Kitap Künyesi

Yazar: Celal Şengör

Yayın Evi: KA Kitap

İSBN: 9786058314962

Sayfa Sayısı: 250

--reklam--

Cehennemdeki Üniversiteliler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kapkara tabloya rağmen neden Türkiye'de yaşamaya devam ediyorum ve elinizdeki gibi yayınlar yapıyorum? Bunun cevabı benim bilim tarihine olan sevgimde ve o sevginin bana sağladığı yararlarda yatmaktadır. Ne kadar bedbin olursam olayım, bilim insanlarının yaşamlarını okuduğum, tavsiyelerini öğrendiğim zaman, bana bir iyimserlik ve güç geldiğini hissediyorum. Belki bu yazılar onları okuyacak bazı vatandaşlarıma da benzer hisler verir ve belki, bir gün, hep birlikte, bu kapkara tabloyu yırtacak gücü bir araya toplayabiliriz. Üstelik, dünyada "kaçacak" yer de pek kalmadı. 20. Yüzyıl, ABD'nin Başkan Franklin Delano Roosevelt zamanında 1929 ekonomik çöküşünün yaralarını sarmak için uygulamaya koyduğu New Deal tedbirlerinin mimarı başkan yardımcısı Henry Agard Wallace'ın tabiriyle, "sıradan insanın" yüzyılı olmuştur. Sıradan insanın yüzyılı, tüm bilim ve teknoloji tarihinde görülen ilerlemelerin toplamından daha çok ilerlemeye şahit olduğu halde (ki bu ilerlemelerin temel nedeni, Wilhelm von Humboldt'un yarattığı elitist araştırma üniversitesi kavramının kazanımlarıdır), toplumun ilerlemesini sağlayamamış, bil'akis gerilemeye, cehaletin ve bâtıl inançların yaygınlaşmasına, özellikle insanlığın lideri durumundaki Batı toplumları içinde insanlar arasındaki refah uçurumunun açılmasına neden olmuştur. Bilgi düşmanlığı, Orta Çağ'daki gibi yine hortlamıştır. Bilimi, onu 19. Yüzyıl'ın oturttuğu tahtından indirmek için pek çok sapık, elitizm karşıtı ideoloji türemiştir. Bu sapık ideolojiler bilhassa post-modern denilen düşünceler yumağı içinde iyice ayyuka çıkmış, aklı selim ile zırvalık arasında seçim adeta yapılamaz hale gelmiştir. Bunu gerçekleştirenlerin pek çoğu da üniversitelerde öğretmenlik yapan kişilerdir ki, ben bunları cehennemdeki üniversitelilerin zebanileri olarak görüyorum. Bu hem kapitalist/demokratik Batı ülkelerinde hem de sosyalist/totaliter Doğu blokunda böyle olmuştur. Dolayısıyla Türkiye'yi beğenmeyip nereye gidebilirim? Nereye gitsem, manzara üç aşağı beş yukarı aynıdır. Kirlenen evimi terk edip başka bir eve taşınmaktansa, şimdilik evimi temizlemeye yardımcı olmak bana daha akılcı bir davranış şekli gibi geliyor.

--reklam--

Cehennemdeki Üniversiteliler Alıntıları - Sözleri

  • İşte bu nedenle her deprem, her sel, her heyelan, her fırtına, Türk toplumuna aynı derecede acı çektirir, çünkü toplum bunlarla başa çıkabilecek bilgiye sahip değildir. Din, ne Erzincan'da , ne Gemlik ve Adapazarı'nda ölenleri kurtarmış, ne Elazığ'da hortumun savurduklarını kollayabilmiş, ne de doğa afetlerini durdurabilmiştir.
  • "Aklını özgürce yapılan gözlem ve tartışma çerçevesinde kullanan insan ve onun kültürü, bunu yapamayandan üstün olur."
  • *Osmanlı hiçbir dönemde kendi coğrafi istihbaratını yapacak bir kurum kurmamıştır. *Osmanlı donanmasının hemen tüm yenilgileri geniş anlamda coğrafya bilgisinin eksikliğine dayanır.Bu geniş anlam içinde,yerel coğrafya,meteoroloji ve fiziksel oseanografiyi de almak lazımdır.
  • Üniversite, bu tür duygulara sahip insanlardan oluşabilirse gerçek bir üniversite olur, topluma ışık tutar, örnek sağlar. Üniversite bir topluma empoze edilmez. Toplum gerçeği arama arzusunun ve bunun bir tutku haline gelmesinin önemini anlamışsa üniversiteyi yaratır. Eğer bu anlayış toplumda yoksa, en gelişmiş üniversite sistemi kendisine hediye edilmiş olsa bile, onu kısa zamanda yozlaştırıp, ciddi bir işte dikiş tutturamayanların iaşe kapısı haline getirir.
  • "Herkes ideal bir sistem arar. Fakat, yaşayacak sistemler statik olamaz. Tabiat, tekamül buna müsaade etmez. İdeal zannedilen sistemlerin hiçbiri de mükemmel olmamıştır. Buna elbette dinler de dahildir. Siyasi irade olmadığı zamanda toplum çöker ve nihayetinde o toplumdan birisi çıkar ve ideal rejimi kuracağı iddiasıyla insanları acılar içinde kıvrandırır.
  • Bizi kurtaracak ne romantik solculuk, ne de gariban sağcılıktır! Unutmayalım: En hakiki mürşit ilimdir, fendir, ondan ayrılmak gaflettir, dalalettir.
  • Kul, iyi bir öğrenci olamaz. Türkiye'de eğitimin temel sorunu, öğrenciye önce kulluktan kurtulmasını, öğrendiğini her şeyden önce kendi keyfi ve zevki, kendi tutkusu için öğrenmesini öğretmektedir.
  • Zor olan Türkiye'de yabancı dil öğrenmek değil, herhangi bir şey öğrenmektir.Çünkü öğrenci,öğreneceği şeyi öğrenmek için değil,not almak için öğrenmeye çalışmaktadır.Bir diğer ifade ile,aslında öğrenmeye niyeti olmayan öğrenci,ya öğretmeninin,ya ebeveyninin,ya genel toplumun, ya da hepsinin birden gözünü boyamak için okula gidip derse girmektedir.Amaç öğrenmek değil,öğrendiğini gösteren belgeyi öyle veya böyle kapmaktır,zira o belge iş kapılarını,onlar da sözüm ona rahat bir yaşamın kapılarını açacaktır.

--reklam--

Cehennemdeki Üniversiteliler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Prof.Dr Celal Şengör, ülkemizin en entelektüelleri arasında yer alan ve en elit kuşaklarından olan ve elitizmi sürekli öven, ilmi bilgileri ve düşünceleriyle okudukça ve dinledikçe ufkumuzu genişleten ve aydınlatan bir bilim insanıdır.Kitapta Celal Hocanın daha önce dinlediğimiz birçok konuşmalarında da olduğu gibi bu konulardan bahsediyor.Eski gazete köşe yazılarından oluşan ve Osmanlının Dağılışı ve Denizciliğiyle ilgili 50 sayfalık resimli ve birçok dipnotlu makalesi de bulunur.Ben severek hemen iki günde okudum.Anlatımın tarzının ne kadar ilgi çekici olduğunu zaten okuyucular biliyordur.Neden Amerika veya başka bir avrupa ülkesinde yaşamadığını ve hala ülkemizde bilim yapmaya devam eden bir entelektüel olduğununda cevabını kitapta veriyor.Hukuk üzerine anlatımları benim çok ilgimi çekti,amerika ve diğer avrupa ülkeleri üzerine eleştirileri ve ülkemizin malum durumunu,eğitim ve türkiye de uzay araştırmaları nasıl yapılmasıyla ilgili tecrübe ettiği yazıları da mevcuttur.Ben seve seve okudum, okurken ufkunuzun genişleyeceği ve farkındalığınızı arttırarak düşündüreceği kesindir. (BERK ÜNAL)

Celal Hoca artık yeterince tanınır durumda ülkemizde. Asıl alanı olan ‘Jeoloji’ üzerinden tanındığını söylemek pek de doğru olmaz ama. • Tarih, siyaset ve gündelik yaşama dair fikirleriyle gündemde kalmakta maalesef. • Bilimsel yayınlarının neredeyse hiçbiri Türkçemize kazandırılmış durumda değil. Kendisinin söylemiyle: “ Bir kez denedik bunu. Benim söylediklerimden bambaşka şeyler tercüme edildi. Vazgeçtik. “ • Burada onun gazete ve çeşitli mecralarda yazmış olduğu siyaset, ülke ve tarihe dair yazdıklarının bir kısmını bulacaksınız. (Adem Kara)

Prof. Dr. Celal Şengör’ü, birkaç gün önce Azerbaycan’da bir grup öğrenciyle sohbet ettiği sırada söylediği “En cahil Türkler Müslüman olan Türklerdir. Osmanlı Devleti, benim kanaatimce, Türk tarihinin en alt noktasıdır. Yani orada Osmanlılar, ne eğitime önem verdiler ne bir şeye önem verdiler” sözleri nedeniyle çok eleştirildi. Oysa ki Celal bey bu fikrini ilk kez açıklamış ifade etmiş değildi. Kitap çoğunlukla, Celal beyin Cumhuriyet gazetesinin Bilim Teknoloji ekinde kaleme aldığı Zümrütten Akisler köşesindeki eski yazılarının da içinde bulunduğu bir eser. Bu yazılarından başka, "Osmanlı Niçin Bir Deniz Devleti Olamadı? Osmanlı Devleti'nin Çöküş Süreci ile Denizlerde Gerilmesi Arasındaki İlişkiler" başlıklı uzunca yer kaplayan bir bölüm var ki benim ilgimi çok çekti. Celal Hocanın ülkemizdeki sayılı entellektüellerinden olduğuna olan inancım bu kitapta iyice pekişti. Elbette her okuyanın farklı pencereden yakalayacağı veya katılmayacağı fikirler/ifadeler vardır ancak, engin bilgisini her kelimede hissedeceksiniz. (Erdem Gül)

--reklam--

Cehennemdeki Üniversiteliler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Celal Şengör - Cehennemdeki Üniversiteliler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cehennemdeki Üniversiteliler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Celal Şengör Kimdir?

24 Mart 1955'te İstanbul'da doğdu. 1973 yılında Robert Kolej'i bitirdi. 1978'de State University of New York at Albany'den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversiteden 1979'da yüksek lisansını bitirdi. 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982'de de State University of New York at Albany'den doktora aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçent oldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'nda profesörlüğe yükseltildi. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi en genç kurucu üyesi oldu ve Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada "XIX. Yüzyılda Tektoniğin Gelişmesine Fransız Jeologlarının Katkısı" konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyasını tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rus Bilimler Akademisi'ne Fuad Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türktür. Ayrıca 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir.

Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür. Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye'nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazmıştır. Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır. 86 ülkenin Bilimler Akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki "Zümrütten Akisler" köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da "Zümrütnâme" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.

Fransa, İngiltere, Avustarya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesörlük yapmıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır.

Özel hayatı

Jeolojiye olan merakının nasıl başladığı, "Bir Bilim Adamının Serüveni" adlı kitapta, Şengör'ün "Ben jeolojiyi küçük yaştan yani Jules Verne'in Arzın Merkezine Seyahatkitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 'ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne'in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi..." şeklindeki ifadeleriyle anlatılmıştır.[6] Bir röportajında kendisine ait kütüphanesinde 30000'in üzerinde kitabı olduğunu söylemiştir.

Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir. "Şengör Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" adlı bir şirketi de vardır.

Çalıştığı üniversiteler

State University of New York At Albany, A.B.D - "Yüksek Lisans, Doktora"

Collège de France, Fransa - "Misafir Profesör"

Oxford Üniversitesi, İngiltere - "Misafir Profesör"

Caltech, A.B.D - "Misafir Profesör"

Salzburg Lodron-Paris, Avusturya - "Misafir Profesör"

İstanbul Teknik Üniversitesi - "Öğretim Üyesi"

Kitapları

Kendi yazdıkları:

"Zümrütname" (Yapı Kredi Yayınları, 1999)

"Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması" (TÜBİTAK Yayınları, 2001)

"Yaşamın Evrimi" (İstanbul Teknik Üniversitesi Yayınları, 2004)

"99 Sayfada İstanbul Depremi" (İş Bankası Kültür Yayınları, 2006)

"Zümrüt Ayna: Bilimsel Düşünce Üzerine Denemeler" (Yapı Kredi Yayınları, 2003)

''Bilgiyle Sohbet - Popüler Bilim Yazıları'' ( İş Bankası Kültür Yayınları, 2014)

Hakkında yazılanlar:

"Bir Bilim Adamının Serüveni - Celal Şengör Kitabı" (Söyleşi: Sefa Kaplan) (İş Bankası Kültür Yayınları, 2010)

Katkıda bulundukları:

"Pîrî Reis 1513 Dünya Haritası" (Boyut Yayıncılık, 2013)

Ödülleri

Yurtdışında birçok üniversitede bulunmuş olan Prof. Şengör, birçok uluslararası ödülün de sahibidir. Ayrıca, TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazanan en genç bilim adamıdır.

Ödüllerinin bazıları:

Londra Jeoloji Cemiyeti, Başkanlık Ödülü [1984]

TÜBİTAK, Bilim Ödülü [1986]

Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi, Şeref Bilim Doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) [1988]

Kültür Bakanlığı, Bilgi Çağı Ödülü [1991]

Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı, Rammal Madalyası [1994]

Collège de France Madalyası [1998]

Londra Jeoloji Cemiyeti, Bigsby Madalyası [1999]

Guztav-Steinman Madalyası [2010]

--reklam--

Celal Şengör Kitapları - Eserleri

  • Dahi Diktatör
  • Aptalı Tanımak
  • Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?
  • Bilgiyle Sohbet
  • Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması
  • Bilimin Büyüsü
  • Zümrüt Ayna
  • Cehennemdeki Üniversiteliler
  • Newton Neden Türk Değildi?
  • Zümrütname
  • Yaşamın Evrimi
  • Jeolojinin Eduard Suess'e Kadarki Kısa Tarihi
  • Tectonic Evolution of the Tethyan Region
  • Globale Geologie und ihr Einfluss auf das Denken von Eduard Suess: Der Katastrophismus-Uniformitarianismus-Streit
  • Une Autre Histoire De La Tectonique
  • The Large Wavelength Deformations of the Lithosphere
  • The Face of the Earth: The Legacy of Eduard Suess
  • The Permian Extinction and the Tethys: An Exercise in Global Geology
  • Cimmeride Orogenic System And The Tectonics of Eurasia
  • Is the Present the Key to the Past or the Past the Key to the Present?: James Hutton and Adam Smith Versus Abraham Gottlob Werner and Karl Marx in ...
  • Revising the Revisions

--reklam--

Celal Şengör Alıntıları - Sözleri

  • Evrim, yalnız yaşamın zaman içinde değişimi değil, doğadaki tüm süreçlerin sürekli açınımı ve dönüşümü olarak düşünülmediği takdirde anlaşılamaz. (Yaşamın Evrimi)
  • İnsanoğlu düşünmeye başladığı en eski zamanlardan beri ölüm olgusuyla başa çıkabilmek için beden-ruh ikiliğini icat etmiştir. Ölüm sonucu bedeni yok olsa da ruhunun ebediyen yaşayacağını var sayarak kendini avutmuştur. (Bilgiyle Sohbet)
  • icat çıkarma'’ gibi bir deyimi üretecek kadar salaklaşmış bir toplumun üyesidir. (Aptalı Tanımak)
  • Bizi kurtaracak ne romantik solculuk, ne de gariban sağcılıktır! Unutmayalım: En hakiki mürşit ilimdir, fendir, ondan ayrılmak gaflettir, dalalettir. (Cehennemdeki Üniversiteliler)
  • Anaksimandros bütün dünya bir zamanlar sularla kaplı idiyse, ilk canlılar arasında insanın olamayacağını düşünmüştür. Ona göre ilk canlılar balık gibiydi. Daha sonra kabuklu canlılar türedi ve bunlar ortaya çıkmaya başlayan karalara göç etti. Bunlardan da insan türedi. (Bilimin Büyüsü)
  • Evet, din de sosyolojik bir olgudur, bunun öğrenilmesi, bilinmesi gerekir. Ama devletin yapacağı şey en fazla dinler tarihini okutmak, din felsefesini, sosyolojisini öğretmek olabilir. Bu kadar. (Dahi Diktatör)
  • "Bu hurafelerin üzerine bir toplum bina edemeyiz. Sen buna inanmak istiyorsan inanabilirsin, ama bunu dayatmana müsaade etmeyeceğim. Sizin dayatmanızdır ki, toplumu felakete götürdü, çürüttü, yok etti. Ben bu çökmüş toplumun çocuğuyum, yeni nesillerin bu felakete doğmasına müsaade etmeyeceğim.” (Dahi Diktatör)
  • Marx ve Engels, Darwin'in evrim kuramını 'insanlık hakkında acı bir hicviye' olarak nitelemiştir. (Yaşamın Evrimi)
  • "Ancak düşündüğü şekilde hare­ket eden insan hürdür. Hiçbir riyakar, hiçbir yalancı hür olamaz. ...Doğrudan doğruya hakikati ve hayrı kendi ruhuna amaç bilmiyen, belki kurnaz bir adam olabilir. Fakat hiçbir zaman akıllı sayılamaz ve hür olamaz." (Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması)
  • "Cehaletten, ancak esaret çıkar." (Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması)
  • Yaşam basit şekillerle başlamış, giderek daha karmaşık, giderek daha gelişmiş türlere doğru evrimleşmişti. (Yaşamın Evrimi)
  • — Lan, ananı da al git.. — (Şikâyetçi bir yurttaş hakkında) ...bak bakalım ne istiyor bu sahtekâr… — (Muhalefet partisi hakkında) Kadrolaşmanın en kaşarlanmışını... — (Muhalefet partisi başkanına) Sevsinler seni... Yerim olsa daha da uzatacağım bu listeyi. Çocuğunuzun terbiyesinin bozulmaması için duymamasını isteyeceğiniz bu sözlerin sahibi ülkemizin Başbakanlık Makamı’nda bulunan zattır. (Aptalı Tanımak)
  • Ülkemizde de hele son son yirmi-otuz yılda "kampüsleşmek," yani okulları şehirden kırsala kaçırmak pek moda oldu. Öğrenciyi şehrin, yani uygarlığın dışına, kırsal ortamın içine atan bu saçma sapan eğilimin nedenlerini acaba birileri sorguladı mı? Şehrin içindeki kütüphanelerden, kültür yuvalarından, hatta lokanta ve sinemalardan çocuğu niçin koparıp aldık? (Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?)
  • Marx ve Engels'in savundukları şekliyle diyalektik, bilimsel (ve mantıki) bir düşünce tarzı değildir.Bir kere, doğada hiçbir şey gerekli olarak içinde kendi çelişkisinin tohumlarını taşımaz. Bazı süreçlerin ortadan kalkması, kendi iç mekanizmalarının bir ürünü değil, çevredeki tesadüfi değişimlerin sonucu olarak gelişir. (Yaşamın Evrimi)
  • doğa bilimiyle çelişen, insanın çocukluk çağlarındaki cehaletin ürünü olan envai çeşit inançlara göre yaşamı düzenlemeye kalkmak, eninde sonunda doğa ile çarpışmaya mahkum bir projedir. (Newton Neden Türk Değildi?)
  • Bizi, insan uygarlığından nasibini alamamış bilgisiz kişiler yönetiyor. Her yeni hükümetle biraz daha dünyanın alay konusu ve şamar oğlanı oluyoruz; Atatürk'ün bize bahşettiği dünyayı hayran bırakan Türk imajının yerine tekrar Osmanlı' nın hasta adam imajı geliyor. (Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?)
  • Cahille tartışma, dışarıdan bakanlar aranızdaki farkı anlayamayabilirler!” (Aptalı Tanımak)
  • Her kitabın bir maksadı vardır. Kur’an’ın maksadı insanların kafasını anlamadığı seslerle doldurmak değildir. Bir mesaj vermektir. Atatürk bunun farkında, yaptığı ilk işlerden biri de Kur’an’ı tercüme ettirmek oluyor. Şunu söylemek istiyor aslında: İnanıyor musun? Evvela neye inandığını bil, bunu bilmen lazım. (Dahi Diktatör)
  • Yanlışlanabilir teoriler ortaya atan ve bu teoriler yanlışlandığı zaman da yanıldıklarını kabul edip doğrunun peşinde koşan toplumlar bilimsel toplumlardır. (Zümrüt Ayna)
  • İhvan al Safa ve Hillan al Vafa üyelerinin Kur'an'ın yanılmaz bir kılavuz olmadığını düşündükleri kesindir. Kur'an'ın içine karıştığını düşündükleri yanılgı ve çelişkileri akıl yönetiminde felsefenin temizleyebileceğine inanıyorlardı. (Yaşamın Evrimi)