Kitap Künyesi
Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: İlknur Özdemir
Orijinal Adı: Saturday
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750811906
Sayfa Sayısı: 272
--reklam--
Cumartesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarından Ian McEwan, son romanı Cumartesi'de tek bir günde koca bir hayatı anlatırken dünyada olup bitenlerden kendimizi ne kadar soyutlayabileceğimizi de sorguluyor.
Savaşların biri bitmeden diğeri başlarken, dünyanın her yerinde kan dökülmeye devam ederken, nedensiz bir şiddet eyleminin gelip sizi bulmayacağının garantisini kim verebilir?
(Tanıtım Yazısından)
--reklam--
Cumartesi Alıntıları - Sözleri
- Yine karşılaşacağız, nerede olacağını bilemem, ne zaman olacağını da.
- Başka şeyler yanında hastane deneyimi aynı zamanda yıpratıcı, sert bir süreçtir, insanın duyarlılığını törpüler.
- O yalnızlık hep vardı, içinden geldiği gibi hareket etmesini engelleyen, heyecan düzeyini sınırlayan bir ihtiyattı. Rosalind, gençliğinin üzerindeki kapağı kaldırmıyordu. Kırlarda piknik yapmak için ansızın bir öneride bulunulsa, eski bir arkadaşı habersiz çıkagelse ve o gece tiyatroya bedava bilet bulunsa huzuru kaçabiliyordu. Üçüne birden olur diyebilirdi, ama ilk yaptığı hep arkasını dönmek, kaşlarını gizlice çatmak oluyordu.
- Doğru şeyden başka her şeyimiz vardı, çünkü yanlış yerdeydik.
- Az konuşmak, selamlaşmalarda, tanıştırmalarda, vedalarda, hatta teşekkürlerde minimalizm sınırlarında kalmak, günümüzde görgü kuralı sayılıyor.
- Önemli konuların üzerinde durursak, politik durum, küresel ısınma, dünyadaki yoksulluk, gerçekten korkunç görünüyor, hiçbir şey iyiye gitmiyor, umut besleyecek hiçbir şey yok. Ama küçük düşünürsem, daha dar alanda, yani yeni tanıştığım bir kız, (...) ya da gelecek ay kayağa gitmemiz, o zaman önemli görünüyor bana. Öyleyse benim sloganım bu olacak: küçük düşün.
- Bir insanın tırnakları birçok şeyi ele verir. Bir hayat çökmeye başlayınca ilk gidenlerden biri tırnaklardır.
- Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı.
- Gece saatlerinde uykunuz yoksa kendi korkularınızdan bir yuva yaparsınız; kötü sonuçlar hayal edip onlardan kaçınmak için planlar kurmanın, hayatta kalma konusunda bir yararı olmalı. Bu kötü şeyler hayal etme alışkanlığı, tehlikeli bir dünyadaki doğal ayıklanmanın bir mirası.
- ..bunca kötü davranıştan, bunca ölümden sonra, adalet ve yeniden paylaştırılan varlık gibi konuların çevresine mide bulandırıcı bir agnostisizm yerleşti. Artık büyük fikirler yok.
- Uyku artık bir kavram değil, somut bir şey, eski bir nakil aracı...
- Sahiplerinden ve geçmişlerinden ayrılınca bütün nesneler çöpe dönüşüyordu
- Anısamada güçlük çekmenin uyuşukluğuna karşı mücadele ederken bile unuttuğumuz şeyin ne olmadığını kesinlikle bilirsiniz.
- Raflarla çekmeceler boşalıp kutular ve torbalar doldukça aslında hiç kimsenin hiçbir şeyin sahibi olmadığını gördü. Her şey kiralık ya da ödünç alınmıştı.
- Kendi ruh halindeki değişimleri izlemeye alışkın biri olarak, bu uzun süren ve değişikliğe yol açan mutluluk duygusu şaşırtıyor Henry'yi. Belki uykudayken içerde, moleküler seviyede bir kimyasal kaza olmuştur -bir tepsideki içkiler nasıl dökülürse, dopamin benzeri reseptörler, hücrelerin içinde, bir takım şeylerin çağlayan gibi akmasını sağlamışlardır- ; ya da cumartesi beklentisidir bu.
--reklam--
Cumartesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ian McEwan'ın okuduğum ikinci kitabı Cumartesi. Özel bir hastanede beyin ve sinir cerrahisi olan Prowne, sıradan bir cumartesiye uyanır. Sıradan bir tatil günü gibi görünse de squash oyunu için evden çıkıp tesise gidene kadar hiç beklemediği bir olayla karşılaşır, Prowne'nin ve ailenin tüm gününü mahveder. Aynı zamanda İngiltere büyük bir protesto gösterisine ev sahipliği yapıyordur. Yazarın kolay okunan anlaşılır dilini çok seviyorum. Bilgiyi gözüme gözüme sokmadan, hep bir alternatif düşüncelerle karşıma çıkması beni okurken daha da heyecanlandırıyor. Prowne hayatında hiç kavga etmemiş ve amacının ya da tek sorumluluğunun "hayat kurtarmak" ilkesini edinmiş başarılı bir doktor. Ama karakter basit bir deyişle pasif. (Sevcan Özbek Akın)
Beyin cerrahı Henry Perowne’un bir gününü anlatıyor Ian McEwan Cumartesi kitabında.Modern Avrupa ailesinin portresini sunuyor. Irak işgali, terörizm, ayrıntılı sinir cerrahisi ameliyatları, edebiyat fonda.Günlük sıradan şiddetin özel hayatınıza sızışı hiçbir zaman tam olarak güvende olamayacağınızın altını çiziyor.Biraz Haneke sinemasının tadını aldım bu kitapta. (Özlem Akbaş)
Ian McEwan'ın romanı Cumartesi. Büyük ölçüde hayatın içinde yer alan olayları anlatıyor. Bu olaylarda aile, iş yaşamı, spordaki rekabet, siyaset, yaşlılık, alzheimer, yiyecek, içecek, yemek pişirme ve müzik gibi birçok konuya değiniyor. Roman, Cumartesi gününe denk gelen ve Londra'da büyük bir kitlenin Irak'ın işgalini protesto için miting yaptığı 15 Şubat 2003 cumartesi günü geçmektedir. Kahramanın o gün için planladığı bazı işleri vardır. Akşam tüm ailesinin bir araya geleceği aile yemeği vardır. Fakat gün, şiddet ve zorbalıkla karşılaşması sonucunda umduğu gibi sakin geçmez. Her okuyanın kendinden bir şeyler bulacağı bir roman. Sahiplerinden ve geçmişlerinden ayrılınca bütün nesneler çöpe dönüşüyordu(s.261) (mehmet şenol)
--reklam--
Cumartesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ian McEwan - Cumartesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cumartesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ian McEwan Kimdir?
İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu.
İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı.[1]
2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi.[2] Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi.[3] Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.[4]
Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi.
Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu.[5] McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi.
McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu.
1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi.
2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu.
McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu.
İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.
--reklam--
Ian McEwan Kitapları - Eserleri
- Çocuk Yasası
- Fındık Kabuğu
- Kefaret
- Sahilde
- Yabancı Kucak
- Sonsuz Aşk
- Amsterdam'da Düello
- Benim Gibi Makineler
- Hamamböceği
- Beton Bahçe
- Cumartesi
- Kayıp
- Masumiyet ya da Özel İlişki
- Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin
- Siyah Köpekler
- Bir Parmak Bal
- Düş Yolcusu
- Solar
- İlk Aşk, Son Törenler
- İlişkiler
--reklam--
Ian McEwan Alıntıları - Sözleri
- “Babamı ben öldürmedim, ama işini kolaylaştırdığımı hissettim zaman zaman.” (Beton Bahçe)
- Can sıkıntısıyla, mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına.. (Fındık Kabuğu)
- Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahkum edilmekti... (Çocuk Yasası)
- "Hayal görmek hakkında hayal kuruyordun." (Düş Yolcusu)
- Bazen bir haksızlık üzerine fazla kafa yoran insanlarda öç hırsı bir tür yükümlülük duygusuyla karışır. (Amsterdam'da Düello)
- Dünyanın böyle ayrıntılarla, böylesine minik insani zaaflarla dolu olması onu boğuyordu.. (Çocuk Yasası)
- Önemsenmeyen şimdiki zaman döne döne uzaklaşıyor bizden .. (Fındık Kabuğu)
- Beden yalan söyleyemez , ama zihin başka bir ülkedir . (Fındık Kabuğu)
- "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla." (Benim Gibi Makineler)
- Sürekli olması gereken,hiçbir zaman üzerinden atamadığın bir sevgi nasıl her zaman merhametli olabilir ki?Bu bir ısı,bir sıcaklık,Joe ve seni yakabilir.Seni yakıp kül edebilir. (Sonsuz Aşk)
- ... Kendimizi şimdiki zamanı yaşamak için özgür kılamazken, başkalarını özgürleştirmek üzerine düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzlukları hakkında düşünmek istiyorduk. Kendi sefilliğimizi örtbas etmek için, onlarınkini kullanıyorduk. Bizim sefilliğimiz de, hayatın bize sunduğu basit güzellikleri kabul edemeyişimiz ve onlardan mutlu olamayışımızdı... (Siyah Köpekler)
- “Kendini eylemle uyuşturuyordu.” (Kayıp)
- Biz ışıktan kaçan varlıklarız. Biz karanlığı anlar ve severiz. Hamamböceği (Hamamböceği)
- Latince ‘hamamböceği’. (Hamamböceği)
- “Kabul edilemeyen şey ırkçı olmaktır.” (Amsterdam'da Düello)
- Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı. (Cumartesi)
- Ağlamaları arasında Julie’yle Sue anlaşılmaz şeyler söylüyordu, belki kendi kendilerine, belki birbirlerine. Ben de onlar gibi kendimi bırakabilmeyi istedim, ama biri beni seyrediyor gibi hissettim. Gidip aynada kendime bakmak istedim. (Beton Bahçe)
- Kendimizi içinde bulunduğumuz ana bırakamıyorduk. Onun yerine başka insanları özgür bırakmayı düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzluğunu düşünmek istiyorduk. Kendimizinkini gizlemek için onların sefilliğini kullandık. Ve bizim sefilliğimiz,yaşamın bize sunuğu basit, güzel şeyleri kabul edip onlara sahip olmaktan mutluluk duymayı beceremediğimizdendi. (Siyah Köpekler)
- Karşılıklı anlayışlarının derinliğini ve birbirlerini bu kadar iyi tanımalarına karşın hâlâ böylesine olağanüstü bir tutku yaşayabilmelerini kutladılar. (Yabancı Kucak)
- Can sıkıntısıyla mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına. (Fındık Kabuğu)
Yorumlar
0 yorum