Kitap Künyesi

Yazar: Hakan Bıçakcı

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750515354

Sayfa Sayısı: 227

--reklam--

Doğa Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dünyanın kendi etrafında dönmediğini hissettiği an paniğe kapılıveriyordu Doğa. İçinde bulunduğu iş ortamı da bu paniği acımasızca köpürtüyordu. Hep merkezde olmalıydı. Hep farklı olmalıydı. Farkı fark edilmeliydi. Kalitesi gözle görülmeliydi. Kesintisiz olarak arzulanmalıydı. İştah, takdir ve kıskançlık dolu gözler hep üzerinde olmalıydı. Yıllar sonra sağda solda küçük adamların belirmeye başlaması da bu takıntının eseri olacaktı.

Doğa, 420 aylık bir bebekti. Pembemsi. Lacivert lensli. Ilık kokulu. Göğüslerine silikon yaptırsa mıydı? Site güvenliğinin yanından yavaşlayarak geçiyordu. "Etiniz nasıl pişsin Doğa Hanım?" Plazanın eksi yedinci katında yarı İngilizce yarı Türkçe PowerPoint sunumu yapıyordu. Cafe Jungle. Londra. Sepultura tişörtü. Elektronik sigara. Doğa'nın en sevdiği mevsim, yazdı. Facebook'ta yorumlar çook güzeldi. Doğa, "bomba gibiydi". Alev olmasa, şu küçük kırışıklıklar, Onur ve diğer metal turnikeler...

Hakan Bıçakcı, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin dayanılmaz baskısını Doğa'yla resmediyor.

Doğa Tarihi, plaza-site-alışveriş merkezi üçgeninde sıkışmış hayatları anlatan, günümüzde geçen bir distopya.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Doğa Tarihi Alıntıları - Sözleri

  • Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.
  • “Kimse romantik filmlerde veya aşk romanlarında olduğu gibi sevdiğini elde etmiyordu. Elde ettiğini seviyordu. Elde ettiğini sevdiğini sanıyordu.”
  • Cehennem, acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.
  • Başkalarının gözleri, bizim zindanlarımız Başkalarının düşünceleri, bizim kafeslerimiz.
  • “Canını neyin sıktığını anlatamıyordu bir türlü. Sanki bilmediği bir dile ihtiyacı vardı, doğru aktarabilmek için. Elindeki kelimeler hiçbir şeyi açıklayamıyordu. Sadece yaşananları yeniden tarif ediyordu...”
  • Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine.
  • İçi kaçma hissiyle doldu. Kendinden kaçmak istiyordu. Tüm hızıyla koşarak...
  • '' Herkes güler. Kurumsal kahkahalarını ortalığı dağıtmamaya özen göstererek etrafa saçar. Bu, sosyal gülmedir. Sadece ağızla yapılır. Gerçek gülmede olduğu gibi gözler devreye girmez. Sosyal sosyal gülünür, sonra dağılınır. ''
  • Maskeli balo bitti, gene gece evinize döndünüz Ayakta duracak haliniz kalmadı şimdi Bakmayın aynalara, aynalar kirli Aynalarda rezil olur yüzünüz Behçet Necatigil
  • Kendi ülkesinde heykelleri yakıp yıkan politikacılara işleri yolunda gidiyor diye oy verip, yurtdışı gezilerinde heykellere sokulup otuz iki dişini göstererek gururla poz veriyordu...
  • Kimse romantik filmlerde veya aşk romanlarında olduğu gibi sevdiğini elde etmiyordu. Elde ettiğini seviyordu. Elde ettiğini sevdiğini sanıyordu!

--reklam--

Doğa Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hakan Bıçakçı'nın okuduğum ilk kitabıdır. Buna başkaları da eklenir mi hiç bilemiyorum. Zira son sayfaya kadar sabırla okuduğum için kendimi tebrik edeceğim şu an. Hep bir umutla çevirdim bi'sonraki sayfayı: evet şimdi değişecek, şimdi sarsacak romancı hem bizi hem Doğa'yı... Ama heyhat! "Yapay" olduğunu bu kadar hissettiren başka bir roman kahramanıyla tanıştığımı hatırlamıyorum. Kahramanımız zamanında Sartre, Camus, Kafka, Proust okumuş, ama birden biri (aslında bir olay, ama o kadar basit ki. Üstelik yazar bu "çarpıcı" buluşunu birkaç kez de açıklıyor.) kızımızı ters çevirip beyin namına ne varsa boşaltmış kafasından: işte karşınızda plaza kızı! İnanılmaz!! Ne anlatımda bir güzellik, ne olayda bir çarpıcılık ne de roman kişisinde bir inandırıcılık... Benim için bir hayal kırıklığıydı. (Bahar Acar)

Kitaptaki karakter Doğa bana tanıdık birini hatırlattığı için olması gerekenden bir tık fazla etkilendim galiba. Kişiliği, insanlara yaklaşımı, kendinden memnun olması için zayıf ve bakımlı olması gerektiğine dair takıntısı... Üst üste gelen baskılara direnemeyişi ve kendi dünyasında kaybolurken dışarıdan gelen yardımları asla umursamaması. İnatla kendi bildiğine inanması ve kafasında kurduğu gerçeklik inanılmaz. Ben şahsen bu kitabı iyi ki okumuşum diyorum ve bu kişilik de maalesef bir çok kadın olduğu için bakış açımı değiştirdiğini düşünüyorum. (HvvMhc)

Hakan Bıçakçı’dan Uyku Sersemi’ni okuduğumda, okumaya devam edeceğim bir yazar diye düşünmüştüm. Doğa Tarihi de epey merak ettiğim bir kitaptı. Plaza çalışanı Doğa’nın, kendine ve çevresine yabancılaşmasının anlatıldığı, Doğa Tarihi’nde Doğa karakteri çekmedi beni.Hakan Bıçakçı, özellikle bir prototip olarak yaratmış olabilir Doğa’yı.Bana inandırıcı gelmedi yine de. (Özlem Akbaş)

--reklam--

Doğa Tarihi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hakan Bıçakcı - Doğa Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doğa Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hakan Bıçakcı Kimdir?

1978’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra 1996 yılında üniversite eğitimi için Ankara’ya gitti. 2001’de Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirerek İstanbul’a döndü.

İlk romanı “Romantik Korku” 2002, ikinci romanı “Rüya Günlüğü” 2003, üçüncü romanı “Boş Zaman” 2004, ilk öykü kitabı “Bir Yaz Gecesi Kâbusu” 2005 yılında ve dördüncü romanı “Apartman Boşluğu” 2008 yılında Oğlak Yayınları’ndan çıktı.

Beşinci romanı “Karanlık Oda” 2010 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. 2011 yılında "Apartman Boşluğu", "Boş Zaman" ve "Rüya Günlüğü" İletişim Yayınları tarafından yeniden yayımlandı. Yeni ve eski öykülerden oluşan öykü kitabı "Ben Tek Siz Hepiniz" 2011’de İletişim’den çıktı.

"Apartman Boşluğu", 2009 yılında Arnavutçaya, 2010 yılında Arapçaya, 2011 yılında Bulgarcaya ve İngilizceye çevrildi.

Çeşitli dergi ve gazetelerde edebiyat, sinema, popüler kültür konulu yazıları yayımlandı.

Yayımlanmış Kitaplar:

Ben Tek Siz Hepiniz / öykü / 2011

Karanlık Oda / roman / 2010

Apartman Boşluğu / roman / 2008

Bir Yaz Gecesi Kâbusu / öykü / 2005 

Boş Zaman / roman / 2004 

Rüya Günlüğü / roman / 2003 

Romantik Korku / roman / 2002

--reklam--

Hakan Bıçakcı Kitapları - Eserleri

  • Ben Tek Siz Hepiniz
  • Uyku Sersemi
  • Rüya Günlüğü
  • Apartman Boşluğu
  • Doğa Tarihi
  • Boş Zaman
  • Hikayede Büyük Boşluklar Var
  • Karanlık Oda
  • Otel Paranoya
  • İki Rüya Dokuz Gerçek
  • Normal Nefes Almaya Devam Edin
  • Romantik Korku
  • Bir Yaz Gecesi Kâbusu

--reklam--

Hakan Bıçakcı Alıntıları - Sözleri

  • Cevabı bende olmayan karmaşık soruların ve dağınık düşüncelerin yoğun sıvılar gibi birbirine karışarak yer ve şekil değiştirdiği bir bataklığın içine gömüldüğümü hissediyordum. (Boş Zaman)
  • Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi. (Apartman Boşluğu)
  • Gerçekçi düşler ve düş gibi bulanık bir gerçeklik algısı birbirine karıştı. Kontrol, televizyon kumandalarından, platonik aşkın dirilttiği tesadüfi umudun eline geçti. Yetişkinliğin yıllar süren karanlığında zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadı ve zihin aradaki boşluklara girebilmek için direksiyonu gizemli bir yola, kirli ucuz bir otele, terk edilmiş bir lunaparka kırdı. Dışarıda ısıtmayan bir güneş, ıslatmayan bir yağmur, üşütmeyen bir rüzgâr vardı. (İki Rüya Dokuz Gerçek)
  • Her insan uyanıkken ortak bir dünyadadır. Fakat uykuda herkes kendi dünyasındadır. (Karanlık Oda)
  • Saatine baktı: On bir buçuğu geçiyordu. İşe gidenlerin telaşlı kesmekeşiyle, öğlen yemeğine çıkanların açgözlü kalabalığının arasındaki tenha zaman dilimi... (Apartman Boşluğu)
  • Kendi ülkesinde heykelleri yakıp yıkan politikacılara işleri yolunda gidiyor diye oy verip, yurtdışı gezilerinde heykellere sokulup otuz iki dişini göstererek gururla poz veriyordu... (Doğa Tarihi)
  • Bir yerde işler kötüye gitmeye başladı mı, orada böcekler gözükmeye başlar. Sağda solda, irili ufaklı böcekler... Zaten böceklerin bulunduğu bir yerdeyse sayıları artar. Kimseyle paylaşmadığım bu ipe sapa gelmez inanış çocukluğumdan beri sürmekte. (Boş Zaman)
  • "Bu gezegende korkmamız gereken tek yaratık insandır." (Apartman Boşluğu)
  • Güldü. Gülüşünde hiçbir kendini beğenmişlik izi yoktu. Aksine sanki bu kadar çok şey bilmesi onu incitiyor, utandırıyor, ürkütüyordu. (Rüya Günlüğü)
  • "Hiçbir şey üretmeyip üretilenleri tekrarlamak tüketmişti bizi." (Apartman Boşluğu)
  • Herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Hem fazla ayrıntı bir süre sonra insanın ayağına takılıyor. (Otel Paranoya)
  • Artık sona yaklaşıyoruz. Sen geride kaldın gibi. Dünyada hayat olduğu zamanlarda... (Hikayede Büyük Boşluklar Var)
  • Sessizliğimiz renk değiştirdi. (Rüya Günlüğü)
  • İçi kaçma hissiyle doldu. Kendinden kaçmak istiyordu. Tüm hızıyla koşarak... (Doğa Tarihi)
  • '' Herkes güler. Kurumsal kahkahalarını ortalığı dağıtmamaya özen göstererek etrafa saçar. Bu, sosyal gülmedir. Sadece ağızla yapılır. Gerçek gülmede olduğu gibi gözler devreye girmez. Sosyal sosyal gülünür, sonra dağılınır. '' (Doğa Tarihi)
  • Sıkılıyordum ama içimde gizli bir sevinç vardı. Seviniyordum ama içimde gizli bir sıkıntı vardı. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
  • Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine. (Doğa Tarihi)
  • Genelde pek bir cazibesi olmayan insanlar gülünce güzelleşirler. (Normal Nefes Almaya Devam Edin)
  • Tam da o hat için bomba ihbarı yapılmış bir sabah, metroya binmiş insanlar gibi. Şefkatle yaklaşıyordu herkes birbirine. Hep birlikte ölümü göze almanın yatıştırıcı ve yakınlaştırıcı ruh hali. Yıkılacak binaların sakinleri. (Uyku Sersemi)
  • Seviye düşünce eğlence artar. Bu kural asla değişmez. (Hikayede Büyük Boşluklar Var)