Kitap Künyesi
Yazar: John Berger
Çevirmen: Taciser Belge
Orijinal Adı: Pig Earth
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789754702057
Sayfa Sayısı: 257
Domuz Toprak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Onların Emeklerine” üçlemesinin ilk kitabı olan Domuz Toprak, John Berger’ın edebiyat dünyasında kazanacağı saygınlığın habercisi niteliğinde bir başyapıt.
Berger Domuz Toprak’ta, Fransız Alpleri’ndeki bir köyün ilk bakışta klostrofobik görünen gerçekliğini, köy yaşamının yürek parçalayıcı ve neşe verici, tatsız ve eğlenceli yönlerini içeren bir folklorik zenginlik sunuyor. Köylülüğün kayboluşu tartışmasının gündemde olduğu yıllarda yazılan Domuz Toprak, yeni dünyanın “yükselen değerleri”ne alternatif bir duyarlılığı temsil ederken, Berger yarattığı “Cocadrille” tipi ile edebiyat tarihinin karakter galerisine unutulmaz bir katkı yapıyor. Domuz Toprak, köylülüğün kayboluşuna hayıflanmak yerine kent ve köy hayatının yapıcı bir sentezine varmak isteyenler için başucu eseri.
“Berger, köy hayatına hem uzaktan hem de yakından bakan, köy hayatının hem parçası hem de tanığı olan bir detay ve gözlem ustası.”
Frank Kermode
Domuz Toprak Alıntıları - Sözleri
- Ölüm kadar hüzünlü hiçbir şey yok" ... "ve aynı zamanda o kadar çabuk unutulan"
- ... her zaman neyin vergisini toplamışlardır bunlar? Yoksullara keyif veren ne varsa.
- Bütün düğünler birbirlerine benzer ama her evlilik farklıdır. Ölüm herkes içindir ama insan yalnız başına yas tutar. Bunlar doğrulardır.
- Su her şeyi temizler, günahlar hariç...
- "Kimsenin saklayamayacağı iki şey vardır," dedi, "biri öksürük, öbürü de aşk!"
- "Hakaretler kuma yazılmalıdır, övgüler mermere"
- "Hiç kimse aynı acıyı iki kere çekmemeli."
- "Yürümek düşünmenin bir biçimidir."
- Bütün düğünler birbirlerine benzer ama her evlilik farklıdır. Ölüm herkes içindir ama insan yalnız başına yas tutar. Bunlar doğrulardır.
- ... ölüm, bir sarhoş gibi şakalaşmaz, yaşlanmamalıydın
- "Ölüm kadar hüzünlü hiçbir şey yok" ... "ve aynı zamanda o kadar çabuk unutulan"
- "Kimsenin saklayamayacağı iki şey vardır," dedi, "biri öksürük, öbürü de aşk!"
- Yürümek düşünmenin bir biçimidir.
- "Hak yerini bulacak." "Ne zaman?" "Yaşayanlar, ölülerin çektiği acıları anlayınca."
Domuz Toprak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Berger zaten tanıdığım bir yazar olduğundan Domuz Toprağı 'n içime işlemesi fazla zor olmadı. 50 yıl gibi bir süre önce yazılsa da hala varolmayı başarabilmiş anlatılan köylü kültürünün derin ve estetik incelemelerinden biri sadece. Herkes "Onların Emeklerine" serisinde ilk kitabı (Domuz Toprak) sevmesine rağmen serinin diğer kitaplarına pek ısınamamış çünkü John Berger, karşınızda büyük incelemelerin, köylerin ve kapitalizmin büyük eleştirici üstadı, sıkıcı bir yazar. Ancak fiction olan bölümleri bile non-fiction gözüyle okursanız, Berger size dünyanın en iyi yazarı gibi görünebilir. (muffin man)
İngiliz yazar John Berger kitapta Fransız Alplerinde ki bir köyün ilk başta karmaşık görünen gerçekçiliğini, köy yaşamının yürek parcalayıcı ve neşe verici, tatsız ve eğlenceli yönlerini bir zenginlik içinde anlatiyor. Kitap üç cilt olup 1.Domuz Toprak 2. Bir Zamanlar Europa da 3. Leylak ve Bayrak (Ahmet Kazan)
Domuz Toprak John Berger Sanayi devrimi ile başlayan köyden kente göçün anlatıldığı roman - inceleme tarzında üçlemenin ilki. Köyden kente göç sadece daha iyi bir ekonomiden ibaret değildir. Daha konforlu bir yaşam umudu vardır. Fransa’nın dağ köylerinde yaşayan insanları anlatır kitap. Kitabın sonunda ise köy yaşamı, kente göç, ekonomik döngü üzerine bir de deneme çalışması vardır. Kitap aslında komşuların ayır ayrı hikayeleridir. Bir bölümde bir komşuyu anlatırken, diğerinde diğer komşuyu anlatır. Köylüler, doğayla mücadelede daha sert bir yaşam sürdürdüklerinden daha sert daha duygusuz yönleri de zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Hayvanlar ekonomik bir değerdir. Daha az getirisi olan süt bir ineği kasaplık bir et haline dönüşüvermektedir. Yazar hayvanları da duygusal olarak bir canlı olarak gördüğü için zaman zaman köylülerin hayvanlara yaptığı davranışlara okuyucunun yüreği kaldırmaz. Hep biriktirme dertlerindedirler köylüler. Daha çok biriktirip şehirde daha iyi bir yaşam kurma hayalindedirler. Kitapta anlatılan Fransız köyünden çıkıp bir Macar köyüne de varsanız aynıdır. Ardahan’ın bir köyüne de gitseniz aynıdır. Şehre özlem bir anlamda konfora özlemdir köylü için. Avrupa ülkelerine göre köyden kente göç ülkemizde 70-80 yıl geriden gelse de durum aynıdır. Köy yaşamı ancak şehrin kaosuna alışamayan köyde doğup büyümüş yaşlı insanlara kalmıştır, terk edilmişlik ve yalnızlık duygusuyla. Sosyal yaşamın kaybolup gittiği köylerde şimdilerde, kar-zarar denklemi penceresinden bakan yatırımcıların, devasa tarım makinelerinin tekerlek izleri görülmekte, yada içinde köylülerin amele gibi çalıştığı koca koca inek çiftlikleri veya tavuk çiftlikleri. Yazar çoğu okuyucun geçmişine bir ayna tutuyor aslında. (idris yılmaz)
Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?
1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.
İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.
Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.
John Berger Kitapları - Eserleri
- Görme Biçimleri
- Hoşbeş
- Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
- A'dan X'e
- Uçuşan Etekler
- Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar
- Bir Fotoğrafı Anlamak
- Sanatla Direniş
- Düğüne
- Portreler
- G.
- Yedinci Adam
- Duman
- Buluştuğumuz Yer Burası
- Bento'nun Eskiz Defteri
- Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
- Kıymetini Bil Herşeyin
- Hayvanlara Niçin Bakarız?
- Kral
- O Ana Adanmış
- Manzaralar
- Fotokopiler
- Domuz Toprak
- Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
- Sanat ve Devrim
- İstanbul’dan Gelen Telefon
- Bir Zamanlar Europa'da
- Leylak ve Bayrak
- Görme Duyusu
- Şiirin Saati
- Zamanımızın Bir Ressamı
- Clive’ın Koğuşu
- Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
- 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus
John Berger Alıntıları - Sözleri
- Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
- Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
- Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
- Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
- Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
- Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
- Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
- Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
- Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)
- 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
- Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
- Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
- "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın modeline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
- Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar, düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
- Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
- Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
Yorumlar
0 yorum