değişmesi, bilinçsiz bir heyecana kapılması, onu görünce feleğini şaşırması gibi bir şey. (Yalıdaki Sır)
  • Pek çok sevgide olduğu gibi, duygular tek taraflı kaldığı sürece, sonunda içteki ateşin sönmeye mahkûm olduğunu genç kız da biliyordu. (Özgürlük Tuzağı)
  • Niye bu yaşa kadar evlenmediniz?" diye sordu damdan düşer gibi. Gülümsedim. "Beni yeni tanıyan çoğu insan bu soruyu sorar. Herhalde kısmet meselesi. Belirli bir nedeni yok. Zahir aklımı başımdan alacak birine henüz rastlamadım." (Bir Aşk Masalı)
  • " Cami yıkılsa bile mihrap yerinde kalır derlerdi..." (Bir Beyazperde Masalı)
  • Sen bir vatan hainisin ve ülkene ihanet ettin. Cezanı yasaların vermesini isterdim ama seni vurmaktan hiç vicdan azabı çekmeyeceğim. (Tamara'nın Gözyaşları)
  • Şu erkek milleti çok aptaldı; bazen en basit gerçekleri göremezdi. (Karanlıklar Hakimi)
  • Gençtim, ailemden intikal eden büyük bir servetin sahibiydim ve çok da yakışıklıyım. Etrafımda yüzlerce güzel kadın cirit atıyordu... Benim yaşımdaki bir gencin sahip olmayı hayal bike edemeyeceği gayrimenkullerim, şirketlerim, Boğaz'da nefis bir yalım, Akdeniz sahillerinde üç yazlığım ve bankalarda torunlarımın çocuklarına dahi rahat bir hayat sağlayacak nakitim vardı. Ama ben mutlu değildim... Ölmek istiyordum... (Ölüm Meleği)
  • "İhanet affedilmez." (Soğuk Taşlar)
  • "Güzel görünmek arzusu bir kadının kendisine olan saygısından kaynaklanırdı." (Güvercin Kayalıkları)
  • Alabildiğine karanlık ve korkunun sessizliği kaplamıştı etrafı. Tıpkı o uğursuz gece de olduğu gibi... (Bıçak Sırtı)
  • "Şüphe insanı olmayacak kuşkulara sürüklüyordu." (Çöl Akrebi)
  • “Affedersiniz” diye mırıldandı Evelyn “Yaranızı deşmek istemezdim” "Önemli değil, Miss Joyce. Yaramı deşmediniz , çünkü o yara içimde daima kanıyor ve ben ölünceye kadar da kapanmayacak.". (Kartopu)
  • Zira hic bir fani ilahîyane yasamayacaktir,zira ölüm tabiatın kaçınılmaz sonucudur (Yalıdaki Sır)
  • "Bazen en güvendiğimiz kişiler bile bizi yanıltabilir." (Soğuk Taşlar)
  • Bu yeni hayatına alışmak zorunda olduğunu gayet iyi biliyordu. (Vahşi Tutku)
  • Ne de olsa yaşım itibarıyle eski kafalı bir adamdım, Genç kızların rahatlık kisvesi altında moda diye sürdürdükleri erkeğimsi giyim kuşamlarından nefret ediyorsun. Kadınlara Has Zarafet artık tarihe karışmıştı Belli ki (Malesef) (Karanlık Zeminde Pembe Noktalar)
  • Yapacağı isten nefret de etse , bu kadını öldürmeliydi. (Kapan)