Kitap Künyesi
Yazar: Michael Curtis Ford
Çevirmen: Oktay Etiman
Orijinal Adı: The Ten Thousand
Yayın Evi: Yurt Kitap Yayın
İSBN: 9789757076476
Sayfa Sayısı: 464
--reklam--
Dağların Issızlığında On Binler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dağ Kabilelerinin, Issız Dağlarda On Binlerce Savaşçının, Ksenofon'un Romanı...
Ksenofon'un gözcülerinin getirdikleri haber pek sevindirici değildi. Uzaktaki nehir kıyısında atlılar toplanıyormuş... Bir süre sonra Ermenileri gördük. Aralarında, Mardianlar ve Kaldeliler de vardı. Onlar da biz Yunanlılar gibi özgür paralı askerlerdi. Kaldeliler çok ünlüydüler. İskitler kadar korkulurdu onlardan. Orda süratle nehre doğru yürüdü... Suyun içinde zırhlarımızla rahat hareket edemediğimiz için akıntıya kapılma tehlikesiyle karşılaşıyorduk. Zırhlarımızı çıkarıp başımızın üzerinde taşımamız da mümkün değildi. Çünkü karşı kıyıya çıktığımızda ok ve taş yağmuruna tutulabilirdik. Askerler bundan dolayı iyice uzaklaşmadan geri döndüler. Nehrin arka tarafındaki tepeleri de Kürtler kaplamıştı. Durumumuz giderek kötüleşiyordu. Geri çekilmemiz de mümkün olmayacaktı artık. İki düşman ordu arasında sıkışıp kalmıştık.
(Arka Kapak)
--reklam--
Dağların Issızlığında On Binler Alıntıları - Sözleri
- Spartalılar iyi beslenen bir askerin kötü bir asker olduğuna inanırlar, bu yüzden çocuklar aç bırakılırlar. Eğer okul arkadaşları yemek çalarken yakalanırsa tüm sınıf dayak yer; çaldıkları için değil, yakalanacak kadar beceriksiz oldukları için. Eğer dayaklardan sağ çıkarlarsa karşılığında arkadaşlarını dövmeleri öğretilir onlara.
- Fani hayatlarımızda, tanrılar, bu güzel yeryüzü üzerindeki her şeye belli bir ömür vermişlerdir.
- Sen bir kölesin. Ona bu kadar sadık olman gerekmez!
- İnsanların eylemleri, yüzlerinden ve adlarından daha uzun süre yaşar.
- Bu talihsiz yolculuğa başladığımda birikmiş servetimi geride bıraktım, Ancak burdan daha fazlasını alıp eve götüreceğim...
- Övgü almayı, iyi görünmeyi seviyor ama ufak bile olsa kararlı bir kuvvetle karşılaşınca babasının kemerini gören bir çocuk gibi korkudan siniyorsun.
- Yıldızları kendime rehber ettim.
- Elbise kimseyi iyi insan yapmaz. İnsan ne giyerse giysin karekteri hep aynı kalır.
- Çünkü sen bazı şeyleri hakarete uğrayınca anlıyorsun.
- Bir şeyi söylerken kırk kere düşünmem. Kalbimden geleni söylerim. Söyleyeceğimi kırk kere düşünürsem o zaman çıkarcı bir yaklaşım olur.
- Hayatta yaptığın seçimler kaybettiklerine değmeli.
- Kurban tarafından fark edilmeyen kötülük, kötülük değildir; sadece onu işleyenin faydasındır ve hiç kimse bu yüzden daha kötü hale gelmez.
- Atinalılar çocukları bahçelerindeki şifalı otlar gibi titizlikle yetiştiriyorlardı.
- Gerçek dünyada insan, oyun bittikten sonra duvara asılan tiyatro maskesini takmaz.
--reklam--
Dağların Issızlığında On Binler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
M. Ö 401 yılında başta Anadolu toprakları olmak üzere, başka topraklarda da kimlerin yaşadığını, hangi kültürlerin olduğunu görmek için okunması gereken, tarihi değeri olan bir kitap. Birçok noktada kaynak olacak bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim (Betül)
Kitabı genel olarak beğendim. Milattan önce Anadolu ve Anadolu halklarını merak edenlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazar tarihe sadık kalarak tarihin tozlu raflarından bize bilgilenecegimiz hem de akıcı dili sayesinde sıkılmayacağımız bir kitap sunuyor. Yazar özellikle tarihe sadık olduğunu sadece bazı noktalarda kurguya yer verdiğini ama bu kurguyuda gerçeğe yakın olarak çizdiğini ifade ediyor. Kitapta Anadolu özellikle Mezopotamya'da yer alan bir çok halkın özelliklerini anlatıyor. Perslerle savaşmaya giden Yunan ve Isparta ordularının yurtlarına geri giderken yaşadığı zorlukları akıcı bir dille anlattığını düşünüyorum. (Bênav)
Macera !!!: M.Ö. 401 yılında paralı askerlerden, sivillerden, hayalperestlerden ve şöhret arayanlardan oluşan müthiş bir ordu, Kyros adındaki asi bir yabancı generale yardım etmek için yola çıkar. Bunu takip eden aylarda, Yunanistan’da otuz yıldır devam eden savaşlarda deneyim kazanmış, eğitimli on bin asker, meydan savaşlarına katılacak, tarif i mümkün olmayan dehşet dolu olaylara tanık olacak ve çölleri, azgın nehirleri aşıp cehennemin ortasına gittikleri korkunç bir sefere başlayacaktır. Sefer bittiğinde bazıları hayatta, bazılarıysa ölmüş olacak ve içlerinden sadece biri, hepsinin arasındaki en büyük kahraman olarak yeniden doğacaktır. Bol macera ve sürükleyici tarihi olaylar dizisi içeren bu kitapta Michael Curtis Ford, Antik Yunanistan’dan muhteşem bir gerçek hikâyeye -Ksenofon’un On Binin Seferi hikâyesine- hayat veriyor. Savaş ve barışın, sadakat ve ihanetin, bir askerin gizemli ve tehlikeli bir kadına olan aşkının hikâyesi olan Dağların Issızlığında On Binler, cesaretin ölümsüz ruhunu yansıtıyor. Ksenofon’un Komutanlığında, On Binlerce Savaşçının, Issız Dağlardaki Kabilelerle Mücadelesi. (EmrAH)
--reklam--
Dağların Issızlığında On Binler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Michael Curtis Ford - Dağların Issızlığında On Binler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dağların Issızlığında On Binler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Michael Curtis Ford Kimdir?
Michael Curtis Ford, Eski Roma ve Eski Yunanistan hakkında romanlar yazan bir Amerikan tarih romancısıdır. İşçi, kayak devriyesi, müzisyen, danışman, bankacı, latin öğretmen ve tercüman olarak çeşitli görevlerde bulundu.
--reklam--
Michael Curtis Ford Kitapları - Eserleri
- Dağların Issızlığında On Binler
- Attilâ
- Tanrılar ve Lejyonlar
- Pontus Kralı
--reklam--
Michael Curtis Ford Alıntıları - Sözleri
- Sen bir kölesin. Ona bu kadar sadık olman gerekmez! (Dağların Issızlığında On Binler)
- Övgü almayı, iyi görünmeyi seviyor ama ufak bile olsa kararlı bir kuvvetle karşılaşınca babasının kemerini gören bir çocuk gibi korkudan siniyorsun. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Yıldızları kendime rehber ettim. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Attilâ tek kişilik bir ordu gibiydi. (Attilâ)
- İnsanların eylemleri, yüzlerinden ve adlarından daha uzun süre yaşar. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Hayatta yaptığın seçimler kaybettiklerine değmeli. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Çünkü sen bazı şeyleri hakarete uğrayınca anlıyorsun. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Gerçek dünyada insan, oyun bittikten sonra duvara asılan tiyatro maskesini takmaz. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Kurban tarafından fark edilmeyen kötülük, kötülük değildir; sadece onu işleyenin faydasındır ve hiç kimse bu yüzden daha kötü hale gelmez. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Bu talihsiz yolculuğa başladığımda birikmiş servetimi geride bıraktım, Ancak burdan daha fazlasını alıp eve götüreceğim... (Dağların Issızlığında On Binler)
- Elbise kimseyi iyi insan yapmaz. İnsan ne giyerse giysin karekteri hep aynı kalır. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Fani hayatlarımızda, tanrılar, bu güzel yeryüzü üzerindeki her şeye belli bir ömür vermişlerdir. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Spartalılar iyi beslenen bir askerin kötü bir asker olduğuna inanırlar, bu yüzden çocuklar aç bırakılırlar. Eğer okul arkadaşları yemek çalarken yakalanırsa tüm sınıf dayak yer; çaldıkları için değil, yakalanacak kadar beceriksiz oldukları için. Eğer dayaklardan sağ çıkarlarsa karşılığında arkadaşlarını dövmeleri öğretilir onlara. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Bir şeyi söylerken kırk kere düşünmem. Kalbimden geleni söylerim. Söyleyeceğimi kırk kere düşünürsem o zaman çıkarcı bir yaklaşım olur. (Dağların Issızlığında On Binler)
- Brthynianli coşkulu bir ses tonuyla “Hoş geldin enişte!” diye bağırdı. (Pontus Kralı)
- Atinalılar çocukları bahçelerindeki şifalı otlar gibi titizlikle yetiştiriyorlardı. (Dağların Issızlığında On Binler)
Yorumlar
0 yorum