Kitap Künyesi

Yazar: Mahmut Yesari

Çevirmen: M. Sabri Koz

Yayın Evi: Oğlak Yayınları

İSBN: 975705576X

Sayfa Sayısı: 380

--reklam--

Çulluk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çulluk, Mahmut Yesari'nin 1927 yılında yayımlanan romanı.

Roman, başkişisi Murat'ın, İstanbul'da Cibali Tütün Fabrikası'nda, daha sonra da Anadolu'da bir köyde geçen serüveni aracılığıyla, Türk edebiyatına yeni toplumsal çevreleri tanıttı. Orhan Kemal'den çok daha önce fabrika işçilerinni çalışma biçimlerini göstermesiyle ayrı bir öneme sahip olan romanın fabrikayı konu edinen bölümü, işçilerin yaşam koşullarını, insan ve iş ilişkilerini gerçekçi çizgilerle sergiler.

Kahramanın köyde sevdiği kızı kaçırması, genç kızın yolda ölmesi, delikanlının vurulması gibi olaylar merakla izlenmiş gerçekçi bir halk romanının hareketli sahnelerini oluşturur.

Çulluk Alıntıları - Sözleri

  • -için çürümüş vesselam... -ihtimal.
  • Fakat onda kaçıp kurtulmak için ne bir gayret, ne bir çarpınma, ne küçük bir çırpınış, hiçbir hareket yoktu... Helecanlı bir teslimiyet o kadar...
  • bu sonsuz, ufuksuz karanlık yolun hiç bitmeyeceğini, ömrü oldukça uzayacağını zannediyordu.
  • Kader mi, nasip mi, baht mı, talih mi, bir çok isim verilen lakin hakikati, mahiyeti daima meçhul kalan amansız, insafsız kuvvet, insanın boynuna geçirdiği ilmiği, yanılarak olsun çözüp bırakmıyor bilakis boğup öldürünceye kadar çekip sürüyordu.
  • Eskiden her şeye omuz silken, kaygı tutmayan, kayıtsız adam, şimdi karanlık ruhlu bir bedbin oluvermişti... Bu, hayat değil, bir işkence, her gün acısı artan bir ıstıraptı.
  • Fakat onda kaçıp kurtulmak için ne bir gayret, ne bir çarpınma, ne küçük bir çırpınış, hiçbir hareket yoktu... Helecanlı bir teslimiyet o kadar...
  • kararını vermişti, ölecekti, dönmeyecekti.
  • Bu açlık denilen öyle bir ihtiyaç, öyle bir mecburiyetti ki, insana ancak, ölüm,Dur! diyebilirdi.
  • Güç şey Behire... İnsan nasıl sevdiğini, neden niçin sevdiğini bilmiyor...
  • Haksıza hak verdirten,haklıyı sükut ettiren,kuvvetleri müsavileştiren amil kimdi?...

Çulluk İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Erkek...Kanını dökmeden, düşüp parçalanmadan, canını dişine almadan, dövüp dövüşmeden dişiye sahip olamıyor. Dişi...Bir sürü aşığa kıymadan, birbirine kırdırmadan, bin cana kıyılmadan ram olmuyor..." (s.17) Edebiyatımızın ilk işçi romanı kabul edilen Çulluk 1927 yılında, Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra yazılmış. Bu tarz kitapları okuyunca aklım o dönemin insanlarına gidiyor. Acaba onlar okuyunca ne hissetmiştir diye merak ediyorum. Bu yüzden yazdığımız kitap incelemeleri geleceğe bırakılan bir anı aslında ve bence çok kıymetliler. Kitap bir tütün fabrikasında omuz omuza çalışan kadın/erkek işçilerden en çok Murat'ın hikayesi. Bence kitaba "ilk işçi romanı" sıfatını yüklemek biraz beklentiyi yükseltiyor. Çünkü burada ne Zola'nin Germinal'i ne İrfan Yalçın'ın Ölümün Ağzında eseri ne de Baldırıçıplak Hayırseverler gibi cidden sömürülen, ezilen bir işçi sınıfının hikayesi yok. Buradaki öykü daha çok köyden kente gelmiş, başına buyruk yaşayan Murat'ın fabrikaya "gidip gelirken" - doğru düzgün işe bile gitmiyor- veya sevdigi kız olan Münevver'in iş ortamı ve ailesiyle ilişkileri denilebilir. Bence kitabın işçilere dönük tek tarafı Münevver'in kardeşinden bahsedilen çocuk işçilere dönük sömürünün gözler önüne serildigi kısımdı. Kitabı kıymetli yapan şey ise 2. kısıma geçince Murat'ın tekrar köyüne dönmesi ve köy yaşantısını da anlatmış olması. Böylece donem insanının hem şehir hem köy yaşantısı tek eserde buluşmuş. Eserin Türk Edebiyatı'nın okunmasi gereken eserlerinden biri olarak ele alınıp öyle okunmasi gerektigini düşünüyorum. Aksi takdirde adının başına "ilk" konulması beklentiyi fazla yükseltmiş oluyor. Ayrıca #oglakyayınları cidden güzel bir iş çıkarmış. Metnin sadelestirilmemis olması gözünüzü korkutmasın, kolay ve anlaşılır yazılmış. Herkese keyifli okumalar dilerim! (Öylesine bir okur)

Çulluk PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mahmut Yesari - Çulluk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çulluk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mahmut Yesari Kimdir?

1895 yılında İstanbul’da doğdu. Soyadı, büyük dedelerinden gelmektedir. 18. yüzyılın son yarısında şöhret bulmuş hattat Mehmet Esat Efendi, sol eliyle yazdığından dolayı 'Yesari' lakabıyla anılırdı. Ailesi de bu adı muhafaza etti. Talik yazıda üstat olup, şiirleri de vardı. Osmanlı Sultanı Üçüncü Mustafa Han, bu zatı sarayına almıştı.

İstanbul Lisesi'ni bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı çıktı. Bunun üzerine askere alındı.

Dönüşünde Diken dergisinde karikatürist olarak gazeteciliğe başladı. Sonra Kelebek adlı edebiyat ve mizah dergisini çıkardı.

Piyesler yazmaya başladı. Daha sonra roman ve hikayeler yazdı. Bunlarda hayattan alınmış sahneler çoktur. Romanları daha romantiktir. Tiyatro sahasına trajedi yazmakla girdi, sonra komediye yöneldi. İlk romanının adı Namus’tur. Piyeslerinden çoğu Darülbedayi tarafından temsil edildi.

Anlaşılan bir dili ve usta bir anlatımı vardır. Hayatının sonuna kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazı hayatını sürdürdü. 1945 yılında tedavi gördüğü Yakacık Sanatoryumu’nda öldü.

ESERLERİ:

Çoban Yıldızı (roman, 1925)

Çulluk (roman, 1927)

Pervin Abla (roman, 1927)

Kırlangıçlar (roman, 1930)

Su Sinekleri (roman, 1932)

Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932)

Tipi Dindi (roman, 1933)

Yakut Yüzük (roman, 1937)

Yakacık Mektupları (hikayeler, 1938)

Bağrı Yanık Ömer

Geceleyin Sokaklar

PİYESLERİ:

Tablo

Asri Hülyalar

Bekir’in Rüyası

Ayrı Oda

Çürük Merdiven

Sancağın Şerefi

Sürtük

Telli Turna

Hanife Hanım Hizmetçi Arıyor

Serseri

--reklam--

Mahmut Yesari Kitapları - Eserleri

  • Bağrı Yanık Ömer
  • Sivrisinekler Kralı
  • Tipi Dindi
  • İstanbul'un Antika Tipleri
  • Çulluk
  • Su Sinekleri
  • Ölünün Gözleri
  • Bâbıâli Hatıraları
  • Bir Namus Meselesi
  • Yakacık Mektupları
  • Bir Aşk Uçurumu
  • Sürtük
  • Hanife Hanım'ın İstanbul Maceraları
  • Ak Saçlı Genç Kız
  • Bahçemde Bir Gül Açtı
  • Taş Bebek
  • Bâbıâli'den Son Selam
  • Pervin Abla
  • Hınç
  • Ölünün Gözleri
  • Kalbimin Suçu
  • Kırlangıçlar
  • Geceleyin Sokaklar
  • Çoban Yıldızı

--reklam--

Mahmut Yesari Alıntıları - Sözleri

  • Islanmışın yağmurdan pervası olmaz. (İstanbul'un Antika Tipleri)
  • Fakirlikten, sefaletten, yoksulluktan gözleri kararanlar, renkler arasında çok fark görmezler. Karanlık bütün ışıkların, renklerin düşmanıdır. (Tipi Dindi)
  • Eskiden her şeye omuz silken, kaygı tutmayan, kayıtsız adam, şimdi karanlık ruhlu bir bedbin oluvermişti... Bu, hayat değil, bir işkence, her gün acısı artan bir ıstıraptı. (Çulluk)
  • Mardik Efendi : Gazinomuza lütfen teşrif etmez misiniz? Mahmut Yesari :Şöyle bir lamelif çevireceğiz. (lamelif : kısa bir süre dolaşıp gelmek.) (Hanife Hanım'ın İstanbul Maceraları)
  • -için çürümüş vesselam... -ihtimal. (Çulluk)
  • Ah, bu yalnızlık saatleri... İnsanın kendini yine kendi gözüyle gördüğü, duyduğu, dinlediği saatler...Vicdan denilen insanın kendi harimindeki*, benliğindeki ebedi muammayı çözmek, halletmek için tırnaklarını geçirip didiklediği saatler... *Harim: Kişiye özel kutsal şey; bir kimse için çok özel şey (Ak Saçlı Genç Kız)
  • "Bağırmıyordu, ne sesi, ne dudakları, hiddetle titremiyordu;fakat öyle sert, öyle kırılmaz,öyle dik, öyle acı idi ki..." (Bağrı Yanık Ömer)
  • Bu açlık denilen öyle bir ihtiyaç, öyle bir mecburiyetti ki, insana ancak, ölüm,Dur! diyebilirdi. (Çulluk)
  • "Hoca Behçet'in bir tek zaafı vardı: Baharı severdi!" (Bâbıâli Hatıraları)
  • "Bizde Tanzimat'tan sonra dahi üslup sahibi tek muharrir çıkmamıştır. Üslupkâr sanılanların üsluplarındaki şahsiyet suni tertiplerden başka bir şey değildir." (Bâbıâli Hatıraları)
  • 'Günler, günlere; saatler, saatlere uymaz. Hâlbuki bazı istemediğimiz günleri, saatleri bile aradığımız olur.' (Bir Aşk Uçurumu)
  • Kaşların da hilal olmuş.Eskiden parmak yarmaktı... Kurabiyecilerin Paytak Ayşe, yeni bir icat çıkmış, ihtiyarlar genç oluyormuş diyordu.Meğer kadının hakkı varmış.Adeta gençleşmişsin Huriyeciğim! (Hanife Hanım'ın İstanbul Maceraları)
  • — Sen maalesef asrın çocuğu değilsin. Gençlik hava istiyor, yaşamak istiyor. Bırak havaya çıksın, koşsun ve yaşasın. Elinde şiir kitabı, hayalî romanlar. Nemli gözleri ufka dalmış romantik kızlar yok artık. Güneşten kararmış, sert pazılı kollar sapsarı fakrüddemli (kansız) narin kollardan elbette daha güzel... (Bahçemde Bir Gül Açtı)
  • Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez. (İstanbul'un Antika Tipleri)
  • — Melânkolik insanlar hayatın her şekil ıztırabından zevk aldıkları için kendilerini ölüme alıştırmışlardır, yarı ölü yaşarlar. Ölümü her an o kadar yakınlarında görürler ki, tecrübeye tenezzül etmezler. Belki geçici bir buhran esnasında canlarına kıyarlar. Lâkin gamsız, kasavetsiz insanların acıya, ıztıraba hiç tahammülleri yoktur. (Bahçemde Bir Gül Açtı)
  • İnsan kimde gözünü açtıysa ömrünün sonuna kadar onu düşünüyor, hayalinden çıkaramıyor. (Sivrisinekler Kralı)
  • Dünyada az paranın hesabı kitabı kadar güç bir şey yok... (Su Sinekleri)
  • Neşeli oluşunu tabii buluyordum. Bu, bütün ümitsiz hastalarda görülen anlaşılmaz, tahlil edilmez bir emniyetten geliyordu. (Yakacık Mektupları)
  • İnsan yaşlandıkça mesafeler de uzuyor. (Yakacık Mektupları)
  • "Ağır ağır yükselen aya baktıkça, geçmiş günlerin hayalleri, beyaz ışıklarla parıldayan yaprak aralarında uçuşmaya başlamışlardı." (Bağrı Yanık Ömer)