Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786054322329
Sayfa Sayısı: 76
--reklam--
Daire'ye Dair Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vaslından ayrı n'ola kanın dökülse gül gül
Ben gülbün-i firakım bu fasıldır baharım
Bu bir bülbülün çığlığı değil. Öyle ya bülbül, gülün semtindeki yabancı âşığın adı; hakikat âşığının adı. Güle tutku ile bağlanan, gülden beslenen ve gülden beslendikçe nağmelerine revnak veren hakikat âşığının.
Oysa bu beyitteki hüznün sahibi güle yaklaşan, onu uzaktan seven, sırf bu uzaklık sebebiyle onu önlenemez bir tutkuyla tutmak isteyen bülbül gibi genç bir âşığın değil, bilâkis gülü her daim kavrayan, onun hep yanında olan, onun sadece açışını değil, soluşunu da, yapraklarını döküşünü de izleyen, hatta ona hayat vermişken onu elleriyle gömmek zorunda kalanın çığlığı... güle gülden yakın gülbünün... gülbün-i firakın...
Yani bu çığlık başkalarının değil, sadece gül dalının çığlığı; gülün dalının çığlığı.
--reklam--
Daire'ye Dair Alıntıları - Sözleri
- ... kemâl ararken, tamıtamına zeval bulduk.
- Varlığından haz aldığım şey, yokluğundan ötürü bana elem veriyor; varlığı hazza, yokluğu eleme yol açıyor.
- Kısacası kemâl ararken, tamıtamına zevâl bulduk..
- Düşünme kendi toprağına ihanet edemez. Ben bizini bulmadıkça yola çıkamaz.
- Parantezin açılması da elimde değildi; kapanması da elimde olmayacak. Parantezi kim açtıysa o kapatacak, burası kesin.
- Görmek bir dünyayı bir kum taneciğinde Ve bir cenneti yabanıl bir çiçekte Sığdırıver o halde avucunun içine sınırsızlığı Ve dahî bir tek ânın içine sonsuzluğu
- Korku önce kişiyi değil, kişiliği öldürür. Kişilik ölünce, kişi de kendiliğinden ölmüş olur.
- Hakikate topluca yürünülemez!
- Ey talib! Nefsinin tafralarına kanıp sanma ki hakikate sahipsin, sen hakikate dahilsin.
- Korku önce kişiyi değil, kişiliği öldürür. Kişilik ölünce kişi de kendiliğinden ölmüş olur.
- Geldiğim son noktanın gitmek için yola çıktığım ilk nokta olduğunu görünce aynı daire içinde devran etmek yerine özgürlüğü seçtim.
- Bu durumda ben de bulanıklığın görüşümden değil, gördüklerimden kaynaklandığını anlarım.
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş...
- Sığdırıver avucunun içine sınırsızlığı.
- .... ışığı görebilmem için karanlığa muhtacım
--reklam--
Daire'ye Dair İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Deneme türünde yazılmış kitap 'daire'nin varoluşumuzda, evrende, düşünce sistemimizde ve hayatımızdaki anlamını ve zorunluluğunu anlatmaktadır. Insanın tekamül sürecinde dairesini tamamlamak zorunda olduğunu, kendi dairesinden çıkıp yeni daireler çizerek yola devam etmesi gerektiğini anlatmaktadır. Daire özgürlüğün ve sonsuzluğun anlaşılması için çok iyi bulunmuş bir metafordur. Kitabı okurken birçok yerde durup üzerinde uzun uzun düşünmem gerektiğini ifade etmem gerekir. Kitapta dilin ustaca kullanılmış olması kavram ve olgulara bakış açısının kesinlikle gelişmesini sağlamaktadır. (Burcu Ökmen)
Dücane Cündioğlu'nun denemelerini okumak, aklımı da kalbimi de zinde tuttuğuna inandığım bir değer ve aynı zamanda kaybettiğim ve çoğu zaman farkında bile olmadığım hakikatlerimin, keşif yolculuğuna çıkaran kıymetli bir vesile... Kitabın kapağına "Yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder" diyerek söze başlıyor. Hz. Allah ve Hz. insan arasındaki yolculuğun hakikat, kemal ve aşk düzeyinde seyrederken dairesel bir hat çizdiğini dile getirmiş. Kitabı okurken bol bol satır çizdim, durdum hazmetmeye ve hayal etmeye çalıştım. Soruları var kitabın 'ben' imize ve 'hiç'imize yönlendirdiği. Mesela: Neden hayret etmiyorsun? Asıl matlubun ne? Nerdesin ey insan? " devran olalım, seyran olalım, hayran olalım' iyi okumalar. (erkam)
Müslümanların sözde değil özde yüz aklarındandır Dücane Cündioğlu. Dini kendi tekellerinde görüp televizyon kanallarında ahkam kesen, üstüne üstlük kendi görüşlerine riayet etmeyenleri de hafiften hafife küçümseyen zihinlere tabiri caizse ağızlarının paylarını vermeye iyi bilir. Okumak, düşünmek, mümkünse anlamak gerekir. Kelimelerin tarihine, tarih içindeki evrimine, daraltılmasına ve genişletilmesine karşı çok güzel tespitler yapan Cündioğlu bu kitabında da kavramların işaret ettiği manaları bize çok güzel gösteriyor. Felsefi deneme okumanın yanı sıra manevi bir kapı da aralıyor bizlere. Düşünmek, tohumdaki ağacı ya da ağaçtaki tohumu görebilmektir, en azından bunun için çabalamaktır. Daire'ye dair ; başlangıç ve bitiş noktası aynı bir eksen etrafında süregelen hayatımız ve bu hayatın olmazsa olmaz hedeflerini fark etmemizi sağlıyor. "Zihinlerimize giydirilen deli gömleklerini" çıkarmamıza yardım edecek sorgulamalar yapmamızı kolaylaştıran bir eser ile karşı karşıya geliyoruz. Sindirilerek okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken orjinal yazılar mevcut. Yine yazarımızın bir kitaba isim olan sözüyle ifade edecek olursak "vaazı cedit değil Keşfi kadim" Spoiler İki kavis arasındayım. Her yaşam parantezi doğumla açılıyor ve ölümle kapanıyor; benim parantezim de doğumla açıldı ve her parantez gibi o da en nihayet ölümle kapanacak. Parantezin açılması elimde değildi; kapanması da elimde olmayacak. Parantezi kim açtıysa o kapatacak, burası kesin. Niçin açıldı, bilmiyorum. Niçin kapanacak, onu da bilmiyorum. İki kavis arasında olup bitenlerle öylesine ki bildiğim tek şey, iki parantez arasında sıkışıp kaldığım. Bu-ara-dayım; doğumla ölüm arasında. (Harun)
--reklam--
Daire'ye Dair PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Daire'ye Dair kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Daire'ye Dair PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorum