Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Haşim
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786052959428
Sayfa Sayısı: 144
Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ahmet Haşim’in İkdam gazetesinde çıkan köşe yazılarından seçilen denemelerle Paris seyahati izlenimlerinden oluşan Bize Göre 1928 yılında yayımlandı. Yalın, açık, akıcı, kimi zaman alaycı bir dille yazılmış olan denemeler ve aynı üslup özelliklerini taşıyan seyahat izlenimleri yazarın etkili ifadesinin yanı sıra derin gözlem gücünü ve eleştirel bakış açısını da okura yansıtır. Bununla birlikte bazı yazılarında dikkati çeken şiirsellik Haşim’in imge yüklü şiirlerin duygulu, kırılgan şairi olduğunu da hatırlatır. Bize Göre her gün defalarca karşılaşılan sıradan ve küçük konuların usta bir yazarın kalemiyle nasıl bütünlüklü bir dünya tablosu oluşturabildiğinin çarpıcı bir örneğidir.
Ahmet Haşim (1887-1933) Bağdat’ta doğan Ahmet Haşim’in çocukluk yılları babasının görevi nedeniyle Arabistan’ın çeşitli vilayetlerinde geçer. Erken yaşta annesini kaybetmesinin neden olduğu ruhsal sarsıntı o dönemden başlayarak çekingen, içe kapanık ve hayalperest bir kişilik yapısına yol açar. 1895’te babasıyla birlikte İstanbul’a gelir, iyi konuşamadığı Türkçeyi ilk iki yıl Numune-i Terakki Mektebi’nde öğrendikten sonra, 1897’de Galatasaray Sultanisi’ne kaydolur. Giderek edebiyata yönelen Ahmet Haşim, edebiyat hocaları Tevfik Fikret ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun da desteğiyle 16 yaşında ilk şiirini yayımlar.
1907’de Galatasaray’dan mezun olur, Reji İdaresi’nde çalışırken Hukuk Mektebi’ne devam eder. 1909’da Fecr-i Ati topluluğunun Servet-i Fünun’da yayımlanan bildirisinde onun da imzası vardır. Uzun sürmeyen bu beraberliğin ardından siyasi ve edebi gruplaşmaların dışında kalmayı tercih eden şair, kendine özgü bir şiir anlayışı geliştirir. 1921’de yayımlanan Göl Saatleri ve 1926’da yayımlanan Piyale adlı şiir kitaplarıyla döneminin önde gelen şairleri arasında yer alır. Modern Türk şiirinin kurucularından biri olarak kendinden sonra gelenleri önemli ölçüde etkiler. Şiirlerindeki kapalılık ve güç anlaşılırlığa karşılık düzyazıları gayet yalın, açık, akıcı ve yer yer mizahidir. Ele aldığı pek çok konuda zamanı aşan evrensel düşünüşüyle Ahmet Haşim’in yazıları günümüzün okuru için de hâlâ ilgi çekicidir.
(Tanıtım Bülteninden)
Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları Alıntıları - Sözleri
- Cuma günü! Ölüm günü! Zevkin nerede?
- Hayvan gayesine varmış duruyor, insan gayesini hâlâ aramakla meşguldür.
- Tabiatın insana yapacağı en büyük iyilik, şüphe yok ki cismi böyle haşin bir zırh ve içindeki ruhu da böyle bir çelik külçesi haline getirmektir.
- İhtiyarları açlık, gençleri aşk ölüme sevk ediyor.
- Neşeye hâkim değildik, kederi kendimizden uzaklaştıracak hiçbir kuvvetimiz yoktu.
- ...hakiki kır, sert toprakla sert insanın boğuştuğu âlemdir.
- Ne yazık ki vücudun haraplığı zekanın olgunluk zamanına tesadüf eder. Manasız çocukluk, tatsız gençlik , şen olgunluğa hazırlanmaktan başka nedir?
- Karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir.
- Dünyayı idare eden ilim, fen, iktisat, sanat ve edebiyat akımlarının düzenleyicisi şakakları beyazlanmış kafalardır.
- "İnsan hiç hoşlanmadığı şeyleri görmekle dinlenebilir mi?"
- Âşık, yüz bulmayan adamdır.
- Bahar bir muhasebeci gibi, hayata yeni kavuşturduğu yaratıkların adedini yaşayanların yekûnundan mütemadiyen çıkarmakta...
Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kendini pek beğenmemiş ve karanlıkları sevmiş şair ve yazar Ahmet Haşim'in yazılarını okumak ilginçti. 'Bize Göre' kısmındaki yazılarında ince bir nükte ve alaycı bir yazım var. Keşke kadınlarla ilgili ifadeleri de hoş olsaydı. 'Bir Seyahatin Notları' kısmındaki üslubuna bayıldım. Sadece kendi dönemi için değil, bugün için bile geçerli olabilecek gözlemleri ile yaptığı gezileri müziksel bir ahenkle bizlere sunmuş. Demem o ki düzyazılarını da şiirlerinin tadında bulabilirsiniz. (Melek Ceylan)
°10 Ahmet Haşim'in usta kalemiyle yazılan denemeler ve seyahet notları gündelik hayatta defalarca kez karşılaştığımız sıradan olayları yazarın gözlem gücü ve eleştirel bakış açısı ile okuyoruz. Yazar yalın, şiirsel ve yer yer alaycı bir biçimde ele almakta. Yazarın kalemine hayran olmamak elde değil. Uzun zamandır bu kadar lezzet alarak kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Tasfir ve örneklendirmeleri o kadar mükemmel ki anlatamayacağım. Bizzat okuyup görün. Yazar'ın kalemini ele aldığımıza göre düşünceleri hakkında konuşabiliriz. Ahmet Haşim'in bazı notları gerçekten sizi düşündürmeye itsede bazıların neden yazıldığını anlamak mümkün değil. Kadınlar konusundaki yaklaşımı yüzünden bazı kişiler tarafından linçe mahsur kalmış. Lakin yazarın dönemini ele alırsak değindiği meseleler yeni yeni çıkan şeylerdi. -Tırnaklarını uzatıp sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın belli ki insandan gayrı bir hayvana benzemek için uğraşıyor. Kadınlarda bu insan şeklinden uzaklaşma meylinin sebepleri ne olsa gerek?- Burda yazar gerçekten bunu sorgulamış ve siiz de bunu sorgulamaya itmiş. Bu ve benzer konularda yazarı eleştirmek yerine onu anlamaya çalışsak daha güzel olur. Mamafih onun düşüncesini katılmanıza da gerek yoktur. Zira bende bazı konularda yazara katılmıyorum. Paris'teki seyahat notları da bir hayli güzel. "Paris gibi coşan bir hayat ve hareket şehrinde duyduğu bu hiçten zevkleri notlarının bu son sayfasında hatırlatmaktan sıkılmayan adamın saflığı niceleri için belki çocukçadır. Fakat bu adam zevklerini başkalarına satmak üzre tatmıyor. Onun için saflık ve samimiyet hoş görülmeli." Seyahat notlarında pek ilginç ve fevkalâde bir olay yok. Yine bu kısımda yazarın gözlem gücünü görüyoruz. Hatta otomobiller hakkında 94 yıl önce dediği şeyler ise günümüzde gerçekleşti. Efendim Ahmet Haşim mükemmel bir yazar, kitap güzel bir eser. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar... (Azam Elman)
İnanılmaz ama gerçek 1 günde okudum,şeker portakalıma sesli okuyayım derken kitap bitti :) Kitapta en çok dikkat ettiğim yer yazarın alaycı bir dille yaklaşıp,kadınlara karşı peşin hükümler vermesi idi. Kürk mevzusunda hayvanlara benzetilmesi ise gurur kırıcı idi bir bayan olarak. Bu yüzden kitaptan tat alamadım,çünkü her konuda kendine göre bir alaycı yorum getirmiş buda ukalalık içeriyor. 10/5 (Yonca Gülseven)
Kitabın Yazarı Ahmet Haşim Kimdir?
Ahmed Haşim (1884, Bağdat - 4 Haziran 1933, Kadıköy, İstanbul), sembolizmin öncülerinden Türk şair.
Hayatı
Bağdat'ta doğmuştur. Babası mülkiye kaymakamlarından ve Bağdat'ın eski ve bilinen ailelerinden biri olan Alusizadelere mensup Ahmet Hikmet Bey; annesi ise yine Bağdat'ın ileri gelenlerinden Kahyazadeler'in kızı Sara Hanım'dır. Meşhur tefsir alimi Mahmud el Alusi Ahmet Haşim'in babasının dedesidir. Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili gördü. Aynı sebepten dil olarak da sadeceArapçayı öğrendi. Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. 1897'de Galatasaray Sultanisi'ne yatılı olarak verildi. 1907'de mezun olunca Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Mekteb-i Hukuk'a devam etti. I. Dünya Savaşı'ndaki askerliği (1914 - 1918) sırasında Çanakkale Cephesinde bulundu. Ayrıca Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. 1924'te Paris'e, 1932'de de hastalığı sebebiyle Frankfurt'a gitti. Çeşitli yerlerde memur olarak çalışan Ahmet Hâşim, daha çok öğretmenlik yaptı. Sanâyi-i Nefise Mektebi'nde (Güzel Sanatlar Akademisi) mitoloji dersleri hocalığı ve Mülkiye Mektebi'ndeki Fransızca öğretmenliği görevlerine ölünceye kadar devam etti.
Hâşim'in sanat ve edebiyata ilgisi Galatasaray Sultanisi'nde başlar. Bilinen ilk manzumesi "Leyâl-i Aşkım" 1901'de "Mecmua-i Edebiyye"de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin'in tesiri altında kaldı. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleri tanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerini kitaplarına almadı. 1905 - 1908 yılları arasında yazdığı ve Piyâle kitabına aldığı "Şi'r-i Kamer" serisindeki şiirleri hayal zenginliği, iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti ve beğenildi. 1909'da kurulan Fecr-i Âti'ye girdi. "Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek" prensibinden hareket eden Fecr-i Âti grubunun yayın organı Servet-i Fünûn dergisinde şiirler yayınladı ve Servet-i Fünûn - Edebiyat-ı Cedide - topluluğuna yapılan hücumlara makaleleriyle katıldı. 1911'de yayınlanan Göl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazandı. Fecr-i Ati dağıldıktan sonra siyasi ve edebi akımların dışında kendisine has bir şiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kaldı.
Dış dünya gözlemlerini kendi prizmasından geçirerek anlatır; sonbahar, akşam kızıllığı ve karamsarlık önemli temalardır. Ahmet Haşim fıkraları, denemeleri ve gezi yazılarıyla da önemli bir yazardır. Düz yazılarında dili sade ve oldukça başarılıdır.
Ahmet Haşim Kitapları - Eserleri
- Bize Göre
- Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları
- Gurebahane-i Laklakan
- Bütün Şiirleri
- Frankfurt Seyahatnamesi
- Piyâle
- Göl Saatleri
- Üç Eser: Bize Göre - Gurabahane-i Laklakan - Frankfurt Seyahatnamesi
- Piyale - Göl Saatleri
- Bize Göre - Frankfurt Seyahatnamesi
- Gurabahane-i Laklakan - Diğer Yazıları
- Bütün Yazıları (Cep Boy)
- Paris, Frankfurt... Yahut Hiç!
- Bütün Kitapları
- Eserlerinden Seçmeler
- Savrulmada Gül
- Bize Göre ve İkdam'daki Diğer Yazıları
- Frankfurt Seyahatnamesi - Mektuplar - Mülakatlar
- Bir Seyahatin Notları
- Karanlıkta Beyaz Kuşlar
- En Güzel Aşk Şiirleri
- Şairlerin En Garibi Öldü
Ahmet Haşim Alıntıları - Sözleri
- "Bir giryeli ses, belki kadın, belki de erkek Söyler gecenin şi'rine bir aşk, bir âhenk..." (Piyâle)
- "Acılar gece çözülür." (Frankfurt Seyahatnamesi)
- -Desene: Şu çarkları su ile dönen dünya, eski zaman işi bir degirmenden hâlâ farklı değil! (Bize Göre - Frankfurt Seyahatnamesi)
- Sevimli ev... bugün altında aşkı bekliyorum... (Göl Saatleri)
- Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi. (Bütün Yazıları (Cep Boy))
- HAVUZ Akşam yine toplandı derinde... Cânân gülüyor eski yerinde; Cânân ki gündüzleri gelmez, Akşam görünür havz üzerinde, Mehtâb kemer tâze belinde, Üstünde semâ gizli bir örtü, Yıldızlar onun güldür elinde... *** Cânân: Sevgili Havz: Havuz Mehtâb: Ay ışığı Kemer: Kuşak Tâze: Genç, bozulmamış Semâ: Gök (Savrulmada Gül)
- "Zannedilir ki ufuklarımızın ötesi, bambaşka alemlerin eşiğidir." (Bize Göre)
- Sihrin o kadar nâfiz olur fikr ü hayâle, Her şey değişir titreyerek hüsn-i muhâle. (Piyâle)
- Neşeye hâkim değildik, kederi kendimizden uzaklaştıracak hiçbir kuvvetimiz yoktu. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)
- Almanya "profesör" ve "doktor" denilen acayip bir insan cinsinin vatanıdır. (Frankfurt Seyahatnamesi)
- Karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. (Eserlerinden Seçmeler)
- İnsan her şeyden evvel kendi kendisinin esiridir. (Bize Göre ve İkdam'daki Diğer Yazıları)
- Nereden geldiği ve nasıl başladığı meçhul bir kürk modası, İstanbul'un hemen bütün kadın tabakalarını yayıldı. Bu moda, dedelerimizin ve ninelerimizin bildiğimiz kürkünü çevirip sırta geçirmek ve kurt veya goril gibi, iri cüsseli bir hayvana benzemek tuhaflığından ibarettir. ...Tırnaklarını uzatıp sivrilten ve vücudunu baştan başa tüylü göstermek isteyen kadın, belli ki insandan başka bir hayvana benzemek için uğraşıyor. Kadınlarda bu insan şeklinden uzaklaşma meylinin sebepleri ne olsa gerek? (Üç Eser: Bize Göre - Gurabahane-i Laklakan - Frankfurt Seyahatnamesi)
- Bu yol, bu yol, bu derin yol ki dâimâ mümted Bu yol uzun ve benim dizlerim eğildi; gözüm Kapandı. Da'vet-i yeldâyla titriyor rûhum; Bırak ve git beni mevt-i leylâle tevdî et. (Eserlerinden Seçmeler)
- ...hakiki kır, sert toprakla sert insanın boğuştuğu âlemdir. (Bize Göre ve Bir Seyahatin Notları)
- Yüreğimde daima kanayan bir yara halinde kalacak (Bize Göre)
- Rabbim! Her zevki tatmin edecek ve ismi yine "sanat ve edebiyat" olacak olan hacer-i felsefîyi nasıl bulmalı? (Bize Göre ve İkdam'daki Diğer Yazıları)
- En eski edebiyattan en yenisine değin, her dilde, şiirin konusu eş (zevce) değil, sevgilidir (maşuka). Düşler ve benzetmeler hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur. Kahramanı eş ve konusu evlilik olan hikayeden daha tatsız ne olabilir ? (Bize Göre)
- Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde sema kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Bütün Şiirleri)
- Hayat ne güzel! Onu sonsuz bir iştiha ile seviyorum. Fakat hissediyorum ki ileride, hakkım olduğu kadar hayattan zevk almama insanlar mani olacak. İnsanlar, tabiatın serbest akışını değiştirmişler, saadet ve felaketi büyük talih ve keder kanunlarının mecralarından ayırmışlar ve köy sularını istedikleri gibi paylaşan mütegallibe tarzında, zevki ve kederi aralarında keyiflerine göre dağıtmışlar. Tatlı hava, renkli ziya, gök, deniz, ağaç, çimen, ateşli kadın bakışı, yakıcı şiir ve sarhoş edici musiki ile benim aramda yarın karanlık bir kaya gibi dikilecek olan insan beni şimdiden ürkütüyor. Ben onu nasıl yumuşatacağım ve kendi lehime çevirebileceğim? (Frankfurt Seyahatnamesi)
Yorumlar
0 yorum