Kitap Künyesi
Yazar: Güray Süngü
Yayın Evi: Okur Kitaplığı
İSBN: 9786054494248
Sayfa Sayısı: 512
Dördüncü Tekil Şahıs Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dördüncü Tekil Şahıs, Güray Süngü'nün Mustafa Nihat adındaki deliliğin sınırlarında gezinen karakterinin, otuz yıl ya da üç on dakikadan müteşekkil yarım saatini anlattığı romanı. Kötülüğün insan ruhunu ele geçirdiğini ve masumiyet için diyet ödemek gerektiğini savunan roman, insanın içindeki ahlak yasasına uç karakterleriyle saygı duruşunda bulunuyor. Aklın insanı sürüklediği kör kuyulardan çıkma çabasının, ironiyle harmanlandığı Dördüncü Tekil Şahıs, Güray Süngü'nün 22 yaşında yazdığı ilk romanı olma özelliğini de taşıyor.
"Kibar ve zarif insanlardık bizler, hoyrat yaşayan. Çok derindik, dipsiz kuyular gibi. Hiç karınca ezmemiştik, bizi ezer diye korkarak vicdanımız. Bilmiştik haddimizi.
Dördüncü Tekil Şahıs Alıntıları - Sözleri
- ..insan en kolay kendisine ihanet ediyor..
- Al kalbimi ver karanlığımı, uğraşma benimle.
- Beni herkes anlıyor. Sen yağmuru anlamaya çalış..
- Boş zamanlarımda okurum. Bu yüzden hiç iş edinmiyorum kendime. Çok boş vaktim olsun diye.
- Unutmak da bir silahtır bazen, birilerine karşı.
- O sadece yaşıyor. Bense ölemiyorum.
- Yürümüştüm. Bitmişti... İmza; ölümlü.
- ..ölememek öldürür mü insanı..
- İnsanlara hak ettiklerinden fazla mana yükleme, sürekli hüsrana uğrarsın.
- "Bir insanı sevmekle başlar her şey. " Çünkü bir insanı sevdin mi, her şeyden, hayat ve kendin de dahil her şeyden nefret edersin.
- Ya kanıyoruz hayata, ya kandırıyoruz hayatı. Hangisi?
- Baksana kollarım yok benim. Sarılmayı öğretmedi annem. Ama iyi terk ederim.
- Düşünmek çok zordu. Düşünmemek çok daha zordu.
- Kant ne güzel söylemiş; istemek ve başarmak, ne tuhaf sözcükler..
Dördüncü Tekil Şahıs İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Farklı bir ruh dünyasından, bambaşka bir psikolojiyle anlatılmış , intiharın eşiğinde gezen mutsuz bir şahsiyetin çoğunlukla kendi iç sesiyle konuşmalarını anlattığı, yer yer dış dünyaya da açıldığı kendi yaşam öyküsü etkileyici bir dille , edebi açıdan başarılı bir biçimde aktarılmış . Tutunamayanlar ı anımsatıyor, Anayurt Oteli ndeki o kasvetli hava da mevcut. Psikolojik eserlerden hoşlananlar sevecektir. (Firdevs K.)
Eskiden beri severdim okumayı aslında. Öyle zorla değil, birşeyler öğrenmek, daha iyi , daha zeki, daha entelektüel olma gibi bir amaç gütmeden. Okurken akıcı, heyecanlı, kurgusu kalın puntolarla belirlenmiş şeyler seçerdim. Ta ki öykü okumaya başlayana dek. Otuzumdan sonra düşünme, kavrama yeteneğimi kaybettiğime inanırdım oysa. Şimdi bu yazarın kitaplarını okurken bazen delicesine başım dönüyor, öyle gibi hissetmek değil bahsettiğim, sahiden dünya 360 derece dönüyor etrafımda. Bi yandan okumayı bırakıp yazmak istiyorum, bi yandan da hiç bırakmadan, gözümde sayfanın parlaklık ayarı an be an düşerken, devam edeyim istiyorum tüm ayrıntıları okumaya. Bazen hiçbir şey anlamıyorum gibi , bazı da bir cümleye takılı kalıp, böyle bir cümle nasıl kurulur, bu cümleyi kuran kafaysa benim taşıdığım ne diye düşünerek, alt satıra atlayamadan defalarca defalarca ve defalarca okuyorum. Hiç bitmesin istediğimi sanıyorum da aslında bir yandan da iğne sırası bekleyen çocuklar gibi aceleci, huzursuz, gergin, ağlamaklı devam ediyorum. İnsan oturduğu yerden yorgun düşer mi? Okurken yoruluyorum ama bu yorgunluktan delicesine zevk alıyorum. Anlat deseniz hiçbir kitabını anlatamam, iki cümle kuramam ama ana karakterin ruh halini yaşıyorum okurken. Karakterler kendi kendisiyle değil benimle hesaplaşıyor sanki. Farkında olmadan kendimle konuşurken buluyorum kendimi, 4. olmasa da 2.tekil şahıs hüviyetinde ruhum. Kendim sorup, kendim cevaplayamıyor, kendim kızıp kendimi teselli ediyorum. Delirdim mi deliydim de kabullendi mi karar veremedim henüz. Ama mutluyum bu halimle -ki önemli olan bu bence. Her alışverişte yazarın sadece bir kitabını alıyor ve onu okumayı en sona bırakıyorum. Ki bitmesin hemen. Bağımlılıksa da bağımlı olduğumuz bu kağıtlar olsun kime ne... Bir tek dileğim var Güray Süngü yazsın hep. (Müslime Keleş)
Güray Süngü kimi zaman yazmış olduğu romanlarıyla kimi zaman öyküleriyle edebiyatımıza çok önemli bir yeri var. Açık bir ifadeyle ve isabetli bir söylem diyecek olursam, Türkiye'nin Yaşayan Oğuz Atay'ı olması. Ama öykülerinden daha çok keyif aldığım bir yazar. (Ahmet Şefik VEFA)
Kitabın Yazarı Güray Süngü Kimdir?
1976 yılında İstanbul’un sur içi mahallelerinden Kadırga’da doğdu. İlk öğretime Kadırga İlkokulunda başladı. Çocukluğu Ayasofya ve Sultanahmette geçti. Gedikpaşa’da esnaf olan babası sayesinde çalışma hayatını erken yaşta tanıdı. Üniversiteden mezun olana kadar bütün tatillerini Kapalıçarşı’da geçirdi. Farklı milletlerden, meşreplerden, dinlerden insanların arasında büyüdü. Üniversite eğitimini Uludağ Üniversitesi’nde aldı. İktisat fakültesinde okudu. Mezuniyetinden sonra özel sektörde çalışmaya başladı. 2009 yılına kadar çeşitli sektörlerde görev aldıktan sonra, yayın sektörüne geçti.
Güray Süngü yazmaya Bursa yıllarında başladı. İlk öyküsü 1998 yılında Hece dergisinde yayınlandı. Bugüne dek, Hece, Hece Öykü, E-edebiyat, Ada, Özgür Edebiyat, İtibar, İzdiham, Cafcaf, Hacamat, CF, Edebi Müdahale, Post Öykü, Cins, Muhayyel gibi dergilerde öyküler ve yazılar yayınladı. Öğrenciyken yazdığı ilk romanı Dördüncü Tekil Şahıs 2006 yılında okuyucuyla buluştu.
Düş Kesiği adlı romanıyla 2010 Oğuz Atay Roman Ödülü’ne, Kış Bahçesi adlı romanıyla 2011 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’ne layık görüldü. 2014 yılında Deli Gömleği ve Hiçbir şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi kitapları ile Necip Fazıl Hikaye Ödülü’nü kazandı.
2018 yılında 14. Kristal Lale ödüllerinde yılın edebiyatçısı seçildi.
Kitapları;
Dördüncü Tekil Şahıs-Roman, 2006
Pencereden-Roman, 2006
Düş Kesiği-Roman, 2010
Deli Gömleği-Öykü, 2010
Kış Bahçesi-Roman, 2011
Hiçbir şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi-Öykü, 2012
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk-Öykü, 2014
Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı-Roman, 2015
İnsanın Acayip Kısa Tarihi-Uzun Hikaye, 2016
Vicdan Sızlar-Öykü, 2016
İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır, 2018
Güray Süngü Kitapları - Eserleri
- Deli Gömleği
- İnsanın Acayip Kısa Tarihi
- Düş Kesiği
- Vicdan Sızlar
- Kış Bahçesi
- Mehmet'i Sakatlayan Serçe Parmağı
- Sayıklar Bir Dilde
- İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır
- Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
- Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk
- Pencere'DEN
- Az Kalan Gölge
- Pencereden
- Dördüncü Tekil Şahıs
- Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Güray Süngü Alıntıları - Sözleri
- Yürümüştüm. Bitmişti... İmza; ölümlü. (Dördüncü Tekil Şahıs)
- Beni herkes anlıyor. Sen yağmuru anlamaya çalış.. (Dördüncü Tekil Şahıs)
- Sen benim hiçbir şeyimsin. Al sana bir yara daha. Görmezsem yoksun. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
- yaşam tüm unsurlarıyla ayakta durup bana sırıtıyor gibi geldi. (Kış Bahçesi)
- bir şeye benzemeye benzemeye insan bir şey olduğunu bir şey olmadığını anlamazmış. böyle sürermiş. (Vicdan Sızlar)
- Gün görmüş adamlar usulünce istemeyi iyi bilirler. (Deli Gömleği)
- İnsan çok leş bir yaratık türü. Atlatamadığı şey yok... (Az Kalan Gölge)
- Güzel neymiş? Güzel, gördüğümüş. Hayır “güzel gördüğün” değilmiş güzel, gördüğümüş. (Sayıklar Bir Dilde)
- Kafan duman olmuş, şöyle sağa sola doğru salla biraz da kulaklarından çıksın duman. Olmaz böyle. Net olacak kafa. Freş hava. Oh mis. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
- Ne demiştin sen; sana kalbimi göstersem yaralarıma hayran olursun... (Düş Kesiği)
- İnsan kibirli, artist, gösteriş budalası ve mal mülk düşkünüdür. İnsan düşkünse düşüktür. Düşükse düşmüştür. Düşmüşse düşenin dostu olmaz, seyircisi olur. İnsan seyredicidir. İnsan adeta insan değildir. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
- Hayat daha zor artık. (Pencereden)
- Bir gamlı hazanın seherinde Israra ne hacet, yine bülbül? (Sayıklar Bir Dilde)
- İnsanca diye bir dil var, kimseler konuşamıyor. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
- Belki de ben delirdim. Belki de ben delirmedim, zaten deliydim. (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
- Bu garip. Allahın garibi. -Bütün garipler Allah'ındır. Hamdolsun. (Vicdan Sızlar)
- "Müziği duymayanlar, dans edenleri deli sanmaya devam ediyordu." (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
- Haddini bilmeyene haddi bildirilir de kendini bilmeyene ne bildireceksiniz... (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
- Bende bakılacak bir şey varsa o da kusurdur,bakılacaksa ona bakılsın. (Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk)
- Çünkü ne öncesinde ne sonrasında hiçbir günüm değil, hiç bir anım o an kadar güzel olmadı. Bir insanın hüznü, hüznüyle gögelenmiş yüzü, bir diğerinin cenneti olabiliyordu demek. (Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi)
Yorumlar
0 yorum