Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752896673
Sayfa Sayısı: 287
--reklam--
Dirilen İskelet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türk romanının kurucu yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar, toplumun en derin değişimlerinden birini yaşadığı dönemde eserlerini kaleme aldı. Bunu da etkisiyle Gürpınar, okurlarını güldüren metinlerinin ardında her zaman dikkatini toplumsal olana vermiş olan, eleştirel bir yazardı. Hatta denilebilir ki onun güldürücü öğeleri her zaman derin bir eleştirinin dile gelişiydi. Dirilen İskelet de, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın hurafelerin etkin olduğu bir toplumda bilimsel aklı arayanların düşebileceği durumları anlatırken, batılılaşma çabasının çorak bir cehaletin ve yalnızlığın ortasında saplanıp kalacağı yerleri işaret ediyor.
Bir sevda hikâyesinin traji-komik anlatımı olan Dirilen İskelet, her yaştan okurun büyük keyifle okuyacağı bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Dirilen İskelet Alıntıları - Sözleri
- "Biz boş inançların, sakat fikirlerin düşmanıyız.."
- Kainattaki her şey anlayanlarca kendi tercüme-i halini, yaratılışını, tabiatını, mazisini, istikbalini natıktır.
- Biz boş inançların, sakat fikirlerin düşmanıyız.
- Her şey itikada bağlıdır. Kendini hasta zanneden hastalanır. Vehim, fena şeyler doğurur. Halkın hakikatle arası iyi değildir. Daima gıdasını hurafeler de arar
- İçinde bulunduğumuz hayat bizim için muammaların en büyüdür. Ve henüz dahil olmadığımız ukba alemi şüphesiz daha muğlak bir sırdır.
- Bu dünyada en bahtiyar yaşayan insanlar ötekileri en çok aldatmakta muvaffak olanlardır.
- Bir karınca ayın küre-i arza mesafesini, suyun kimyevi terkibini düşünür mü? Ve onun düşünmemesiyle tabiat nizamından hiçbir şey değişir mi?
- Ömrünün ölen saniyelerini sayıyorum. Benden korkma… Ben senin derinin içindeyim. Bu kafesten uçan ruhum da sendedir. Ben sende mazimi görüyorum. Sen kemik alnımın üzerinde istikbalini oku. Bir gün dirileceğim. Söyleşeceğiz. Fakat bu mucizeden sonra yaşamayacaksın…
- "Ben ne cami vaiziyim, ne filozofum, ne doktorum ne de kimyagerim. Kimsenin itikadını düzeltmekle vazifedar değilim. Herkes zihninin varabildiği kadar düşünür. Aklının erebildiğine inanır fakat şu tepelerden denizlere kadar inen bu nihayetsiz mezarlıklarda ölümün asırlardan beri toplanmış maneviyatı, bir heybeti var. Sessiz dişleriyle cesetleri yutan bu çukurların üzerine insanların vehmi öyle korkunç garibeler yığmıştır ki mezarlık deyince yüreğinde soğuk bir tevahhuş duymayan insan bulunmaz. Avamın cadıları, hortlakları hep buralardan çıkar. Cinleri, perileri; itikatsızları, hürmetlileri çarpmak için hep buralarda dolaşır..."
- Bir güvercini bile kendine düşman etme..
- Yalnızlık benim içime doldu... Kalbim artık onu istiap edemez oldu. Sıkıldım. Şimdi bir dost yüzü görmek, birkaç doktor sözü işitmek istiyorum. Söyle doktorcuğum, benim hâlim böyle ne olacak? Derdimin dermanı yok mu? Lokman’dan beri fenniniz bu aşk marazı için ne deva tavsiye eder?”
- Sen beni, benim sevgimin onda biri nispetinde sevseydin kendimi Allah'ın en bahtiyar kulu sayardım..
--reklam--
Dirilen İskelet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Okul yıllarında okurken, akıcı dili ve sürekli şaşırtan kurgusuyla eğlenerek ve etkilenerek okuduğumu hatırlıyorum. Hüseyin Rahmi'ye Türk Edebiyatında hakettiği değerin verilmediğini düşünürüm. Roman severler için bir hazinedir. (Sevgi İkinci)
Kitap güzel ancak yayınevi tek kelime ile iğrenç! Eski Türkçe olduğu gibi bırakılmış hiç sadeleştirilmemiş, günümüz türkçesine uyarlanmamış hadi onu geçtim editör içeriğindeki yazım hatalarına kontrol etmeye üşenmiş olmalı çünkü bi yerden sonra "bu kadar da olmaz!" diyorsunuz. Kitabı başka yayınevinden okuyun, okurken kriz geçirmeyin.. (Galdirig Turşusu)
Bu kitabı elime aldığımda çocuktum belki de seksenli yıllarda basılmış eski sapsarı yaprakları olan yıpranmış bazı sayfaları yırtılmış elde zor tutulan bir haldeydi ama okumaktan kendimi alamadım ilginç bir kurgusu vardı merak duygusunu uyanık tutuyordu bir süre sonra farkettim ki kitabın sonu yırtılmış ve kaybolmuştu bitiremedim hep içimde yarım kalmış bir iş olarak kaldı yıllar geçse de tadını unutmadığım bir gün tekrar karşılaşmak ve sonuna kadar okuyabilmek istediğim bir eser (Gökçenur CAN)
--reklam--
Dirilen İskelet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Dirilen İskelet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dirilen İskelet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorum