Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Uzun
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9789752732346
Sayfa Sayısı: 309
Bir Dil Yaratmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Bir Dil Yaratmak", Mehmed Uzun’la yapılan ve onun yazarlık macerasını, gelişim noktalarını göz önüne seren röportajlardan oluşuyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden değişik kişilerin yaptığı bu röportajlar, romanları ve denemeleriyle tanınan, yazarlık serüveninde kendi dilini oluşturmayı başarmış bir yazarın fikirleriyle de ne kadar önemli bir yerde durduğunu anlatıyor bize.
Bir Dil Yaratmak Alıntıları - Sözleri
- Kürtçe yazabilen bütün Kürtler mutlaka Kürtçe yazsınlar.
- Kürtçe, benim anadilim, çocukluğumun tüm zamanını nakışlarıyla ören masal dili. Tüm güzellikleri kendisinden öğrendiğim ve bana kimliğimi veren dil.
- Kendimi o kadar çok geliştirmek zorundayım ki, öğrenmek zorunda olduğum öyle çok şey var ki.
- Kürtçe, benim anadilim, çocukluğumun tüm zamanını nakışlarıyla ören masal dili. Tüm güzellikleri kendisinden öğrendiğim ve bana kimliğimi veren dil. Doğal olarak, bu oranda vahşice rencide edilen bu önemli varlığıma sahip çıkacağım.
- Roman, bir aynadır, yazarın, okuyucunun, insanın ve insanlığın içinde çeşitli biçimlerde görüldüğü bir ayna. Zaten romanın amacı da bu ; insani bir suret, bir yankı, bir düş, bir nakış. Tüm sanatların içinde en insani ve devrimci olanı , roman sanatıdır.
- Kürt olmak ve bir Kürt olarak dünyaya gelmek başlı başına ciddi bir sorun. Bir Kürt gibi yaşamaya çalışmak daha da zor. Ancak en zoru, bir Kürt aydını ve yazarı olarak yaşamak ve uğraş sarf edebilmek.
- Ben sözün gücüne çok inanıyorum. Kürtçeyi yasaklayanlar, yasaklamalarla bu dilin yok olacağını, gücünü yitireceğini sanıyorlardı. Bunun ne kadar yanlış olduğu ve insanlıkdışı bir anlayış olduğu Diyarbakır' da 2000 yılının Ocak ayında bir kez daha anlaşıldı. Yasaklanmış bir söze saygınlık, bir güzellik ve bir güç vermek, işte ömrümün en kısa özeti...
- Kürtçe, benim anadilim, çoçukluğumun tüm zamanını nakışlarıyla ören masal dili. Tüm güzellikleri kendisinde öğrendiğim ve bana kimliğimi veren dil. Doğal olarak, bu oranda vahşice hırpalanan, rencide edilen bu önemli varlığıma sahip çıkacağım.
- Dengbêjler sayesinde Kürtler bugün bir dil, tarih ve hafızaya sahipler... Kürt dili hâlâ zengin ve canlı. Neden ? Çünkü Kürtlerin dengbêjleri hep oldu.
- Aşk sözcüğü mesela neyi ifade ediyor, hiçbir şeyi. Ama Kürtçe evin çok şey ifade ediyor ve kutsal bir sözcük. O da aşk.
- Bütün yaraların en büyüğü en önemlisi, cehaletin ve karanlığın yarattığı yaralardır. #Musa Anter
- Herkesten fazla Kürtlerin demokrasiye ve demokratik düşünceye ihtiyacı var.
- ...Dil insanlar gibi öyle hızlı değişmiyor.
- Roman, bir aynadır, yazarın, okuyucunun, insanın ve insanlığın içinde çeşitli biçimlerde görüldüğü bir ayna. Zaten romanın amacı da bu ; insani bir suret, bir yankı, bir düş, bir nakış. Tüm sanatların içinde en insani ve devrimci olanı , roman sanatıdır.
- Dengbêjlik, bir gelenek olarak, şimdiye kadar, Kürt edebiyatı, sanatı ve müziğinin atar damarı olmuştur. Tüm baskı ve şiddete, asimilasyon ve yok etme kampanyalarına rağmen Kürt dili edebiyatı ve müziği hâlâ canlılığını koruyabiliyorsa bunda dengbêjlik geleneğinin payı büyüktür. Yüzyıllardan beri süren bu vefakar geleneğe çok şey borçluyuz.
Bir Dil Yaratmak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türkçeyi bir tokatla öğrenmiştim...: https://youtu.be/PDTQJ3KyDOs Viran bir dünyadır bu dünya ,sultana ,hakime ,beye ,mire kalmaz.İyiler erken gider ,kötüler kazıklarını çakarlar dünyanın meydanına ve kalırlar. Direj(Uzun) Mehmed ;18 yaşında cezaevine giren ,kökleri ile cezaevinde tanışan ve kökleri üzerinde kelimeler yeşerten ,bir halkın dilinden evrenselliğe ulaşan ,yılların ötesinden bu güne cezaevinde sürgünde yaşadığı ve kendine benzer yazarlara yaşatılan acılar sonucu kini taşımak yerine sevgiyi birleştirmeyi taşıyan ölümsüz bir yazardır…. -------------------------------------------- gonderi/89827580 ,Yazarın demek istediğini bu paragrafta cümlelere indirgeyerek açıklamak “bir dil yaratmak” ın birinci adımı da olabilir.Kürtçe neden kapalı bir toplumun dilidir? gonderi/89817210 , Çünkü bu dil tarihte de görüldüğü gibi evlerde, köşelerde gizlice konuşulmaya itilmiş.Edebiyatta , okullarda ,sanatta 1924’ten sonra hiçbir şekilde alan verilmemiş.Alan verilen yerler ise daha çok insanın kursağı olmuş..Neden bir dilin gelişmesinin ahı alındı? Neden diğer dillerin aynı topraklarda yaşatılmasına izin verildi de ,Kürtçe yok olmaya bırakıldı?Ve bir dilin giderebileceği insani normlar neden basit görüldü? Şunu diyebiliriz ki ; Bir dil kendi ihtiyacını karşılayabildiği gibi toplumlar arasındaki kültürel ihtiyacı da karşılayabilir.Sorulan sorular ,bir dilin varlığı sayılmıyorsa o dili konuşan insanlar da sayılmıyor demektiri doğuruyor… gonderi/90009207 ,yazarın alıntıda dediği gibi dil hassas bir olgu ve biz okurların okuyup yazmakta da hassas olmamız gerektiğini dile getiriyor.Yöneltmek istediğim bir soru da şu: Türkiye de İngilizce , Almanca ,Fransızca gibi dillerin konuşulması kolayken ,Kürtçeyi konuşan insan çoğunluğunun fazla olmasına rağmen ,neden konuşulması bu kadar güç ve zor? Bu platformda bile Kürtçeye karşı sert milliyetçilik duygusuna sahip bireyler var .Bu gün Türkiye de aynı toprakları paylaştığımız halde ,geriye itilmiş gonderi/89817210 bir dildir Kürtçe .. Şu zamanda Doğudan Batıya doğru gittiğimde Türkçe konuşulurken ,Türkçe diyalogların yarısında yabancı kelimeler mevcut .Hatta bir restauranta gittiğinde yemeklerin çoğu ismi yabancı.Eğer bir dilin milliyetçiliği savunuluyorsa,Türkçeye giren bu yabancı kelimelerin varlığının açıklanmasını isterim. Ya da dil milliyetçiliği sadece Kürtlere karşı bir tutum mu ? Bir dil bilmek bir yaşamı anlamaktır der büyüklerim.Bir dil konuşuluyor ya da konuşmak için direniyorsa bu birilerinin zararına olan bir şey değildir.Dil insanı bütünleştirir.Bu gün Türkçe üzerinde hassasiyet gösterenler ,aynı şekilde Kürtçe üzerinde de hassasiyet göstermelidirler.Çünkü ben bu yazıyı yazarken bile Türkçe yazdım ve imla kurallarına dikkat ederek.Amaç ortak düşünceye varabilmek. Herhangi bir siyasi düşünce gütmeden kendi dilimin daha aydınlık bir zamana ulaşmasına yardımcı olmaktır. Daha iyiye varmak ve iyiye ulaşmak olmalı hedefimiz... Bu kitabı okuyan her okurun kendi düşünce eksikliğini gidermesi dileğiyle … (Ronahî)
Bir lisan hakkında bu kadar güzel bir kitap görmemiştim daha önce , her dil özeldir , tabiat dili , doğa dili kuş dili vs ... Ve her dil konuşulmaya değer kimse zorla bir dili yasaklamaya hakkı yoktur , bu kitap kitap da çok güzel bir şekilde ele almış , hemşehrimi canı gönülden tebrik ediyorum :) (MENDUH BİTER)
Bir Dil Yaratmak ile aslında kaybolmaya, unutmaya, baskıya maruz kalmış bir dilin var olma mücadelesi tanımlanmaktadır. Bu kitap Mehmed Uzun ile Türkçe Kürtçe ve İsveççe yapılmış söyleşilerin derlenmesi ile kitap haline getirilmiştir. Ve bu yazılar yaklaşık otuz yıl önce yazılmış olmalarına rağmen ne yazık ki bugün için de çok güncel olma konumundadırlar. Ne yazık ki diyorum çünkü yazılarda sürekli Kürtçenin karşı karşıya kaldığı güçlüklerden bahsedilmiştir. Bu zorluklar ortadan kalkmadığı fakat şekil değiştirdiği söylenebilir. Hiç şüphesiz ki Kürtçe o döneme göre çok daha iyi konumdadır. Özellikle Kürtçe yazılan eserler çoğalıp artmıştır. Ama üzücüdür ki bu gelişmelere rağmen Kürtçe okuyucular tarafından çok sahiplenmemiştir. Kitabı okurken bende hissettirilen duygular aracılığıyla birkaç şey söylemek istiyorum. Kürtçeyi neden sahiplenmeyip ondan çok uzak duruyoruz? Neden Kürtçe ile okuyup yazamıyoruz? Neden duygularımızı ve düşüncelerimizi Kürtçe ile ifade edemiyoruz? Ama en acısı da neden bu soruları kendimize sorma gereği bile duymuyoruz? Çoğunuz bütün bu sorulara karşılık cevap olarak şunu söyleyebilir; çünkü bu benim tercihim ve ben bunu bilinçli olarak seçiyorum. Fakat şunu bilmeliyiz ki böyle olması bilinçli bir tercih asla değildir. Bir mecburiyettir. Umarım yakın zamanda bu sorular tarihe karışır ve Kürtçe de gereken ilgi ve değeri görür. (m.salih)
Kitabın Yazarı Mehmed Uzun Kimdir?
1953 yılında, Viranşehir kökenli bir aşiret ailesinin çocuğu olarak Siverek'te doğdu. Anne tarafı Zaza, baba tarafı Kürt kökenlidir. Babası koyun tüccarı olan Mehmed'in, beş kardeşi daha vardı. Küçük yaşlarında ailesinden duyduğu sözlü anlatım örnekleri, edebi sanatının temelini oluşturmuştur. İlerde yazacağı romanların kökü, bu çocukluk anılarından beslenmiştir.
Kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok Kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. Özellikle, zayıf olan Kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve Kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern Kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir.
26 Ağustos 1977'de, sahte Tunus pasaportuyla Suriye üzerinden gittiği İsveç'e yerleşti. Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. Hakkında, Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. 1981'de Türk vatandaşlığından atıldı ve 1992 yılına kadar Türkiye'ye gelemedi.
Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı.
Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı.
Yakalandığı mide kanseri nedeniyle uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi.
13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman Baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.
Mehmed Uzun Kitapları - Eserleri
- Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep Boy)
- Yitik Bir Aşkın Gölgesinde
- Sen
- Yaşlı Rind'in Ölümü
- Nar Çiçekleri
- Kader Kuyusu
- Dicle'nin Yakarışı
- Abdalın Bir Günü
- Dicle'nin Sürgünleri
- Dengbejlerim
- Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler
- Kürt Edebiyatına Giriş
- Ruhun Gökkuşağı
- Bir Dil Yaratmak
- Ölüm Meleğiyle Randevu
- Kürt Edebiyatı Antolojisi
- Dicle'nin Sesi
- Bir Romanın Hatıra Defteri
- Küllerinden Doğan Dil ve Roman
- Mirina Egidekî
- Hez û Bedewiya Pânûsi
Mehmed Uzun Alıntıları - Sözleri
- “İnsan neden böyle? Neden çabuk alışıyor bir şeylere? (Sen)
- Dengbêjlik, bir gelenek olarak, şimdiye kadar, Kürt edebiyatı, sanatı ve müziğinin atar damarı olmuştur. Tüm baskı ve şiddete, asimilasyon ve yok etme kampanyalarına rağmen Kürt dili edebiyatı ve müziği hâlâ canlılığını koruyabiliyorsa bunda dengbêjlik geleneğinin payı büyüktür. Yüzyıllardan beri süren bu vefakar geleneğe çok şey borçluyuz. (Bir Dil Yaratmak)
- "Xwîn bi xwînê nayê şuştin." (Kan kanla yıkanmaz.) Kan, ancak adalet duygusu, insani ve vicdani yaklaşımla yıkanabilir, temizlenebilir. Adalet anlayışının, insani ve vicdani duyguların kaynağı da edebiyattır. (Nar Çiçekleri)
- ... Usul usul, hayatımın ve Ruhumun en derin yerlerinde kök saldı. ... (Kader Kuyusu)
- "Hevalno, ji bîr mekin Em pênç hezar dil Pênç hezar efsaneyên li ser lêvan Pênç hezar destanên li ser kaxizan in Pênç hezar sterkên ronî yên Kurdan in..." (Mirina Egidekî)
- Türkiye'de öğretmen okulunda okudum. Öğretmen okulunda şoven ve asimilasyonun temelde olduğu bir eğitim sistemiyle öğrenim gördük... Kürtleri kötülüyorlardı... (Mahmut Baksi) (Kürt Edebiyatı Antolojisi)
- Ben de destan ve stranlarımız¹ gibi eskiyim. Düne aidim,bugüne değil. Bugünle hiçbir ilişkim yok. 1: Kürt halk ezgisi. (Yaşlı Rind'in Ölümü)
- Kendimi o kadar çok geliştirmek zorundayım ki, öğrenmek zorunda olduğum öyle çok şey var ki. (Bir Dil Yaratmak)
- Eğer dizelerin kamaştırıcı incilerini istiyorsan, Mela'nın şiirine bak, Şirazi'ye ne gerek? (Kürt Edebiyatına Giriş)
- “İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?” (Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep Boy))
- Ben sözün gücüne çok inanıyorum. Kürtçeyi yasaklayanlar, yasaklamalarla bu dilin yok olacağını, gücünü yitireceğini sanıyorlardı. Bunun ne kadar yanlış olduğu ve insanlıkdışı bir anlayış olduğu Diyarbakır' da 2000 yılının Ocak ayında bir kez daha anlaşıldı. Yasaklanmış bir söze saygınlık, bir güzellik ve bir güç vermek, işte ömrümün en kısa özeti... (Bir Dil Yaratmak)
- Annesini günlerce görmemiş bir çocuk sevgisiyle küçülmüştün göğsümde 1000Kitap (Kürt Edebiyatına Giriş)
- Aşk sözcüğü mesela neyi ifade ediyor, hiçbir şeyi. Ama Kürtçe evin çok şey ifade ediyor ve kutsal bir sözcük. O da aşk. (Bir Dil Yaratmak)
- Barış, insanlığın yarattığı en önemli, en erdemli eserdir. (Ölüm Meleğiyle Randevu)
- "Dayan, diren, sabırlı ol; günü birlik düşünme; zaman, sadece bir andan oluşmuyor, zamanı hiç bitmeyecek bir ayin gibi düşün ve yaşa; kine, nefrete, haset ve kıskançlıklara kulak verecek, onları kendine yaklaştıracak kadar küçülme; çile çekmeden insan ve insanlığı mutlu edebilecek hiçbir şeyin yaratılamayacağını unutma; acı ve hüzünden insanı mutlu edebilecek bir eser yaratmanın hünerini öğren, bu güneşin ustası ol; derin yalnızlığımı, yaratacağım eserle, herkesin ortak olabileceği bir mutluluk haline getir." (Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler)
- İmdat, insan ve insanlık için imdat! (Bir Romanın Hatıra Defteri)
- Kurdistan. Di çapkirina ve pirtûka heja û tarîxî de alîkarîya bavê tejî pir bû. Di pirtûke de, şehîden me yen neteweyî li pey hev, di nav rûpelan de, rezbûyî ne. Şêx Seîd, Seyid Ebdulqadir, Xalide Cibirî, Yada Axa, Dr. Fuad Beg, Bave Tûjo, Seyid Riza, Qadî Mihemed û gelekên din têde ne... Ma tu dizanî, bavê te di bin sûretê Bave Tûjo de çi nivisiye?.. "Çehremane mezin" ... Wî weha nivîsîye... Çehremane mezin... Serdile, kezizere, Bave te hevale qehremanen mezin bû... (Hez û Bedewiya Pânûsi)
- Ez bawer im di vî warî de ê sedem esasî ne. bi kurtî 1- Gele kurd ne xwedî dewlet û müessese netewî ne ku devlet û müessen netewî bikaribin li seran serê Kurdistane xwendinê bi re xînin. Bi xebatên pêwîst bikaribin problemên zimanê kurdî hal bikin, çap kirin û vveşandina kovar, rojname û pirtûkan bikin. (Hez û Bedewiya Pânûsi)
- Ve zamanla ,yitirdiklerimize ilişkin ,şu duygu egemen hale gelir ;kendileri artık yitip gitmiştir ,bir tek ,yüreğimiz ve ruhumuzda onların kıpırdayan gölgeleri ,silikleşen sesleri ve belirsiz renkleri kalmıştır . (Nar Çiçekleri)
- Stêra'min, yıldızlara bak... Onlar anlamaz mı ahvalimizden, niçin gelmiyorlar yardımımıza, niçin yaralarımıza merhem sürmüyorlar? Niçin bu zulme, bu cehalete, bu kin ve nefrete bir cevap bulmuyorlar? (Dicle'nin Sesi)
Yorumlar
0 yorum