Kitap Künyesi
Yazar: Miyase Sertbarut
Yayın Evi: Tudem Yayınları
İSBN: 9789944699310
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
Buz Bebekler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ece'yi yaşama, yaşamı Ece'ye hakkıyla iade eden Sertbarut'a teşekkür ediyoruz. Bu gerçekten şahane…"-
-Zarife Biliz, İyi Kitap-
Edebiyatımızın cesur kalemlerinden Miyase Sertbarut, okurların kalbinde fırtınalar kopartacak yepyeni romanı Buz Bebekler'de, gerçekte yaşanmasına rağmen hiç olmamış gibi davrandığımız, hep hasıraltı edildiği için kanayan bir yaramızı acı dolu ama umut vadeden bir öyküyle gündeme taşıyor.
Daha kundaktayken yalnızlığa mahkûm edilerek anne babasının günahlarını sırtlanmak zorunda kalan on üç yaşındaki Ece için hayat, suyun altında yaşama tutunmaya çalışan bir nilüfer kadar zorlu. O bir toz bebek, buz bebek...
Ece aslında içimizden biri. Aynı kaderi paylaştığı onlarca, yüzlerce arkadaşı gibi, ihtiyacı olduğu aile sevgisini devlet eliyle gelen zoraki kucaklarda aramak zorunda kalmış kalbi cesur, ruhu ürkek bir kız çocuğu. İçlerinde büyük korkular, küçük sevinçler taşıyan her kimsesiz gibi onun da hayallerine sığınmaktan başka çaresi yok.
Kalbinin tüm sırlarını ise Lülüfer adını verdiği günlüğüne açıyor… Ece'nin gözü kamaşsa da Lülüfer hep görüyor. Kadın cinayetlerinden geriye kalan çocukları, tacize uğrayanları, hasta ruhlu yetişkinleri, hantal müdür babaları bir bir kayda geçiyor.
Ece adalet istiyor. Yer yarılıp utanması gerekenler yerin dibini görmedikleri için uçurumlara yuvarlansınlar istiyor. Ece haykırıyor ve bu haykırışı Nartepe Çocuk Yetiştirme Yurdu'nun yüksek duvarlarını aşıp tüm ezilmişlerin, sindirilmişlerin haykırışına dönüşüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Buz Bebekler Alıntıları - Sözleri
- büyüdükçe çevremdeki sevgi kırıntılarını tamamen kaybedeceğimden korkuyordum.
- Benim sevmeyeceğim annem bile yok...
- İnsanlar bazen bir solucandan bile duyarsız olabiliyor. Sanırım beni de en çok bu üşütüyor...
- Oysa asıl tozlanan, donuklaşan şey camlar değil. Kalbimizdi...
- Onu karanlık bir kuyuya attılar. Ondan önce de beni kimsesizlik denilen başka bir kuyuya.
- Buharlaşırsın, hiç olmamışsın gibi, hiç doğmamışsın gibi..
- Asıl adresimiz hayallerimizdir...
- Çünkü kimi adamları cezalandırmak belki de çocuklar için en büyük hediye
- Biraz eğlenmek... İnsan başkasının canını yakarak nasıl eğlenir?
- O benim can simidim. Oysa ben ona can simidi olmalıymışım...
- Ayakkabılarını bu kadar temizleyen bir insanın kalbinin de temiz olacağını sandım...
- Şimdi diyemediklerimi de gizlemek istediklerimi de sen sakla
- Bir şeylere ad vermek hoşuma gidiyor, annem bana ad vermemiş, belki ondandır.
- ... büyümek istemiyordum sanırım. Büyüdükçe çevremdeki sevgi kırıntılarını tamamen kaybedeceğimden korkuyordum.
- İnsan keşke dünyaya geldiği ilk günden başlayarak her şeyi hatırlayabilse, ilk fısıltıları duyabilse. ... İnsan ilk fısıltılar gibi ilk görüntüleri de hatırlayabilse...
--reklam--
Buz Bebekler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap ne zamandır okuyacağım listedeydi. Sonunda okuyabildim, iyi ki okumuşum diyeceğim kitaplardan biri oldu. Hayal kurmanın, hiçbirşeyimiz olmasa da hayal kurmanın önemini ve ne olursa olsun adaletin yanında olmanın gerektirdiğini harika bir şekilde anlatmış. Ben bayıldımmm. Okuyacak olanlara iyi okumalar... (Orhun BÜLBÜL)
Ne zor bu kitabı okumak. Ya da benim canım çok acıdı, ben dayanamadım bilemiyorum. Belki de buna benzer hikayelerin gerçekliğini, çokluğunu bildiğimden... Girişte yazayım fikrimi. Her çocuk kaldıramaz bu kitabı. Okutacaksanız, lütfen önce siz okuyun, kaldıracağına inanıyorsanız öyle okutun. Zira ben yürek daralmaları eşliğinde zor bitirdim. On üç yaşında, yetiştirme yurdunda büyümüş Ece'nin, aslında Ecelerin hikayesi bu. Ece'nin dilinden, tuttuğu günlüğe aktardıklarından oluşuyor roman. Günlük; tarih atılarak günü gününe yaşananlar şeklinde değil, daha çok Ece'nin duygularını ve düşüncelerini aktardığı bölümler halinde oluşturulmuş. "Lülüfer" adını vermiş günlüğüne, nilüferleri çok sevdiği için. Ece daha bebekken manidar bir biçimde "Hayat" Apartmanı'nın girişine bırakılmış. Ailesini tanımayan, onların izlerini bulma şansı olmayan; ailesini yitirmiş ya da ailesinin yanından alınmış çocukların, aile özleminin dışındaki ortak sorunlara da değinmiş yazar. En başı da maalesef cinsel istismar çekiyor. Basit bir dille, üstü örtülü de olsa yeterince acıtarak, birbirinden farklı iki olayla anlatıyor. İki olayın ortak noktası da çocukların buna yakınları, yakın gördükleri vasıtasıyla maruz kalması. İkisinde de eleştirisi aynı: Yetkili addedilenlerin suçluların cezalandırılmasını sağlamak, olayları çözmek yerine "aman başımız ağrımasın"cılık yapmaları. Olayı çözmek isteyenlerin tehdit edilmesi, sinmesi, susması. Tabii bu eleştiriyi yaparken susmayanların, korkmayanların başarısıyla örnek oluşturmak istemiş çocuklara. Bu tür durumlarda susmayın, saklamayın demiş ki bunu da bir karaktere birkaç kez söylettiği "Suçlu olan biz değiliz, o. Onun korkması gerek." sözleriyle vurgulamış. Bunun dışında elbette ev özlemi; kardeş, anne, baba, sevgi, ilgi ihtiyacı, arayışı; dışarıdan gelenlerin oyuncak dağıtırken boy boy fotoğraf çektirip hiçbir yakınlık göstermeden gitmeleri, evlat edinirken anne baba adaylarının "güzel" çocukları tercih etmeleri anlatılmış Ece vasıtasıyla. Hem de çok içten, çok gerçek cümlelerle. Bazı cümleleriyse özellikle dikkatimi çekti, hoşuma gitti. Birkaç örnek bırakayım buraya, fikir olsun: " Lülüfer, bugünlük bu kadar olsun mu, üşüdüm ben. Ne zaman sevgiden söz etsem üşürüm zaten. Bir şeyin olmadığını fark etmek mi üşütüyor?" S. 16 "Korkmasınlar evet, dünya ne güzel bir yermiş demeye devam etsinler. Ben de inanmak istiyorum buna. İyiliğe inanmak istiyorum. Bir şeyi çok fazla söylersen o şey gerçek olurmuş. Tamam, bu da masal. Hadi kapatalım pencereyi, masalsız uyuyalım o zaman." S. 104 "Ayakkabılarını kapı önündeki paspasa sildi. Uzun uzun... İnsan ayakkabılarını bu kadar temizliyorsa... Ah Lülüfer, salağım ben, çok salağım. Ayakkabılarını bu kadar temizleyen bir insanın kalbinin de temiz olacağını sandım." S. 116 "İnsan yalnızca kişisel başarı için terlememeli, başka türlü zafer kupaları da var hayatta. Başka türlü madalyalar da var, kimse görmese de boynunuzda olduğunu, biliyorsunuz orada ışıldadığını." S. 136 (Amy Pond)
Usta yazar Miyase Sertbarut bu kitapta da kaleminin güçlü olduğunu göstermiş. Bu kitapta Dünyaya terk edilmiş çocuk gözüyle bakıyor ve yazıyor .Yine bu kitabında da bir sürü konu var ve farklı başlıklara ayırabiliriz .Kitapta göze ilk çarpan Ece adındaki kızın günlük tutup günlüğüne Lülüfer adını vermesi . Çünkü Ece'nin en sevdiği çiçek nilüfer ve küçükken ismini lülüfer diye telaffuz etmesi ve küçüklüğüne dair bir anı barındırması .Bu kitabı okuyacak kişiler yine hayata farklı bir bakışla bakacak . (Ayşen Begüm Kahveci)
--reklam--
Buz Bebekler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Miyase Sertbarut - Buz Bebekler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Buz Bebekler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Miyase Sertbarut Kimdir?
Miyase Sertbarut, 1963 yılında Ceyhan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1985 yılında mezun oldu.
Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Yazmaya radyo oyunları ile başlayan Miyase Sertbarut 1996 yılında Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi’nin birlikte düzenlediği yarışmada ilk ödülünü aldı ve ilk kitabı yayımlandı: “Fasulyem Bulutlara Çıkamaz”
Bu ödülün ardından çocuk edebiyatına yönelen yazar, ağırlıklı olarak çocuklara ve ilk gençlik çağına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Çocuk edebiyatı dışında kalan deneme, anlatı ve öyküleri Hayalet Gemi, Bir Yeni Biçem, İnsan, Damar gibi farklı edebiyat dergilerinde yayınlandı.
Pek çok kurumdan ödül alan Miyase Sertbarut, Ankara’da yaşıyor.
--reklam--
Miyase Sertbarut Kitapları - Eserleri
- Sisin Sakladıkları
- Kapiland'ın Kobayları
- Çöp Plaza
- Ünsüz Youtuberın Günlüğü
- Kapiland'ın Karanlık Yüzü
- Kimsin Sen?
- Kapiland'ın Kıyameti
- Ünsüz Youtuber'ın Günlüğü
- Yuan Huan'ın Kulübesi
- Ortak Ruh
- Buz Bebekler
- Komşumuz Çok Acayip
- Hayaller Hawaii
- Sınıfta Kalanlar Okul Açtılar
- Kapiland'ın Külleri
- Yalancı Portakal
- Yılankale
- Tuna'nın Büyülü Gemisi
- Kırmızı Kartal
- Koşkent'in Kayıp Çocukları
- Tarlakoz'un Tuzağı
- Kaçak Köpek Biber
- Gerçekle Büyümek Düşlerle Yürümek
- Bir Dilek Tut
- İkizler İz Peşinde
- Çocukluğumun Tanrısı
- Yasak Oyun
- Pamir'in Parmakları
- Altın Avcıları Plajda
- Sil Baştan Aşk
- Sarı Maymun
- Yeniden Doğuş
- Yangın Tüpüyle Uçan Çocuk
- Dedemin Sihirli Dükkanı
- Çöp Plaza
- Bir Gün Herkes...
- Saat Canavarı
- Akvaryumdaki Denizkızı
- Mezarlıktaki Gölge
- Piper Pa-25
- Emre ile Cemre 2
- Karne Hediyesi At Kestanesi
- Emre ile Cemre 4
- Emre ile Cemre 7
- Emre ile Cemre 5
- Emre ile Cemre 3
- Emre ile Cemre 1
- Kırmızı Başlıklı Ispanak
- Dedemin Sihirli Dükkanı
- Kokusunu Arayan Çilek
- Emre ile Cemre 10
- Emre ile Cemre 8
- Emre ile Cemre 6
- Emre ile Cemre 9 / Düğünde
- Karne Hediyesi & At Kestanesi
- Çınar Ağacındaki Gizli Geçit
--reklam--
Miyase Sertbarut Alıntıları - Sözleri
- ...insan ne acayipdi?Kendini herşeyin sahibi sayıyordu.Doğayı,hayvanları istediği gibi yönlendirmek istiyordu.İşine gelmeyince açlığa susuzluğa terk ediyordu. (Ortak Ruh)
- Dünya kuruldu kurulalı sayıca az olanların inancı, çoğunluğun inancından her zaman daha sağlamdı. (Kapiland'ın Karanlık Yüzü)
- Büyü denilen şey, yalnızca çalışınca gerçekleşiyordu. (Tuna'nın Büyülü Gemisi)
- "Herkesin bir hikayesi vardır. Hepsi kıymetlidir; bilmek istersin, duymak, dinlemek istersin, anlatırlarsa kendi hayatına eklersin. Çünkü dünya en büyük hikayedir ve yazılmaya devam etmektedir." (Yuan Huan'ın Kulübesi)
- Dağ tepesinde bir çam olmasan Vadide bir çalı ol, Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın Çalı olmasan bir ot parçası ol bir yola neşe ver Misk çiçeği olmasan saz ol Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın. Dünyada hepimiz için bir şey var Yapacağınız iş size en yakın olan iştir Cadde olamasan patika ol Güneş olamasan yıldız ol Kazanmakla ya da yitirmekle ölçme kendini Sen her neysen ,onun en iyisi olmalısın. (Gerçekle Büyümek Düşlerle Yürümek)
- Biz düşmanlarımızı sayısını değil ,dostlarımızın sayısını artırmalıyız . (Yılankale)
- Başka bir şeye odaklıydı onlar, tartışmaya... Galiba hayat istediğim şeyi vermemek için inat ediyor. (Ünsüz Youtuberın Günlüğü)
- İnsanları sevmek, neşeli olmak, ağaçların hayvanların dilini bilmek, zora gelince kaçmamak... (Yalancı Portakal)
- Hayvanlar için eziyet olan bu durum insanlara nasıl keyif verebilirdi? (Ortak Ruh)
- İnsanlar bilmediklerini biliyor gibi, yaşamadıklarını yaşamış gibi gösterebiliyordu (Yılankale)
- Marjinal olmayı seviyorsun demek. Ama bence asıl marjinallik nedir, biliyor musun evlat. Kendi adını sevmen... Yani asıl marjinallik "Hayri" olmakta. Çünkü herkes ancak başkası gibi olunca, birine özenince farklı olabileceğini düşünüyor, sen kendin olunca herkesten farklı olursun zaten. (Kapiland'ın Kobayları)
- Evet bu nasıl oldu? Niçin oldu? Yanıtı yaptıklarımızda... Buna biz neden olduk. Ne yazık ki böyle. Çünkü yalıtılmış bir dünya kurduk burada. Kendimizi, en çok da çocuklarımızı dış dünyadan ayırdık. Fanus içinde fanus yarattık. Doğdukları andan başlayarak özel ortamlar kurduk. Yapay güzellikler sunduk. Süt mü gerekliydi, biz 500gramı hazır tuttuk. Gerekli aşıların yanı sıra gerekmeyen aşılar yaptık. Doğa biçimlendirecekti onları, biz doğaya meydan okuduk. Şimdi başımız dertte. Bu hâlleriyle yaşamaları imkansız. (Çöp Plaza)
- İtiraf etmeliyim ki ajandaya başladığımda yazmanın sıkıcı ve zor olduğunu düşünüyordum ya bu his geçiciymiş. İnsan beş on sayfa yazdıktan sonra, hele de kendi istediği şeyleri yazınca hiç de öyle olmuyor. Aslında şöyle oluyor; dünya üzerinde daha önce hiç kimsenin okumadığı bir kitabı ilk siz okuyormuşsunuz gibi bir heyecan yaşatıyor. (Ünsüz Youtuberın Günlüğü)
- ekmeğini bitirdiğinde karnında tokluk, kalbinde bir boşluk hissetti.galiba pişmanlık dedikleri böyle bir şeydi. (Kapiland'ın Kıyameti)
- Tarih... İnsanoğlunun tarihî yüz kızartıcı, mide bulandırıcı,akıldışı nice suçlarla ve cezalarla dolu. (Yılankale)
- "Bence aşk var ama kolay bulunabilecek bir şey değil, biraz çaba istiyor...... Aşk zamanla oluşuyor, oluştuktan sonra da yakanızı kurtaramıyorsunuz. Yani aşkı biz kendimiz yaratıyoruz.." (Sil Baştan Aşk)
- İnsan keşke dünyaya geldiği ilk günden başlayarak her şeyi hatırlayabilse, ilk fısıltıları duyabilse. ... İnsan ilk fısıltılar gibi ilk görüntüleri de hatırlayabilse... (Buz Bebekler)
- "Good morning! Good Morning!" Mavi karga diye gülümsedi, yine yanlış zamanda söylüyor. "Hayır," dedi ses, "günaydın demenin zamanı olmaz, eğer bir uyanış içindeysen günün hangi saati olursa olsun gün, aydın demektir." "Benim uyanış içinde olduğumu da nereden çıkardın," diye içinden geçirdi İlay, "yine felsefi konuşmalar yapıyorsun." "Biraz önce, pencereden bakarken büyüdüğünün farkına varmadın mı? İşte bu senin için bir uyanıştır." (Sisin Sakladıkları)
- "Düş kurmak, insanın en güzel sığınağı.." (Sil Baştan Aşk)
- Günaydın demenin zamanı olmaz, eğer bir uyanış içindeysen günün hangi saati olursa olsun gün, aydın demektir. (Sisin Sakladıkları)
Yorumlar
0 yorum