Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753550536
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Çarpılmışlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü derinden etkileyen Rasim Özdenören, değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını hikayeciliğimizde ilk kez yerli bir bakış açısıyla ve bütün boyutlarıyla dile getirmiştir.
Çarpılmışlar'da, yanlışa yönlendirilmiş insanların, dini gerçeklerden de uzaklaşınca nasıl herşeye ve herkese yabancılaştığı, toplumun her ilkesinin onların gözünde küçülürken, bütün bu olumsuzlukların onları nasıl açmazlara sürüklediği usta işi bir biçim yeniliği ile işlenir. Çarpılmışlar, toplumsal zeminde yaşanan metafizik bir çarpılmanın, toplumsal dağılmanın, bireysel sapmanın trajik destanıdır.
( Arka Kapak)
--reklam--
Çarpılmışlar Alıntıları - Sözleri
- Söylenme be kızım dedi komşudur insan her zaman birbirine dünyanın malı dünyada kalır
- Ne olacak diye de düşünmedi, kesin bir umursamazlıkla karar verememekten doğan bir bocalama değil, kendisini mutlak karar yokluğuna bırakmış olmanın umarsız kıpırtısızlığı. Hiç bir şey düşünmemeye iten korkunç boşluğun umutsuzluğu içinde bekledi, beklemek bile değil hayır, rızasının isteminin dışında bir bırakmışlığa koyvermişti kendini.
- İnanan adam için ölüm nedir ki dedi Hafız Nedir ki hiç dedi eniştem Bir tebdili mekândır dedi...
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi.
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi.
- Ateşin bir tek şifası vardır gözyaşıdır tövbedir
- Ölüm idam değil hiçlik değil bitiş değil çöküş değil sönmek değil yokluk değil tesadüf değil belki insanın öz yurduna terhisidir.
- Saatine baktı yeniden ama akreple yelkovanın nerede durduğunu göremedi. Kolunu aşağı yukarı gezindirdi, bir türlü anlayamadı saatin kaç olduğunu. Sonra vazgeçti vakti anlamaktan.
- İnanan adam için ölüm nedir ki
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın...
- İnsan aşık olunca kavak yeli esiyor başında...
- "İnsan denen insanın hulâsasıdır abdal"
--reklam--
Çarpılmışlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Okumaya başlarken noktalama işaretlerinin olmamasını yayınevinin hatası diye düşündüm. Sonrasında ise noktalama işaretlerinin kullanılmadığını araştırıp öğrendim. Noktalama işaretleri bizim cümleyi okuma-anlamamiza yardımcı olur. Noktalama işaretlerinin olmamasi bizim kendi hayal dünyamızda cümleyi nereye çektiğimize bağlı olarak degisiyor. İki kişi aynı cümleden farklı farklı anlamlar çıkarabilir. Değişik... Okurken düşündürücü bir öykü kitabı. İçerisinde beş ayrı hayatı anlatan, geçmişte ve günümüzdeki aile yapısıyla ilgili hikayeler bulunan, okunması gereken bir kitap. İyi okumalar dilerim. (Arap Ataş)
On yıl sonra tekrar okumak istedim. Her zaman ki gibi güçlü bir dil, etkileyici bir anlatım. İlk okumam da noktalama işaretlerinin olmaması beni rahatsız etmişti ama bu sefer aksine daha fazla zevk almama sebep oldu. Aslında belki de noktalama işaretleri o kadar da gerekli değillermiş diye düşündüm. Kitabın içerisinde dört öykü var. Birinci öykü kitabın yarısını oluşturuyor neredeyse. Diğer üçüne göre birinci öyküyü çok daha zor okudum. Gerçekten çarpılmışların hikayeleri. Meraklısı kesinlikle sevecektir ama fazlaca iç karartıcı hikayeler yer alıyor. Yine de kitabın çok uzun olmaması okunmasını daha kolaylaştırmış. (Büşra Özdemir)
Beşersin... (ama) Şaşma..!: İnsan yorulur... Aynılığın içinde kaybolur... Ve bu kayboluş artık çok daha süratli..! Günümüz sistemlerinde kurulmuş bir çarkın içinde insan, mekanizma olarak sürekli aynı döngüyle hayatına devam eder oldu. Zaman mefhumu kayboldu ve insan içinde bulunduğu maddi, sosyal hayata tamamen duyarsız kaldı. Öğrenciler uzun bir süreci eğitim için harcadı, çalışanlar içinde bulundukları işi aynı döngüde devam ettirdi, evlilikler ya da arkadaşlıklar zaman içinde belli bir çizgide seyredip sürer oldu. İşte insanın kendini kaybettiği kırılma noktası da bu döngünün içine hapsolduğu andır. Aldığı eğitime, yaptığı işe ve çevresine tamamen duvar örer insan. Soyutluk kavramı varlığına siner ve monotonluktan kurtulamaz. Ördüğü bu duvarların içinde kıvranır kalır... İnsan düşer... Hem kendini hem de çevresini yok eder bu düşüşte..! Kazandığı her alışkanlık güzel olmaz ve bu düşüşü daha da hızlandırır..! İnsanda yanlış olana yönelme ve inanç sisteminin körelmesi tabiri caizse tam anlamıyla bir bataklık hissi uyandırır. Her harekette daha da dibe çöker... Bu çağın en modern hastalığı yozlaşma ve yabancılaşma, kitabın ana teması olmuştur. Ziyadesiyle sosyolojik bir inceleme niteliğinde oluşu, bireysel sapmanın toplumsal dağılmaya nasıl sebep olabildiğine ayna tutuyor. İçindeki öyküler ise tam bir karmaşa. Anlamlandırma sıkıntısı çekiliyor olsa da, mevzu bir yerde kendini alenen gösteriyor ve bu da aslında zaman zaman yaşadığımız o boşluk hissine tekabül ediyor. Hem boşluk, hem kirlilik hem de ömre bela.. Ucundan kıyısından bizim hallerimize dokunuyor yani. yazar/rasim-ozdenoren bu eserinde noktalama işareti kullanmamış. İlk sayfalar göze biraz garip gelse de sonrasında kalemine aşina biriyseniz şayet hikaye akıyor ve eksik olan ne nokta ne de virgül oluyor. Eksik olan sadece insanlık oluyor..! Keyifli okumalar olsun... ❁❀✿ (ülfet)
--reklam--
Çarpılmışlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Çarpılmışlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çarpılmışlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Yorumlar
0 yorum