Kitap Künyesi

Yazar: Engin Geçtan

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9799753421026

Sayfa Sayısı: 248

--reklam--

Dersaadet'te Dans Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dersaadet'te Dans, nasıl ve ne zaman girildiği bilinemeyen bir çağın başdöndürücü dansından öylece seçilivermiş, sıradan bir mikrokozmosun masalı. Bir şeylerin sürekli öğütülüp yenilerinin varedildiği, gitgide hızlanarak, kaosun düzenle buluşup ayrıldığı yerde, kaosun kenarında sürüp giden bir dans. Korkuya kapılıp yadsınmaya çalışıldıkça içinde daha çok sürüklenip savrulunan bir çağ; uzun bir uykudan bu çılgın dansın ritmine uyanıverip bu yeni çağın dünya merkezlerinden biri olmaya aday bir kent. Çıplak özseverliğin giderek tırmandığı bir dünyada birlikte ya da tek başına yaşanmaya başlanan "yalnız kültürü."

Toprakla bağını koparmış çaresizlerin gözlerini kozmosa çevirdiği ve alışılagelmiş sistemlerin geçerliğini hızla yitirdiği bir dünyanın öyküsü Dersaadet'te Dans. Kültürel birikimiyle teknolojinin sentezini başarıyla gerçekleştirip, kendini kendi içinde kilitlenmeye mahkum eden yakın tarihin egemen güçlerinin düzenine ayrıksı bir kentin öyküsü. Geleceğin provasının yapıldığı, kültürlerin yerini enformasyon ağının dinamiklerine bırakmaya başladığı bir dünyanın masalı.

(Arka Kapak)

--reklam--

Dersaadet'te Dans Alıntıları - Sözleri

  • Konu yaşamın kendisi olduğunda hikâyeye neresinden gireceği­niz önemli olmayabilir. Yaşam sinema filminden farklıdır. Bir film başından izlenmediğinde, karakterleri tanımakta, olayları kavramakta zorlanırız. Oysa birbirimizin hayatına aradan bir yer­den giriveririz. Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek, birlikte, he­ men orada yaşanmaya başlar ve sürekli yeni hikâyeler yaratılır. Bazı durumlar dışında, insana kendi hikâyesini yaratma hakkı ta­nınmıştır. Hikâyesini yaratanın kendisi olduğunu kabul etme­mekte direndiğinde, hikâyesi tragedyasızlığın tragedyası olur.
  • Hayatlarında hiç delilik yapmayanlar sandıkları kadar bilge değillerdir.
  • Yaşamında denetleyebileceği bir şey kalmamıştı, ama ölüme giden yolculu­ğu denetleyebilirdi. Yalnızca ne zaman öleceğini Tanrı'ya bıraka­rak.
  • İlk yalandan sonrası daha kolay gelir çoğu kez.
  • Zaman bir rastlantılar dizisi. Varoluş, insanın rastlantılarla ne yapıp yapmadığı.
  • Yüzünde kendini önemli sayan insanlara özgü maskemsi sırıtma.
  • Zaman bir rastlantılar dizisi. Varoluş, insanın rastlantılarla ne yapıp yapmadığı.
  • Kendinize ısmarlamak için debelenmediğinizde bazen yaşam sizi bulur. Yolun yarısını aşmış olsanız bile.
  • İnsanlar gibi kültürler de dünyanın kendileriyle başlayıp bittiğine inanmaya başladıklarında, kendi içlerinde kilitlenirler. Sonuçta kendi kendilerine tutsak olurlar. Sen ve ben gibi!
  • "İlk görüşmede insanlar görünmek istedikleri gibi davranırlar."
  • Yaşamlarının başından kabul edilmeyi yaşayamamış insanların, gerçekten kabul edildiklerinde, kabul edilme gerçeğiyle ne yapacaklarını bilemedikleri için kabul edilmeyi kabul edemediklerini bilemezdi.
  • Yolculuk boyunca üç simit, iki ayran ve sonra cebi delik. Yine de hiçbir gücün onu köye döndüremeyeceğine inanacak kadar yürekli.
  • İç dünyasının fakirliğiyle yüzleşmemek için sürekli hareket etmeliydi. Bir öteye, daha öteye, hızla. Çok şeye sahip olmuştu, sahip olduklarını yaşayamıyordu. Hızı giderek artıyordu, durduğu an düşebilirdi. İçindeki boşluğa!
  • Rastlantı tanrının işidir, ama mucizeye dönüşmesi anahtarla kilidin ikili dansıdır. Anahtarla kilit uyuşmadığında dans edilemez, dans olmayınca mucize yartaılamaz.
  • “Kaos çoğu zaman yaşamı besler, düzen de alışkanlıkları.”

--reklam--

Dersaadet'te Dans İncelemesi - Şahsi Yorumlar

VE ŞİMDİ VEDALAŞTIK ENGİN GEÇTAN: Yazarın okuduğum ilk kitabı. Aslında biraz tuhaf bir buruklukla okudum. Çünkü bir youtube kanalında tavsiye edildiği için almıştım ve kitaplığımda öylece duruyor, bir türlü okunmuyordu. O kadar ki kitap okunmayı beklerken yazarı 2018 yılında kaybettik. Sanki kendisine ayıp etmişim gibi elim varmadı bir türlü. Vardığında da yarım kaldı. Sonunda tamamladım. Kitapta "Yaşam, içimizdeki siyahla beyazın hiç durmayan dansı." dediği gibi kitap da siyahla beyazın romanı. Sınıfsız, idealize edilmiş bir dünya ile bizim dünyamızın karşılaştırması. Sınıfsız dünyadan bizim dünyamıza özenip kaçanlar ve ardından gelişenler... Kitapta hayata dair çok güzel tespitler de mevcut. Bende yazarı biraz daha tanıma hevesi uyandırdı. (Murat)

Yazarı ilk insan olmak kitabı ile tanıdım ve sadece psikolojik değil roman da yazdığını kütüphane bilgisayarı sayesinde öğrenmiş oldum. Evet kitabımız dünyanın bir yüzü daha olduğunu ve bunun soyut olduğunu ama bu yüzü ile arasında geçişin olabildiğini söylüyor. Dünyanın bu yüzü siyah diğer yüzü ise beyaz siyah dokunduğu beyazı da siyaha dönüştürüyor. Beyaz yüzde düzen başka insanlar anadan doğma kalabiliyorlar ve no problem yalan yok yönetici yok vs. Ama beyaz yüz televizyonlardan siyah yüzü izlerken oraya gitme umudu doğan ve siyahı kendini bulaştıran beyaz yüz de bir kara delik olup çıkıyor. Güzel kurgulu ve hayatımdan parçalar bulduğum kitap. (Pharmacist Khaadejah)

Öncelikle söylemeliyim ki romanın çok çarpıcı bir girişi var. Birbirinden çok farklı hayatların kesişen öyküsünü anlatıyor. Müzisyen Zeus, Zeus'un yardımcıları Muhteşem, Satılmış ve Hidayet; dansöz Azize(Maria Magdelena) , Rasputin, Meryem, Dürrü, kedi İsa; zaman ve mekanın ötesinden gelen Oro, uzayda kaybolup diğer dünyaya giden Davut... Romanda karakter sayısı bir hayli fazla. Gelelim konusuna, dünya insanlar tarafından kirletilip siyahlaşmaya başlayınca beyaz olan öteki dünyayı yaratmıştır. Çünkü yingyang felsefesine göre siyah varsa beyaz da olmalıdır. Bu beyaz dünyada hükmetmek, yarışmak, ceza, insani hırslar yoktur. Burası bir nevi ütopyadır. Siyah dünyada yaşayan insanların beyaz dünyadan haberi olmasa da beyaz dünya yayınlarını seyrederek onlardan haberdardır. Başta simgeleri Oro olmak üzere tüm halk siyah dünyada müzisyen olan Zeus'a hayrandır. Bir de Zeus'la hiç karşılaşmadığı halde kendisine aşık olduğunu düşünen azize vardır. Romanda yalnızlık, özgürlük, irade, çıplaklık kavramları sıklıkla sorgulanır. Romana mekan olan şehrin adı verilmese de İstanbul olduğu aşikardır. Engin Geçtan romanları dışında psikoloji kitapları da yazıyor. Dersaadet'te Dans, yazarın okuduğum ilk eseriydi. Üslubu, karakterleri ve yarı fantastik kurgusuyla bana çok keyif veren bir okuma oldu. Beğendiğim bir yazar daha keşfetmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum şu an. Kesinlikle tavsiye ederim. (Hatice şentürk)

--reklam--

Dersaadet'te Dans PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Engin Geçtan - Dersaadet'te Dans kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dersaadet'te Dans PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Engin Geçtan Kimdir?

Engin Geçtan 12 Ocak 1932'de İzmir'de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladı. 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Geçtan, psikoloji ve nöroloji dallarında ABD'de New York ve Columbia üniversitelerinde beş yıl süreyle uzmanlık eğitimi gördü.

1974'te profesörlüğe yükselen Geçtan, ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulundu. Ayrıca, bir yandan psikiyatr olarak mesleğini icra ederken, bir yandan da sürekli yazıyordu. Geçtan’ın, Dersaadet'te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu ve Tren adlı romanları bulunuyor.

Uzmanlık alanı psikiyatri olan Engin Geçtan 1975-1987 yılları arasında meslek dışı okuyucular tarafından da ilgiyle karşılanan dört kitap yazdı. Çok sayıda basım yapmış ve yapmakta olan ve kendi bilimsel disipliniyle ilgili bu dörtlünün ardından, (İnsan Olmak, Varoluşçu Psikiyatri, Normaldışı Davranışlar ve Psikanaliz ve Sonrası, Metis) psikiyatri alanının çerçevesinden çıkma isteği doğrultusunda roman-senaryo çalışmalarına başladı. Ankara ve İstanbul’daki dört üniversitede öğretim üyeliği yapmış olan Engin Geçtan halihazırda üniversitedeki part-time görevi dışında klinik çalışmalarını psikoterapist olarak sürdürmektedir. Dersaadet’te Dans, Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?, Kırmızı Kitap ve Kızarmış Palamutun Kokusu romanlarına 2004 yılında Tren’i de ekledi. Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları yayımlandı.

Geçtan’ın Kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren Kimbilir? ve Hayat adlı kitapları da bulunuyor. Psikiyatri uzmanı, romancı ve yazar Prof. Dr. Engin Geçtan 86 yaşında yaşamını yitirdi.

Prof. Dr. Engin Geçtan, Psikiyatri alanıyla ilgili çok sayıda basım yapmış “İnsan Olmak”, “Varoluşçu Psikiyatri”, “Normaldışı Davranışlar” ve “Psikanaliz ve Sonrası” kitaplarını kaleme aldı. Engin Geçtan ardından, roman-senaryo çalışmalarına başlamıştı.

“Dersaadet'te Dans”, “Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?”, “Kırmızı Kitap” ve “Kızarmış Palamutun Kokusu” romanlarına 2004 yılında “Tren”i de ekleyen Geçtan, kırk yıllık bir deneyimin ardından psikiyatriye, Türkiye insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getiren “Kimbilir?” ve “Hayat” adlı kitapları yayımlamıştı.

Prof. Dr. Engin Geçtan, ayrıca ODTÜ, Ankara, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerinde öğretim üyeliğinde bulunmuştu.

--reklam--

Engin Geçtan Kitapları - Eserleri

  • Varoluş ve Psikiyatri
  • Mesela Saat Onda
  • Zamane
  • Kuru Su
  • Seyyar
  • Psikanaliz ve Sonrası
  • Tren
  • Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar
  • İnsan Olmak
  • Hayat
  • Kızarmış Palamutun Kokusu
  • Kırmızı Kitap
  • Kimbilir?
  • Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?
  • Dersaadet'te Dans
  • Rastgele Ben
  • Orada Bir Arada
  • Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar
  • Dünya Hali

--reklam--

Engin Geçtan Alıntıları - Sözleri

  • Kim ki kendini geride tutar, o her zaman ön plandadır. Kim ki kenarda durur, o her zaman bir yerdedir. Kim ki kendini göstermeye çalışmaz, o her yerde görünür. Kim ki kendini tanımlamaz, o her zaman seçkin kalır. Kim ki yaptıklarıyla böbürlenmez, ortaya çıkardıklarının değe­ ri kalıcı olur. (Varoluş ve Psikiyatri)
  • Kedilerde son nefeslerini gözden uzakta verirler. Onlar bizden daha iyi biliyorlar, ölümün kimseyle paylaşılamayacağını. (Tren)
  • O reddetmeden ben reddedeyim kaygısı sonucu yalnız kalan insanların sayısı o kadar çoktur ki ! (İnsan Olmak)
  • Her insan hayatında en az bir kez mucizeyle karşılaşır, eğer onu fark edebilirse. (Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?)
  • İnsanın ancak, ana-babasını kendi dünyaları olan ayrı varlıklar olarak görmeyi başarabildiğinde gerçek anlamda yetişkin sayılabileceğini düşünüyorum. (Kimbilir?)
  • Çocuğun gelişimi üzerinde, eğitimciler de ebeveyni kadar, hatta bazen onlardan daha çok etkili olurlar. Jung, öğretmenlerin, çocuğun kendisini tanımasını ve bilinçdışını bilinçlendirebilmesini sağlayabilecek bir biçimde eğitilmeleri gereğini savunmuştur. Bunun için, çocuğun yeni deneyimlere girişmesine ve içgüdüsel enerjilerini harekete geçirebilecek simgeler edinmesine imkân sağlamak gerekir. (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Kendini tanımak "dıştan içe" sessiz bir yolculuktur, anlatılması ve paylaşılması zor, bazen sadece kokusu alınabilir. Akmakta olan bir ırmağın, aynı zamanda kaynağına doğru yolculuk edebilmesini çağrıştıran bir süreç, kaynağa ulaşılamasa da yolculuğun kendisine değer. (Zamane)
  • Aşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur. (Psikanaliz ve Sonrası)
  • ''Eğer her şey çocukluk dönemiyle açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme gücüne duyulan güven de küçümsenmiş olur.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Bir şeylere inanmak insanı rahatlatıyor olmalı. Kadının yüzündeki huzuru fark ettin mi? (Kırmızı Kitap)
  • Sevgiye ve kabul edilmeye duyulan ihtiyaç arttıkça, red­dedilmeye duyarlık ve alınganlık tepkileri de o denli yoğun olur. Bazı insanlarda bu duygu öyle yoğundur ki, diğer insanlar tara­ fından kendilerine verilen değeri ve gösterilen yakınlığı kabulle­nemez ya da psikoz sınırlarını zorlayan, mantık dışı bir duyarlık gösterirler. Bu tür tepkileri sürekli olarak gösteren kişilerde para­noid eğilimlerin varlığından söz edilir. Örneğin, yoğun eksiklik duyguları içinde yaşayan bir kişi, olumlu bir niteliğinden ötürü takdir edildiğinde kendisiyle alay ediliyormuş duygusuna kapılır ve ezikliğinin yarattığı düşmanlık duygularını, çevreden kendisi­ne yönelmiş gibi yaşar. Bu nedenle, paranoid kişi çevresindeki in­sanların davranışlarını ve sözlerini yanlış yorumlama eğiliminde­dir. (Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar)
  • Toplu kişilik çözülmeleri; Jung'un tanımladığı kişilik bölümlerinden "gölge arketipi"nin kişiliğin geri kalanını egemenliğine almasi; gelişimin narsisistik dönemine gerileme özelliği gösteren davranışlar ve bu olguya eşlik eden kendine özgü mantık biçimleri; insan ilişkilerinin yerini imgelerle ilişkilerin alması; toplumsal yapıların yerini Baudrillard'ın tanımladığı sessiz yığınlara bırakması; "kaosun kenanı"ndaki kaygan zeminde sürdürülmeye çalışılan köhnemeye yüz tutmuş modeller; isimsizlik ve kimliksizliğe mantar gibi üreyen yeni inanç sistemlerinde çözüm aranması; Descartes düşüncesinin ve getirdiği alışılmış kavramların yaşanmakta olan fenomenleri açıklamada yetersiz kalması, kozmik dans dinamikleriyle ortaya çıkan olayların, Batı kültürünė egemen olan çizgisel (linear) zaman doğrultusunda bakıldığında, anlaşılmaz ve izlenemez hale gelmesi; pozitif bilimin temel araç olarak kullanma alışkanlığında olduğu "belirleyici" kavramının, yerini "karmaşalık" (complexity)* denilen dinamiklere bırakması ve alışılagelindiğin ötesinde daha birçok diğer dinamiklerle belirlenen yeni bir çağ. Çizgisel zamanda düşünmeye alışmış olanların, başlangıç kavramına takılıp kaldıkları için, ne zaman başladığını saptamaya çalışırken inandırıcı olamadıkları bir çağ. (Kimbilir?)
  • … Kendini siyahından uzak tutmaya çalışan beyaz, zamanla bunun bedelini kirlenerek öder. Siyahın karşı konulması zor cazibesine kapılarak. (Seyyar)
  • ''İnsan kökenini arar, dünyanın tamamlayıcı bir parçası olmak ve bir yere ait olduğunu hissetmek ister.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • Onun doğasıydı bu, zorlukları yalnızlığında yaşamak. (Kuru Su)
  • ''İnsanları diğer insanlar hasta ettiğinden yine insanlar iyi edebilir.'' (Psikanaliz ve Sonrası)
  • ...varolmayarak yaşamak. (Varoluş ve Psikiyatri)
  • Normal insan, yaşamına bir anlam katmak ve kendini geliştirmek amacıyla sürekli çaba gösterir ve toplumun da isteklendirmesiyle çeşitli alanlarda kendini yüceltir. Bu çabasında kendi hakkındaki varsayımları oldukça gerçekçidir, kendisini zorlamaz. (Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar)
  • "Kendimi arıyorum." "Umarım tümden kaybetmezsiniz." (Kızarmış Palamutun Kokusu)
  • Evrende her şeyin ömrü olduğunu bilmek bizleri zamanın ölçülebilir bir şey olduğu yanılsamasına yöneltiyor. (Seyyar)