Kitap Künyesi

Yazar: Adnan Turani

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9789751413741

Sayfa Sayısı: 702

--reklam--

Dünya Sanat Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir ülke kültürü, sanat eserinde,kendi somut biçimini bulur. Bu bakımdan sanat eserleri, ulusların düşünce hayatının, görülür anıtları olduğu gibi, bir ülkede yaşayan toplum varlığının da inkar edilemez delilleridir... Tarihlerinde sanat eserlerinden yoksun toplumlar, egemen devlet olarak devamlı yaşama şansına sahip olmamaktadırlar. Sanat kültürü zengin bir geçmişi olan uluslar ise, kendi egemen devletlerine sahip oldukları gibi, egemen yaşama gücünü de kaybetmiyorlar...

Sanat eserinin içinde doğduğu kültürün oluşmasında başka kültürlerin payı vardır. Bu açıdan yapılan gözlemler, sanatın sınırlar aşıcı karakterde olduğunu göstermektedir. Komşu, hatta uzak kültürlerin, bir ülke sanatındaki katkısı çok yönlüdür... Bu gerçekler, sanat kültürünün uluslararası bir dokudan oluştuğu görüşünü kanıtlar...

Sanat eserinin incelenmesi, hem genişliğine, hem derinliğine bir araştırma gerektirmektedir. Bu genişlik dünyanın bütün yüzeyi, derinliği de tarihin geçmiş yüzyıllarıdır... Onun içindir ki, dünya sanat tarihine yönelme, sanat kültürünün tanınmasında tek yoldur.

--reklam--

Dünya Sanat Tarihi Alıntıları - Sözleri

  • Verimlilik, kadın ve su sembolleriyle anlatılıyor.
  • Romalılar zamanında Atina'dan başka, Alexandria (İskenderiye) ve Antiochia ( İskenderun, Hatay) yeni Roma kolonileri olarak geç-Antik kültürün merkezleri olmuşlardı.
  • Açıkhava resmi ve anatomi yanında, Yeniçağda önem kazanan bir diğer özellik, insan fizyonomisinin tablo yüzünde belirmesi idi. Ortaçağda yapılan resimlerde bir portre resmi görülmemişti. Esasen Ortaçağda resmin objektifi kişi üzerinde değildi. Kişi yok, kutsal kimselerin sembolleri vardı. Ve bu resimlerdekilerle, tasvir edilmek istenen kişilerin fizik görünüşleri arasında hiçbir ilişki yoktu. Örneğin Ortaçağda Isa'nın tasviri, Yeniçağın 30 yaşlarında ideal bir tipi idi. Kral ve saray adamları da, gene kişilikten yoksun, Tanrıyı arayan birer insan oluyorlardı. Kişi portresinde kişisel özelliklere yönelme, başlı başına bir sorundu ve sanatçının da kişiyle ilgilenebilmesi için, gerekli özgürlüğü kazanması gerekliydi. Dikkat edilirse, Ortaçağ dogmalarının geleneklerinden, sanatçının yavaş yavaş kurtulduğu anlaşılmaktadır. Daha Gotik dönemde, kilise heykellerinde, doğa gözlemine dayanan kişisel özellikle portrelerin yapıldığı görülmüştü. Ancak kişisel özellikli portre, ilk olarak Italya'da Simone Martini ile Paris saray sanatında görülüyor. Bugün halen elde bulunan en eski portre, 1350-1366 yılları ara sında Fransız kralı olan Jean le Bon'u gösteren bir resimdir.
  • Helenistik-barok sanatında, heykeldeki yüzlerde , asabi gerginlik ve ıstırap, bütün açıklığı ile gösterilmiştir. İşte, iç duyguların bu denli açık olarak gösterilişi klasik sanatta hiç düşünülmemişti.
  • Ölçü ve güzel form, Greklerin önem verdiği değerlerdir. Bunun için genç erkek ve kadın vücutları, daima bir gözlem kaynağı olmuştur. Ayrıca, Grek heykellerinde sanatçının cinselliği vurguladığına da rastlanmaz. Çünkü Grek için cinsel hareket, form güzelliğini bozucu bir etkendir.
  • Asurlularda katliam yapmak, düşman kafalarından piramitler meydana getirmek, kazığa oturtmak gibi işkenceler olağandı. Hitit kanunları ise bu bakımlardan gayet insancıl ölçülerde cezalar kabul etmiştir.
  • Dünyada ilk kez hükümdarlarını at üzerinde gösterenler Romalılardır.
  • Klasik üsluplu resmin özellikleri • Konu gene insandır. İnsan yapısı, doğa göziemine göre biçimlendiriliyor. Anatomi, doğru ve optik bir gözleme dayanıyor. • Resimde insan, bir mekân içinde gösteriliyor. Mekân ifadesi Batı'da bilimsel perspektifin uygulanmasıyla sağlanmıştır. • Resimlerde, tek ve üçlü figürler dikkati çekiyor. Piramidal kompozisyon, tablo resminin biçimlendirilmesinde önemli bir düzen görüşü oluyor. • Dünyevi konular, dini konuları ikinci plana itiyor. • Kapalı kompozisyon dediğimiz, bütün figürlerin tablo içinde yer aldığı resim düzeni, dikkatle uygulanıyor. • Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanıyor. Yani ışık-gölge, vücutları ve mekânı şekillendirmiyor. (Işık-gölge, resim sanatının olgun klasik devresinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor - Batı sanatında. Bu bakımdan ışık-gölge, barok üslubun unsurları arasında yer alır.) ■ Vücut ve mekân, renk perspektifiyle değil, çizgi perspektifine göre hacimleştiriliyor. • Yüzlerin ifadeleri heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmıyor. ■ Arkaik resmin mantıki ve yüzeysel vücut biçim i, tamamen ortadan kayboluyor
  • Grek klasik heykelindeki figürlerde, anlamlı yüzlere rastlamayız. Yüzlerde, psikolojik iç duygu hiçbir şekilde belli olmaz. Bunun nedenleri, aslında o devrin ideal insan tipi üzerindeki genel kanıdan gelmektedir.Çünkü olgun insanın, hiçbir zaman duygularını belli etmemesi fikri, bu devrede Grekin inandığı bir konudur.
  • Barok üslup devresinin önemli özelliği, sıradan kişiyi de konu edinmesidir.

--reklam--

Dünya Sanat Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

sanat içinde geleceği barındıran bir...: Dünya Sanat Tarihi kitabı ressam,sanat tarihçisi ve sanat eğitimcisi olan Adnan Turani 'nin özenle hazırlamış olduğu, çok büyük emeklerin,araştırmaların bir ürünü ve sanat tarihi açısından bir şaheser . Kitabı elimize aldığımızda büyük bir sanat şölenine hazır olmalıyız. Herhangi bir araştırma kitabından ziyade insanın sürekli estetik değerlerle ve görsellerle de iç içe olması ,kitabın okunmasını hem kolaylaştırıyor hemde daha eğlenceli hale getiriyor. Genel itibariyle ve özenle sanat ürünü ,sanatçı ve kültürler ele alınmış,fakat bunun yanında sosyolojik açılardan da sanat üreticilerini ve toplumlarını kitapta gözlemleyebilmekteyiz. Buzul Çağı sanatı ,Orta Çağı Sanatı ile başlayıp günümüz modern sanatlarına kadar birçok plastik sanatları, primitif ve aborjin sanatları görmemiz,okumamız mümkün bu kitapta. Sanatla ilgilenen ve sanat okuyan genç veya yetişkin insanların elinde bulundurması gereken gerçek bir sanat tarihi başyapıtı. Okuyan her insanın , özelliklede eğitimcilerin ve sanat eğitimcilerinin kütüphanesinde bulundurması gerektiğini düşünüyorum. Konu gereği birçok sanat terimine değinilmekte ve arada bazı terimlerde de açıklama gereği duyulmakta. Sanatçı ve sanat eserleri en popüler olanlardan en ilkel olanlara kadar ince ince elenip okuyucuya sunulmuş. Aslında içerik o kadar yoğun ve zengin ki , kitap bitince kendimi geçmişten bu güne kadar üretilmiş bütün sanat eserlerini sanatçılarıyla birlikte üretim aşamalarında hissetim. Gerçek sanat ve sanatçıyı merak ediyorsanız mutlaka bir ders kitabıymış gibi değilde başka türlü ele alıp bir solukta (ki o soluk sanırım biraz uzun sürmeli)okumalıyız. Özellikle görsel sanatlar ,mimari ve moda okuyanların elinde bulundurması gereken bir kitap. Anlamla dolu okumalar dilerim. (numino)

Primitif sanatlardan 20. Yüzyıl başına kadar gerçekleşmiş devirler, sanat akımları ve sanatçılarla ilgili genel bir fikir edinilebilir. Ancak özellikle Selçuklu Sanatındaki mimari tipoloji eksik işlenmiştir ve detaylı değildir. Ayrıca fazlasıyla kişisel yorum içerir. Bu bakımdan sanat eğitimi alan öğrencilere tavsiye edilip edilmeyeceği tartışılabilir. Adnan Turani sanat tarihimiz bakımından önemli bir isimdir. Yaptığı yorumlar konuyla ilgilenenler tarafından bilinmelidir fakat Turani hocanın kitabında yaptığı yorumlara eleştirel bakamayacak, sanat eğitimine yeni başlamış öğrencilere bu kitap önerilmemeli. (Uğur Altay)

Sosyoloji, biyoloji ve hukuk derken eksik bir şeylerin varlığı tarafından dürtüldüm. Çocukken babam, insan bedeni ve yapısı en güzel tablo değil midir? derken biyolojiyi sanattan ayırmamıştı. Ben neden ayırmak isteyeyim ki dedim, işe koyuldum. Sanat tarihi okumaları yapmak için alanda duayen bir isme ihtiyacım vardı ve hemen bu eseri öneri üzerine edindim. Her gün belli miktarlarda okuma yaparak hem bir eseri yorumlamayı hem de teknik anlamda bilgi sahibi olmayı başardım.Usta bir yorumlayan olmasam da eserde yavaş yavaş ressamın kendine has kişiliğini yansıtan noktaları yakalayabiliyorum.. (Cansu Aydın)

--reklam--

Dünya Sanat Tarihi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Adnan Turani - Dünya Sanat Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünya Sanat Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Adnan Turani Kimdir?

İstanbul Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü. Bu yıllarda (1941-1944) Akademi’de akşam kurslarına katıldı. 1948’de Ankara GEE Resim-İş Bölümü’nü bitirdikten sonra, Avrupa sınavını kazanarak devlet bursuyla Münih’e gönderildi. Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde Franz Nagel’den, Stuttgart Akademisi’nde Henninger ve W.Baumeister’in çalışmalarından yararlandı. Daha sonra Hamburg’da 1959’a kadar H.Trökes ile çalıştı. Resim anlayışının biçimlenmesinde Trökes’in doğrudan katkısı oldu. Sanatçıya Anadolu Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verildi Bir dizi ve birbirini tamamlayan renk “prosedürü” üzerinde, aşkınlığın olanaklarını araştırmaya yönelik bir çalışma disiplinini öngören Adnan Turani’nin resimleri, içinde taşıdığı gizli doğa cevherini soyutçu analizler düzeyinde işleyip zenginleştirir.

--reklam--

Adnan Turani Kitapları - Eserleri

  • Dünya Sanat Tarihi
  • Çağdaş Sanat Felsefesi
  • Sanat Terimleri Sözlüğü
  • Resim ve Resim Teknikleri Üzerine
  • Başlangıcından Günümüze Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi

--reklam--

Adnan Turani Alıntıları - Sözleri

  • Açıkhava resmi ve anatomi yanında, Yeniçağda önem kazanan bir diğer özellik, insan fizyonomisinin tablo yüzünde belirmesi idi. Ortaçağda yapılan resimlerde bir portre resmi görülmemişti. Esasen Ortaçağda resmin objektifi kişi üzerinde değildi. Kişi yok, kutsal kimselerin sembolleri vardı. Ve bu resimlerdekilerle, tasvir edilmek istenen kişilerin fizik görünüşleri arasında hiçbir ilişki yoktu. Örneğin Ortaçağda Isa'nın tasviri, Yeniçağın 30 yaşlarında ideal bir tipi idi. Kral ve saray adamları da, gene kişilikten yoksun, Tanrıyı arayan birer insan oluyorlardı. Kişi portresinde kişisel özelliklere yönelme, başlı başına bir sorundu ve sanatçının da kişiyle ilgilenebilmesi için, gerekli özgürlüğü kazanması gerekliydi. Dikkat edilirse, Ortaçağ dogmalarının geleneklerinden, sanatçının yavaş yavaş kurtulduğu anlaşılmaktadır. Daha Gotik dönemde, kilise heykellerinde, doğa gözlemine dayanan kişisel özellikle portrelerin yapıldığı görülmüştü. Ancak kişisel özellikli portre, ilk olarak Italya'da Simone Martini ile Paris saray sanatında görülüyor. Bugün halen elde bulunan en eski portre, 1350-1366 yılları ara sında Fransız kralı olan Jean le Bon'u gösteren bir resimdir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Âdem'in Yaratılışı, Sistine Şapeli'nin tavanındaki ünlü bir fresktir. Michelangelo tarafından 1511 dolaylarında yapılmıştır. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Barok üslup devresinin önemli özelliği, sıradan kişiyi de konu edinmesidir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Klasik üsluplu resmin özellikleri • Konu gene insandır. İnsan yapısı, doğa göziemine göre biçimlendiriliyor. Anatomi, doğru ve optik bir gözleme dayanıyor. • Resimde insan, bir mekân içinde gösteriliyor. Mekân ifadesi Batı'da bilimsel perspektifin uygulanmasıyla sağlanmıştır. • Resimlerde, tek ve üçlü figürler dikkati çekiyor. Piramidal kompozisyon, tablo resminin biçimlendirilmesinde önemli bir düzen görüşü oluyor. • Dünyevi konular, dini konuları ikinci plana itiyor. • Kapalı kompozisyon dediğimiz, bütün figürlerin tablo içinde yer aldığı resim düzeni, dikkatle uygulanıyor. • Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanıyor. Yani ışık-gölge, vücutları ve mekânı şekillendirmiyor. (Işık-gölge, resim sanatının olgun klasik devresinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor - Batı sanatında. Bu bakımdan ışık-gölge, barok üslubun unsurları arasında yer alır.) ■ Vücut ve mekân, renk perspektifiyle değil, çizgi perspektifine göre hacimleştiriliyor. • Yüzlerin ifadeleri heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmıyor. ■ Arkaik resmin mantıki ve yüzeysel vücut biçim i, tamamen ortadan kayboluyor (Dünya Sanat Tarihi)
  • Peplos: Eski Yunanlılarda kadınların omuzlarına bir kopça ile tutturdukları kumaş elbise. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Evrende var olan her şeyin bir ruha sahip olduğunu ve evrenin ruhlar aleminin gizli güçlerince yönetildiği şeklindeki ilkel inanç (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Delacroix "Doğa, ressamın eleştirerek ve seçerek kullanacağı bir sözcüktür."Resmi yaratan Bizim tasarımımızdır" diyordu. Deme Huyghe de, bu konu ile "Gerçek artık amaç değil, yalnız sanat için bir çıkış noktasıdır". (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Dünyada ilk kez hükümdarlarını at üzerinde gösterenler Romalılardır. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Delta: İçinde göz şekli bulunan bir üçgendir. Eski kavimlerde nazara karşı bir tılsım sayılırdı. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • °•(Alm.Ebenholz;Arap.abnûs): Hindistan'da yetisen çok sert,dayanıklı, kesif siyaha yakın bir koyulukta,güzel cila kabul eden,tespih,çekmece gibi esyaların yapimında kullanılan kıymetli ağaç.°• (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Grek klasik heykelindeki figürlerde, anlamlı yüzlere rastlamayız. Yüzlerde, psikolojik iç duygu hiçbir şekilde belli olmaz. Bunun nedenleri, aslında o devrin ideal insan tipi üzerindeki genel kanıdan gelmektedir.Çünkü olgun insanın, hiçbir zaman duygularını belli etmemesi fikri, bu devrede Grekin inandığı bir konudur. (Dünya Sanat Tarihi)
  • °•(Fr. acanthe; Alm. Akanthus) Yaprakları Eski Yunan'da Korent sütun başlıklarında stilize edilerek kullanılmış olan bir bitki. Akantus özellikle Roma tapınaklarının sütun başlıklarında kullanılan bir motif olmuştur.°• (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Çağımızın sanat alanlarındaki kitsch, herhangi bir eseri hayran olan fakat onun sanat kalitesini sağlayan disipline ulaşamamış bir kimse tarafından cüret edilerek yapılmış seviyesiz bir özenti olmaktadır. Yani ki hiç bir sanatçının var bardıkım muhteva dan haberi olmadan, yalnız dış görünüşe dayanan disiplinsiz bir hayranlığın yarattığı sonuçtur. Daha kısa bir açıklama ile kiç, muhtevasız bir özentiden doğmuştur. (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Ölçü ve güzel form, Greklerin önem verdiği değerlerdir. Bunun için genç erkek ve kadın vücutları, daima bir gözlem kaynağı olmuştur. Ayrıca, Grek heykellerinde sanatçının cinselliği vurguladığına da rastlanmaz. Çünkü Grek için cinsel hareket, form güzelliğini bozucu bir etkendir. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Verimlilik, kadın ve su sembolleriyle anlatılıyor. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Theo Van Doesbourg,"Soyut sanat aslında somut sanatın kendisidir". (Çağdaş Sanat Felsefesi)
  • Apollon: Güneş ve ışık Tanrısı. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Demeter: Tarım tanrıçası. (Sanat Terimleri Sözlüğü)
  • Helenistik-barok sanatında, heykeldeki yüzlerde , asabi gerginlik ve ıstırap, bütün açıklığı ile gösterilmiştir. İşte, iç duyguların bu denli açık olarak gösterilişi klasik sanatta hiç düşünülmemişti. (Dünya Sanat Tarihi)
  • Darüşşifa: Osmanlıcada hastane. (Sanat Terimleri Sözlüğü)