Kitap Künyesi
Yazar: Carlos Fuentes
Çevirmen: Pınar Kür
Orijinal Adı: Diana O La Cazadora Solitaria
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750718472
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Diana Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
41 yaşında ünlü bir şair ve yazar, sadık kaldığı tek şey edebiyat olan bir Don Juan ve 31 yaşında, güzelliğinin doruğunda bir kadın, ünlü bir sinema oyuncusu. Bir yılbaşı gecesi tanışan ve ikisi de evli olan bu iki kişi arasında tutkulu bir aşk başlar. Yazar, kadının gizemli güzelliğinin büyüsüne kapılmıştır, aşkla, şehvetle bağlanır ona. Ama adını bir tanrıçadan alan Diana, yalnızca kendinden daha ileride olan erkekleri kovalayan bir kadındır; yazardan bıkar. Yalnızca iki ay süren bu birliktelik, "Carlos Fuentes"in Diana ya da "Yalnız Avlanan Tanrıça" romanına konu olur. Romanın başkişilerinden Diana, 41 yaşında intihar eden ünlü Amerikalı oyuncu Jean Seberg, yazar da Carlos Fuentes'tir; Diana'nın kocası ise, ünlü Fransız yazarı Romain Gary. Aradan 26 yıl geçtikten sonra bu kısa, ama yoğun yaşanan aşkın romanını yazan Fuentes, "Diana'nın öyküsü bir hayaldir," diyor, "çünkü tüm aşklar gibi yaşamın kendisi de bir hayaldir."
--reklam--
Diana Alıntıları - Sözleri
- ...“Güzel 1kadın, âşığında güzellik aramaz.”...
- ...İspanyol olduğundan iletişim kurmamız kolaydı. Yalnızca dil açısından değil, onu ilk gördüğümde sezdiğim sonra da doğruladığım 1nitelik yüzünden. Hareket edişini izlediğimde -eline ayağına tezdi, kas bağları belirgindi, o dönemin kent işçisi üniforması olan etek-bluz- marka giyerdi hep, ama 1çift kaslı, güçlü, kalın bilekli İspanyol bacaklarına sahipti Azucena’nın meşinimsi görünümünün gerisindeki köylü kökeni görebiliyordum. Her şeyin üstünde 1çalışma geleneği vardı, yalnızca ahnteri değil, yapılan işten duyulan gurur vardı. Bu kadın, her yaptığından gurur duyuyordu...
- Dün gitti. Yarın henüz gelmedi, bugün bir an duraklamadan geçip gidiyor; Ben bir Vardım, bir Olacağım, bir de Yorulmaktayım...
- ...Kabullendiğimiz her şey alışkanlığa dönüşür, tutkular bile...
- ...Ve 1erkeği en çok meraklandıran, en çok heyecanlandıran şey, kendisinden daha iyi sır tutan 1kadındır...
- ...O geceki soru benim önerdiğim 1şeydi: “Büyük tutkularımızı neden dizginliyoruz?” “Ne demek istiyorsun?” diye sordu aktör. “Dizginlemeyecek olsaydık, doğruca geri, orman yasalarına dönerdik.” ... Kişisel durumlardan söz ediyordum, örneğin büyük, derin 1tutku yaşamak fır satı çıktığında, genelde bunu kullanmayız, geçiştiririz, aptallaşırız, kimi kez körleşiriz, oysa belki de girişebileceğimiz en doyurucu, en harika ilişkidir. ""“Ya da bizi çok derinden hayal kırıldığına uğratacak 1şeydir,”""" dedi Diana.
- ..."""Sen sevmeyi bilemedin. Sende sevme yeteneği yok.""" O korkunç kehanetin ne kadar doğru olduğunu itiraf etmek için anlatacağım bu öyküyü. """Ben sevmeyi bilemedim. Bende sevme yeteneği yoktu."""
- ...hayatın hiç1zaman iki kez cömert olmadığını söyleyerek sürdürdü konuşmasını: “Bazı güçler varki, yalnızca 1tek kez ortaya çıkar, 1daha hiç görünmezler. Güçler,” diye yineledi, uykulu 1sesle başını 1kaç kez sallayarak, çenesini dizlerine dayamış, çıplak ayaklarının ojeli tırnaklarına bakarak. “Fırsatlar değil, güçler.Aşka, politikaya, sanatsal yaratıma, spora, daha 1sürü şeye yatkın güçler. Yalnızca 1kez gelirler yanınıza. Yeniden yakalamaya çalışmak boşunadır. Çekip gitmişlerdir, vaktinde onlara kulak vermediğimiz için sinirlenerek. Tutkuyu istemedik mi? O zaman tutku da bizi istemez.”...
- ...Açıklanması olanaksız şeylere açıklık getirme yeteneğim yok. Ama dünyanın da yok...
- "...Hiç kimseyle konuşmuyorum. Yüzeysel yargılar işitmekten bıktım usandım...”
- ...Geceleri gördüğümüz her düşün gerçeğe dönüşmesini beklersek aklımızı kaçırırız...
- ..."Senin hayal gücün sıfır."...
- ...kadınlarda doğuştan olan1şeydir. Günahlarımızı 1kenarda biriktirip biriktirip ihtiyaçları olduğu anda ve bizim en beklemediğimiz sırada hepsini yüzümüze vurmak. ...Kadınlar içimizde suçluluk üretir, kadınlar suçluluk duygusunun ulusal altın rezervidirler. Enflasyonu engellemek için suçlarımızı 1depoya yığar, sonra kalıplan sitemler şeklinde azar azar piyasaya sürerler...
- ...Geçmiş, taşımak zorunluluğunu duyduğu yerine getirilmemiş 1vaatti, başarısız olsa bile...
- ...Bazı insanlar için gerçeklik yalnızca nesnel, somut dünyadır -sandalye sandalyedir, o dağ ezelden beri yerinde durmaktadır, bulutlar üstümüzden geçer, ama fizik yasalarına uyarlar- bütün bunlar gerçektir. Bazıları içinse tek gerçeklik içsel, öznel gerçekliktir. İnsan kafası kocaman, döşenmemiş 1odadır ve biz, algıladığımız mobilyalarla yaşadıkça yavaş yavaş dolar. Nesnel dünya vardır ama benim kafamın süzgecinden geçmedikçe hiç1anlamı yoktur. Dilsiz, hareketsiz objelerle dolu 1dünyaya gerçeklik kazandıran öznelliktir...
--reklam--
Diana İncelemesi - Şahsi Yorumlar
DIANA: Meksikalı bir ailenin çocuğu olarak, 1928 yılında Panama'da dünyaya gelen Carlos Fuentes, çağdaş İspanyol edebiyatının kurucularından kabul ediliyor. Fransa Ulusal Liyakat Nişanı sahibi olan Fuentes'in, Cervantes, Prince Asturias, Xavier Villaurrutia Award, Romula Gallegos, Freedom of Speech Award, Alfonso Reyes Internatıonal Prize, Belisario Dominguez Medal of Honor, Prix Formentor, Menendez Pelayo Internatıonal Prize, Grinzane Cabour Prize gibi kıymetli ödülleri de bulunmakta. Otobiyografik bir roman olan Diana'da, haliyle yazarı Fuentes'in hayatından kesitlere şahit oluyoruz. Dönemin ünlü Amerikan aktristi Jean Seberg ile yaşadığı yasak aşkı, kendi dili ile okura sunuyor Fuentes. Yasak diyorum çünkü bu aşk zuhur ederken, Jean, Emile Ajar takma adıyla da bilinen ünlü yazar Romain Gary ile, Fuentes ise Meksika'nın Altın Çağı'nın ünlü oyuncusu Rita Macedo ile evli. Jean Seberg araştırdığım kadarıyla, ırkçılığa karşı çalışmalar yapan, hayvansever, komünist, feminist bir aktivist. Bir sinema filmi çekimi için Meksika'da bulunan Seberg ile 1969'un yılbaşı gecesinde, bir yılbaşı partisinde tanışıyor Fuentes. Takribi üç ay gibi bir süre, tutkulu bir aşk yaşayan çift, çeşitli nedenlerle ayrılıyorlar ve Jean karnında bir bebek ile Meksika'yı terkediyor. Jean 'in hamileliği, mücadeleci kimliğinden dolayı kendisine karşı tetikte bekleyen FBA için bir umut oluyor ve bebeğin babasının, Jean in işbirliği içinde olduğu bir örgütün elebaşı olan bir zenci olduğu iddiasını ayyuka çıkarıyorlar. Seberg, çok direniyor, çok göğüs geriyor bu söylentilere lakin tüm bu direnişi, erken doğum yapıp bebeğini kaybetmesine mani olamıyor. Akabinde bir basın toplantısı düzenleyerek, ölü bebeğini "Bebeğim beyaz, bembeyaz, bakın görün" diye basın önünde gözyaşlarıyla teşhir ediyor. Bu acıyı yaşayan bir kadın olarak artık iflah olmuyor Jean ve kendisini alkole, uyuşturucuya bağımlı kılıyor. Bir süre sonra da Paris'te, arabasının içinde, 13 günlük cesedi bulunuyor. Jean'in bebeğinin babalığını gözü kapalı üstlenmeyi kabullenen Romain Gary ise bu aşkın acısına dayanamayıp suçluluk hissediyor ve ona sahip çıkamadım diye, eski eşinin arkasından intihar ediyor... Masal gibi dinlediğiniz bu olaylar birebir gerçekler efendim. Fuentes soracak olursanız, bebeğini asla kabul etmiyor,çünkü Jean onun için burnunu silip attığı bir mendilden daha değerli değildi. Kitap hakkında söyleyecek fazla sözüm yok zira bir özel hayat ihlali içeriyor. Öyle ya da böyle bunca badireler atlatmış ve hayatının bir döneminde kendisine yarenlik etmiş bir kadın için pek yakışık almayan söylemlerde bulunmuş yazar. Aralarındaki en özel anlar, kitaba malzeme olmuş. Benim bünyem bu riyakarlığı ve vefasızlığı kaldıramadı ne yazık ki. Cinsiyetiniz ne olursa olsun, lütfen karşı cinsi anlamaya, destek olmaya, onu olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Yokten yere onu yerip durmayın, yaftalamayın. Çünkü Fuentes öyle yapmış. Sevmiş mi evet çok sevmiş Jean'i. Ama ben diyorum ki olmaz olsun böyle sevgi... Özel anlatılarını bir kenara bırakıp yazarın yazarlığına gelecek olursak, evet çok başarılı bir kalem. Anlatımı ve üslubu oldukça nitelikli, aşk hayatının satır aralarına, dönemin hükümetini hedef alan bolca emperyalizm ve kapitalizm eleştirisi de yerleştirmiş. Kendisinin de sıklıkla dile getirdiği gibi Fuentes bir edebiyat aşığı: "Yazacak zamanım kalmazsa diye ödüm kopuyor. Yazmak benim tutkum. Her yazar sınırlı bir zaman süresiyle doğmuştur. Yazı yazmak için oturduğunuz anda ölüme karşı savaşa başlıyorsunuz. Her Allahın günü ölüm kulağıma şöyle fısıldar: Bir gün daha geçti. Vaktin yetmeyecek." Muhakkak ki Carlos Fuentes ile tanışmak için yanlış bir seçim yaptım. Eminim çok daha iyi kitaplara imza atmışlığı vardır ama adamın bu yaptıkları üzerine ben kendisini okumaya devam edebilir miyim, emin değilim. Biz kadınlar için çok, çok önemli, erkekler için ise manasız gelecek bir detayı da belirtmeden geçmeyeyim; Jean öldüğü zaman, Fuentes'in ona Meksika'da hediye aldığı pelerin varmış üzerinde, gel de kahrolma... (Seda Bera)
Fuentes okumak istediğim bir yazar.Asıl Doğmamış Kristof kitabı bekliyordu kitaplıkta.Ama o kalın ve zor bir kitap olduğu için daha okunabilir bir eserle yazara başlayayım dedim.Kitap Fuentes ile Diana'nın tutku dolu yasak aşkını anlatıyor gibi dursa da çok daha derin bir kitap.Anlaşılır bir dille yazılmış, mitoloji ile zenginleşmiş bir eser.Ama dikkat istiyor yine de okuması.Yazarın dili zengin,anlatımı güçlü.Eserde ırkçılık , ABD emperyalizmi ,Amerikan rüyası gibi kavramlar eleştirilmiş.Yazıldığı dönemi ve o dönemin siyasî hareketliliğini güzel yansıttığını düşünüyorum.Diana'yı anladığımı düşünüyorum, ne hissettiğini,ne düşündüğünü neye tepki duyduğunu...Gerçekten de Fuentes,Romain Gray'in eşi ile doludizgin, yasak bir aşk yaşamış.Diana da o kadının mitolojik simgesi olarak kullanılmış.Ben kitabı beğendim, otobiyografik izler taşıyan eserleri okumayı seviyorum.Gerek karakterlerin iç dünyasını yansıtışı gerek o dönemi anlatışı gerek gerçek hayattan izler taşıması bakımından severek okuduğum bir kitap oldu.İcinde bol miktarda cinsellik var,rahatsız olanlar için.Yazara başlamak için iyi bir eser. (Devrim Özgür)
Bu kitabı okuduktan sonra bana çok bir şey katmadığını düşündüm.Sadece “Diana” (Jean Seberg) hakkında biraz merak uyandırdı.Nasıl ve ne sebeplerden dolayı intihar etti gibi.Yazar yarı-otobiyografi tarzında yazmış. -Ki kendisi Diananın sevgilisi oluyor (2 ay gibi bir süre)- Çok fazla özel hayatlarını ve cinsel birlikteliklerini romana konu malzemesi yapmış.Bu kitap için zaman kaybı olduğunu düşünüp tavsiye etmiyorum. (MinervanınBaykuşu)
--reklam--
Diana PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Carlos Fuentes - Diana kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Diana PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Carlos Fuentes Kimdir?
1928’de Panama’da doğdu. ABD’de Columbia, Harvard, Princeton ve başka üniversitelerde ders verdi; çok sayıda roman, kısa öykü, deneme, tiyatro eseri ve senaryo yazdı. Bir süre Meksika’nın Fransa büyükelçiliğini yaptı. Fuentes’in romanları arasında en önemlilerinden olan Terra Nostra, Venezuela’da Romulo Gallegos Ödülü’nü kazandı. 1987’de, İspanyolca yazan yazarlara verilen en büyük ödül olan Cervantes Ödülü’ne değer bulundu. 2012’de hayatını kaybeden Fuentes adına devlet tarafından ödül konuldu. Her yıl yazarın doğum gününde (11 Kasım) verilen ödülün ilk sahibi, Mario Vargas Llosa’dır.
--reklam--
Carlos Fuentes Kitapları - Eserleri
- Aura
- Terra Nostra
- Körlerin Şarkısı
- Artemio Cruz'un Ölümü
- Diana
- Kaygı Veren Dostluklar
- Koca Gringo
- Doğmamış Kristof
- Cennet'teki Adem
- Edebiyata Övgü
- İnez'in Sezgisi
- Deri Değiştirmek
- Friedrich Balkonunda
- Yanık Sular
- Bütün Mutlu Aileler
- Sefer
- Kartal Koltuğu
- Kutsal Bölge
- Laura Diaz'lı Yıllar
- Kendim ve Ötekiler
- Cam Sınır
--reklam--
Carlos Fuentes Alıntıları - Sözleri
- ''En sonunda aydınlığa, gün ışığına kavuşmuş gerçek yaşam, tastamam yaşanmış biricik yaşam edebiyattır.'' (Edebiyata Övgü)
- ...Ve 1erkeği en çok meraklandıran, en çok heyecanlandıran şey, kendisinden daha iyi sır tutan 1kadındır... (Diana)
- Düşün bir Luisito, bir düşün, köpekler birbirlerini anımsasalardı ne olurdu? (Yanık Sular)
- ...İspanyol olduğundan iletişim kurmamız kolaydı. Yalnızca dil açısından değil, onu ilk gördüğümde sezdiğim sonra da doğruladığım 1nitelik yüzünden. Hareket edişini izlediğimde -eline ayağına tezdi, kas bağları belirgindi, o dönemin kent işçisi üniforması olan etek-bluz- marka giyerdi hep, ama 1çift kaslı, güçlü, kalın bilekli İspanyol bacaklarına sahipti Azucena’nın meşinimsi görünümünün gerisindeki köylü kökeni görebiliyordum. Her şeyin üstünde 1çalışma geleneği vardı, yalnızca ahnteri değil, yapılan işten duyulan gurur vardı. Bu kadın, her yaptığından gurur duyuyordu... (Diana)
- "Şimdi birlikte ,yalnızdınız ama bağlıydınız" (Deri Değiştirmek)
- ...Geçmiş, taşımak zorunluluğunu duyduğu yerine getirilmemiş 1vaatti, başarısız olsa bile... (Diana)
- politikayla uğraşıyorsan, ortada yazılı belge bırakmayacaksın. (Kartal Koltuğu)
- Kaosa ahenk katabilmek için bıçak sırtında kurmuş olduğu müzikal denge.. (İnez'in Sezgisi)
- Gerçeklik kötü bir düştür. (Terra Nostra)
- ... bilmezler ki yalnızlıkta günah işlemeye daha yatkındır insan. (Körlerin Şarkısı)
- "Peki ya dünya, dünya konusunda ne düşünüyorsun yüce cücem?" "Birileri anlatınca cennet, kendin yaşayınca cehennem. Ben sana derim, dünya. Sen anlarsın, evren." (Doğmamış Kristof)
- İyi bir dinleyiciden daha doyurucu bir şey yoktur dünyada (Kartal Koltuğu)
- Amerika Birleşik Devletleri'nde Nixon, Meksika'da Diaz Ordaz, İtalya'da Berlusconi, Almanya'da Hitler, Rusya'da Stalin; gerçi bu son ikisi kötülüğü kudrete, ötekiler de eski sefil haline dönüştürüyorlar... Bu olayları incele, sevgili Nicolas. Erdemli bir yol tutmak istiyorsan, aşırı uçları öğren aşkım. (Kartal Koltuğu)
- Benim alıntılarımdan hoşlanmadığını söylüyorsun değil mi ? Öyleyse sen kendi alıntılarını yap ,ben kendiminkileri .. (Deri Değiştirmek)
- İfademi mazur gör patron, ama bu hanım yüzünden kendimi eli ayağı tutmaz bir ihtiyar gibi hissediyorum. (Kaygı Veren Dostluklar)
- ulaşılması olası mutluluk; kimi zaman kasvetli kimi zaman komik aile sıcaklığı mıydı? edilgin ve mutlu ya da etkin ve mutsuz bir aile böyle mi oluyordu? sıkıcı olduğu için mi kusursuzdu aile yoksa kusursuz olduğu için mi sıkıcıydı? yoksa hepsi istisnasız kabul edilmiş, edilebilir bir simgenin parçaları mıydı, hep eksik olan ama aynı zamanda hep bütün olan mutluluktan, hak ettikleri mutluluktan paylarına düşenin parçaları mıydı? hem eksikti hem bütündü mutluluk çünkü mutlak bir sınırdı ölüm, ne göçebeydi ne bulanık ve kimse ardında kötü, yıkılmış, kederli aileler bırakarak göçüp gitmeye hazır hissetmezdi kendini. (Bütün Mutlu Aileler)
- Eser hem kendi evreninin hem de kendi anlamının efendisi olmuş ve her iki durumda da hem yaratıcısına hem de yorumcusuna karşı zafer kazanmıştı. (İnez'in Sezgisi)
- Dün gitti. Yarın henüz gelmedi, bugün bir an duraklamadan geçip gidiyor; Ben bir Vardım, bir Olacağım, bir de Yorulmaktayım... (Diana)
- Ayrılık, biraz ölmektir (Laura Diaz'lı Yıllar)
- Benim sana anlatmak istediğim bu zamanın, senin ve benim bugünümüzün çoktan yaşanıp bittiği. Bu bir yineleme. Etraftaki dekorlar değişebilir. Ama bu zaman sadece yineleniyor. Bugün dün mü yaşanmıştı? Evet; çünkü zaman senin inandığın gibi çizgisel değil. Zaman dairesel. Bir bengi dönüş yaşıyoruz. (Friedrich Balkonunda)
Yorumlar
0 yorum