Kitap Künyesi

Yazar: Otto Rank

Çevirmen: Sabir Yücesoy

Orijinal Adı: Das Trauma De Geburt

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9789753423250

Sayfa Sayısı: 183

--reklam--

Doğum Travması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Psikoloji tarihinin en kayda değer kitaplarından biridir Doğum Travması. Ne var ki, Sigmund Freud ile en sevdiği öğrencilerinden Otto Rank arasındaki ilişkinin bozulmasına da yol açmıştır.

Bu kitapla, ruhsal yapının ortaya çıkmasını ve her türlü nevrotik rahatsızlığı insanın doğum sürecinde yaşadığı travmaya bağlayan Rank, Freud'un görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu öne sürmekle birlikte, dönemin nevroz kuramında babanın taşıdığı merkezi önemi, yani Oidipal dramda babanın tuttuğu yeri sarsıyor, annenin önemini öne çıkartıyordu. Başlangıçta Freud, psikanalizin kültürel alanlara açılmasında önemli rol oynadığını düşündüğü bu öğrencisinin kitabını coşkuyla karşıladıysa da, sonunda Rank ortodoks psikiyatri çevresinin baskısıyla aforoz edildi.

Çalışmalarına ABD'de devam eden ve yeni bir psikoterapi yöntemi geliştiren Rank'ın görüşleri, Carl Rogers, Eric Fromm, Karen Horney ve Rollo May gibi isimlerin yapıtlarını etkilemiştir.

(Arka Kapak)

--reklam--

Doğum Travması Alıntıları - Sözleri

  • ''Doğmuş olmamızın bedelini önce yaşamla sonra da ölümle ödüyoruz.''
  • Doğmuş olmamızın bedelini önce yaşamla sonra da ölümle ödüyoruz.
  • ''İyileşmiş bir nevrotik kişi, daha önce nevrotik mutsuzken, artık genellikle sıradan bir mutsuzluk sergiler.''
  • Ama sanatçı da aynı şeyi yapar, Prometheus gibi o da kendine benzeyen insanlar yaratır; yani daima yeni ve sürekli tekrarlanan doğum eylemleriyle, yaratılışın kadınsı ağrıları altında eserini ve eseri içinde kendi kendisini doğurur.
  • -Önemli olan, insanın karşısına çıkan her yeni duruma çözüm bulacak esnekliği gösterebilmesidir. Rank'a göre toplum tarafından "başarılı artist" olarak nitelendirilen kişiler, nevrotik ya da ortalama insanlardır.
  • ''Sanatçı da aynı şeyi yapar, Prometheus gibi o da kendine benzeyen insanlar yaratır; yani daima yeni ve sürekli tekrarlanan doğum eylemleriyle, yaratılışın kadınsı ağrıları altında eserini ve eseri içinde kendi kendisini doğurur.''
  • ''Cehennem tasavvurundaki bedenle ilgili aşırıya kaçan ayrıntılar, rahim içine bağlanan gökyüzü ve cennet fantezisinin korku dolu kar­şıtı olarak gösterir kendini. Özellikle Yunan kültüründeki yeraltı dün­yası cezalarına karşılık düşen cehennem cezaları, bütün incelikleriy­le rahim içi durumunun yeniden üretimini ifade etmektedir. Böyle olunca, ortaçağdaki histerilerin bu hazır malzemeden yararlanarak aynı bilinçdışı eğilimleri ifade etmekten hoşlanmış ol­malarına şaşmamak gerek.''
  • ''Bütün pratik buluşlarda esas meselenin libidoyu cömertçe tatmin ederek ilksel duruma olabildiğince yaklaşmayı engelleyen dış etkenleri azaltmak olduğunu görebiliriz.''

--reklam--

Doğum Travması İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Otto Rank… Freud’un öğrencileri arasından çıkan en değerli isimlerden biri. Adler ile birlikte psikanaliz noktasında çok farklı yerinin olduğunu düşünüyorum. Çünkü ödipal dönemi baz alarak ilerleyen Freud ve öğrencilerinin dışında, erkek bazlı dönemin ötesine geçerek bireysel ve dişil dönemi önemseyen kuramların sahipleri olmuşlardır. Otto Rank bu kitabında ödipal dönemden ziyade bireyin, gebelik sürecinde anne karnında, doğum esnasında vajinada yaşamış olduğu travmalara eğilerek, ileriki süreçlerde yaşanan sorunların kaynağını burada aramıştır. Örneğin yetişkinlik döneminde stres anında ortaya çıkan vertigo veya panik atak gibi rahatsızlıkları doğumdaki travmatik sürece bağlamaktadır. Bu noktada felsefi bir problem de bizlere yol arkadaşlığı yapıyor; insan doğduğunda bilinci boş bir levha mıdır? Yoksa bilinç ve duygusal algılama bilinçdışı şekilde yaşanmakta mıdır? Rank ikinci soruya cevaben bilinçdışı oluşumu baz alarak bebeğin baskı, stres, terk ediliş gibi hisleri o anda yaşadığını ve bunu ömür boyu (farklı şekillerde yeniden fark etme yoluyla) taşıdığını öne sürmüştür. Ödipal dönemi aşarak doğumu baz alan Rank, eril olandan dişil olana da geçiş yaparak Freud psikanalizini bir yandan beslerken diğer taraftan kuramı altüst etmiştir. Bu noktada Freud ile yolları ayrılan Rank, yine bu kuramı ile Kiliseden de aforoz edilmiştir. Çünkü bahsettiği şey, nevrozların mistik dünyayı, psikozların ise dini kuralları yarattığıdır. Sonuçta nevrozlar ve psikozların da doğum travmalarından kaynaklandığını düşündüğü için din adamlarının kurguladıkları şeyin aslında vajinal cennet-cehennemden başka bir şey olmadığı teziydi. Bugün din adamlarının söylediklerine kulak kabarttığımız zaman bile rahatlıkla kız çocuğunun hangi yaşta evleneceği konusunda bir çok yoruma hatta tarife kadar varan bir ilgilenme durumunu görmek mümkün olacaktır. Bunun vajinal cennet travması olduğu da apaçık ortada. Tıpkı ilk cehennem anlatımlarında mekanın, yerin yedi kat altı mitosuyla eşdeğer tutularak aslında erkek din adamının vajinal derinlik fantezisiyle şekillendirdiği bir cehennem algısı yarattığı gerçeğinde olduğu gibi… Kitap her açıdan oldukça sarsıcı bir etkiye sahip. Anlayarak okunmasını değerli buluyorum. Her kitap bunu hak etse de bazı kitaplar daha çok hak ediyor. İşte bu kitap o kitaplardan… Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari)

Psikanalist Otto Rank’in, hocaların hocası Freud ile aralarının açılmasına sebep olan bir kitap. Annemizin rahminde korunaklı, rahat, mutlu mesut yaşarken doğum olayı gerçekleşir ve o korunaklı yerden büyük bir travma ile çıkarak, hiç bilmediğimiz bir yerde, tek başımıza kalarak ilk anksiyetemizi şiddetli bir şekilde yaşamış oluruz. Devamını annemizin bizi memeden kesmesiyle yaşarız. Bu yaşanılanlar ne kadar zorlu geçerse ileride yaşayacağımız kaygılar, panikler, nevrozlar o derecede şiddetli olur. Özellikle Otto Rank’in varsayımına göre, doğum travmasını şiddetli bir şekilde yaşayanlar, gelecekte muhtemel en güçlü panik atak hastası adayı olabilecek kişilerdir. Çünkü doğum travmasında yaşanılanlar ile panik atak geçiren bir hastanın yaşadıklarının aynı özelliklerde olduğunu söyler. Bu ve bunun gibi birçok örneklerle; travmalarımızın, nevrozlarımızın, kaygı bozukluklarımızın, fobilerimizin altında yatan sebebin, doğum travması ile ilgili doğrudan bağlantıları olduğunu söyleyen bir kitap. Tabi bu travma hala tartışma konusu olan, kesinliği net olmayan bir kuram. Okuması biraz zor gibi ama ilginiz varsa mutlaka mutlaka okuyun. (derinbook)

--reklam--

Doğum Travması PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Otto Rank - Doğum Travması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doğum Travması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Otto Rank Kimdir?

Otto Rank, asıl adı Otto Rosenfeld (d. 22 Nisan 1884, Viyana, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu - ö. 31 Ekim 1939, New York kenti, ABD), Avusturyalı psikolog.

Psikanaliz kuramını efsane, mit, sanat ve yaratıcılığın incelenmesini kapsayacak biçimde genişletmiş, bunaltı (anksiyete) nevrozunun temelinde doğum sırasında yaşanan psikolojik travmanın bulunduğunu ileri sürmüştür.

Yoksul bir ailenin oğluydu. Meslek okulunda öğrenimini sürdürürken geceleri yazmaya çalışıyordu. Sigmund Freud'un ilk yandaşlarından biriydi, onun Die Traumdeutung 'undan (1900; Düşlerin Yorumu, 2 cilt, 1991-92) esinlenerek yazdığı Der Künstler 'de (1907; Sanatçı) psikanaliz ilkelerinden yola çıkarak sanatı açıklamaya çalıştı. Bu çalışmayla ilgisini çektiği Freud'un yardımıyla Viyana Üniversitesi'ne girdi ve 1912'de Felsefe doktorasını tamamladı. Öğrenciliği sırasında resmen adını değiştirerek yazarlık adı olan Otto Rank adını aldı. Der Mythus von der Geburt des Helden (1909; Kahramanın Doğuşu Miti) ve Das Inzest-Motiv in Dichtung und Sage (1912; Şiirde ve Efsanede Ensest Motifi) adlı yapıtlarında, Oidipus karmaşasının sayısız şiir ve mite kaynak olduğunu gösterir.

Viyana Psikanaliz Derneği'nin sekreterliğini yapan Rank 1912-24 arasında Internationale Zeitschrift für Psychoanalyse 'yi yayımladı. 1919'da kurduğu ve psikanaliz üzerine yapıtları yayımlamayı amaçlayan yayınevini 1924'e değin yönetti. Sándor Ferenczi ile sıkı bir ilişki kurarak, onunla birlikte psikozların da psikanaliz alanına alınmasına katkıda bulundu.

1924'te, Das Trauma der Geburt und seine Bedeutung für die Psychoanalyse (Doğum Travması ve Psikanalizdeki Anlamı), adlı yapıtını yayımlayarak, freudcu ortodoksluğa karşı ilk kez ayrıldıkları noktaları ortaya koydu. Kitap, Freud ve Viyana Psikanaliz Derneği'nin öbür üyeleriyle ilişkisinin bozulmasına ve dernekten atılmasına yol açtı. Dölyatağından dış dünyaya çıkışın, çocukta ergenlik döneminde bunaltı nevrozu yaratabilecek şiddetli bir korkuya neden olduğu ileri sürülen kitabın psikanalizin temel kavramlarıyla çeliştiği düşünüldü. 1920'lerin ortalarından başlayarak ABD ve Avrupa'nın birçok ülkesinde dersler veren Rank 1936'da New York kentine yerleşti. Yapıtları psikiyatri, psikoterapi, danışmanlık ve eğitim alanlarında, ayrıca günümüzde hümanist psikoloji ve güdümsüz psikoterapide etkili oldu.

1930'larda Rank kişilik gelişmesinde yönlendirici güç olarak istenç kavramını geliştirdi. İstenç, Freud'un insan davranışındaki yönlendirici etkenler olarak gördüğü sezgisel dürtülerin denetlenmesi ve kullanılmasında olumlu bir güç olabilirdi. Buna göre, hastanın psikanaliz sırasında gösterdiği direnç, içsel bir olumsuz etken değil, bu istencin bir dışavurumuydu. Freudcu analistlerin tersine, bu direnci yıkmak yerine, kişinin kendini bulması ve gelişmesini yönlendirmek için kullanmak gerekiyordu.

Rank'a göre insanı bilinçli, amaçlı ve kendine yön verebilen bir varlık durumuna getiren istençtir. Kişilik özelliklerine göre insanlar ortalama, artistik ve nevrotik olarak üç ayrı kategoriye ayrılabilir. Toplumun kurallarına karşı çıkmadan uyan, yaratıcı olmayan, toplum için yararlı, öte yandan kendisine yararsız olan ortalama insan tipine karşılık artistik tip yaratıcı ve üretkendir. Nevrotik insan ise yaratıcılığı engellenmiş olan artistik tiptir.

Rank, Freud'dan koptuktan sonra psikanalizden uzaklaşarak "yeniden doğuş" kuramı adını verdiği bir psikoterapi yöntemi geliştirdi. Temelde kuralsız ve kimilerince bilimsellikten uzak olan bu yöntemde, korku ve suçluluk duyguları azaltılarak yaratıcılğa varan bir varoluşun geliştirilmesi amaçlanır. Terapide yaşam tartışılmamalı, doğrudan yaşanmalıdır. Bu yaklaşım daha sonra güdümsüz ve varoluşçu psikoterapilerin temel ilkesini oluşturdu.

--reklam--

Otto Rank Kitapları - Eserleri

  • Kahramanın Doğuş Miti
  • Doğum Travması
  • Hakikat ve Gerçeklik
  • Eş Benlik

--reklam--

Otto Rank Alıntıları - Sözleri

  • “...tek fısıltısı , benimkinin yankısından büyüktü .” (Eş Benlik)
  • Hindu inancına göre insan düşmanını resmî yada gölgesini kalbinden bıçaklayarak yok eder. (Eş Benlik)
  • İlk günahın da ifade ettiği üzere bilmek günahtır, bilmek suç üretir. (Hakikat ve Gerçeklik)
  • ''İyileşmiş bir nevrotik kişi, daha önce nevrotik mutsuzken, artık genellikle sıradan bir mutsuzluk sergiler.'' (Doğum Travması)
  • ''Cehennem tasavvurundaki bedenle ilgili aşırıya kaçan ayrıntılar, rahim içine bağlanan gökyüzü ve cennet fantezisinin korku dolu kar­şıtı olarak gösterir kendini. Özellikle Yunan kültüründeki yeraltı dün­yası cezalarına karşılık düşen cehennem cezaları, bütün incelikleriy­le rahim içi durumunun yeniden üretimini ifade etmektedir. Böyle olunca, ortaçağdaki histerilerin bu hazır malzemeden yararlanarak aynı bilinçdışı eğilimleri ifade etmekten hoşlanmış ol­malarına şaşmamak gerek.'' (Doğum Travması)
  • "Yalnızca hatanın içinde yaşam vardır; Bilmek ölümdür." Schiller (Hakikat ve Gerçeklik)
  • Çelişkinin kesinliği zevk duygusunu yoğunlaştırır. Otto Rank (Eş Benlik)
  • Ama sanatçı da aynı şeyi yapar, Prometheus gibi o da kendine benzeyen insanlar yaratır; yani daima yeni ve sürekli tekrarlanan doğum eylemleriyle, yaratılışın kadınsı ağrıları altında eserini ve eseri içinde kendi kendisini doğurur. (Doğum Travması)
  • Uykuya doğru nereye döndüysem, Ölüme yakın nereyi özlediysem, Yolları aşıp nereye gittiysem, Yolum üzerinde, benimle birlikte Pespaye, siyah giyimli biri oturdu, İçinde bir dost bulduğum. (Musset) (Eş Benlik)
  • Ben senin düşüncelerinin eylemiyim. (Eş Benlik)
  • ''Doğmuş olmamızın bedelini önce yaşamla sonra da ölümle ödüyoruz.'' (Doğum Travması)
  • Doğmuş olmamızın bedelini önce yaşamla sonra da ölümle ödüyoruz. (Doğum Travması)
  • Freudcu Narsizm kuramına göre eş benlik, mutlu ve dengeli bir kişiliğin oluşumunu engelleyen hastalıklı özsevgi unsurlarını temsil eder. (Eş Benlik)
  • "Her şeyden önce kendi kendinle doğru ol" (Hakikat ve Gerçeklik)
  • - " (...) Hakikatin peşine düşmeye başladığımız ân, gerçekliği ve onun bizimle olan ilişkisini yıkarız..." (Hakikat ve Gerçeklik)
  • -Önemli olan, insanın karşısına çıkan her yeni duruma çözüm bulacak esnekliği gösterebilmesidir. Rank'a göre toplum tarafından "başarılı artist" olarak nitelendirilen kişiler, nevrotik ya da ortalama insanlardır. (Doğum Travması)
  • Şu açıkça ortadadır ki insanlar, eski zamanlarda ve en saf hayal gücüyle bile, ensesti ve baba katilliğini gökyüzünde görmemiştir. Bu fikirlerin başka bir kaynaktan elde edilmiş olması çok daha muhtemeldir. Bu kaynak da büyük olasılıkla insandır. (Kahramanın Doğuş Miti)
  • Küçük çocuklar için ebeveynler en başta tek otorite ve tüm inancın kaynağıdır. (Kahramanın Doğuş Miti)
  • ''Bütün pratik buluşlarda esas meselenin libidoyu cömertçe tatmin ederek ilksel duruma olabildiğince yaklaşmayı engelleyen dış etkenleri azaltmak olduğunu görebiliriz.'' (Doğum Travması)
  • Tolstoy İnsanın hayatındaki en önemli olay kendi benliğinin bilincine vardığı andır. (Hakikat ve Gerçeklik)