Kitap Künyesi
Yazar: Halil Cibran
Yayın Evi: Gece Kitaplığı
İSBN: 9786054942220
Sayfa Sayısı: 66
Bilgelik ve Erdem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar."Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbisleerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik" sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti.
Daha sonra "Güzellik" çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen "Çirkinliği" orada kalan elbiselerini iydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bugündür insanlar "Güzellikle Çirkinliği" birbirine karıştırılar. Ama yine de "Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu hemen tanırlar. Ve yine "Çirkinliği" yüzünü önceden görenler elbisesi onu salamaya çalışsa da onu tanırlar.
(Tanıtım Bülteninden)
Bilgelik ve Erdem Alıntıları - Sözleri
- Kederin veya sevincin büyüdüğünde, dünya gözünde küçülür.
- Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz.
- İki istiridye bir araya gelerek birbirlerine sıkıntılarını anlatırlar .Biri diğerine :İçimde tarif edemediğim bir şey var ve beni aşırı derecede rahatsız ediyor.Diğeri böbürlenerek :Tanrı’ nın kutsallığına şükürler olsun ki içimde senin söz ettiğin gibi bir şey yok .O sırada yengeç söze girer: Görüyorum ki halinden pek mutlusun ama istiridyenin içindeki tarifini yapamadığı ve ona acı veren ışıltılı bir incidir .
- …Sessizlik delirtti bizi .Demek ki ,boşluklarını sesle dolduran insanları rahat ettirmek için şarkı söylemeyi bırakmamıza gerek yokmuş .
- Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar."Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbisleerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik" sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra "Güzellik" çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen "Çirkinliği" orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bugündür insanlar "Güzellikle Çirkinliği" birbirine karıştırılar. Ama yine de "Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu hemen tanırlar. Ve yine "Çirkinliği" yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar.
- felsefecinin ruhu beyninde, şairin ruhu kalbinde ve şarkıcının ruhu gırtlağında bulunur; bir dansçının ruhu bedeninin her yerindedir.
- Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaşrılar. "Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbiselerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik " sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra "Güzellik " çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı.Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen " Çirkinliğin" Orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bu gündür insanlar "Güzellikle Çirkinliğini" birbirine karıştırırlar. Ama yine de " Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu tanırlar. Ve yine "Çirkinliğin" yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar.
- Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar."Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbislerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik" sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra "Güzellik" çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen "Çirkinliği" orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bugündür insanlar "Güzellikle Çirkinliği" birbirine karıştırılar. Ama yine de "Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu hemen tanırlar. Ve yine "Çirkinliği" yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar.
- "Bırak da biz daha iyi olalım onlardan. Geceleri sessiz kalalım. Ritmini aya, sözlerini yıldızlara gönderdiğimiz şarkılarımızı içimizden söyleyelim. En azından bir iki gece ya da üç gece sessiz kalalım, bakalım ne olacak?"
- "Ben bir gezginim. Sık sık pigmeler arasında yürüyormuşum gibi gelir bana. Çünkü kafam onların kafasından yetmiş cubit* daha yüksekte. Bu da daha fazla ve özgür düşüncelere sahip olmamı sağlıyor. Doğrusu insanlar arasından değil, onların üzerinden yürüyorum. Onların görebildikleri tek şey tarlalarındaki ayak izlarimdir. Ve sık sık ayak izlerimin şekli ve büyüklüğü hakkında tartıştıklarını duyarım. Bazıları "bunlar çok zaman önce buradan geçen bir mamutun ayak izleri" der. Bazıları da "hayır, bunlar uzaydan düşen gök taşlarının izleri"der. ---"Ama sen doğruyu biliyorsun dostum. Bunlar bir gezginin ayak izlerinden başka bir şey değil".
- "Kimse bu özel şarabın ne kadar yıllanmış ve değerli olduğunu bilmiyordu. Onlara göre kadehe dolan şey sadece şaraptı."
- Günlerden bir gün Güzellik ve Çirkinlik dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar.Hadi denize girip yıkanalım dediler birbirlerine. Elbisleerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, Çirkinlik sudan çıkarak Güzelliğin elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra Güzellik çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen Çirkinliği orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti.
- Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz. / Halil Cibran
- Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar."Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbisleerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik" sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra "Güzellik" çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen "Çirkinliği" orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bugündür insanlar "Güzellikle Çirkinliği" birbirine karıştırılar. Ama yine de "Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu hemen tanırlar. Ve yine "Çirkinliği" yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar.
- -"Sizi temin ederim ki son derece etkilendim yazdığınız bu aşk mektubundan. Gelin ve ailemle tanışın ve planlayalım evliliğimizi" Şair şöyle cevap gönderdi kadına: ---"Saygıdeğer hanimefendi, bu bir şairin yüreğinden kopup gelen ve her erkeğin her kadına söyleyebileceği bir şiirdir". Kadından cevap geldi tekrar: ---"Seni ikiyüzlü ve yalancı. Bugünden itibaren ölünceye dek tüm şairlerden nefret edeceğim senin yüzünden".
Bilgelik ve Erdem İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Halil Cibran, kendine kurduğu dünyası ve sarfettiği cümlelerin ağırlığıyla anlam bulan yazarlardan biridir. Eserleri buhranlı, bulanık zamanlardan kaçış yolu gösterir niteliktedir. (En azından benim için öyledir. Ne zaman okusam, bir şekilde ruhuma dokunur, saklandığım yerden beni çıkarır ve çıkış yolunu gösterir.) Bu dünyaya güzel şeyler bırakarak göçen ağır ruhlardan biridir bana göre. Yazılarındaki estetiği ve düşünsel hazzı tarif etmem gerekirse, "anlam yakalamak derdinde olmayıp anlam yaratması"nı örnek gösterebilirim. Belki dönemini ve döneminin toplumlarını tasvir ederken üslûbuna ters düşenler onu ve eserlerini pek sevmeyebilir.Olsun... (Kaybettikleri, aradıkları, etik anlayışı, bilgeliği, misyon üstlenmesi ve cesur oluşu sevilmeye değer diye düşünüyorum.) Anlamdaki derinliğe yoğunlaşıp okunduğunda kapalı kapıların aralandığını fark edeceğinize eminim. Bilgelik ve Erdem eseri bir öğüt kitabı olması sebebiyle birkaç aforizmasını tırnak içinde yazmak istiyorum. "Çok azımız bir doğruya başka bir doğru ekleyip gerçek doğruyu oluşturabiliriz!"(doğruluk ve gerçeklik üzerine) "Öyle görünüyor ki ikimizde aynı felsefe ekolünden geliyoruz, aynı şeyleri söylüyoruz. Sadece sözcüklerimiz farklı. Berinin gençlik çeşmesi dediğine diğeri ölümün sırrı diyor. İkisi de aynı şey aslında. İkisi de içimizde."(anlam arayışı üzerine) "Ben bazı insanları; ahlâkım ahlâklarıyla uymadığı için, düşleri düşlerimle örtüşmediği için terk ettim." "Bir insanın gerçeği, sana açıldığı kadar değil içinde sakladığı, sana açılmadığı kadardır. Bu yüzden onu anlayacaksan ne dediğine değil, ne demediğine kulak vermeye çalış." Sizler de bulanık zamanlarınızda bir çıkış yolu arar da bulamazsanız, mutlaka Cibran külliyatına bir göz atın derim. Zirâ bu gibi ağır ve cesur ruhlardan öğreneceğimiz çok şey var. Keyifli okumalar dilerim. #biryerlibiryabanci #tekrarokuyorum #minervaokuyor #okudumbitti #kitapalıntıları #kitaponer #kimneokudu #kitap #bookstagram #halilcibran#bilgelikveerdem#meltekitabizm#dipçem (Μειτεμ D.)
Halil Cibran İnsan'a İnsan'ı anlatıyor. 'İn'san bazen göründüğüyle olduğunu farklı kalıplara iliştirse de yine "kendisi" ayan oluyor ötekine. Kadim bilgi içinde/içimizde... Hatırlayalım. (Sheyma Elify)
Günlerden bir gün "Güzellik" ve "Çirkinlik" dalgaların kıyıya ulaştığı bir deniz kenarında karşılaştılar."Hadi denize girip yıkanalım" dediler birbirlerine. Elbisleerini çıkarıp denize girip yüzdüler. Sonra, "Çirkinlik" sudan çıkarak "Güzelliğin" elbiselerini giydi ve gitti. Daha sonra "Güzellik" çıktı sudan, fakat elbiselerini bulamadı. Kendini çıplak hissedip utandı ve mecburen "Çirkinliği" orada kalan elbiselerini giydi ve kendi yoluna gitti. Ve o gün bugündür insanlar "Güzellikle Çirkinliği" birbirine karıştırılar. Ama yine de "Güzelliğin" yüzünü önceden görmüş olanlar elbisesine rağmen onu hemen tanırlar. Ve yine "Çirkinliği" yüzünü önceden görenler elbisesi onu saklamaya çalışsa da onu tanırlar. (•21•)
Kitabın Yazarı Halil Cibran Kimdir?
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.
Halil Cibran Kitapları - Eserleri
- Ermiş
- Fırtınalar
- Ermişin Bahçesi
- Asi Ruhlar
- Kum ve Köpük
- Aforizmalar
- Vadinin Perileri
- Rüzgar Gülü
- Gönlün Sırları
- Bilgelik Kitabı
- Bütün Eserleri - 2
- Bütün Eserleri - 1
- İnsanlık Yalnızlığında Oturur
- Umutsuz Aşık
- Bilgelik ve Erdem
- Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm
- Mezarlar Ne Söyler?
- Haberci
- Aşk Mektupları
- Meczup
- Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır
- Gezgin
- Kendimle Konuşmalar
- İnsanoğlu İsa
- Lazarus ve Sevgilisi
- Dost Mektupları
- Sevgili Ermiş
- Kabuklar ve Özler
- Yeryüzü Tanrıları
- Cibran Neden Evine Gidemedi?
- Ermiş - Gezgin
- Gece ile Sabah Arasında
- Usta'nın Sesi
- Derin Akıl ve Derin Yürek
- Bütün Eserleri
- Öz
- Kırık Kanatlar
- Musiki
- Sus Kalbim
- Ben Bir Sisim
- Kum ve Köpük - Avare
- Şeytan
- Seçme Eserleri
- Medcezir
- Cibran'ca 3: Şeytan - Deli
- Kafir Halil
- Reenkarnasyon Öyküleri
- Gavur Halil - Deli
- Felsefi Öyküler
- Halil Cibran Seti
- Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar
- Şairin Ölümü Hayatıdır
- من به خوشبختی شما اهمیت می دهم
- Vadinin Perileri
Halil Cibran Alıntıları - Sözleri
- Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de. (Meczup)
- Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir . (Vadinin Perileri)
- "Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var içimde ve orada oturan için benim tek başınalığım kalabalık bir pazar yeridir ve sessizliğim seslerin bir karmaşasıdır." (İnsanlık Yalnızlığında Oturur)
- Bunlar kelimelere dökülenlerdi. Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı. Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı… (Ermiş - Gezgin)
- Fırtınalar ve karlar çiçekleri öldürebilir fakat çiçek tohumlarını öldüremezler. (Mezarlar Ne Söyler?)
- - Nereye ilkbaharım, nereye? (İnsanoğlu İsa)
- Dün, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi bana. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. (Ben Bir Sisim)
- Ve zaman da, tıpkı sevgi gibi bölünemez ve ölçülemez değil midir? (Derin Akıl ve Derin Yürek)
- “Bir kadını anlayabilecek veya bir dahiyi açıklayabilecek veya bilimin sırrını çözümleyebilecek biri işte o kişidir, güzel bir düşten uyanıp, bir kahvaltı sofrasına oturan.” (Kum ve Köpük)
- "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir." (Bilgelik Kitabı)
- Delillerimi dinleyin. Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir. (Gavur Halil - Deli)
- Bu, ölümün pençeleri arasındayken hayata döndüğünü hisseden bir insanın, ümitsizliğe düştükten sonra ümitlenen kişinin bakışıydı. (Kafir Halil)
- Bizler bu dünyaya aşağılık birer sürgün olarak gelmedik. Aksine hayatın güzelliklerini, gizemlerini öğrenmek, ölümsüz evrensel ruha ibadet etmek ve bedenlerimizin sırlarını araştırmak için cahil birer çocuk olarak geldik. (Mezarlar Ne Söyler?)
- "Her birimizin bir yerlerde mutlaka dinlenecek bir yerleri olmalı, sevgili Mary. Benim ruhumun dinlenme yeri, içinde senin üzerine edindiğim bilginin yaşadığı güzel bir koruluk." (Sevgili Ermiş)
- Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz. (Asi Ruhlar)
- Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.. (Halil Cibran Seti)
- "Hatırlamada mesafeler yoktur; sadece farkında olmadan ne sesinin ne de gözlerinin daraltacağı bir uçurum vardır." (Bütün Eserleri - 1)
- Bilmez misin ki ruhun, hayalinde aşamayacağı hiçbir uzaklık yoktur? Ve bu uzaklığı aştığın zaman ruh bir uyuma kavuşur. (Ermişin Bahçesi)
- *İnsanın hayal gücü ile hedefledikleri arasında bir uçurum vardır. Ve bu uçurum ancak tutkuyla aşılabilir. (Bütün Eserleri - 1)
- " Ne kadar yaşam eder bu para! " (Rüzgar Gülü)
Yorumlar
0 yorum