Kitap Künyesi
Yazar: Gürsel Korat
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789754705461
Sayfa Sayısı: 119
--reklam--
Çizgili Sarı Defter Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çizgili Sarı Defter'de, Korat'ın ilk kitabı ve ilk romanı Zaman Yeli'ni okumuş olanlara hiç yabancı gelmeyecek bir atmosferden on kısa öykü var. Defterin sayfalarında, aklı meşgul edecek bir okuma yolculuğunun ritmiyle akan on öykü. "Artık özenle yazılar yazıp minyatürler çizdiğimiz tüm defterler sarardı, belki de ilk yazdığımız günlerden beri sarıydı. Şimdi madem ki eski defterleri karıştıracağız, karıştıralım. Alışkanlık bu ya, bir türlü geçmişe boş verip geleceğin düşünü kuramıyoruz."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Çizgili Sarı Defter Alıntıları - Sözleri
- bir adam yolda gidiyormuş bir köyün mezarlığının yanından geçiyormuş birde bakmış ki mezarların bazısında bir gün yaşadı iki gün yaşadı diye mezar taşları dikmişler. sebebini sormuş: demişler ki bunlar ölmeden önce kaç gün sevilmişlerse mezartaşlarına o kadar yaşadıklarını yazdılar. Adamın vasiyeti o zaman benim mezarıma da hiç yaşamadı yazın demiş. Ben hiç yaşamadım ki?
- Bu kente cocuklugumun duygulariyla bagli oldugumu bilmesem, gordugum her seyi tanimasam, bir gezgin rahatlığıyla burçlarda oturmam kolay olurdu. Ama, rahat değildim. İnsan kendi yurdunun gezgini olamıyor. Eğer orayı keşfe gelirse, kendini keşfediyor. İzleyen değil izlenen oluyor.
- Ben hicbir insanı böyle sevmedim. Unutma beni, seen herseysin, gitme dur demeden ben hiçbir insanı sevmedim böyle: ...
- ‘Her an her şey aklımda. Çıldırmış olmalıyım. Yok, aklım başımda. Yok öyle değil sımsıkı sarılman aklımda, iyi ama neden olağan bir şeymiş gibi aklımda, çıldırmış olmalıyım. Bunları yaşayan ben değilmişim gibi aklımda, yok öyle değil, gerçekten yaşadım, çıldırmış olmalıyım. Yüz yüze bakan ilk farklı zaman: Olacak şey değil, çene çeneye duran iki ayrı zaman, çıldırmış olmalıyım, yok öyle değil, aklım başımda.’
- O hali, eski bir zamana takılıp kalmış ,koca bir çocuğu andırırdı.
- Kadının gözlerini inceledi.
- Diyorlar ki posse olasılık yalnızca olabilir olan değildir. Olasılık aynı zamanda olmakta olandır. Örneğin insanlar eşlerine ihanet etme olasılığı içinde olmakla kalmaz. Bu isteği içlerinde taşırlar. Çünkü evlilik insanın doğasına aykırıdır. İşte posessia, olası olan ile olmakta olanı birleştirmiş tek ülkedir. Belki de eşe ihanet edilmeyen tek ülke Çünkü bu ülkede karı koca diye bir kavram ve bu kavrama ihanet yoktur.
- İnsanlar yapmacık bir davranışa, ancak beklenen şey beklenmedik bir anda gerçekleşirse yönelir.
- Aşklar neden acı vericidir, belki acı hâlâ sevincin kamburu olduğu için.
- Bir düş gibi aceleci ve çelişkisizdi zaman.
- "Her aşk iki kişiden birinin aşırılığına dayanır. İnsanlar eşit gelişemiyorlar, aslında bu iyi bir şeydir; çünkü her yönden eşit olanlar, birbirilerini yalnızca anlar ve birbirlerine aşık olamazlar."
- Gece, ayışığı aydınlığı içinde akıp gidiyordu. Pencereyi çok hafif araladım, ıslık gibi bir sesle içeriye soğuk hava girmeye başladı.
--reklam--
Çizgili Sarı Defter İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sevmek... Bir kitabı sevmek. “Çizgili Sarı Defter” sayfalarında gezerken bir sevdayı gördüm. Kelimelerle anlatmaya çalıştım. Ama kelime hazinem o kadar sığmış ki anlatmak mümkün olmadı. Okuyun. Sevdaya siz de dahil olun. (İsa Aydoğan)
Gürsel Korat'le tanışma kitabım oldu Çizgili Sarı Defter. Yazar 1960 Kayseri doğumlu. orta öğrenimini yine Kayseri'de tamamlamış. Bunları niye söylüyorum çünkü Kapadokya yazarı olarak tanınıyor. Bir dönem felsefe öğretmenliği de yapmış. Senaryo çalışmaları da olan yazar halen Gazi Üniversitesinde öğretim görevlisidir. . Yazarı daha iyi tanıyayım diye TRT 2'de Ahmet Murat'ın sunduğu. Edebiyat Söyleşileri programını izledim. Dolu dolu geçen programda yazarın tarihten beslendiğini öğrendim ve birkaç kitabını daha listeme ekledim. Bu vesileyle programı da size tavsiye etmiş olayım. . Çizgili Sarı Defter'de on öykü var. Öykülerin genel bir çerçevesi yok. Ancak birkaç tanesi tarihle harmanlanması bakımından dikkati çekiyor. Bunlara örnek olarak Kum Harcı, Sene Binüçyüzkırkbir'de ve Katrancis Anastasios sayılabilir. . Eserde kadın - erkek ilişkileri, yaşlılık, sevgisizlik, yalnızlık, geçmişe özlem gibi temalar da göze çarpıyor. Kimseden sevgi görmediği için kendini seven hayali arkadaşlarını oluşturan, onların yazdıklarını "Sarı Defter"inde saklayan 16 yaşındaki Sevgi Duran'ın öyküsü, kadın-erkek ilişkilerine çok farklı bir bakış sunan "Possesia" ve "Babaların en iyisine... Anısı önünde saygıyla eğilerek... ithafiyla başlayan"Katrancis Anastasios" öyküsü benim için öne çıkanlardandı. (Harun Eytemiş)
--reklam--
Çizgili Sarı Defter PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gürsel Korat - Çizgili Sarı Defter kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çizgili Sarı Defter PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gürsel Korat Kimdir?
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
Edebi Dünyası
Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.
Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.
Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:
1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.
2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.
3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.
4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.
5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
--reklam--
Gürsel Korat Kitapları - Eserleri
- Unutkan Ayna
- Zaman Yeli
- Güvercine Ağıt
- Rüya Körü
- Kalenderiye
- Yine Doğdu Tanyıldızı
- Ay Şarkısı
- Çizgili Sarı Defter
- Kunday - Gölgeler Çağı
- Kapadokya
- Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı
- Gölgenin Canı
- Sokakların Ölümü
- Pof Kuyruk
- Bir Ayı Ne İster
- Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
- Kristal Bahçe
- Dil, Edebiyat ve İletişim
- Gözlüklü Karga
- Ayaşan Kem Gözler Çağı
- Yün Sultan ve Yedi İbiş
- Ay Şarkısı
--reklam--
Gürsel Korat Alıntıları - Sözleri
- Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı. (Rüya Körü)
- Sen, ellerinle eski zamanı getiren, yüzüme bakıp beni tanıyamayan bir belleksin. Her bellek gibi acımasız, açık sözlü ve tarafsızsın . (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- “İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?” (Zaman Yeli)
- Düşünce Suçlarını İzleme Komiteleri veya Sovyet Yazarlar Birliği artık yok; ama korkarım neyin yazılacağını söyleyen bir piyasamız ve yayınevlerimiz var. (Kristal Bahçe)
- Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun. (Kalenderiye)
- Çünkü edebiyat, her insanın deneylediği şeyin, yazarlar tarafından farkına varılmasına dayanır. Edebiyat, tüm insanlığın deneyimlerini bir duygu estetiği içinde paylaşmaktır. Bu, şüphesiz yüksek nitelikli ve özel bir iletişim yoludur ve bir iletim halini gerektirir. (Dil, Edebiyat ve İletişim)
- Aşkın amacı yalnızca kendisidir. Aşk sorumsuzdur, sorumluluk anımsanınca aşkın sonu gelir. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Bir bütün olarak kişiliğimizin, dilimizin ve hatta aksanlınızın oluştuğu bir toprak parçasında “bizi biz yapan değerler” olarak sunulan ve kurmaca bir ideolojik tasniften öte bir şey olmayan “millî, dinî ve ahlâkî şuur”dan başka şeyler olduğunu görebilmek için kesinlikle ayrı bir “frekans ayarı”nda durmak şarttır. Bu ülkenin içtenlikle tutkunu olan bir insan olmak yeterli değildir; bu ülkenin insanlarının kültürel oluşumunu bütün insanlara değer veren bir enternasyonalizmle kavramak da gerekir. İnsanı insan olarak kavram ak için nasıl doğa bilim lerinin nesnelliği gerekiyorsa, kentleri ve uygarlıkları da dinin, ırkın ve ulusun dışında kalan bir nesnellikle gözleyebilmeliyiz. " (Sokakların Ölümü)
- Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz. (Rüya Körü)
- Gördüğü düşü kendisinin sanması için hiçbir neden yok. Çünkü bu şehir, ''başkalarının'' düşüdür. (Sokakların Ölümü)
- ... insan aşık olduğu zaman, içindeki gerilimi birisine anlatmak ister, bu yüzden saklı kalmış tek aşk yoktur. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi. (Güvercine Ağıt)
- "Bilmiyor musun, aşk hep hemen şimdi der. Ya şimdi, ya hiç." (Gölgenin Canı)
- Bir aşk engelleri oraninda büyür. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden." (Kalenderiye)
- "İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- "Biz" neydik? Biz tarih boyunca önüne gelen bütün surları yıkıp yerine sosyal konut yapan insanlar mıydık? (Sokakların Ölümü)
- Dünya benim için,yalnızca bir resim. (Zaman Yeli)
- Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi? (Güvercine Ağıt)
Yorumlar
0 yorum