Kitap Künyesi

Yazar: Nihan Kaya

Editör: Burak Albayrak

Tasarımcı: Hamdi Akçay

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786057762009

Sayfa Sayısı: 72

--reklam--

Bütün Çocuklar İyidir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitap, hem çocuklar hem yetişkinler için yazıldı. İster çocuk olalım ister yetişkin, hepimizin içinde anne, baba, çocuk var ve sıkıntılarımızın tamamı, içimizdeki anne-babanın içimizdeki çocuğu ezmesinden kaynaklanıyor. Bunu düzeltebilmenin tek yolu, çocuklara dair önyargılarımızı değiştirmek.

Bütün Çocuklar İyidir, İyi Aile Yoktur ile başlayan üçlemenin sonuncu kitabı. Kötü çocuk yoktur. Bir çocuk bizim “kötü” dediğimiz bir davranış sergiliyorsa eğer, bu, ona yanlış davranıldığı içindir. “Kötü” denilen davranışlar, aslında çocuğun yardım çağrısıdır.

Bütün çocuklar iyidir. İçimizdeki çocuk da iyi. Çocuğun iyi olduğunu anlayabilirsek, biz de ona daha iyi anne-babalık edebiliriz. Böylece, çocuğun “kötü”, “yanlış”, “sorunlu” gibi tabirlerle anılan davranış biçimlerine ihtiyacı kalmaz.

İçimizdeki çocuk anlaşılmayı, yardım çağrısının duyulmasını bekliyor. Onu duyabilmeyi öğrenebildiğimizde kendimize doğru anne-babalık etmesini de öğreneceğiz ve o zaman kendiliğinden sorunlarını çözen, haklarını savunabilen bir insana dönüşeceğiz.

--reklam--

Bütün Çocuklar İyidir Alıntıları - Sözleri

  • Fikirlerim, onlara sahip olduğum süre boyunca yanlış değildir. Fikirlerimin yanlış olduğuna karar verdiğimde onları zaten değiştiririm.
  • Dedesi bir kere Mete’nin tişörtüne bakarak “Hiç sevmiyorum şu tişörtü!” dedi. “Sevme” diye karşılık verdi Mete, “Sen, ben misin?”
  • Çocuklar, anne-babalarından ayrı insanlardır.
  • Kendilerine bazı hisleri yasaklayan kimseler, bazen de başkalarının hislerinin şiddetinden rahatsız olurlar. "Bunda bu kadar üzülecek bir şey yok, bunda bu kadar korkacak bir şey yok, bunda bu kadar öfkelenecek bir şey yok, bunda bu kadar kırılacak bir şey yok, abartıyorsun ." gibi cümlelerle konuşurlar. Bu gibi cümleler, istismardır.
  • Birbirimizin farklılıklarına ne kadar saygı duyarsak o kadar “iyi aile” oluruz. Ne kadar ayrıysak o kadar iyi birleşiriz.
  • Çocuk, özümüzdeki mükemmelliğin kendisidir.
  • İşte bu yüzden fikirlerim, onlara sahip olduğum süre boyunca, yanlış değillerdir.
  • Sevgili Çocuk, Herkes gibi sen de haksızlığa uğrayacaksın; ama bu sorun değil. Önemli olan, haksızlığa uğradığını bilmek. Çünkü insan haksızlığa uğradığını fark edebilirse kendisini koruyabilir.
  • Kimse beni kimseyi affetmeye zorlayamaz. Kimse beni affetmediğim yahut özür dilemediğim için kınayamaz.
  • Can’ın pencereden salıverdiği serçe, uçtu, uçtu, uçtu ve uzaklarda bir pencereye kondu. İçeride bir çocuk oturuyordu. Çocuk, pencereye konan serçeye merakla baktı. İçinden, kalkıp serçenin yanına gitmek geliyordu, ama bunu yapamıyordu bir türlü. Bir masanın etrafında, iki yetişkinle birlikte oturmaktaydı o sırada. İki yetişkin, çocuğa uyguladıkları bir sınav hakkında konuşuyorlardı. İki yetişkin kendi aralarında konuşuyor, konuşuyor, konuşuyorlardı. Çocuk çok sıkılıyordu. İki yetişkin konuşurken canı çok sıkılarak oturuyor ve penceredeki serçeyi izliyordu. Çocuk serçenin yanına gitmek istiyor, ama bunu yapamıyordu. Sonra, serçe kanatlanarak uçtu. Çocuk serçenin uçup gitmesini izledi oturduğu yerden. İki yetişkin hâlâ konuşuyordu. Sizce çocuk, neden istediği halde serçenin yanına gidemedi? Sizce serçe, nereye uçtu?
  • Her insanın "içindeki çocuk" kusursuzdur; çünkü "içimizdeki çocuk': değişme ve gelişme kapasitesi anlamına gelir. Çocuk, özü­müzdeki mükemmelliğin kendisidir.
  • Evet, bir şeyi sevmeme hakkımız vardır. Ama bugün sevmediğimiz bir şeyi yarın sevmeye başlayabiliriz.
  • Hukukta çocukların hakları yetişkinlerin haklarından önce gelir.
  • Üstelik, çocuk, en değerli yanıdır herkesin.
  • “Haklarımızı hep aklımızın bir köşesinde tutalım ve sık sık yeniden hatırlayalım.”

--reklam--

Bütün Çocuklar İyidir İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bütün Çocuklar İyidir: Çocuklar ve yetişkinler için kaleme alınmış ince bir kitap. Başlık beklentimi yükseklti sanırım bilmiyorum ama tam olarak ne anlatıldı ne mesaj verildi çok anlaşılmıyor. "Ben çocuğum" başlıklı alt başlığı her cümlesinin altını çizerek okudum. Çok kayda değer düşünceler vardı. Ondan sonraki alt başlıklar kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Benim takıldığım nokta tam da burası hikaye çocuklarla ilgili önemli bir sorunu ele alıyor fakat çözüm ile ilgili veya sorunla ilgili yazarın herhangi bir düşüncesine yer verilmiyor. Durum böyle olunca hikaye havada kalıyor fikrimce. Yetişkin okuyacaksa bir kaç öneri veya düşünce beklentisine girecektir çocuklar okuyacaksa " eee eğer böyle bir problem yaşarsam ne olacak" diye sorabilir. Yetişkin ve çocuklara aynı anda seslenmek bu noktada kitabı zora sokmuş gibi. (Tuba Özkan)

Evrensel Çocuk Hakları ve Çocukluk: yazar/nihan-kaya üzerinde ilerleyen zamanda ayrıntılı olarak duracağım. İnsan olarak,toplum olarak gelişim yaşayabilmek için okunup, anlaşılması gereken bir insan. İlkçağlardan itibaren çocuklar olgunlaşmamış insan olarak görülmüştür. Ataerkil düzen babaya sınırsız yetki verirken, çocukları birer eşya konumuna getirmiştir. Çocuk borç karşılığı verilmiş, yanlış davranınca uzuvları kesilmiş, köle olarak satılmış, isteğe göre ölüme terk edilmiştir. Ortaçağ’ın karanlık dünyasında çocuk hem babanın hem din kurumlarının eşyası durumuna gelmiştir. Aydınlanma Çağı’nın getirdiği köklü değişimlerle birlikte çocuklar üzerine bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların hayata geçirilebilen kısmında , sadece aristokrat çocukları yer almıştır. Sanayi Devrimi’yle birlikte -ucuz ve itaate yatkın oldukları için- çocuk işçi sayısı büyük oranlara çıkmıştır. Dünya Savaşları’yla birlikte felaketlerin boyutu görülmüş, çeşitli bombaların yol açtığı yıkımlar yaşanmış ve insanlığın geleceğini kurtarabilmek için çocuklarla ilgili çalışmalar artmıştır. İnsan ömrünün uzaması, bazı hastalıkların ortadan kaldırılması ve her türkü imkânın çoğalmasıyla birlikte çocuklar, toplum içinde farklı bir konuma gelmiştir. 1989’da imzalanan ve dünya genelinde en çok kabul gören sözleşme olan “Evrensel Çocuk Hakları Sözleşmesi”, çocuklara karşı asırlardır işlenen suçları biraz olsun bitirmek ve çocukların konumunu güvence altına alma amacı taşır. Her çocuğun haklarını bilmeye ve bizim onların haklarına saygı duymamız gerekli. Sözleşmenin bazı maddelerini yazacağım. ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞME MADDELERİ 2- Çocuk Hakları, bütün çocuklar içindir. Doğum yerleri, konuştukları dil ne olursa olsun fark etmez. Büyüklerinin inançları ya da görüşleri nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz. 3- Çocuklarla ilgili bütün yasa ve uygulamaları oluşturanlar, önce çocukların yararını düşünmek zorundadır. 12- Her çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir. Herkesin çocukları dinleme, onların fikirlerini öğrenme ve onlara saygı gösterme sorumluluğu vardır. 13- Her çocuğun duygu ve düşüncelerini istediği şekilde açıklama hakkı vardır. Çocukların da başka kişilerin zarar görmemesi için gerekeni yapmaları gerekir. 14- Her çocuğun, kendi düşüncesini geliştirme ve istediği dini seçme hakkı vardır. 16- Hiç kimse çocukların onurunu kıramaz, onları küçük düşüremez, özel hayatına karışamaz. Çocukların bu hakkı yasalarla korunur. 34- Çocukları bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilemez. 36- Hiçbir kişi kendi çıkarları için çocukları kullanamaz. Devlet böyle bir duruma karşı her çocuğu korur. 37- Çocuklar hiçbir şekilde insanlık dışı yöntemlerle ya da aşağılanarak cezalandırılamaz. Kağıt üzerine yazılıp,imzalandı diye çocuklar tamamen güvence altına alınmış sayılır mı? Günümüzde tek çocuk doğurma politikası uygulayan ülkelerde doğan kız çocukları öldürülmektedir. Ülkemizde çocuk gelin sorunu ve kız çocuklarına karşı aşağılayıcı bakış hâlâ devam etmektedir. Dünyanın birçok yerinde ensest ilişki yaygındır. Çocuklara karşı işlenen her türlü suçun tamamı ortaya çıkamıyor maalesef. Utandığı için, korktuğu için konuşmayan ve konuşamadığı her günü, kendi ölümünü düşünerek geçiren çocuklar.. En kötülerinden birisi de aile tarafından uygulanan duygusal istismar. Çocuk, ebeveynlerinin doğru söylediğini düşünerek kendi hayatına kocaman bir yetersizlik ekliyor. Kendisi düşünmeyi, konuşmayı bırakıp; itaate uyumlu bir robot hâline geliyor. Nihan Kaya, kitaplarında ve birçok programında Hallac-ı Mansur’a ait şu sözü kullanır: “Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir. Cehennem, acı çektiğimizi hiç kimsenin bilmediği yerdir.” Ona göre cehennem; kendi hislerinin nedenini tam olarak anlayamayan, çevresi tarafından anlaşılmayıp, ciddiye alınmayan çocukluktur. Çocuk, acı çektiğinin farkına varamadığı gibi, kendisine acı verebilecek şeylerinde bilincinde değildir. Bu durumun üstesinden gelemediği için, buna uyum sağlar. Her türlü travmanın gömüldüğü çocukluk dönemi, bireyin yaşayacağı hayatın belirleyicisidir. Yaşımız ne kadar küçükse, olaylardan yaralanmamız o kadar derin olur. Soru sorunca cevap alamayan, konuştuğu zaman susturulan, hakkını arayınca bastırılan çocuk, büyüdüğü zaman başkalarına bağımlı bir onay ve ilgi kölesi olur. Kendi bilgisizliğinizi, yetersizliğinizi çocuklara yansıtıp, ezilmiş çocukluk öfkenizi onlardan çıkarmayın. Bırakın uçsunlar sizden uzaklara, sizin karanlığınıza hapsolmadan. Mutlu olunca “hayırdır noldu?” diye soranlar; üzgün olduğunuz zaman “bunda üzülecek ne var?” demek için sizi dinlerler. Her insanın, her hissi yaşamaya ve bunun açıkça ifade etmeye hakkı vardır. Bu hakkı özellikle çocuklara tanımalıyız ve çocukların, duygularını yaşamalarına izin vermeliyiz. “Bundan korkulur mu? Bebek gibi ne ağlıyorsun? Sinirini başka yerde yaşa! Böyle durma beni üzüyorsun.” duygusal istismardır. Çocukları rahatlatmadığı gibi, çocukların kendilerini suçlamalarına neden olur. Bu durum içinde anlaşılmayacağını düşünen çocuk duygusunu içinde yaşar, mutluluk maskesini takar ve ikiyüzlü olmayı öğrenir. Nasıl ki mutsuz, üzgün, sinirliyken bunların sebeplerini araştırıp, çözümlüyorsak; çocuklarda kötü hissettiği durumlarla yüzleşip bunların üstesinden gelmelidir. Onların en doğal hakkıdır bu durum. Hiçbir çocuk siz istediğiniz için gülmek zorunda değildir. Başkalarına kendini öptürmek zorunda değildir. Ağzına zorla sokulmaya çalışılan kaşığı ,yemek zorunda değildir. Kendi sınırlarımızı bildiğimiz gibi, çocukların sınırlarına da saygı duyabilmeliyiz. Sınırları istismar edilerek büyütülen çocuk, istismara açık duruma gelir. Sınırlarının bilincine varan ve kendi haklarını savunabilen çocuk, sağlıklı bir benliğe ve sağlıklı toplumsal ilişkilere sahip olur. Kimsenin bu sınırları geçmeye hakkı yoktur. Bir insan, başka insanın yanında kendini değersiz, daha güçsüz hissediyorsa orada bir sorun vardır. Bakışlarla, sözlerle, duygularla incitilen ve kırılan bir insan “duygusal taciz”e uğruyordur. Duygusal tacize uygulanan bir ceza yoktur. Bu yüzden önce siz farkında olun bu durumun, sonra çocukların öğrenmesi için uğraşın. Farkına varmamız gereken bir diğer nokta: Anne-baba ve çocuğun birbirlerinden ayrı canlılar olmalarıdır. Çocuklar, anne-babaların sevdiği şeyleri sevmek zorunda değildir. Çocukların kendi zevkleri,istekleri, seçimleri vardır. Bunu kabullenemeyen anne-babalar, çocuk üzerinde daha çok baskı kurmaya çalışır. Böyle bir ortamda çocuğun ihtiyaçları görmezden geliniyor ve düşüncelerini söylemesi engelleniyorsa orada istismar vardır. Halil Cibran “Çocuklara yalnızca sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil. Çünkü kendine ait düşünceleri vardır onların.” der. Bize düşen onların özel taraflarını görüp, onları ortaya çıkarmalarını sağlamaktır. Herhangi bir durumda öncelik çocuklarındır. Hakkı aranması gereken çocuklardır. Bunlar kanunlarda geçerli olan durumlardır. Hiç sorgulanmadan “anneni/babanı üzüyorsun” demek çocuğun haklarına istismardır. Çocuk, derdini açıkça anlatabilecek kapasiteye sahip değildir. Konuşmak yerine ağlar ya da öfkelenerek anlaşılmaya çalışır. Değersiz hisseden, ihtiyacı karşılanmayan çocuk bu tepkileri vermekte haklıdır. Korku, endişe, utanma, öfke duygularına doğuştan sahip değilizdir. Bir bebek kusursuz doğar. Doğduğu çevreyle şekillenebilecek her özelliğe sahiptir. Olumsuz duyguları yaşamasının sebebi çevresindeki insanlardır. Her çocuk özeldir. Hiçbirinin benzeri yoktur. Yürüyecekleri yol, yaşayacakları hayat, sahip olacakları ; her zaman bizim olduklarımızdan daha fazladır. Kendi hayallerimizi, travmalarımızı onlara tekrar etmek yerine özgür bırakmalıyız çocukların ruhlarını. Yaşamayı tekrar hatırlamak için, yaşamın tadını çıkarabilmek için, tutkulu birer sanatçı gibi üretebilmek için çocukları izlemeliyiz. Çocuklardan öğrenecek çok şeyimiz var. Bildiğinizi sandığınız her şeyi bırakın ve çocuklarla birlikte öğrenmeye başlayın. (Selim Geçimli)

Yaşım çocuk: Nihan Kaya’nın Seni Feda Etmeyeceğim kitabından sonra elime aldığım kitabı. Bütün Çocuklar İyidir. Eveeeet, kötü çocuk yoktur. Çocuklar, yazarın da ele almış olduğu duygularla bizim toplumumuzda gerçekten yetiştirme tarzı dediğimiz bir biçimde yetişiyor. “Elalem ne der”, “ben bunu yapamam başaramam”, “ya düşündüğüm gibi olmazsa”, “annem babam kızar” vs. ve nicesi utangaçlık ve suçluluk... Üzgünüm ama böyleyiz. İşte bu duygular hayatımızın her alanında bizimle. Ailemizde, eğitim hayatımızda, yaşantımızda. En önemlisi de çocukluğumuzda. İyi bir birey olmamızı sağlayan anne babalarımızın düşünceleri bizi de şekillendiriyor. Onların içindeki çocukla savaşları bizi de yeni bir savaş kurbanı ediyor. İçimizdeki çocuğa seslenen bir kitap. İçimizdeki çocuğa yeni düşünceleri sorgulamayı öğreten, içimizdeki çocukla iyi anlaşabilirsek, herkesle ve her şeyle iyi anlaşabilmek iyi fertler yetiştirmek akabinde mutlu olabilmek.. İçimizdeki çocuğa saygıyı öğretip dışarıya yansıtabilmek. İtaati değil saygıyı aşılayabilmek. Ben bir çocuğum evet hatalı davranabilirim ama öncelik her zaman bana aittir. İçimdeki çocuk isterse olur, istemezse olmaz. Ben bir çocuğum, ben hiç kimseye borçlu doğmadım. Ama annem ve babam bana borçlular... Kısacası bütün çocuklar iyidir. İçimizdeki çocuk da iyi, marifet o çocuğa ulaşmakta...İçinizdeki çocuğa ulaşabilmeniz dileğiyle... :) (Muallime.)

--reklam--

Bütün Çocuklar İyidir PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nihan Kaya - Bütün Çocuklar İyidir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bütün Çocuklar İyidir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nihan Kaya Kimdir?

Roman, öykü, inceleme-araştırma ve kuram kitapları yazarı.

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Essex Üniversitesi bünyesindeki Psikanalitik Çalışmalar Merkezi’nde (Centre for Psychoanalytic Studies) yüksek lisans yaptıktan sonra, King's College London'da doktora eğitimi aldı. MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünde ders vermektedir.

İlk romanı Gizli Özne 2003 yılında yayınlandı. İkinci kitabı Çatı Katı Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü aldı.

Nihan Kaya, kurmaca eserleri kadar edebiyat, psikoloji ve estetik teori üzerine yazdıklarıyla da biliniyor. İngiltere'de, University of Essex'teki Psikanalitik Çalışmalar yüksek lisansını Winnicott psikolojisi üzerine yazdığı tezle 2005'te tamamladı. King's College London'da yazdığı doktora tezini Yazma Cesareti: Acının Yaratıcılığa Dönüşümü (2013) adıyla kitaplaştırdı. 2005’ten bu yana, psikoloji ve yaratıcılık alanlarında Avrupa ve Amerika’nın değişik yerlerinde konferans tebliğleri sundu, konuşmalar yaptı.

--reklam--

Nihan Kaya Kitapları - Eserleri

  • İyi Aile Yoktur
  • Bütün Çocuklar İyidir
  • İyi Toplum Yoktur
  • Kırgınlık
  • Buğu
  • Gizli Özne
  • Disparöni
  • Kar ve İnci
  • Çatı Katı
  • Ama Sizden Değilim
  • Seni Feda Etmeyeceğim
  • Yazma Cesareti
  • Fildişi Kuyu
  • Prenses A Uyanıyor
  • Otobüsü Kaçıran Şoför
  • Ada Annesiyle Duvarları Boyuyor
  • Mafin Bugün Mutsuz Olmak İstiyor
  • Sahiku Çocuklarla Arkadaş Olmak İstiyor
  • Sinderella Elbise Tasarımcısı Oluyor
  • Kırmızı Çizmeleri Annesi Zanneden Kaz

--reklam--

Nihan Kaya Alıntıları - Sözleri

  • Aileler kızlarını tam zamanlı asilzade hizmetçisi olarak yetiştirmeyi isteyip istemediklerini bir kez daha sorgulamalılar. Zira bir kadının, bir akşam da yemek yapmazsa dünyanın başına yıkılacağını zannetmesi, o yemeği yapsın veya yapmasın, etkisini kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar yıpratıcı bir psikolojidir. (İyi Toplum Yoktur)
  • Işığımı övdüler, ama nasıl yandığımdan hiç söz etmediler. (Kırgınlık)
  • Meğer sandığımız kadar çaresiz değilmişiz. (Otobüsü Kaçıran Şoför)
  • Kırıldıkça parçalandım, bin parçaya bölünüp yıldızlar halinde gökyüzüne saçıldım. Işığımı övdüler, ama nasıl yandığımdan hiç söz etmediler. (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • ‘’Asıl mesele şu ki prensesler hiçbir şey yapmayıp kurtarılmayı beklediklerinde, evlilikte aradıklarını bulamıyorlar. Onlar da mutsuzluktan kötü kalpli kraliçeye dönüşüyor. Bu dönüşüm geçici aslında. Mutlu olsalar yeniden iyi kalpli, nazik kimseler olacaklar zaten. (Prenses A Uyanıyor)
  • Seni tabanları dayaktan sızlayan pasaklı bir çocukken sevdiğim gibi seviyordum. (Ama Sizden Değilim)
  • Herkes duyulmak ister. (Kar ve İnci)
  • Ben nereye gitsem, içeride kalırım (Buğu)
  • Dikkatimi şimdi ziyadesiyle yoğunlaşmış bu gözlere veriyorum ben de.Kalbi sanki gözlerinde atıyor. (Disparöni)
  • Evet, bir şeyi sevmeme hakkımız vardır. Ama bugün sevmediğimiz bir şeyi yarın sevmeye başlayabiliriz. (Bütün Çocuklar İyidir)
  • "'Trafiğe çıktığınızda bütün araçların şoförlerini deli kabul edin,' derler; 'Her an her aracın olmadık bir hamle yapabileceğini göz önünde tutun.' Trafik de bir şey mi? Asıl, hayata çıktığında herkesi deli kabul etmeli insan. Herkes her an her şeyi yapabilir." (Kırgınlık)
  • " Merhamet acının anlaşılmasıdır." (Çatı Katı)
  • Dün, kalabalık bir sokakta, yalnızca seni gördüm... (Çatı Katı)
  • Tek istediğim, bir şey yaptığımda “Şundan dolayı yapıyor.” gibi düşünceler uyandırmadan içimden geleni yapabilmek. Bunun mümkün olmayacağını bilmek, bir şey yapmazken dahi insanı sınırlandırıyor. (İyi Toplum Yoktur)
  • Bilge anneannem, edindiği bilgelikle-ki bu bilgelik ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan geliyormuş!- kimin gerçekten nazik, kimin gerçekten cesur olduğunu görmüş ve hem cesur hem nazik insanlara yaklaşmış.(Gerçekten ama gerçekten , içten nazik insanlar, cesur olanlardır çünkü!) Bilge anneannem ,edindiği bilgelikle-ki bu bilgelik ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan geliyormuş!- kimin güvenilmez olduğunu görmüş, güvenemeyeceği kimselere karşı dikkatli davranmış.Tehlikeli olan ve olmayan durumları birbirinden ayırt etmeyi, kendisine zarar verecek ve vermeyecek olanı görmeyi, seçmeyi, ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan öğrenmiş.Ben de Orman'a gideceğim.Karşılaşmam gereken şey neyse onunla karşılaşacağım Orman' da.Ama prensesimiz...Ya başınıza bir şey gelirse orada? Ya ölürseniz ? "Ölürsem de ölürüm.Asıl ölümüm burada kalırsam, Orman'da karşılaşmam gereken şey her ne ise onunla karşılaşmamayı sürdürdükçe olacak." (Prenses A Uyanıyor)
  • Problemli çocuklar yoktur; problemli ebeveynler, problemli öğretmenler, çok problemli toplumlar ve çok problemli okullar vardır. (İyi Aile Yoktur)
  • ❝Bütün kötülükleri kahramanlık gibi anlatırlar, o kötülükleri devam ettirebilmenin tek yolu bu çünkü.❞ (Prenses A Uyanıyor)
  • Bizi kim anlıyorsa ailemiz odur. (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • Var olmak ve yaşamak birbirinden ayrı şeyler. Yaşama hakkımıza hemen herkes saygı duyuyor ama var olma hakkımıza saygı, çok daha az rastlanan bir şey ... (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne- baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak. (İyi Aile Yoktur)