Kitap Künyesi
Yazar: Jerzy Kosinski
Çevirmen: Tuvana Gülcan
Yayın Evi: E Yayınları
İSBN: 9753901666
Sayfa Sayısı: 272
--reklam--
Çelik Bilye Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Goddard ismi rock dünyasında bir muammadır. Yıllardır her albümüyle listelerden inmeyen, kitleleri fetheden bu süperstar, kimliğini saklı tutmayı, görünmez kalmayı başarmıştır. Goddard'ın kim olduğunu bulma saplantısına kapılan genç ve güzel bir kadın amacına ulaşmak için her yolu denemeye hazırdır. Jerzy Kosinski'nin George Harrison için yazdığı çok satan romanı Çelik Bilye, yaşam gibi entrika dolu, öngörülmez, alengirli oyundur.
--reklam--
Çelik Bilye Alıntıları - Sözleri
- Gerhard Osten'a göre ancak klasik müzik nefret ve umutsuzluğun yaraladığı benliğini rahat ettirebilirdi.
- "Söylesene Patrick," dedi Anrea birkaç gün sonra "bir kadınla hiç tam anlamıyla özgür oldun mu?" Bunu söylerken, baştan çıkanıcı bir halde yatağa Domostroy'un yanına uzanmıştı. "Özgür derken, içinden geldiği gibi hareketli, sapıkça ya da sıradan her şeyi paylaşmaktan söz ediyorum. Her an, her yerde onunla bir ya da iki kez sevişmekten, ya da hiç sevişmemekten bahsediyorum. Güdülerinin seni, kendin ve onun hakkında bilmek istediğin, onda tatmayı, dokunmayı ve ondan almayı arzuladığın her şeyi keşfetmeye yönlendirmesine izin verdin mi, onu bilmek istiyorum." "Seninle özgürüm." "Bana âşık olmadığın için. Kendin olmakla kaybedeceğin bir şey olmadığı için." "Parayla tuttuğun adamın sana âşık olmasını beklemiyorsun, herhalde. 'Paylaşılan para, aşkı yüceltir, bağışlanan ise gebertir.' der Stendhal ve haklıdır, Goddard'a olan saplantını çekemez olsam, ne kadar zor biri olurdum, düşünsene."
- Osten bir süredir, bu sosyal yaşam zırvalıklarının tekdüzeliğini ve cinsel numaraların yapaylığını kaldıramaz olmuştu. Bu bekâr kadınların hepsi hayatının tuşlarına fazla hafif dokunduğundan hiç ses çıkaramamışlardı. Gizli saklı hayatının aşklarına çizdiği sınırlarda sürekli mutluluğu bulamayan Osten'a müziğin sunduğu sonsuz olanaklarla tatmin olmak kalmıştı. Sanat dalları arasında sadece müzik insanın yaşamını sadakatle izliyordu. Ritim ve melodi, deri ve kemik gibiydi. Din kadar güçlü olan müzik, yaşama bir düzen veriyordu. Duygularını değiştiriyor, heyecanlarını ortaya döküyor, düşüncelerini düzene sokuyordu. Leyla'yla karşılaşmadan önce, Osten'ın tek tutkusu müzikti.
- Halk kitleleri, doğası gereği, ayırt etme yeteneğine sahip değildir. Değerli olanla standart olan, özgün olanla taklit arasındaki ayrımı yapamaz. Goddard, olsa olsa, elektroniği müzikte kullanmayı bilen orta karar bir şarkıcıdır hepsi o. Chopin, anlamdan yoksun müzikten beteri olamaz, demiş. Goddard'ın müziğinde ilginç olan bir yan yok. Bu şekilde müziğin ardına saklanıyor ve o saklandıkça müziği ilginçleşiyor.
- Ancak Domostroy'u yönlendiren işitme duyusuydu ve sanatı da müzikti. İnsanlarla nesneler arasındaki binlerce rastlantı ve birleşmenin yerine ses, yer, uzaklık, duygu ve ruhsal durumun gizemli bileşimini koyan müzik, zaman ve mekân sınırlarını yıkarak onun ruhsal dünyasını genişletiyordu. Onun ruhunu etkileyenler, şairler, yazarlar, müzisyenler ve özellikle Shakespeare'in ünlü âşıkları gibi "gözleriyle duyanlar"dı.
- Pornografi ve duygusallık bir arada gider. Seks hakkında ikisi de yalancıdır.
- Gerçeğin imzaya ihtiyacı yoktur.
- Ayrılan sevgililer bir aşk cinayeti işler.
- Sadece kader yaşamımızın olağan akışını değiştirebilir. Öyle ki, kader insanın ileri sürebileceği tek mazerettir. Bu yüzden mantıksıza karşı bir tesellidir.
- insanların pek çoğu için geçmişleri -yaşayıp bitirdikleri yaşam- ölümün onlardan alamayacağı tek gerçekti.
- "Paylaşılan para, aşkı yüceltir, bağışlanan ise gebertir."
- Yaşamıyla da arabasıyla olduğu gibi ilgileniyor, bir şurasını elden geçiriyor, bir burasını parlatıyor ve her şey tıkır tıkır işlediğinde mutlu oluyordu.
- Benzetmesi tükenince bir dünya son bulur. Her şey bir yana, bir yaş bir çağ olur. Keyiflerine düşkün şairler Ruha hoş gelen simgeler uydururlar gururlanarak İnsanoğlunun asla anlamayacağı anlamlar dile getirir bu simgeler ama insanın düşlediği simgeler şunu gösterir; Görülseler bile anlamları kalmayınca yok olur Bu imgeler... #jerzykosinski #çelikbilye
- Ognun suoi il segreti; Herkesin sırrı kendine.
- “Kimsenin önüne geçemediği bir medya çılgınlığının yaşandığı bu toplumda pop yıldızlarının en ünlüsünün kimliğini kimsenin ortaya çıkarmamış olduğuna inanamıyorum.”
--reklam--
Çelik Bilye İncelemesi - Şahsi Yorumlar
C.: sohbetin ortasında "oku bunu" diye kütüphanesinden getirip ellerimin arasına bıraktığında kapıldığım heyecan kitabın son noktasına kadar sürdü. neyle karşılaşacağıma dair ufak bir fikrim olsa da aklımdan geçenlerin kat be kat fazlasını buldum. bitmesin diye uzattım da uzattım okuma sürecini. sayfalar tükendi de kitap bitmedi, hiç de bitmeyecek. emaneti çok sevgili kişiye teslim etmem gerekse de hayatım boyunca açıp soluklanacağım bir pencereye dönüştü çelik bilye. (n.)
Boyalı Kuş'tan sonra bambaşka bir tarzdı Çelik Bilye... Kimliğini sır gibi saklamayı başarabilmiş, devrin en ünlü müzisyeni Goddard ve onun kimliğini ortaya çıkarmaya kararlı bir güzel kadın... Konu oldukça basit gibi görünse de Kosinski'nin 2 yılda yazmasına değecek kadar müzik ve müzisyen bilgisi içeriyordu, keyif aldım... (İlay Yüksel)
--reklam--
Çelik Bilye PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jerzy Kosinski - Çelik Bilye kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çelik Bilye PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jerzy Kosinski Kimdir?
Jerzy Kosiński (14 Haziran 1933 – 3 Mayıs 1991) Musevi ve Polonya asıllı, Amerikalı yazar Polonya'nın ikinci büyük şehri Łódź'da doğdu. II. Dünya Savaşı sırasındaki bir çocukken, Doğu Polonya'da Katolik bir Polonyalı ailenin yanına sahte bir kimlikle sığındı. Bir Katolik rahibi sahte bir vaftiz sertifikası çıkarmıştı, savaş sırasında Polonya Katolik Kilisesi'nin yaptığı olağan bir uygulamaydı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra, Kosiński ailesine kavuştu ve tarihle siyaset dalında 1957'de Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmeden önce Polonya'da derece kazandı. 1962'de Amerikalı çelik imparatoriçesi Mary Hayward Weir ile evlendi.
1955-1957 yılları arasında Varşova Bilimler Akademisi'nde asistan olarak görev yapan Kosinski, Ford bursuyla ABD'ye gitti. Psikoloji doktorasını yaptıktan sonra, Wesleyan ve Princeton üniversitelerinde ve Yale Üniversitesi'nde öğretim üyeliklerinde bulundu.
İlk yazılarını 1960 yılında Joseph Novak takma adıyla yayımladı. Kosiński'nin en bilinen romanları arasında 1965 tarihli Boyalı Kuş ve 1971 tarihli Orada Olmak sayılabilir. Baş rolde Peter Sellers'ın ve filmin yönetmeni Hal Ashby 1979 yılında Orada Olmak romanından bir film çevirdi. Senaryosu Kosiński tarafından yazılmış ve 1980 yılında British Academy of Film and Television Arts (İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi) tarafından en iyi senaryo ödülüne layık görülüp, Amerika Yazarlar Derneği tarafından en iyi Another Medium'dan uyarlanmış komedi ödülünü de aldı.
Kosiński 3 Mayıs 1991 günü intihar etti. İntihar öncesi yazdığı ayrılma notunda "Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin."
--reklam--
Jerzy Kosinski Kitapları - Eserleri
- Boyalı Kuş
- Bir Yerde
- Adımlar
- Boşluk
- Şeytan Ağacı
- Kör Randevu
- Çelik Bilye
- İhtiras Oyunu
--reklam--
Jerzy Kosinski Alıntıları - Sözleri
- "Kör olunca hayat boyu gördüklerini de unutur muydu acaba insan? Düş bile göremezdi belki o zaman..." (Boyalı Kuş)
- Halk kitleleri, doğası gereği, ayırt etme yeteneğine sahip değildir. Değerli olanla standart olan, özgün olanla taklit arasındaki ayrımı yapamaz. Goddard, olsa olsa, elektroniği müzikte kullanmayı bilen orta karar bir şarkıcıdır hepsi o. Chopin, anlamdan yoksun müzikten beteri olamaz, demiş. Goddard'ın müziğinde ilginç olan bir yan yok. Bu şekilde müziğin ardına saklanıyor ve o saklandıkça müziği ilginçleşiyor. (Çelik Bilye)
- Bir adam ne kadar yürekli olursa olsun hayatını kaybetmekten korkar. (Boşluk)
- Uzak bir denizde uyanmak, kimliksiz, bilinmeyen yerlere doğru gitmek isterdim. (Adımlar)
- Güzel kadınları hayal gücünden yoksun erkeklere bırakın (Boşluk)
- Huzurumu kaçıran ölmek değil , arkamda hiçbir iz bırakmadan ölebileceğim düşüncesiydi. (Boşluk)
- "Böylesine acımasız, sefil bir dünyanın hâkimi olmak neye yarardı?" (Boyalı Kuş)
- "Ben insanların her yerde iyi olduklarını gördüm," dedi Laventer. "Onlar yalnızca devletin ya da bir siyasal partinin önlerine attığı iktidar kırıntılarından yollarını şaşırıyorlar; ya da bir sendika ya da şirketin, varlıklı bir arkadaşın. Onların gücünün, ölümlülüğün geçici bir kamuflajından başka bir şey olmadığını unutuyorlar." (Kör Randevu)
- "Biz Eskimolar gururlu insanlarız ve Fransızlar ne kadar 'Salamura İtalyan' ya da İsveçliler ne kadar 'Mumyalanmış Alman'sa biz de o kadar 'Donup kalmış Çinli'yiz." (Kör Randevu)
- "Kibar bir şantajcıydı yoksulluk: Tüm seçimleri kurbanına bırakıyordu." (İhtiras Oyunu)
- Huzurunu kaçıran ölmek değil, arkamda hiçbir iz bırakmadan ölebileceğim düşüncesiydi. (Boşluk)
- "Başkalarının yapabileceklerine inanmadığımız zaman, sonunda kendi yapabileceklerimize de inanmaz hale gelebiliriz.Bizler hayal kurmadaki başarısızlığımız dolayısıyla işte böyle cezalandırılıyoruz." (İhtiras Oyunu)
- Varlığımı topyekün düzene koyamazsam yaşayamayacağımı bildiğim için aklım vücudumu çalıştırır. . (Boşluk)
- İçimde bir mücadele yer alıyordu. Bir an, kendini kontrol edebilen sahip bir yetişkin oluyordum, bir an, avaz avaz bağıran bir çocuk. (Şeytan Ağacı)
- Benimle birlikte olunca kendini üstün görüyor , çünkü ben hepinizin arasından onu seçmiş oluyorum. (Boşluk)
- Fakat seninle baş başa kalınca söyleyeceklerimle , hayatımı seninle paylaşmak isteğinde olduğumu anlatmakla , huzurunu kaçırmaktan korkmuştum. (Boşluk)
- Gökyüzünde o çile bahçesinde alçaktan uçan siz bütün kelebekler. (Boşluk)
- Ancak Domostroy'u yönlendiren işitme duyusuydu ve sanatı da müzikti. İnsanlarla nesneler arasındaki binlerce rastlantı ve birleşmenin yerine ses, yer, uzaklık, duygu ve ruhsal durumun gizemli bileşimini koyan müzik, zaman ve mekân sınırlarını yıkarak onun ruhsal dünyasını genişletiyordu. Onun ruhunu etkileyenler, şairler, yazarlar, müzisyenler ve özellikle Shakespeare'in ünlü âşıkları gibi "gözleriyle duyanlar"dı. (Çelik Bilye)
- Böylesine sefil ve zalim bir dünya onun hakimi olmak için gösterilen bunca çabaya değer miydi? (Boyalı Kuş)
- “Bitkiler de insanlar gibiydi; yaşamak, hastalıklarını yenmek ve huzur içinde ölmek için bakıma ihtiyaçları vardı.” (Bir Yerde)
Yorumlar
0 yorum