Kitap Künyesi
Yazar: Ömer Faruk Dönmez
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753559188
Sayfa Sayısı: 127
--reklam--
Dervişan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ömer Faruk Dönmez’in bu kitabı DERVİŞAN, bağımsız okunabilecek; ama aslında birbirine bağlı, üç uzun hikâyeden oluşuyor. Yazarın önceki kitaplarından az çok tanıdığımız karakterler, farklı ve derin sorgulamalarla yine karşımızda; kimi zaman bir ilahiyatçı, kimi zaman bir yazar, bir imam, bir öğretmen, bir derviş olarak… “İçinde yaşadığımız sosyokültürel ortamda, zihnimizin çalışma biçimi ne kadar İslamîdir? Modernizm bataklığına saplanmış müslümanlar olarak, gerçekten müslümanca bir tasavvura sahip miyiz? Kullandığımız akıl, müslümanca bir akıl mıdır?” Bu önemli soruların ısrarla sorulduğu ve sahih cevapların inançla arandığı bir kitap, DERVİŞAN… Üslubu ve muhtevası ile, estetikten ve tefekkürden vazgeçmeyen okurlarını bekliyor.
--reklam--
Dervişan Alıntıları - Sözleri
- Edeb başka şey azizim; kitaptan okumakla öğrenilmiyor.
- Modernizm, 'bilgi sahibi' ama 'cahil' insanlar üretti. Burada söz konusu olan cehalet, ilmin değil; hilm'in zıddıdır.
- Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir.
- En katlanılmaz cahil tipi: bilmediğinin farkında bile değil.
- Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir.
- Karma eğitime karşı çıkanlar; derhal 'gerici' ve 'yobaz' olmakla, ülkeyi ortaçağ karanlığına götürmek istemek le, örümcek kafalılıkla, uygar olamamakla suçlanacak.
- En güzel otellerde misafir edildik. Banyoya bir giriyorsun; o iğrenç klozet! Ara ki, taharet borusunu bulasın! Bunların ortaçağda falan taslara yapıp, hooop, evlerin penceresinden sokağa attıklarını duymuştuk da bunu duymamıştık azizim. 21.yüzyıldayız. Batılılar hala k*çlarını yıkamayı öğrenememişler. Benden söylemesi. Sen bütün şehre yer altından dolaşan metrolar yap; oranı yıkamayı akıl edeme! Hangi 'ilerleme' bu kardeşim? Hangi 'gelişme'?!
- Evet, insanlar beni anlamıyorlar. Ki bazen kendimi onlara anlatabilmem için nasıl muhteşem performanslar sergilediğime cümle alem şahit. En ince, en kıvrak, en açık bir dille, bütün o muhteşem birikimimle çıkıyorum kimi zaman karşılarına bana mısın demiyorlar.
- Çanakkale cephesinde kazanılamayan zafer , turizm cephesinde kazanılmıştır!
--reklam--
Dervişan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türklerin Hristiyanlaşması: Selamün Aleyküm. Yine Ömer abimiz burada da o sivri dilini ihmal etmemiş:) öteki kitapları kadar küfür ve argo olmasa da illaki kullanıyor bunu bir eksik olarak görüyorum ama onun dışında kitabı çok beğendim. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk iki bölüm Türklerin nasıl dininden uzaklaştığını yine o sivri diliyle anlatıyor ama üçüncü bölümde sanki bütün bu sorunların cevabını burada bahsetmiş gibi. En çok üçüncü bölümü beğendim çünkü tasavvuf ile şeriatı birleştirmiş ve bize bir yol göstermek istemiş. Okumanızı tavsiye ederim:) (Saliha)
Bismillahirrahmanirrahim Kitap 3 kısımdan ve 3 farklı hikayeden olusmaktadir. İlk hikaye imamın başından geçenleri anlatıyor açıkçası ilk hikaye biraz sıkıcıydı. Kitap okurken yarıda bırakamıyorum sıkıcı da olsa devam ettim okumaya.. İkinci hikaye Türklerin hristiyan oluşu başlıklı. Okurken bir çok nokta dikkatimi çekti ve yazarın anlattıklarıni okudukça bazı noktalara farklı bakmaua başlıyorsunuz. İkinci kısım harikaydı. 2. Bölümü nasıl bitirdiğimi anlamadım. Üçüncü kısım ise dervişan adlı bir hikaye. Kısa ve öz okurken sıkılmıyorsunuz. İlk bölümü saymazsak güzel bir kitap, özellikle de ikinci bölüm için okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.. (Esra Demirci)
Dervişan, yazarın okuduğum ikinci kitabı. Aslında ‘Hamza’ kitabını okuduktan sonra bir daha Ömer Faruk Dönmez kitaplarını asla okumam demiştim. Okumam dedim çünkü üslubunu hiç sevmiyorum. Özellikle de İslami kelamı kullanan kesimin argo ve basit cümleleri kullanarak yaptığı gevezeliğe tahammül edemiyorum. Gerçi çoğu espritüel yazış olarak değerlendirebiliyor ancak beni gerçekten rahatsız etti. Aslında yazdıkları Metin Karabaşoğlu gibi. Vurguladıkları çıkarımlar, eleştirdikleri gerçekler benzer ama arada kocaman bir uçurum var sanki. Ömer Faruk Dönmez’in İkinci kitabını da okudum çünkü dobra dobra -kitabın ortasından- lafı dolandırmadan can damarından konuşuyor. Kendisinin de ifade ettiği gibi biraz radikal. Neden bilmiyorum ama radikal fıtratlara kayıtsız kalamıyorum. Ve tek kitabı ile de haksızlık etmek istemedim. Ek olarak hem kitabın ismi hem de kapak tasarımı ilgimi çekti diyebilirim. Hamza kitabında olduğu gibi aynı üslüpla benzer şeyler paylaşılmış. İslam dininin aslından uzaklaşmış sözümona müslümanları hakkında yazdıkları. Ama ahirzaman müslümanlarının ameli yaşantısından ziyade sosyolojik çerçevesi, bozulmuş zihniyeti, değişmiş değerleri. Her satırı eleştiri... Kitabı okurken güzel duygular hissedemedim ki. Hatta okuduğum 2 gün boyunca anlayamadığım bir çemkirme, sorgulama, yadırgama ve eleştirme isteği hasıl oldu bende ve bundan hiç hoşlanmadım:( Bu yazarın tenkit zihniyeti de bulaşıcı galiba… Hoşlanmadım çünkü zaten uç olan günümüz insanını daha da uçlaştırabilecek üslubu fazlasıyla birikmiş duygular taşıyor zannımca. Tenkitle enaniyetin arasındaki o ince çizgiyi fazlasıyla aşmış. Kendisinden başka her şeyi herkesi çok yukarılardan eleştirirken kullandığı cümleler sessiz sessiz ’’ben ben!!! ‘’diyor ki duymamak elde değil! Bu tür kitaplarda devamlı tekrarlanan ''ben'' ve ''onlar'' yerine; vurgulanan, akılda kalan, işaret edilen ''O'' olmalı değil mi? Sanki iki yazar var da aralıklı yazmışlar kitabı. Bir bakıyorsunuz liseli ergen misal; argo cümleleri ile espiri havasında her şeyi eleştiriyor. Tabii kendini yüceltirken… Bir de bakıyorsunuz bir medrese talebesi gibi hikmetli ince ve derin kelamlar. İnsanı sarsan, bahane bırakmayan, teslim oldum dedirten… Kitabın en beğendiğim kısmı üç kere okuduğum üçüncü bölümüydü. Kitaba da adını veren bölüm ‘Dervişan’. Bana bıraktığı cümle: ’’ Nasılsanız öyle yönetilirsiniz!'’ Üçüncü kitabını okur muyum ?? Bilemedim… (Zeyneb Öztürk)
--reklam--
Dervişan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez - Dervişan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dervişan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ömer Faruk Dönmez Kimdir?
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.
Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Kitapları - Eserleri
- Hamza
- Bir Kitap Bir Balta
- Bir Yobazın Günlüğü
- Dervişan
- Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
- Hep Aynı Hikaye
- Ab-ı Hayat
- Paradigma Sonsuzluk
- Ab-ı Hayat 2
- Yolcu ve Burjuva
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Alıntıları - Sözleri
- Ulan ne iş be. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştayım ve dershaneye gidiyorum. (Hamza)
- İfade edilmeyen bir düşünce,hiç düşünülmemiş gibidir.. (Hep Aynı Hikaye)
- "Hayatın hakkını vermeden yaşayanın, varlığı haramdır." (Ab-ı Hayat)
- İçindeki eğrilikle uğraş. (Ab-ı Hayat)
- Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir. (Dervişan)
- Dağ dağa kavuşmuştu fakat insan insanı anlamamıştı... (Bir Kitap Bir Balta)
- Beni geçelim azizim. Uzun mevzuyum. Anlatmakla bitmem ki. (Bir Yobazın Günlüğü)
- İlginçtir; Yusuf aleyhisselam bir kadının şerrinden kurtulmak için senelerce hapiste kalmayı göze almış; torunu Musa aleyhisselam ise bir kadına ulaşabilmek için senelerce işçilik / çobanlık yapmıştır. Demek ki kadın vardır, yüzünü görmektense zindana girmek evlâdır; kadın vardır, ona ulaşmak için uğrunda yıllarca çalışılsa sezâdır. (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
- Yolcu bu dünyaya sırnaşmayan ve yerleşmeyen onurlu insandır.. (Yolcu ve Burjuva)
- Ruhu örseleyen yıpratan yoran parçalayan tüketen iki şey var: arzular ve korkular. (Yolcu ve Burjuva)
- Modern edebiyat hikmete hakka hakikate iyiye bünyesinde yer veremiyor metinden bir ders ve ibret almayı bir hisse ve nasihat çıkarmayı asla istemiyor çünkü tam da bunları reddetmekle varlık buldu biz dertli yazarlar da hikmeti hakkı hakikati iyiyi güzeli anlatmak istediğimizde modern edebiyatın bu gizli ve otoriter tehdidiyle ve reddiyle baş etmek zorunda kalıyoruz Sanatta mesaj olur mu diyenler işte bu tezgaha düşenlerdir. Bir meselesi olmayan bu kadar geveze işte bu yüzden piyasaya doldurmuştur. (Yolcu ve Burjuva)
- Bir mutluluk bazen nasıl da bir tek cümleyle yıkılabiliyor... (Hep Aynı Hikaye)
- “Mevla görelim neyler/ Neylerse güzel eyler” (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
- Edeb başka şey azizim; kitaptan okumakla öğrenilmiyor. (Dervişan)
- Her şeyi yanlış anlıyorlar. Aptal oldukları için mi? Bilmiyorum. Kafaları az çok çalışıyor. Fakat kalpleri? Kalpleri? Bir kalpleri var mı ki dersin canımın içi? (Bir Yobazın Günlüğü)
- Gönlünü her gün tazelendireceksin; ‘ölümlü dünya’ diyeceksin, hepsini senin mülküne verseler ne olur, bir gün gelecek öleceksin: bu vaaz gönlü tazelendirir. (Ab-ı Hayat)
- yani mensubiyetin değil samimiyetin belirleyici olduğunu yani insanları iddialarına göre değil ahlâklarına göre tanımlamak gerektiğini evet zaman içinde daha iyi anladım ve ilginçtir anneden babadan tevarüs edilmiş hocadan ezberlenmiş din sadece mensubiyet doğuruyor oysa varlık nedir var eden kimdir gayesi nedir diyerek bedeli ödenmiş emek verilmiş din samimiyet doğuruyor bu denklem tersten de kurulabilir yani mensubiyet sadece tevarüs edilmiş ve ezberlenmiş biçimi üretirken samimiyet bedeli ödenmiş emek verilmiş bir inanma biçimi üretiyor (Paradigma Sonsuzluk)
- Zamanın birinde bir memlekette, ağzından küfür eksik olmayan bir adam yaşarmış. Nerde hoşuna gitmeyen bir durum görse basarmış küfrü. Memleketin en küfürbaz adamı olarak nam salmış tabi. Herif bu kötü namından rahatsızlık duymaya başlamış; fakat küfretme alışkanlığından da bir türlü vazgeçemiyormuş. Gitmiş bir tekkeye. Şeyh efendiden derdine bir çare dilemiş. Şeyh buna bir avuç bakla vermiş. Al bunları demiş, birini ağzına koy, tam küfredeceğin zaman bakla diline değer; küfretmemen gerektiğini hatırlayıp, kendine hâkim olursun. Bizim adam uygulamaya başlamış. İşe yarıyormuş da. Neyse bir gün yine bu şeyhle bizimki gezerlerken müthiş bir yağmur başlamış. Acayip ıslanmışlar. Tam tekkeye doğru koşarlarken bir evin penceresinden bir kadıncağız seslenmesin mi: "Hocaefendi bir bakıver!" Ulan koskoca keramet sahibi şeyh, yağmur yağıyor diye halkın talebini geri mi çevirecek: durmuşlar tabi. Ama yağmur nasıl yağıyor! Penceredeki kadın kaybolmuş, bizimkiler de kapıyı açmaya geliyor sanıp beklemişler. Neyse, 5 dakika sonra kadın bir daha belirmiş pencerede: "Biraz bekleyiver hocaefendi!" Haydaaa! Ulan yağmur sırılsıklam etmiş bunları, kadın bekletiyor, bizim küfürbaz homurdanmaya başlamış tabi. Şeyh de 'ya sabır' çekmeye koyulmuş. Kadın birazdan tekrar görünmüş pencerede, "Tamam hocaefendi gidebilirsiniz." demiş. Hayda ki haydaaa! "İyi de hanım, bizi niye beklettin boş yere şu yağmurun altında?" diye kızmış şeyh. "Yok." demiş kadın gülümseyerek, "Boş yere bekletir miyim hiç hocaefendi; bizim tavuklar kuluçkada. Yumurtayı tavuğun altına koyarken kapıdan bir şeyh geçerse, yumurtadan horoz çıkar derler, o yüzden beklettim sizi." İyi mi. Dangalaklığın bu kadarına artık dayanamayan şeyh, bizimkine dönmüş, "Ulan arkadaş demiş, çıkar ağzından baklayı!" Hah ha. (Bir Yobazın Günlüğü)
- Emperyalistlerin en çok korktukları şey, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Şehit olacağım!” cevabını veren bir neslin yetişmesidir. (Hamza)
- Mülk kimindir Tasarruf hakkı kime aittir O'nun adaletine mi güvenmiyorsun merhametine mi İlmine mi inanmıyorsun hikmetine mi Geç yunus endişeden.. (Yolcu ve Burjuva)
Yorumlar
0 yorum