Kitap Künyesi

Yazar: Dücane Cündioğlu

Yayın Evi: Kapı Yayınları

İSBN: 9786054322213

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

Düşünce Düşlenir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Oğlunun -kendisine birkaç saat evvel satın almış olduğu şapkasıyla birlikte- trenin penceresinden başını dışarı çıkarıp sarktığını gören baba, birkaç kez oğlunu ikaz etmiş içeri girmesi için. Fakat küçük afacan babasının uyarılarını duymazlıktan gelip rüzgârla arasındaki oyuna devam etmiş; baba ne kadar "Oğlum yapma, içeri gir, şapkanı düşüreceksin," dediyse de küçük afacanı ikna etmesi mümkün olmamış. En nihayet sabrı tükenen baba, çocuğun fark edemeyeceği bir şekilde başından şapkayı kapıp "Bak gördün mü?" demiş; "Ben seni uyarmıştım, işte sonunda şapkanı düşürdün!"

Şapkasını kaybettiğini sanan çocuk tabii bu duruma çok üzülmüş ve gözünde iki damla yaşla tam da mahzun mahzun yerine oturacakken, babası, elinde tuttuğu şapkayı ona gösterip "Al şu şapkanı bakalım. Fakat bir daha da sakın trenin penceresinden başını çıkarıp sarkma, olur mu?" diye oğluna tenbihte bulunmuş. Çocuk babasının elinden sevinçle şapkasını alıp bir süre uslu uslu oturmuş.

VE çok geçmeden tekrar pencereye koşmuş; heyecanla şapkasını dışarı fırlattıktan sonra babasına yalvaran gözlerle bakıp şöyle demiş:

"Babacığım! N'olur, demin yaptığının aynısını bir daha yapsana!"

--reklam--

Düşünce Düşlenir Alıntıları - Sözleri

  • Yeryüzünde insanoğlunun sürekli ızdırab duygusu içinde yaşamasının bir tek nedeni var: mülkiyet. Burada mülkiyet kavramını her iki anlamıyla da kullandığımızı belirtelim: Birincisi, "sahip olmak", ikincisi ise "sahip olduğumuz(u zannettiğimiz) şeyleri sürekli kılmaya çalışmak." Acılarımız da buradan kaynaklanıyor: 1) Sahip olamazsak; 2)Sahip olduklarımızı koruyamaz da kaybedersek.
  • Neden dünyanın evrildiği yöne doğru kendimi çevirmem gereksin? Ters duran, yol kesen, durmaması gereken yerde duran ben değilim, bilakis o!
  • İnsanlar genellikle alışkanlıklarıyla düşünürler.
  • Bir insanın incecik bir buz tabakasının üzerinde dolaştığını bilerek hayatı yaşıyor olmasından daha ızdırap verici ne vardır bu hayatta bilemiyorum. Korkulası sürprizlerle dolu bir hayatı yaşıyor olmak, buz kırıklarının altındaki derin suların arasından kaybolup gitmek. Endişe mi? Korku mu? Dehşet mi? Hepsi bir arada!
  • Muhafazakarlık doğru ve gerçek olanı korumanın adı değil, bilakis genel ve yaygın olanı korumanın adıdır; bir tür garanticilik... Riske girmeme... Hep aynı yerden, aynı noktadan dünyayı seyretme... Bir tür herkesleşme...
  • Hayalleri bile kendilerine ait olmadı/olamadı bu ülkenin çocuklarının. Geçmişlerine dahi başkalarının taktıkları gözlüklerin ardından baktılar, başkalarının yardımıyla baktılar, başkaları gibi baktılar.
  • Düşünce ile dil arasındaki mesafe sanıldığından uzundur.
  • Kişi kendi tecrübelerinden bile ders al(a)mazken, başkalarının tecrübelerinden nasıl ders alsın?
  • İnanın gerçek özgürlük budur: hiç olmak!
  • Nedir dert? Dert sualdir, dert meseledir; hem soru'dur, hem sorun'dur.
  • Ne değişin, ne değiştirin; sadece değşirin!
  • Galiba en doğrusu, henüz vakit varken, yavaş yavaş çevremde birikmeye başlamış olan kalabalığın içinden usulca sıyrılıp saçlarımdan kavradığım kendimi böylesine safdilane bir vehmin taraftarları arasından çekip almak...
  • Ben olmaktan deneyebileceğim bir şey yok. Kendi mezarımdan başka hangi mezar kabullenir ki beni?
  • Beceriksizdirler; öyle beceriksizdirler ki sözleri değil, gözleri de saklayamaz yoksulluklarını, yoksunluklarını. Öfkelenemezler hiçbir şeye, karşı olmak ürkütür onları. Vakit kaybetmekten korkarlar, hayır demekten de, hatalısınız demekten de.
  • Kırk yıldır tekellüm ediyorum da insanlar benim kendileriyle konuştuğumu zannediyor.

--reklam--

Düşünce Düşlenir İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun zamandır okuduğum en doyurucu felsefe kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim. Yazarın farklı konular hakkında yer yer menkıbeleri yer yer ünlü filozofların sözlerini yer yer kıssaları kullandığı ve kendi düşünceleriyle harman yapıp kısa denemeler şeklinde okuyucuya sunduğu küçük hacimli bir kitap. Kitapta mefhumlar üzerine düşünceler, kişinin benliğini arayışı, niceliğin beğeni kıstası olup niteliğin aynı ölçüde önemsenmeyişinin haklı tenkidi, soru sormak, insanın meselesinin olması, derdinin olması, bolca sorgulamaya teşvik, alışılmışın dışına çıkıp devr etmek, seyr etmek ve hayran olmaktaki taaccüp-tefekkür bağlamı, modern çağ içinde yaşayan insanın giderek kendinden benliğinden uzaklaşması ve bu çerçevede çektiği çilenin dayanılmaz ızdırabı gibi meselelere yer verilmiş. Aynı zamanda yazarın müessir bir lügate sahip olduğunu da söyleyebilirim. Kelimelerin ahengiyle felsefe buluşunca ortaya tadına doyumu olmayan bir kitap çıkmış. Dil ne kadar gelişmişe düşünceye aktarım ve beraberinde okuyucuya aktarım da o derece etkili oluyor. Herkese hitap eder mi bilmiyorum -ki yazar kitabında bu konuya da değinmiş- ama felsefe severlerin keyifle okuyacağına inanıyorum. Kendine bir farkındalık katmak isteyen, mefhumlar üzerine kafa yormayı seven, konforun bataklığından çıkıp farkındalığa dönüştürmeye çalışan okurlara tavsiyemdir. "Korkulmaz mı hiç yalnızlıktan/ Ben ki hep korkular devşirdim yalnızlıktan!" Keyifli okumalar. (mitra)

Ne zaman sessiz, kimsesiz bir yer bir dağ başı görsem hemen oracıkta küçük bir ev inşa ederim, zihnimde. Kimsenin geçmediği, geçenin de sormadığı bir yer... Şehirden, insanlardan, betondan, yıldızları göstermeyen binalardan uzak, insanın kendiyle kaldığı, gürültülü kalabalıktan sıyrıldığı bir yer... Niçin peki? Kendisini görmesi, bilmesi ve tanıması için. Doğrusunu söylemek gerekirse bunlar için çok uzaklara, kimsesiz diyarlara gitmeye gerek yokmuş, yukarıya yazdıklarım benim zihnimdekiler sadece. Kalabalık içinde de insanın içine yönelmesi pekâlâ mümkünmüş, kitap bunu çok güzel dile getirmiş. Sus ve dinle kendini. Gemin biraz da sessizliğin sularında yol alsın... Ara, bul içindeki... Bulamazsan da niyetini belli et. Düş yola... Ama dönmeyi de bil, takılıp kalma, her neye takılıp kalacaksan. Bir derdin olsun, bir meselen olsun... Bilmek için hayret gerek hayret için görmek gerek görmek için ise devr gerek, yani "mânen âlemi temaşaya çıkmak" lazım ki bunun içinde dert lazım "dertsiz/gamsız insan gaflet içinde demektir, zihnen hareketsizdir..." Umursama sayıları, sakın ola onlarda arama hakikati. Niçin? Durmadan sor bu soruyu kendine kendine. Mesela niçin inandığını bil önce. Az çok sen de öğrendin değil mi bu hayatın "her an çatırdayan incecik bir buz tabakası" olduğunu, işte bu yüzden durma, durursan hiçbir farkın kalmayacak diğerlerinden. Durma, koş... Yola çıktıysan, düşeceksin ama bak ne diyor yazar; "düşmekten korkmamalı, bilâkis öylece düşüp kalmaktan, düşüp kalkamamaktan korkmalı." Okurken "bügücük kuşu"nu çok sevdin demi. Ama üzüldün de bir hüzün çöktü içine. Sinirlendin, kızdın, meylettin yine dünyaya küsmeye, ama başaramadın. "herkes önce elindeki fidanı dikmeye bakmalı!" bunu okurken ise dünyaya küsmek değil de ne yapman gerektiğini öğrendin, ne güzel anlatmış yazan yapılması gerekeni. Bir de bir şey daha öğrendin sanırım, aradığın hakikat uzakta değildi, buralarda bir yerlerdeydi eğer gözlerini kendine çevirebilirsen bulmak için ilk adımı atmış olacaktın. O halde ne duruyorsun? Bir küçük not: "Çıktım erik dalına anda yedim üzümü!" Yunus Emre Şimdi git ve biraz da bunu düşün. Bir küçük not daha: Ben bu yazı da içimle konuştum. (esra k.)

--reklam--

Düşünce Düşlenir PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Dücane Cündioğlu - Düşünce Düşlenir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düşünce Düşlenir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?

1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.

--reklam--

Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri

  • Hz. İnsan
  • Göz İzi
  • Ölümün Dört Rengi
  • Cenab-ı Aşk
  • Motto
  • Düşünce Düşlenir
  • Daire'ye Dair
  • Hakikat ve Hurafe
  • Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
  • Sanat ve Felsefe
  • Sinema ve Felsefe
  • Mimarlık ve Felsefe
  • Akif'e Dair
  • Söz'ün Özü
  • Keşf-i Kadim
  • Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
  • Felsefenin Türkçesi
  • Anlam'ın Tarihi
  • Kur'an Çevirilerinin Dünyası
  • Bir Mabed Bekçisi
  • Arasokakların Tarihi
  • Philo Sophia Loren
  • Bir Mabed Savaşçısı
  • Başörtü Risalesi
  • Bir Kur'an Şairi
  • Bir Mabed İşçisi
  • Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
  • Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
  • Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
  • Kur'an ve Dil'e Dair
  • Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
  • Tarih ve Siyaset'e Dair
  • Bir Mabed İşçisi
  • Bir Mabed Bekçisi
  • Bir Mabed Savaşçısı

--reklam--

Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri

  • Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
  • -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
  • Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
  • Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
  • Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
  • "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
  • Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
  • Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
  • Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
  • Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
  • ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
  • Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
  • Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
  • Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
  • Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
  • “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
  • Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
  • ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
  • Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
  • İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)