Kitap Künyesi
Yazar: Selim Gündüzalp
Yayın Evi: Zafer Yayınları
İSBN: 9799752610025
Sayfa Sayısı: 140
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 5 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
...
Türkçe'nin, deyimler yönüyle zangin bir hazineye sahip olduğu şüphesizdir. Hepimiz konuşmalarımızada ve yazılarımızda bu hazineden faydalanırız, ama çoğumuzun, kullandığımız deyimerin kaynağından habersiz olduğu da bir gerçek. Bunun en önde gelen sebeplerinden biri, bu deyimlerin ilk kullanıldığı durum ce olayların öykülerine ulaşabileceğimiz derli toplu bir çalışamanın hali hazırda bulunmayışıdır.
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 5 Alıntıları - Sözleri
- Dilinde tüy bitmek ADAMıN BİRİ gevezeliği ile meşhur olmuş . Ne sustan ne durdan bilmez, ağzını bir kere açtı mı, kırmadık pot, devirmedik çam bırakmazmış . Aklı da biraz kıtçaymış hani. Ağzından çıkanı kulağı şitmeyen cinstenrniş. İşte bu yüzden başına olmadık işler açılır, beklenmedik belalara bulaşırmış. Dostları ikaz etmiş, sevenleri ricada bulunmuş, büyükleri akıl vermiş : "Dilinin belasını çekiyorsun. Biraz konuşma, biraz sus. Ağ ından çıkana dikkat et. .. " Şakacı bir arkadaşı bir gün gevezeye şöyle bir tavsiyede bulunmuş: "Dostum aslında senin pek kabahatin yok. Senin dilin kaygan. O yüzden böyle çok konuşuyor, dilini tutamıyorsun . Bak kulağa! Hiç sesi çıkıyor mu? Bak buruna! Çıt çıkarmıyoL Demek ki, senin dilin de onlar gibi hareketsiz dursa, kımıl kımıl oynamasa; uyuşacak, zamanla pasIanacak ve kayganlığını kaybedecek, sen de gevezelik edip başına olmadık dertler açmayacaksın. Farzedelim diline darı ektin, buğdayektin. Onların büyüyüp göğermesini bekliyorsun. Ağzını açmayacaksın, dilini oynatmayacaksın, bekleyeceksin. Oldu mu?" "Ee .. bir deneyelim .. " demiş geveze. Bu öğüdü cidden ciddiye almış . Uzun bir süre susmuş. Selam vermişler, almamış. Bir şey sormuşlar, cevap vermemiş ... Bu kez de etrafındakiler; "ne oldu buna" diye meraklanmışlar Çok ısrar edenlerden birine: Artık konuşamıyorum. Çünkü dilimde tüy bitti " demiş . ••• Bu deyim, hikayesindeki mananın tersine, "tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak anlamında" kullanılır 35 Eşekliğine vermek ADAMıN BİRİ, eşeğine binmiş, tren yolundan geçiyormuş . Görüp yakalamışlar, elli kuruş ceza almışlar. Bu sırada , tren hattından başı boş geçen bir eşek daha tutmuşlar. Sahibini bulup, ondan da beş kuruş ceza almışlar. Elli kuruş ceza ödeyen adam: "Benden elli kuruş aldınız da öbür eşekten neden beş kuruş alıyorsunuz?" diye sormuş. "O eşektir de ondan!" demişler. Adamcağız : "Öyleyse benden de beş kuruş alın, üst tarafını eşekliğime verin olmaz mı ağalar" demiş . ••• Bu deyim, "beni affedin, mazur görün" manasında kullanılır. 61 Kadının fendi, erkeği yendi ANADOLU ZENGİNLERİNDEN biri, ara sıra İstan- bul'a gider, mal alır gelirmiş. Bu gidişierden birin- de güzel bir kadınla tanışmış, evlenmiş. Bundan sonra İstanbul a gidişIeri pek bi sıklaşmış; üstelik bir gitti mi, uzun zaman dönmezmiş . Bu hal memleketteki hanımcığının yüreğine kor ateşler düşürmüş; kuşkulanmış, huylanmış .. Uzun uzadıya araştırdıktan sonra kocası nın İstanbul da da evlenmiş olduğunu öğrenmiş. Hiç ses etmemiş . Bir hile, bir oyun tertip etmiş. Bir gün, İstanbul daki kadının anasının ağzından bir mektup yazdırıp başkasının eliyle postaya verdirtmiş . Mektupta, "Eşiniz öldü acele geliniz" yazıIıymış . Adamcağız, mektubu alır almaz, hemen yol hazır lıklarına başlamış . Karısı : "Ben senden şüpheleniyorum. Sen orada evlenmiş sin. Gitmeden önce üç talak üzerine oradaki karını boşadığına yemin et. Yoksa çoluk çocuk peşine takılıp biz de geleceğiz . Ya da gitmeyeceksin" demiş. Adam, ken-isine kalacak mirası düşünür ve illa gitmek istermiş . Ama madem karım öldü boşasam da bir şey farketmez deyip, şahitlerin huzurunda karısını boşadığına dair büyük yemin etmiş . O zaman kadın kendisine bir oyun tertip ettiğini anlatmış. Adamcağız ne yapsın oturmuş kalmış , Kadının fendi, erkeği yendi" demiş . ••• Bu deyim, kadınların bazen ince zeka ürünü oyunlarla erkekleri fa ka bastırdıklarını anlatmak için kullanılır. 99 Keyfimin kahyası mısın? YÜK TAŞIMAKTAN bıkıp usanan bir deve, başını almış, dağlara kaçmış. Sık ormanlar, bol otlu yerlerde dolaşıp gezerken, kendisi gibi kaçkın bir eşek görmüş. Onunla arkadaş olmuşlar. Bol bol gezmişler, tozmuşlar, yemişler, içmişler. Rahatlık onlara yaramış; iyice semirrnişler. Eşek semirdikçe, başlamış keyfe gelip anırmaya ... Deve: "Yapma arkadaş, şurada rahat rahat yaşayıp gidiyoruz. Sesini işitirler, seni de beni de yakalarlar götürürler. Yine sırtımız yükten kurtulmaz. Çektiklerini unuttun mu? Yapma etme" dedikçe eşek: "Keyfimin kahyası mısın? Şiir okuyorum, gazel söylüyorum" der. Bir gün avlanmaya çıkan birkaç köylü, ıssız ormanıarda eşeğin amrmasını işitirler. Sesin geldiği tarafa doğru aramaya koyulurlar. Birde ne görsünler? Başıboş semiz bir deve ile başıboş semiz bir eşek. Hemen ikisini de yakalarlar. Avcılardan akıllı birisi der ki: "Biz bunları ormanda bulduk dersek, köy ağası ikisini de elimizden alır. Bunun iyisi, eşeği ağanın oğluna hediye edersek, deve bize kalır. Hepsi de bu düşünceyi beğenirler. "Aman ne iyi akıl ettin" derler. Köy uzakça imiş . Eşeği ağamn oğluna verip deveyi kurtarmayı akıl eden köylü bu sefer de: Eşeği köye kadar yaya götürürsek bir parça zayıf- lar. Gelin, bunu deveye yükletelim; bozulmadan köye kadar gitsin" der. Eşeği deveye YÜkletirler. Eşek yüzünden başına gelenlere cam sıkılan deve, bir de onun köye kadar sırtında taşımak zorunda kalınca, ondan öç almaya karar verir. Bir çare düşünüp dururken, yolun derin uçurumlu bir yerine gelirler. Oradan geçerken, deve zıplamaya başl ar. Eş ek yukarıdan : "Aman arkadaş, ne yapıyorsun? Altımız uçurum, Şimdi düşeceğim , Yapma, oynama" diye yalvarır , Deve ise: "Keyfimin kahyası mısın? İçim coştu, harmandalı oynuyorum" diye karşılık verir. Ve deve böyle zıplaya zıplaya eşeği uçurumdan aşağ ya düşürür. ••• Bu deyim, "bana ne kanşıyorsun, istediğimi yapa- nm" manasında kullanılır. 105 Küplere binmek VAKTİ ZAMANINDA bir köy camiinde, vaiz efendi cemaate nasihat ediyormuş . Kurban Bayramı'mn arefesi imiş. Vaiz: "Ey Muhammed Ümmeti" demiş . Yarın kurbanları mzı keseceksiniz. Bilesiniz ki, bu büyük bir sevaptır. Kestiğiniz kurbanları Allah kabı1l etsin. Şunu unutmayın ki, köyümüzde fakir fukara çoktur. Fukaraya et dağıtınız. Evceğizleri şenlensin. Hem böylecesevabınıza sevap katarsınız, Bugün kurban ettiğiniz hayvanlar yarın Sırat Köprüsü' nde sizlere binek olacak," Cemaatin içinde saf yürekli bir delikanlı varmış, Buncağızın anası olacak kadın pek bi dmriymİş, Kurbanı kesmesine kesermiş ama, zırnık lokma kimselere dağıtmaz, kavurma eder küplere bastırırmış , Delikanlı vaazdan sonra usul usul vaiz efendinin yanına varıp: "Hocam, benİm ana m kurbanı kesmesine keser de, kimselere dağıtmaz, kavurma eder küplere bastırır. Acaba o sıratta neye binecek?" diye sormuş, Vaiz, delikanlının bu samimi sorusuna şaka ile karışık cevap vermiş: "Oğlum senin anan da küplere binecek! " ••• Bu deyim, hikayesindeki anlamından çok farklı olarak, "çok kızmak, öfkeden delirmek" manasında kullanılır. 113
- Bu deyim "gelen gideni aratır" manasında kullanılır. Bir kötü durumdan veya bir kötü kişiden kurtulduktan sonra daha da beterine denk gelmek demektir.
- Ben öldükten sonra dünya yansın:( Bencillik
- Domuza omuz vermek: Düşmana yardım etmek
- Dostluk yoklukta belli olur
- Dünya bu; kimi iner, kimi çıkar
- Kimsenin yaptığı yanına kalmaz
- Güvendiği dağlara kar yağmış
- Kimin arabasına binerse onun sevdiği türküyü söyler...
- Bütün kavgalar gürültüler adaletsizlikten çıkar
- Sesi hoş, içi boş
- ADAMıN BİRİ gevezeliği ile meşhur olmuş . Ne sustan ne durdan bilmez, ağzını bir kere açtı mı, kırmadık pot, devirmedik çam bırakmazmış . Aklı da biraz kıtçaymış hani. Ağzından çıkanı kulağı şitmeyen cinstenrniş. İşte bu yüzden başına olmadık işler açılır, beklenmedik belalara bulaşırmış. Dostları ikaz etmiş, sevenleri ricada bulunmuş, büyükleri akıl vermiş : "Dilinin belasını çekiyorsun. Biraz konuşma, biraz sus. Ağ ından çıkana dikkat et. .. " Şakacı bir arkadaşı bir gün gevezeye şöyle bir tavsiyede bulunmuş: "Dostum aslında senin pek kabahatin yok. Senin dilin kaygan. O yüzden böyle çok konuşuyor, dilini tutamıyorsun . Bak kulağa! Hiç sesi çıkıyor mu? Bak buruna! Çıt çıkarmıyoL Demek ki, senin dilin de onlar gibi hareketsiz dursa, kımıl kımıl oynamasa; uyuşacak, zamanla pasIanacak ve kayganlığını kaybedecek, sen de gevezelik edip başına olmadık dertler açmayacaksın. Farzedelim diline darı ektin, buğdayektin. Onların büyüyüp göğermesini bekliyorsun. Ağzını açmayacaksın, dilini oynatmayacaksın, bekleyeceksin. Oldu mu?" "Ee .. bir deneyelim .. " demiş geveze. Bu öğüdü cidden ciddiye almış . Uzun bir süre susmuş. Selam vermişler, almamış. Bir şey sormuşlar, cevap vermemiş ... Bu kez de etrafındakiler; "ne oldu buna" diye meraklanmışlar Çok ısrar edenlerden birine: Artık konuşamıyorum. Çünkü dilimde tüy bitti " demiş . ••• Bu deyim, hikayesindeki mananın tersine, "tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak anlamında" kullanılır
- ADAMıN BİRİ, eşeğine binmiş, tren yolundan geçiyormuş . Görüp yakalamışlar, elli kuruş ceza almışlar. Bu sırada , tren hattından başı boş geçen bir eşek daha tutmuşlar. Sahibini bulup, ondan da beş kuruş ceza almışlar. Elli kuruş ceza ödeyen adam: "Benden elli kuruş aldınız da öbür eşekten neden beş kuruş alıyorsunuz?" diye sormuş. "O eşektir de ondan!" demişler. Adamcağız : "Öyleyse benden de beş kuruş alın, üst tarafını eşekliğime verin olmaz mı ağalar" demiş . ••• Bu deyim, "beni affedin, mazur görün" manasında kullanılır.
- ANADOLU ZENGİNLERİNDEN biri, ara sıra İstan- bul'a gider, mal alır gelirmiş. Bu gidişierden birin- de güzel bir kadınla tanışmış, evlenmiş. Bundan sonra İstanbul a gidişIeri pek bi sıklaşmış; üstelik bir gitti mi, uzun zaman dönmezmiş . Bu hal memleketteki hanımcığının yüreğine kor ateşler düşürmüş; kuşkulanmış, huylanmış .. Uzun uzadıya araştırdıktan sonra kocası nın İstanbul da da evlenmiş olduğunu öğrenmiş. Hiç ses etmemiş . Bir hile, bir oyun tertip etmiş. Bir gün, İstanbul daki kadının anasının ağzından bir mektup yazdırıp başkasının eliyle postaya verdirtmiş . Mektupta, "Eşiniz öldü acele geliniz" yazıIıymış . Adamcağız, mektubu alır almaz, hemen yol hazır lıklarına başlamış . Karısı : "Ben senden şüpheleniyorum. Sen orada evlenmiş sin. Gitmeden önce üç talak üzerine oradaki karını boşadığına yemin et. Yoksa çoluk çocuk peşine takılıp biz de geleceğiz . Ya da gitmeyeceksin" demiş. Adam, ken-isine kalacak mirası düşünür ve illa gitmek istermiş . Ama madem karım öldü boşasam da bir şey farketmez deyip, şahitlerin huzurunda karısını boşadığına dair büyük yemin etmiş . O zaman kadın kendisine bir oyun tertip ettiğini anlatmış. Adamcağız ne yapsın oturmuş kalmış , Kadının fendi, erkeği yendi" demiş . ••• Bu deyim, kadınların bazen ince zeka ürünü oyunlarla erkekleri fa ka bastırdıklarını anlatmak için kullanılır.
- YÜK TAŞIMAKTAN bıkıp usanan bir deve, başını almış, dağlara kaçmış. Sık ormanlar, bol otlu yerlerde dolaşıp gezerken, kendisi gibi kaçkın bir eşek görmüş. Onunla arkadaş olmuşlar. Bol bol gezmişler, tozmuşlar, yemişler, içmişler. Rahatlık onlara yaramış; iyice semirrnişler. Eşek semirdikçe, başlamış keyfe gelip anırmaya ... Deve: "Yapma arkadaş, şurada rahat rahat yaşayıp gidiyoruz. Sesini işitirler, seni de beni de yakalarlar götürürler. Yine sırtımız yükten kurtulmaz. Çektiklerini unuttun mu? Yapma etme" dedikçe eşek: "Keyfimin kahyası mısın? Şiir okuyorum, gazel söylüyorum" der. Bir gün avlanmaya çıkan birkaç köylü, ıssız ormanıarda eşeğin amrmasını işitirler. Sesin geldiği tarafa doğru aramaya koyulurlar. Birde ne görsünler? Başıboş semiz bir deve ile başıboş semiz bir eşek. Hemen ikisini de yakalarlar. Avcılardan akıllı birisi der ki: "Biz bunları ormanda bulduk dersek, köy ağası ikisini de elimizden alır. Bunun iyisi, eşeği ağanın oğluna hediye edersek, deve bize kalır. Hepsi de bu düşünceyi beğenirler. "Aman ne iyi akıl ettin" derler. Köy uzakça imiş . Eşeği ağamn oğluna verip deveyi kurtarmayı akıl eden köylü bu sefer de: Eşeği köye kadar yaya götürürsek bir parça zayıf- lar. Gelin, bunu deveye yükletelim; bozulmadan köye kadar gitsin" der. Eşeği deveye YÜkletirler. Eşek yüzünden başına gelenlere cam sıkılan deve, bir de onun köye kadar sırtında taşımak zorunda kalınca, ondan öç almaya karar verir. Bir çare düşünüp dururken, yolun derin uçurumlu bir yerine gelirler. Oradan geçerken, deve zıplamaya başl ar. Eş ek yukarıdan : "Aman arkadaş, ne yapıyorsun? Altımız uçurum, Şimdi düşeceğim , Yapma, oynama" diye yalvarır , Deve ise: "Keyfimin kahyası mısın? İçim coştu, harmandalı oynuyorum" diye karşılık verir. Ve deve böyle zıplaya zıplaya eşeği uçurumdan aşağ ya düşürür. ••• Bu deyim, "bana ne kanşıyorsun, istediğimi yapa- nm" manasında kullanılır.
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 5 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitabı okuyacağınıza cin alinin kitabını okuyun daha iyi edersiniz. Kitap beni pek sarmadı. Çünkü içinde doyurucu bir şey buşamadım. İçinde insanı düşünmeye sevk edecek çook az bilgi kırıntısı var. Kitabin içinde bir deyim Sesi hoş, içi boş Kitap da ismi hoş, içi boş gibi... (Bahattin Doğan)
Deyimler ve atasözlerinin ortaya cıkış hikayelerini anlatan bir kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Denk gelince hiç kaçırmadım bir çırpıda okudum. Eser 7 ciltten olusuyor. Kitabı cok sevdim, dili akıcı, konuyu kısa ve öz cümlelerle anlatıyor. (red john)
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 5 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Selim Gündüzalp - Deyimler ve Öyküleri 5 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Deyimler ve Öyküleri 5 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Selim Gündüzalp Kimdir?
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde çalıştı.
“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.
2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.
--reklam--
Selim Gündüzalp Kitapları - Eserleri
- Başarı Öyküleri
- Sevgi Öyküleri 1
- Her Gün Özetidir Ömrün
- Deyimler ve Öyküleri 1
- Akıl Öyküleri
- Neşeli Öyküler 1
- Deyimler ve Öyküleri 2
- Düşündüren Öyküler
- Ümit Öyküleri
- Aile Öyküleri
- Sevgi Öyküleri 2
- Serap
- Deyimler ve Öyküleri 3
- Deyimler ve Öyküleri 4
- Neşeli Öyküler 2
- Dostluk Öyküleri
- Deyimler ve Öyküleri 5
- Yaşanmış Öyküler
- Tarih Öyküleri
- Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler
- Okul Öyküleri
- Deyimler ve Öyküleri 6
- Ölüm Son Değildir 1
- Allah ve Aşk
- Deyimler ve Öyküleri 7
- Adalet Öyküleri
- Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri 1
- Sultan Fatih
- Şifa Öyküleri
- Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -1
- Allah ve Ümit
- Ölüm Son Değildir 2
- Allah ve Sen
- Mehmet Akif Ersoy
- Allah ve Dua
- Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 3
- Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -2
- Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 2
- Ölüm Son Değildir 3
- Allah ve Hayat
- Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 3
- Muzlu Çikolata ve Kargalar
- Bir Gül Demeti
- Seni Seviyorum Anne
- Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 2
- Kudsi Hadisler
- Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 4
- Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -3
- Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri 4
- Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri-5
- Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 5
- Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 4
- Çağları Aşan Sözler
- Allah'a Dair Sözler
- Fıkralı Atasözleri
- Her Güne Bir Öykü
--reklam--
Selim Gündüzalp Alıntıları - Sözleri
- Bu dalgalar, bizi bir ummana ulaştırır. Biz gibi bir damlayı, yok eder, varlık denizine taşır. Aşkın gücü de burada. Bir günde bitiyorsa sevgiler, olmaz olsun. Hesaba, kitaba, yarın kaygısına dayanan tüccar kalplerle işimiz yok. Böylesi sevgiler, asla yer etmesin, girmesin hiç dünyamıza. Kalplerimiz, kapalı dursun onlara karşı. Ucuz sevgilerin peşinden koşanlar, kendilerine âşıktırlar aslında (Allah ve Aşk)
- “Azrail Azrail Azrail, Sen âdilsin cellât değil.” Sefâ Kaplan (Ölüm Son Değildir 3)
- İman varsa, her şey var. (Allah ve Sen)
- ''Çoğu insan, kör bir hiddet yüzünden, yanından kolayca geçebileceği engellere çarpıp kalıyor.'' (Ümit Öyküleri)
- "En cüz'i hadisat dahi vukua gelmeden evvel hem mukayyeddir, hem yazılmıştır. Demek tesadüf yok, hadisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir." (Ölüm Son Değildir 1)
- Belki de seni bugünlere getiren, geç kaldığına yandığın o günlerindir. (Serap)
- İnsan misafirdir, her yerde misafirdir. Evinde de, dünyada da, hayatta da... (Her Gün Özetidir Ömrün)
- ARAPÇA'DA ekmeğin adı, 'nan'dır. Osmanlıca'da "nan-ı aziz" diye geçer. Üç beş medrese talebesi, Ramazan'da köylere teravih kıldırmaya gidiyorlarmış. Köyün birinde muhtardan nan-ı aziz istemişler. Muhtar: "O dediğiniz naneden bizim köyde bulunmaz" demiş . Kamımız aç. bize nan gerek" diyen talebelere; "Açsanız ekmek getireyim, biz öyle nan e yemeyiz" deyince, mollalar gülüşmüşler ve nan ın anlamını açık lamışlar . ••• Bu deyim, hiç olmadık yerde yanlış bir söz söylemek ya da yanlış bir iş yapmak manasında kullanılır. (Deyimler ve Öyküleri 1)
- ''Genç kalmanın,mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın üç sırrı vardır.Her gün gülmek,yaşama katacak mizah bulmak ve bir de rüyalarınız.İnsanın bir rüyası muhakkak olmalı.Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.'' (Başarı Öyküleri)
- Anladım ki; insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor görünse de, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse, Allah'a yaklaşır, Allah da ona yaklaşır. Çünkü O, sevgiyi yaratandır! — Tolstoy (Ölüm Son Değildir 2)
- "O, ismi kitaplarda yazılı olan peygamberdir!" (Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri 4)
- Ya bu deveyi gütmeli Ya bu diyardan gitmeli (Deyimler ve Öyküleri 1)
- Hayat nasıl bir şey ki, çekirdekte yok ama ondan çıkan ağaçta var; yumurtada yok ama ondan çıkan civcivde var; bedenimizin inşasında kullanılan yapıtaşlarında eseri yok; ama biz canlıyız!.. (Allah ve Hayat)
- İnsan kalbi kadar çabuk değişen ne var ki. (Ölüm Son Değildir 2)
- "Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta." (Serap)
- Kişi eşyasını taşıyabiliyorsa, kendi taşımalıdır. (Bir Gül Demeti)
- “Kalbi imanla dolu olduğu halde inkara zorlananlar müstesna, kim iman ettiksen sonra tekrar kafir olur ve gönül rızasıyla küfrü kabul ederse, öylelerinin üzerine Allah’tan bir gazap vardır. Onların hakkı pek büyük bir azaptır.” ( Nahl Suresi 106. Ayet ) (Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri 1)
- İşte dünyanın vaziyeti, programı böyledir: "Giden gelmez, gelen gider." (Ölüm Son Değildir 1)
- Çünkü asıl zehir sizin kafalarınızın içindeydi.. (Sevgi Öyküleri 1)
- SERAP NEDİR BİLMEYEN bir delikanlı, kervana katılmış. Sıcak mı sıcak Konya Ovası'nda giderlerken, çöldeki gibi serap görünmeye başlamış. Delikanlı , ırmaklar, göller, ağaçlar görür olmuş. Oğlancık, bu gördüklerini sahici sanarak, suda ıslanmasın diye paçalarını sıvamaya başlamış . Onu gören ihtiyardan biri: "Oğlum, o gördükleri n seraptır, insanı böyle aldatır. Dereye varmadan, paçaları sıvama demiş." ••• Bu deyim, "Acele etme, hele bir bekle. İş tam olarak ortaya çıksın, ondan sonra harekete geç" manasında kullanılır. (Deyimler ve Öyküleri 3)
Yorumlar
0 yorum