Kitap Künyesi

Yazar: Gustave Flaubert

Çevirmen: Burak Zeybek

Orijinal Adı: Mémoires d'un fou

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755704517

Sayfa Sayısı: 94

Bir Delinin Anıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gustave Flaubert yazmaya başladığında henüz sekiz yaşındaydı.Madam Bovary fırtınası tüm dünyayı sarmadan çok önce, ilk kaleme aldığı roman Bir Delinin Anıları olmuştu. Otobiyografik öğeler taşıyan roman, yazarın iç dünyasına da ayna tutar nitelikte. 

Flaubert’in 1838’de yazdığı Bir Delinin Anıları, yazarın kendisinin de dahil olduğu burjuva dünyasına eleştirel bir bakış olarak da okunabilir. Geçmiş ile şimdiki zaman arasında gidiş-gelişler tekniğiyle kaleme alınmış olan roman, imkânsız bir aşkın öyküsü. 

Yalnızlığı bir yaşam biçimi olarak seçen, hatta bunu bir ibadet gibi yaşayan kahramanımız, seçtiği bu yaşam biçiminin olumlu olumsuz bütün yanlarını tüm keskinliğiyle hisseder. Gençliğin heyecanı ve sorgulayan zihniyle hem kendini hem dünyayı hem de aşkı anlamaya çalışan bu karakter, on dokuzuncu yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla uzanan bir aynadır da aslında…

Bir Delinin Anıları, Türkçeye ilk kez kazandırılan değerli bir klasik.

Bir Delinin Anıları Alıntıları - Sözleri

  • "Neyi mi bekliyorum? Sadece birinin gelip sarılmasını..."
  • GÜNAYDINLAR HERKESE MUTLU SABAHLAR ️️ "Gökyüzü neden bu kadar temiz ve yeryüzü bu kadar rezil..?"
  • "Gökyüzü neden bu kadar temiz ve yeryüzü bu kadar rezil..?"
  • "Ruhun var diye kendini özgür mü sandın?
  • Düşebileceğim kadar düşmüştüm.°°
  • "Hazin ve tuaf çağ bizimki! Bu büyük haksızlık Çağlayanı hangi Okyanusa doğru dökülüyor..."
  • "Benim hayatım olaylardan kurulu değil. Benim hayatım düşüncelerimden ibaret."
  • ../birbiri ardınca sıralanan günler, ta sabahtan akşama kadar, nasıl da uzunmuş gibi gelir insana. Oysa geçmiş ne de hızlı geçmiş gibidir..
  • "O iyi yürekli, masum çocuğu, bu uğursuz, fesat adama dönüştüren insanlara lanet olsun!"
  • "Kuşku, ruhun ölümüdür. Köhnemiş ırklara musallat olan cüzamdır, bilimden doğan, deliliğe sürükleyen bir mezardır..."
  • Her birimiz dünyaya bir prizma arkasından bakarız; gülümseyen renkleri ve neşe veren şeyleri seçebilenlere ne mutlu..
  • Ey deniz, her zaman sevdim seni..
  • "Ama kış gelince karlar altında kalır toprak ve üşümeye başlar ölüler..."

Bir Delinin Anıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

PEKİ AMA NASIL ?..: Bana yeniden yaşamam, insanların arasına karışmam gerektiği söyleniyor !.. Peki ama, kırık dal nasıl meyve taşıyabilir? Rüzgarların kopardığı ve tozların içinde sürüklediği yaprak nasıl yeniden yeşerebilir ? Peki, bu genç yaşta bunca keder niye ? Ne bileyim ! Böyle yaşamak belki de kaderimde vardı… Yükü taşımadan bezmek, koşmadan nefes nefese kalmak … # Ben de hiç bir zaman bilemedim, bilemeyeceğim. Flaubert'in17 yaşında yazdığı ilk kitabı. Kitaba yansıttığı duyguların henüz oturmamış olduğu hissediliyor olsa da bazı bölümlerde değindiği şeyler ve üslubu yaşının çok çok ötesinde. 1838 yılında yazılmış olmasına rağmen inanılmaz derecede benzer düşüncelerimizin olması, insanın her devirde aynı olduğunu gerçeği ile tekrar yüzleşmemizi sağlıyor. Sorgulaması,sorgulatması,anlatımı çok güzel. Dikkat roman değil otobiyografidir. Okuyunuz efenim. Ankara Ekim buzzzz (Asya)

Haklısın azizim, kalp aptaldır.: “İnsan, bilinmedik bir el tarafından sonsuzluğun içine atılan kum tanesi, uçurumun kenarındaki bütün dallara tutunmak isteyen, erdeme, aşka, bencilliğe, hırsa bağlanan ve daha iyi tutunmak için bütün bunları erdem sayan, Tanrı’ya yapışan ve her zaman zayıflayan, elleri bırakan ve düşen, zayıf ayaklı, zavallı böcek…” Madam Bovary’nin Habercisi Bir Roman Gustave Flaubert yazmaya başladığında henüz sekiz yaşındaydı. Madam Bovary fırtınası tüm dünyayı sarmadan çok önce, ilk kaleme aldığı roman Bir Delinin Anıları olmuştu. Otobiyografik öğeler taşıyan roman, yazarın iç dünyasına da ayna tutar nitelikte. Flaubert’in 1838’de yazdığı Bir Delinin Anıları, yazarın kendisinin de dahil olduğu burjuva dünyasına eleştirel bir bakış olarak da okunabilir. Geçmiş ile şimdiki zaman arasında gidiş-gelişler tekniğiyle kaleme alınmış olan roman, imkânsız bir aşkın öyküsü. Yalnızlığı bir yaşam biçimi olarak seçen, hatta bunu bir ibadet gibi yaşayan kahramanımız, seçtiği bu yaşam biçiminin olumlu olumsuz bütün yanlarını tüm keskinliğiyle hisseder. Gençliğin heyecanı ve sorgulayan zihniyle hem kendini hem dünyayı hem de aşkı anlamaya çalışan bu karakter, on dokuzuncu yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla uzanan bir aynadır da aslında… Tadı damağımda hep kalacak bir roman. İyi okumalar dilerim. (C.)

Başlık toplumda nasıl deli yaratırız diye olmalıydı. Aslında dünyada da bu ülke de farklı olanlara ya deli ya anarşist diye bir etiket vurmamız alışkanlık olmuş gibi yada gelenek. Yazar anılardan bahsetmeden önce neden yazdığını, topluma giydirdiği cümleler, kurduğu hayaller aslında farklı bir yazarın bakış açısının toplumdaki yerine değiniliyor. Kısacası bazı cümleler kendini tekrarlasa da yazarın günümüz insanoğlu için yazdığı tüm düşüncelerin arkasında durmamak elde değil okurken insandan daha zararlı bir varlık dünyaya gelmediğini ispatı bu eser. Öyle klasik öykü falan düşünmeyin. Kendi içinde yok olan bir yazarın buhran geçirmesi mi isyan etmesi mi kendini araması mı yoksa yaşama anlam mı vermesi ne denilir bu esere bilemedim bence herşeyi içine alan karmaşa düzeni desem daha yerinde. Şimdiden keyifli okumalar 1 günü bile doldurmayan bu yazara yer açın kütüphanenizde:) (Baharr)

Kitabın Yazarı Gustave Flaubert Kimdir?

Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir.

12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı.

1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir.

1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.

1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı.

1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü.

1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir.

Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir.

Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır.

Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu.

Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü.

Romanları

Salambo (Salammbô)

Duygusal Eğitim

Madam Bovary

Gönül ki Yetişmekte

Ermiş Antonius ve Şeytan

Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet)

Günlük

Kırlarda ve Kumsallarda (1886)

Anı

Bir Delinin Anıları (1838)

Gustave Flaubert Kitapları - Eserleri

  • Madame Bovary
  • Saf Bir Yürek
  • Bir Delinin Anıları
  • Madam Bovary
  • Bibliyomani
  • Üç Öykü

  • Yerleşik Düşünceler Sözlüğü
  • Ermiş Antonius ve Şeytan
  • Duygusal Eğitim
  • Bilirbilmezler
  • Herodias
  • Kasım
  • Salambo

  • Doğu’ya Yolculuk
  • Gönül Eğitimi
  • Konuksever Aziz Julien Söylencesi
  • Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü
  • Cehennem Rüyası
  • Aşk Eğitimi
  • Mektuplar

  • Bir Delinin Anıları
  • Bibliomanie
  • Madame Bovary
  • Herodias Stage 2
  • Madame Bovary

Gustave Flaubert Alıntıları - Sözleri

  • Elle tutulup gözle görülmez bir derdi nasıl anlatabilirdi insan ? (Madam Bovary)
  • Ne istiyorsun? Söyle bana! (Salambo)
  • Ortada bir hain varsa, o da Büyük Meclis'tir. Askerlerin bağlılığı savaşla sona erdiğinden, savaş bitin­ce serbest kalırlar. (Salambo)
  • Tanrı’dan başka kral yoktur! (Üç Öykü)
  • FATURA: Muhakkak kabarık gelir. (Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü)
  • ÇAĞ(IMIZ): Çağımıza şiddetle karşı çıkmalı. — Şiirsel olmamasından yakınmalı. — Onu, geçiş dönemi, çöküş dönemi olarak adlandırmalı. (Yerleşik Düşünceler Sözlüğü)

  • "Belki de onu unutmuşlardı ya da yoksulluk kalplerini taşlaştırmıştı." (Saf Bir Yürek)
  • Felicite arkasından bir efendi için dökülmeyecek gözyaşlarıyla ağladı. Madamın kendinden önce ölmüş olması kafasını karıştırıyor, doğanın düzenine ters, kabul edilmesi olanaksız, korkunç bir şey gibi görünüyordu. (Saf Bir Yürek)
  • Öyle ya , yüreğinize soğuğun gelip çöktüğünü hissetmek bir sevinçtir ,ve hâlâ tüten bir ocakmışçasına elinizle yoklayıp , artık yanmıyor diyebilmek . (Kasım)
  • “Yüreğinde bir bağ, onları birleştiriyordu; yazgıları da benzer olacaktı.” (Üç Öykü)
  • Kudurmuş hayvanlar ortalığa salınmaz (Herodias)
  • Ben belirli sayıda okur için bir eser yazmıştım, bütün halk tabakaları bunu sevip benimseyiverdi (Salambo)
  • "Hepimiz dünyaya ıstırap çekmeye geldik." (Madam Bovary)

  • Robespierre, azınlıgın haklarını savunurken, XVI. Louis'yi Milli Konvansiyon'un önüne götürdü ve halkını kurtardı. Sonuçlar alayları meşru kılar. Diktatörlük kimi zaman zorunludur. Yaşasın zorbalı k! Elverir ki zorba iyi şeyler yapsın ! (Gönül Eğitimi)
  • "Kadının sözleriyle büyülendiği gibi, sessizliğiyle de büyülenmişti" (Madam Bovary)
  • - Eee! Sizin şu evlenmeden ne haber? dedi. - Hangi evlenme? - Şu sizinki ! - Benimki mi? Yok böyle bir şey! -Hem böyle bir şey ne zaman olur? Düşlerinde yaşattıgın guzelden umut kesip basit bir hayatta yaşamaya razı olunca. (Gönül Eğitimi)
  • - Ne olursa olsun, birbirini çok sevmiş iki kişi olarak kalacagız. - Birbirimizin olmadan, ama! - Böylesi belki daha iyi, (Gönül Eğitimi)
  • Her birimiz dünyaya bir prizma arkasından bakarız; gülümseyen renkleri ve neşe veren şeyleri seçebilenlere ne mutlu.. (Bir Delinin Anıları)
  • Ve Atlas Dağı'nın tepesindeydim, altını ve çamuruyla, erdemi ve gururuyla dünyayı izliyordum. (Cehennem Rüyası)
  • "Neyi mi bekliyorum? Sadece birinin gelip sarılmasını..." (Bir Delinin Anıları)