Kitap Künyesi

Yazar: Marguerite Duras

Çevirmen: Adnan Benk

Orijinal Adı: Emily L.

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789755100708

Sayfa Sayısı: 96

--reklam--

Bir Kış Günü Öğleden Sonra Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"... Sonra uyandım. Size seslendim, yanıt vermediniz. O zaman kalktım. Kapınıza gittim, bağırdım. Uyuyabileceğiniz hiç aklıma gelmedi. Sonunda : Ne var? dediniz. Ben de : Size şunu anlatmak istiyordum, dedim; iyi ya da kötü yazmak, yazılanın güzel ya da çok güzel olması, bir kitabın ortak değil, kişisel bir doyum getirebilmesine yetmez. Ayrıca, öyle gelişigüzel yazmak, kendini koyuverip hiçbir şey düşünmeden yazdığına kendini inandırmaya kalkışmakla iş bitmeyeceği gibi, çılgınlığın etkinliğini her an denetleyecek güdücü bir düşünceyle yazmak da sizi bir yere götürmez..."

(Arka Kapak)

--reklam--

Bir Kış Günü Öğleden Sonra Alıntıları - Sözleri

  • Kimi zaman, dedim, baş başa konuşmak, ölmek kadar zor geliyor insana.
  • Umutsuzluk nasıl da kıstırıyor insanı...
  • ... sizi yeniden bulmuş gibi oluyorum yazarken... Sizi ve o günleri, daha ne olduğunu, ne olacağını, ne de kim olduğunuzu, ne de ne olacağımızı bilmediğim günleri...
  • Doğru, ölüm hiçbir şeyi silemez. Siz öldüğünüz zaman, öykü daha bir gerçek, daha bir güzel olacak...
  • Yazar olmak, olduğunu bilmemektir.
  • Araya koydukları sessizliği aşmak olanaksızdı.
  • Hasta olmadan, üstelik de mutluyken ölmeyi istemek hiç kuşkusuz bir şımarıklıktır...
  • Karşılarına geçip bütün bir gece seyretseniz de, sizi ne fark eder, ne de sizden tedirgin olurlardı. Öylesine yalnızlardı ki dünyada, yalnızlık nedir artık bilmez olmuşlardı.
  • - Kimi zaman, dedim, baş başa konuşmak, ölmek kadar zor geliyor insana. - Doğru. - Bence, kitaba bir geçsin, acı vermez artık... Bir hiç olur, silinir gider. Aramızdaki ilişkiyi düşününce anladım bunu: Yazmak bir bakıma da silmek oluyor. Yerine başka bir şey koymak.
  • Öyle görünmeyebilir, ama ben kendini bütün varlığıyla bir insana, bu insan dünyada üzerine en çok titrediğim insan da olsa, bir insana verebilecek kadın değilim.
  • Sizi yeniden bulmuş gibi oluyorum yazar­ken...

--reklam--

Bir Kış Günü Öğleden Sonra İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"YAZAR OLMAK, OLDUĞUNU BİLMEMEKTİR." Yazmak üzerine çok şeyler okudum. Yaşatmak mı, öldürmek mi, arada kaldım çoğu zaman. Sanki gözle görülemeyene suret oluyormuş gibi geldi bana. Hissedileni şekle sokmaya, harflere hapsetmeye benzettim. Ölümsüzü, ölümlü kılmak mıydı, yoksa unutulacak olanı unutulmayacak olana dönüştürmek miydi? İçinde biriken duygu yükünden kurtulmaktı belki de. Onu içinden atmaktı. Her ne kadar benim olsa da yazdıklarım, benden çıktıkları an, yine bana yabancı oluyorlardı. İyi de, diyordum, eksik olmuş. Daha da güzel olabilirdi. Ya da aslında ben başka bir şey demek istemiştim. Aslında bence yazma dürtüsünün sebebi, yazılmak istenenin bir türlü ifade edilememesidir. O yüzden sonu yoktur. Bir rüyayı ne kadar mükemmel anlatsak da, o an bize hissettirdiklerini yüzde yüz ifade edebilme olasılığımız çok düşüktür. Yazmak da böyle. Bunun harflerle sınırlandırılmayacak bir yolu daha olmalı. Resmetmek gibi mesela. Bizim ölçülerimizin dışında bir şeyler.. Aslında hayat da böyle değil mi? Sevmekten inanmaya kadar her şeyi kendimizce yaşıyoruz. Ölçü de biziz, anormallikler de bizim eserimiz. Hepimiz birbirimize benziyoruz ama hayattan çok başka şeyler anlıyoruz. İŞTE.. BİZİM HİKAYEMİZ! Bittiğinde bile, bittiğini kabullenemediklerimiz.. Kabullendiğimizde tamamen öleceğimiz.. Sorgusuz sualsiz, sadece istediğimiz için inandığımız.. Bir umutsuzluk tadında yaşadığımız sevgiler.. Suç işlerken bile önce kendimizden kaçışımız.. Gitmekle gelmek arasında, ama kalmak kelimesine çok uzak.. Sessiz.. Hep yere bakan gözlerle.. Korktuklarımız.. Askıda kalanlar, yarım yaşananlar.. Kovduğumuz şiirler, elimizin tersiyle ittiğimiz mutluluklar, kıymetini bilmediklerimiz.. Burukluğumuz bundan belki de. Yalnız kalmak isteyişimiz, vazgeçemediğimiz ama vazgeçtim dediklerimiz.. Marguerite Duras. Bu okuduğum beşinci kitabı ama büyüsünü hiç yitirmeden etkilemeye devam ediyor. Bizi en derinden etkileyeni yazmak en zorudur. En büyük kaybımızı kolay kolay anlatamayız. Çünkü verdiği acıyla yüz yüze gelmek hiç de kolay değildir. Sonra bir kış günü, öğleden sonra doğan güneşi anlatıveririz sebepsiz.. Çünkü "Tek gerçek şiir, kaybolan şiirdir." Kaptan ve eşi Emily L. 'nin hikayesi Kim daha cesur, kim daha açık sözlü, kimin içindeki yangın daha büyük.. Siz okuyup karar verin.. Keyifli okumalar.. :) (Liliyar)

Eveeet anlaşılması zor kitaplardan biri daha. Sanat diye her şeyi de beğenmemek lazım. Mesela ben Aslı Erdoğan'ın "Kabuk Adam"ı nı da beğenmemiştim. Marguerite Duras'ı ilk kez okudum ama bana hitap etmedi bu eseri. Bence kullandığı dil ve anlatımı yüzünden. Yoksa konu ilgi çekici geldi. Gerçi bu ara okumaya da kendimi veremiyorum. Hadi hayırlısı bakalım. (Melek Ceylan)

Fransa'da Qillebeuf'de ki Marine oteli ve yanında ki kahvehanede geçer olay. İki kişi arasında geçen konuşmada anlatılır bütün hikaye.İki eski dost,oradaki sahilde kayıkların yanında ki kahvehanede oturup kitap ve şiir yazma konusunu tartışırlar.Bunu konuşurken de limana gelen geminin kaptanı ve onun karısını da orada kahvehanenin barında konuşurken görürler ve konu buraya kayar,daha sonra bütün hikaye bu iki karı kocanın hikayesine döner.Hikaye yazmak ve bu karı kocanın hikayesi kitap boyunca anlatılır. Yazarın farklı bir konu işleyişi var,kısa ama değişik bir kurgu ve anlatımla yazılmış. (Buket Ay)

--reklam--

Bir Kış Günü Öğleden Sonra PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Marguerite Duras - Bir Kış Günü Öğleden Sonra kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Kış Günü Öğleden Sonra PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Marguerite Duras Kimdir?

1914 yılında Çinhindi'nde doğan Duras, gençliğini geçirdiği bu ülkenin atmosferinden ve olaylarından derinden etkilendi. 18 yaşında Paris'e geldi; hukuk, matematik ve siyaset bilimi okudu. Komünist Parti'ye katıldı. İlk romanı Les Impudents'ı 1943 yılında yayımladı. Özyaşamöyküsel bir roman olan Sevgili ile 1984'te Fransa'da Goncourt Ödülü'nü aldı. Çok sayıda roman dışında, birçok senaryoya da imza attı. Bütün eserlerinde edebiyatı sorguladı. 1960 Cannes Film Festivali'nde gösterilen Hiroşima Sevgilim, Duras'ı ününün doruğuna çıkardı. Duras 1996 yılının Mart ayında 82 yaşında öldü.

--reklam--

Marguerite Duras Kitapları - Eserleri

  • Sevgili
  • Ölüm Hastalığı
  • Hiroşima Sevgilim
  • Moderato Cantabile
  • Bir Yaz Akşamı On Buçukta
  • Bir Kış Günü Öğleden Sonra
  • Yaz Yağmuru
  • Yazmak
  • Mavi Gözler Siyah Saçlar
  • Bahçe
  • Acı
  • Yıkmak Diyor Kadın
  • Askıya Alınmış Tutku
  • Bay Andesmas'ın İkindisi
  • Pasifik'e Karşı Bir Bent
  • Somut Yaşam
  • Yeşil Gözler
  • Buraya Kadar
  • Konsolos Yardımcısı
  • İngiliz Sevgili
  • Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi
  • Tarquinia'nın Küçük Atları
  • Ayrılık Müziği
  • Normandiya Kıyısının Yosması
  • Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler
  • Kuzey Çinli Sevgili
  • Cebelitarık Denizcisi
  • Bütün Gün Ağaçlarda
  • Yann Andrea Steiner

--reklam--

Marguerite Duras Alıntıları - Sözleri

  • ona bakıyordum gitgide daha hızlı konuşuyordu ve sonra birdenbire konuşmayı kesti -bakıştık, bakıştık. Gökkubbe yıkıldı. (İngiliz Sevgili)
  • Demek, yine. Her gün, her yerde artıyor. Televizyon hastalığı. Televizyon cihazı pis. Bir ev eşyası haline geliyor, ama eski ve pis, eski bir tencereye, bir bulaşık çukuruna dönüşüyor. Çok zamandır görüyor, duyuyoruz onları. (Yeşil Gözler)
  • Karşılarına geçip bütün bir gece seyretseniz de, sizi ne fark eder, ne de sizden tedirgin olurlardı. Öylesine yalnızlardı ki dünyada, yalnızlık nedir artık bilmez olmuşlardı. (Bir Kış Günü Öğleden Sonra)
  • Filmler vardır, kalıcıdır; filmler vardır, seyredildikten sonraki saatler içinde yok olur gider. Ben sinemaya gidip gitmediğimi buradan anlarım: bir önceki gün gördüğüm film, ertesi gün bende nasıl bir kılığa bürünmüşse, ne hale girmişse, gördüğüm film odur. (Yeşil Gözler)
  • Öznesiz bir acının anlamı nedir? (Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi)
  • İnsanın herhangi birinden kopması, doğasına uygun bir olay değildir . (Cebelitarık Denizcisi)
  • Hayat beni fazla ilgilendirmiyor... Hiçbir zaman gerçek anlamda ilgilenmedim hayatla... (Yaz Yağmuru)
  • Kalbimi hissetmiyorum artık. (Acı)
  • Ben sizin yerinizde olsam dinlerdim. Dinleyin beni.. (İngiliz Sevgili)
  • Ona beslediğim bu saçma sevgi, benim için kavranması olanaksız bir gizem olarak kalıyor. Neden ölümüyle ölmek isteyecek ölçüde çok seviyordu onu, bilmiyorum. Bu iş başa geldiğinde on yıldır ayrıydım ondan, onu çok ender düşünüyordum. Öyle görünüyordu ki her zaman için seviyordum onu, bu sevgide hiçbir değişiklik olamazdı. Ölümü unutmuştum. (Sevgili)
  • Bakarsın ki yaşamda çözüm az ve her şey yerli yerine oturur, gün gelir bir tek değiştir­me düşüncesi bile şaşırtıcı olur. (Bahçe)
  • Bir yıl sürdü saçının uzaması. Düşünüyorum da, saçları­ mı kesenler saçların bu kadar zamanda uzadığını bilselerdi, bu işi yapmadan bir kez daha düşünürlerdi diyorum. (Hiroşima Sevgilim)
  • Yavaş sesle ekledi: "Hep yirmi yaşındaymışçasına çekip gitmek gerek, bunu unutma." (Tarquinia'nın Küçük Atları)
  • Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. (Yazmak)
  • Para yoksa erdem "geçersizdi" ve masumiyet mahküm edilebilirdi (Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler)
  • Birincisi, onu öldürdüğümü düşümde görmüştüm. İkincisi, onu öldürdüğümde düş görmüyordum. (İngiliz Sevgili)
  • Onun yanına uzanırsınız. Kendinize ağ­larsınız hep. (Ölüm Hastalığı)
  • tuhaf bir hikâye bu her şeye rağmen. (Yaz Yağmuru)
  • Artık, yalnızca gözlerinizi görüyorum. (Normandiya Kıyısının Yosması)
  • ..uzaklara git... Asla geri dönme ... Asla! .. çok uzaklara git... öyle ki, bulunduğun yer aklımın ucundan bile geçmesin ... (Konsolos Yardımcısı)