Kitap Künyesi

Yazar: Nihan Kaya

Yayın Evi: Nirengi Kitap

İSBN: 9789756124086

Sayfa Sayısı: 196

--reklam--

Disparöni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tıpta 'ağrılı cinsel birleşme'yi tanımlamak için kullanılan disparöni, Kaya'nın romanında çok sayıda mecazi anlama bürünüyor. Disparöni, hep bekleyen bir kadınla hep arayan bir adamın, hep düşünen bir kadınla hep hareket eden bir adamın, hem birbirleriyle hem de hayatla kurdukları sancılı ilişkinin öyküsü. Bir yanda, toprağın altında gömülü antik uygarlıklar, diğer yanda, yanıp sönen parlak kamera ışıklarının ortasında yükselen bir Ortaçağ kulesi, romanda melodik bir geleceği çatısından aşağı bırakıyor.

Hayata temas ettiği her an canı yanıyor, o acıyla hemen geri çekiyordu kendisini. Ufak bir ses, hava, güneş ışığı, rüzgar; hayatın nefesi daha tenine değer değmez tuzla buz oluyordu.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Disparöni Alıntıları - Sözleri

  • Ellerinde atmaktaydı kalbi. Küçük bir çocuk gibi heyecanlı, kıpır kıpır, ama çok da incinmişti bu kalp. Sanki ellerim kocaman, ama yaralı bir yavru kuşun kalbinin içindeydi.
  • İstediği ölmek değil, sadece var olmamaktı. Ölmek bile bir çabaydı kendi başına...
  • Konuşmaya dair hiçbir isteği kalmamıştı artık içinde. Daha önce konuşmuştu da ne olmuştu? Kimseyle iletişim kurabilmiş, derdini anlatabilmiş miydi? Anlaşmak, kendini anlatabilmek diye bir şey zaten yoktu.
  • Evden çıkıp kimseyle iki laf konuşmazsın, ama şiir dinlemeye bayılırsın. Bir şeyin işe yaramaması mı lazım senin onu sevmen için Feraye?
  • Dikkatimi şimdi ziyadesiyle yoğunlaşmış bu gözlere veriyorum ben de.Kalbi sanki gözlerinde atıyor.
  • Onu sen öldürmedin ki, Feraye. Olanların hiçbir ilgisi yok seninle. Elimizden bir şey gelmezdi. Kendiliğinden oluverdi işte. Hayatta böyle olur bazen, ille de bir neden aranmaz her şeyin arkasında. Bazı şeyleri olduğu gibi kabullenmek gerekir.
  • Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Hayatım görünürde durağan, görünürde işlevsiz. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti. Basılması gereken bir düğmesi var hayatımın sanki; ama bu düğme nedir, nerededir, nasıl bir parmağın bu düğmeye dokunması gerekir, yoksa bu düğme de aslında salt bir düğmeden başka bir şey değil midir; bilmiyorum.
  • Hayatta böyle olur bazen.İlle de bir neden aranmaz her şeyin arkasında.Bazı şeyleri olduğu gibi kabullenmek gerekir.
  • Bir görüntünün yenisine ihtiyaç duyuyorsam o görüntü, görüntü değildir benim için. Görüntü bana öyle bir imge sunmalı ki, içinde bulunduğum andan ve kendimden çıkmalıyım... İçinde bulunduğum zamandan çıkamadıktan sonra en yüksek dağa çıksam ne fark eder?
  • Sırf, dünyaya getirmiş ol­manın sorumluluğu yüzünden katlandınız çocuklarınıza!
  • Bilmem hiç duydun mu, epigrafide çözülemeyen, niteliği anlaşılmayan yazıtlar, sonunda ‘Fragmenta Incerta’ adı altında bir başlıkta toplanırlar. Kendimi uzun zamandır fragmenta incerta gibi hissediyorum ben de. Kimseye bir faydam yok. Sakladığım, işe yarayabilecek bilgilerimin hepsi öylece duruyor. Çürümüyorlar, ama bir baltaya sap oldukları, banyo edilip gün yüzüne çıktıkları, çıkacakları da yok. Sevdiğim ölü diller gibiyim ben de. Hâlâ orada bir yerlerde, belgelerdeler. Varlıklarını kimse inkar etmiyor, ama kimse de konuşmuyor artık onları. Varlar, ama aslında daha çok yokluğa yakışıyorlar.
  • “Kama Sutra’yı okuyunca hüzünlü bir kitap okuduğunu düşünen bir tek sen varsın onca tanıdığım içinde,” diyordu Cem.

--reklam--

Disparöni İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okunması çok rahat, akıcı, sonu sürprizli olan bu kitabı okurken Feraye'nin hassas kalbinde Nihan Kaya'nın kendisini buldum biraz. O konusurken yazarın bir podcastini dinler gibi oldum zaman zaman, onun sesinden okudum zihnimde. Feraye ve Cem'in çocukluk yaraları ve ebeveynlerine dair kırgınlıklar etkileyiciydi. Bu denli zıt olup birbirlerini bu denli anlayan ve birbirlerine sığınan kişiler olmaları da bu kırgınlıklarla ilgili. Okuduğum diğer iki kitabında da benzer durumlar vardı, zaten yazar çocuk ruhunu oldukca etkileyici ve düşündürücü şekilde ele alıyor her çalışmasında, insana kendi çocukluğunu, ebeveynliğini düşündürüp sorgulatıyor. (Nazlı Acıkgöz Uygun)

Kitapta yazarın Yatay Hayat ve Dikey Hayat olarak ifade ettiği kavramlar anlatılıyor. Ya da Beklemenin ve Aramanın hikayesi de denilebilir. Cem (Yatay Hayat) ve Feraye (Dikey Hayat) hem birbirlerine oldukça zıt hem de birbirlerine çok yakın iki dost.Her ikisi de en yakınlarını kaybetmenin derin acısında buluşuyorlar ve hiç ayrılmıyorlar.Birisi içerde mutsuz, diğeri dışarda.Ama her ikisi de hayatta hapis.Tatminsiz. ''İnsanlar ikiye ayrılır Feraye. Bir kısmı çıkıp arar; istedikleri şeye kavuşabilmek için her yolu dener, altına bakmadık taş bırakmazlar.Bir kısmı ise bekler.İstedikleri şey gelip onları bulacak diye, içinde bulundukları yerden çıkmaya korkarlar.'' Siz okuyun, bekleyenlerden misiniz,arayanlardan mısınız karar verin.Kurgu ve karakterler çok sağlam, sıkılmadan bir çırpıda okursunuz. Üzerine de düşünürsünüz. (emel)

Birbirinden tamamen farklı iki karakterin (Feraye ve Cem) bu kadar birbirini anlıyor olması. Arada iletişimsiz geçen uçurumlardan sonra dahi birbirinden asla kopmayan, birbirlerinin bir anlamda sığınağı olan, bu hassas ve kırgın insanların hikayesi sürükledi beni resmen. Kitap bazı okuyuculara durağan gelebilir ama kitapta anlatılandan ziyade içinde bulundukları psikolojik durumları dikkate alınarak okunduğunda ve alt metinler iyi analiz edildiğinde bence ciddi anlamda sürükleyici de. Kitabın ismi olan "disparöni" tıpta ismi "ağrılı cinsel birleşme" lakin Nihan Kaya ismine rağmen kitapta cinsellik ögeleri olmamasını ve isminin neden bu olduğunu şöyle açıklıyor: "Disparöni, hep bekleyen bir kadınla hep arayan bir adamın, hep düşünen bir kadınla hep yapan, hareket eden bir adamın öyküsü, ve bu ikisinin hem birbirleriyle, hem de hayatla kurdukları bu sancılı ilişkinin öyküsü." Bir anlamda metaforik olarak kullanılmış bu isim. Kısaca konusuna değinirsek; zengin aileleri olan iki çocuk Feraye ve Cem. İkisi de hayatlarında onlar için çok önemli olan kişileri kaybettiğinde değişir tüm dünyaları. Biri tamamen içine döner her anlamda, diğeri ise tamamen dışa dönük bir hayata vurur kendini. İlk olarak okulda tanışırlar ve dostlukları sürer gider böylece. İkisinin de birbirinden çok farklı yaşamları olmasına rağmen sancıları, acıları, adalet arayışları, korkuları, özlemleri bir. Sonu beklenmedik bir acı ile noktalanıyor lakin bitirdiğinizde iyi ki okudum dedirten bir kitap. Nihan Kaya'nın kalemine sağlık. Keyifli Okumalar! (Özlem)

--reklam--

Disparöni PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nihan Kaya - Disparöni kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Disparöni PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nihan Kaya Kimdir?

Roman, öykü, inceleme-araştırma ve kuram kitapları yazarı.

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Essex Üniversitesi bünyesindeki Psikanalitik Çalışmalar Merkezi’nde (Centre for Psychoanalytic Studies) yüksek lisans yaptıktan sonra, King's College London'da doktora eğitimi aldı. MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünde ders vermektedir.

İlk romanı Gizli Özne 2003 yılında yayınlandı. İkinci kitabı Çatı Katı Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü aldı.

Nihan Kaya, kurmaca eserleri kadar edebiyat, psikoloji ve estetik teori üzerine yazdıklarıyla da biliniyor. İngiltere'de, University of Essex'teki Psikanalitik Çalışmalar yüksek lisansını Winnicott psikolojisi üzerine yazdığı tezle 2005'te tamamladı. King's College London'da yazdığı doktora tezini Yazma Cesareti: Acının Yaratıcılığa Dönüşümü (2013) adıyla kitaplaştırdı. 2005’ten bu yana, psikoloji ve yaratıcılık alanlarında Avrupa ve Amerika’nın değişik yerlerinde konferans tebliğleri sundu, konuşmalar yaptı.

--reklam--

Nihan Kaya Kitapları - Eserleri

  • İyi Aile Yoktur
  • Bütün Çocuklar İyidir
  • İyi Toplum Yoktur
  • Kırgınlık
  • Buğu
  • Gizli Özne
  • Disparöni
  • Kar ve İnci
  • Çatı Katı
  • Ama Sizden Değilim
  • Seni Feda Etmeyeceğim
  • Yazma Cesareti
  • Fildişi Kuyu
  • Prenses A Uyanıyor
  • Otobüsü Kaçıran Şoför
  • Ada Annesiyle Duvarları Boyuyor
  • Mafin Bugün Mutsuz Olmak İstiyor
  • Sahiku Çocuklarla Arkadaş Olmak İstiyor
  • Sinderella Elbise Tasarımcısı Oluyor
  • Kırmızı Çizmeleri Annesi Zanneden Kaz

--reklam--

Nihan Kaya Alıntıları - Sözleri

  • Aileler kızlarını tam zamanlı asilzade hizmetçisi olarak yetiştirmeyi isteyip istemediklerini bir kez daha sorgulamalılar. Zira bir kadının, bir akşam da yemek yapmazsa dünyanın başına yıkılacağını zannetmesi, o yemeği yapsın veya yapmasın, etkisini kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar yıpratıcı bir psikolojidir. (İyi Toplum Yoktur)
  • Işığımı övdüler, ama nasıl yandığımdan hiç söz etmediler. (Kırgınlık)
  • Meğer sandığımız kadar çaresiz değilmişiz. (Otobüsü Kaçıran Şoför)
  • Kırıldıkça parçalandım, bin parçaya bölünüp yıldızlar halinde gökyüzüne saçıldım. Işığımı övdüler, ama nasıl yandığımdan hiç söz etmediler. (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • ‘’Asıl mesele şu ki prensesler hiçbir şey yapmayıp kurtarılmayı beklediklerinde, evlilikte aradıklarını bulamıyorlar. Onlar da mutsuzluktan kötü kalpli kraliçeye dönüşüyor. Bu dönüşüm geçici aslında. Mutlu olsalar yeniden iyi kalpli, nazik kimseler olacaklar zaten. (Prenses A Uyanıyor)
  • Seni tabanları dayaktan sızlayan pasaklı bir çocukken sevdiğim gibi seviyordum. (Ama Sizden Değilim)
  • Herkes duyulmak ister. (Kar ve İnci)
  • Ben nereye gitsem, içeride kalırım (Buğu)
  • Dikkatimi şimdi ziyadesiyle yoğunlaşmış bu gözlere veriyorum ben de.Kalbi sanki gözlerinde atıyor. (Disparöni)
  • Evet, bir şeyi sevmeme hakkımız vardır. Ama bugün sevmediğimiz bir şeyi yarın sevmeye başlayabiliriz. (Bütün Çocuklar İyidir)
  • "'Trafiğe çıktığınızda bütün araçların şoförlerini deli kabul edin,' derler; 'Her an her aracın olmadık bir hamle yapabileceğini göz önünde tutun.' Trafik de bir şey mi? Asıl, hayata çıktığında herkesi deli kabul etmeli insan. Herkes her an her şeyi yapabilir." (Kırgınlık)
  • " Merhamet acının anlaşılmasıdır." (Çatı Katı)
  • Dün, kalabalık bir sokakta, yalnızca seni gördüm... (Çatı Katı)
  • Tek istediğim, bir şey yaptığımda “Şundan dolayı yapıyor.” gibi düşünceler uyandırmadan içimden geleni yapabilmek. Bunun mümkün olmayacağını bilmek, bir şey yapmazken dahi insanı sınırlandırıyor. (İyi Toplum Yoktur)
  • Bilge anneannem, edindiği bilgelikle-ki bu bilgelik ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan geliyormuş!- kimin gerçekten nazik, kimin gerçekten cesur olduğunu görmüş ve hem cesur hem nazik insanlara yaklaşmış.(Gerçekten ama gerçekten , içten nazik insanlar, cesur olanlardır çünkü!) Bilge anneannem ,edindiği bilgelikle-ki bu bilgelik ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan geliyormuş!- kimin güvenilmez olduğunu görmüş, güvenemeyeceği kimselere karşı dikkatli davranmış.Tehlikeli olan ve olmayan durumları birbirinden ayırt etmeyi, kendisine zarar verecek ve vermeyecek olanı görmeyi, seçmeyi, ormana gitmekten ve kurtla tanışmaktan öğrenmiş.Ben de Orman'a gideceğim.Karşılaşmam gereken şey neyse onunla karşılaşacağım Orman' da.Ama prensesimiz...Ya başınıza bir şey gelirse orada? Ya ölürseniz ? "Ölürsem de ölürüm.Asıl ölümüm burada kalırsam, Orman'da karşılaşmam gereken şey her ne ise onunla karşılaşmamayı sürdürdükçe olacak." (Prenses A Uyanıyor)
  • Problemli çocuklar yoktur; problemli ebeveynler, problemli öğretmenler, çok problemli toplumlar ve çok problemli okullar vardır. (İyi Aile Yoktur)
  • ❝Bütün kötülükleri kahramanlık gibi anlatırlar, o kötülükleri devam ettirebilmenin tek yolu bu çünkü.❞ (Prenses A Uyanıyor)
  • Bizi kim anlıyorsa ailemiz odur. (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • Var olmak ve yaşamak birbirinden ayrı şeyler. Yaşama hakkımıza hemen herkes saygı duyuyor ama var olma hakkımıza saygı, çok daha az rastlanan bir şey ... (Seni Feda Etmeyeceğim)
  • Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne- baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak. (İyi Aile Yoktur)