Kitap Künyesi
Yazar: Ursula K. Le Guin
Çevirmen: Çiğdem Erkal İpek
Orijinal Adı: The Birthday of the World and Other Stories
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753425377
Sayfa Sayısı: 398
--reklam--
Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Önce farklılığı kurmak -yabancılığı oturtmak- sonra da ateşli bir insani duygu kıvılcımının sıçrayıp bu farkı kapatmasını sağlamak: Hayal gücünün bu akrobasisi beni her şeyden çok büyüleyip tatmin ediyor."
Ursula K. Le Guin, romanlarından bildiğimiz dünyalarda yeni yolculuklara çıkarıyor bizi. Ağırlıklı olarak cinsiyet meselelerinin, aşkın, cinselliğin, yabancılaşmanın işlendiği bu hikâyelerde Ekumen'e ait dünyalara, Gethen, Karhide, Seggri, O ve Werel gezegenlerine dönüyoruz. Son ve neredeyse bir roman kadar uzun "Kaybolan Cennetler" adlı hikâyesinde ise Le Guin, yeni bir gezegene ulaşmak için nesiller boyu süren bir yolculuğu anlatıyor.
--reklam--
Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler Alıntıları - Sözleri
- “Bende doğuştan bir kalp deformasyonu var.”
- Çaresiz kalmanın ne demek olduğunu bildiğini sanırdı. Şimdi bunu hiç anlamamış olduğunu fark etmişti.
- Gülümsüyordu ama ellerinde gözyaşları vardı..
- Hepimiz melek değil miyiz?
- Zaten beni endişelendiren şeyler de bu varamadığım yerler.
- Hep yapabileceği bir şey olduğunu düşünmüştü. Yoktu..
- "Birbirimizi biçimlendirip insan yapıyoruz.."
- “İnananlar, diğerlerinin inanmadığına inanmıyorlar. İnanmayan insanlar olduğuna inanmıyorlar.”
- “Galiba ben nasıl âşık olunacağını bilemiyorum.”
- "Bu çığı yaratacak fısıltı ben olamam."
- “Bu işin kötülüğü ne biliyor musun, birbirimize bile güvenmiyoruz.” “Ben sana güveniyorum.” “Güvenmiyorsun. Ne bana, ne benim sessizliğime, ne de dostlarıma. Yalan güveni emiyor. Hiçliğe doğru.”
- Dünyayı öldürmeliydik. Tanrı’nın yaşayabilmesi için dünyanın ölmesi gerekiyordu.
- “Bir kadına âşık bir adam mı? Ben sadece kadınların âşık olabildiklerini zannederdim.” “Bazen kadınlar bir erkeğe âşık olabiliyor ki bu da çok kötü”
- Eğer hiçbir şey senden çok farklı değilse az bir farkı olan bile senden çok farklı sayılır.
--reklam--
Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Dünyanın Doğum Günü"nü okumak kolay olmadı; çünkü her ne kadar kitapta 8 öykü yer alıyor olsa da bunlar aslında birer roman. Le Guin'in kaleminin insanı afallatan niteliğini birebir görmek için tek başına bu eser bile yeter... Kitaptaki 8 öyküyü okuduğumuzda, yazarın ana meseleleri ile ilgili bir çok şeyi öykülere/romanlara son derece güzel, incelikli, edebiyatla uğraşan, edebiyatı seven herkese şaşırtacak bir beceri ve maharetle kotarılarak yerleştirildiğini görüyoruz. "Başka Bir Yer" adındaki üç öykülük toplama Le Guin kitabının çevirmeni Cem Akaş, bu küçük kitabın önsözünde yazardan "cinsellik antropolojisi" yapan bir yazar olarak söz ediyor. Bu, herhalde yazar hakkındaki genel kanılar ve tespitlerden biri olsa gerek ve "Dünyanın Doğum Günü" işte bu antropoloji çalışmalarının öyküleştirilmiş, küçük romanlara sığdırılmış ya da küçük romanlarla büyütülmüş, genişletilmiş örneklerini içeriyor. Kitapta başka gezegenler, başka kültürler, başka zamanlarda erkek, kadın, ergen; heteroseksüel, eşcinsel; bekâr, evli olmak üzerine bir çok olay, durum ve küçük öyküler var. Yine Le Guin karakterleri olarak burada karşımıza çıkan insanlar cinselliklerinin farklılıkları, değişiklikleri, gelenek ve görenekleri içerisinde kendilerine özgü oluşları ile anlatılıyorlar. Yine bu karakterler acı çekiyorlar, acı veriyorlar; anlamaya çalışıyor ve anlıyorlar veya anlayamıyorlar; bu karakterler kul oluyor, köle oluyor ve tanrı oluyorlar- inançları onların yaşamalarının en temel ögelerinden biri; ama kitabın son öyküsü daha doğrusu 130 sayfalık hacmiyle son romanı olarak Kaybolan Cennetler'de din bir aldanış ve reddedişin, gözlerini bağlayarak inatla görmeyi, anlamayı reddetmenin bir aracı gibi. Ama yine diğer Le Guin karakterlerinde gördüğümüz gibi, burada ve bu öykülerde de karakterlerimiz seçebiliyorlar. Seçebildikleri denli özgürler ve yaşıyorlar. En karmaşık durumlarda, olaylarda, hangi gezegen ya da kültürde yaşıyor olursa olsunlar, cinsiyeti ve cinsel arzuları ya da kimliğinin karmaşıklığının bütün karmaşası ve meydana getirdiği problemler arasında seçebiliyorlar... Le Guin karakterleri öyleler. Yabancı olmanın, ait olmanın veya olamamanın bütün sancılarıyla bu sayfalarda ter döken Le Guin karakterleri inanılmaz canlı, gerçek karakterler. İlk üç öyküde anlatılan insan cinsellikleri, gençlerin ergenliğe hazırlanışları veya bir diğer öyküde sedoretu adıyla anlatılan dörtlü evlenme biçimleri, ensest ilişkilerin ya da heteroseksüel tarzda olmayan cinsel davranış biçimlerinin öykü edilme biçimi kendi adıma hiç bir yerde denk gelmediğim denli ilginç, şaşırtıcı, bir yazar böylesine farklı,ilginç varoluşları nasıl hayâl edebilir ve bunları nasıl böyle insanı ikna eder şekilde, ve çok ama çok güzel bir edebi dille anlatabilir diye düşündüğüm sıradışı çalışmalar. Ama en güzel şu: dün geceden beri Rüzgârın On İki Köşesi adlı kitabında Aşağılardaki Yıldızlar öyküsünün baş karakteri Guennar aklımdan çıkmıyor. Sebebi: gerçek, kanlı canlı, hakikaten yaşadığına inandırıyor yazar beni Guennar'ın. Cortazar'da dil canlı ise burada karakterler...onların yaşayışları, düşünüşleri, belirişleri, vazgeçişlerinde bir yazarın kaleminin kurgu kaygısıyla ucundan kenarından çekiştirdiği belli olan müdahale izleri ve kalem hissi ve kokusu yok: ben okurken onları izledim ve izliyorum, gördüm ve görüyorum. Yaşıyorlar hepsi, öylesine gerçekler, benim için. İşte bu, benim için asla vazgeçemeyeceğim ve her daim seveceğim bir edebiyat lezzeti demek. Guennar artık Gusev'den farklı değil benim için... Gusev'in cesedi okyanusun diplerine usul usul inerken Guennar'ın dağ köklerinde diplerinde madenlerde yıldız bulmak için daha da derinlere inmek için yanan kalbini çok ama çok iyi hissediyorum, izledim çünkü onu, hem de dün gece! Kitabın her öyküsü ve her romanından ayrı ayrı söz etmek, konuşmak, bir çok şeyler düşünüp anlatmak ve yazmak gerekir, ancak bende o bilgi buralarda bitiyor. Kitabın son öyküsü- romanı Kaybolan Cennetler, bana Battlestar Galactica'yı düşündürdü. Ayrıca The Leftovers dizisini de düşündüm. Anlamı aramak için inanca ve dine sığınan herkes , bu arayışıyla kör olup yalana gömülen ve çürüyeni olduğu kadar, arayışıyla kaybeden tökezleyen ama inadına direnenler de beni etkiliyor. Kaybolan cennetler bu anlamda sözünü ettiğim dizileri andırıyor evet: 150 yıl önce dünyadan ayrılan uzay gemisi Keşif, yeni dünyasına doğru yol alıyor. Gemide inanç kök salıyor ve yükseliyor. Bir zamanlar bir arkadaşımın söylediği gibi, bazen sadece sorular vardır. Cevaplarını bilmediğimiz ama cevapları olduğuna inanarak yaşamaya devam ettiğimiz sorularla bu gezegen de Keşif adlı uzay gemisinden ve orada yaşayan yeni nesillerden farklı değil. Ve hem bu öyküde hem diğer öykülerde Tanrı adı en çok geçen karakterlerden birisi olsa da asla kendisi değil: bir insan, bir kadın, bir çocuk, bir erkek Tanrı dedikleri. Peki neredesin sen? Bomboş bir uzay uzanıyor önümüzde.... Le Guin okumaya başlamayı düşünenler varsa bu kitabı önermiyorum elbette. Yorucu bir kitap bu. Ama en sevdiğim kelimelerden birisini bir kere daha kullanmam gerekirse, muazzam bir eser. Hakikaten. Gerçek edebiyat. Muazzam güzellikte bir edebiyat eseri. Ne mutlu bir gün okuyacak olanlara.... (CemCBG)
Le Guin'den harika hikayeler. Bitirmesi uzun sürdü ama uzun zamandır da bu kadar güzel bir kitap okumamıştım. Novella sayılabilecek olan son hikâye ise kitaptaki en güzel hikâye. Cinsiyet meseleleri, aşk, cinsellik vb. konulardaki hikâyelerde ölçüyü aşmadan, bir ip cambazı gibi davranarak yazmış yazar. Ölümüne çok az bir süre kala keşfettiğim bir yazar. Keşke ölmeseydi ve bu kitap gibi kitaplar yazmaya devam edebilseydi. Herkese iyi okumalar. (Emre Şenkal)
Ekümenden hikayeler.. Gerçi bu kitap tamamen cinsiyet teması üzerine olmuş. Ursula'nın hain yani ekümen döngüsü, elçilerin gezegen ziyaretleri üzerine hikayesidir. Her gezegen ayrı bir hikayedir. Ya cahillikle savaşırsınız ya kelimelerle. Ya cinsiyetle ya da kendinizle.. Kitabın neredeyse tamamı cinsiyet üzerine. Tanrılar, insanlar, doğum, ölüm, yaşam, evlilik vs. Ursula'nın kitapları için pohpohlandıracak sözler sarfetmek istemiyorum. Çünkü onu okuyorsanız bu verdiğim anahtar kelimelerle sizi nelerin beklediğini az çok tahmin edersiniz ve ondan dinlemek için kendinizi okurken bulursunuz. Bilerek uzun bir zamana yaydım. Biraz iyi oldu. Kitaba adını veren öykünün sonunda ise şöyle diyordu kahraman; "Kötü devir ebediyen devam etmeyecek. Hiçbir devir ebediyen devam etmez. Ben çok zaman önce bir Tanrı olarak öldüm. Uzun zaman sıradan bir kadın olarak yaşadım. Her yıl, güneşin güneyden, ulu Kanaghadwa’nın ardından döndüğünü görüyorum. Tanrı parıldayan taşlar üzerinde dans etmese de ölümümün omzunun gerisinden dünyanın doğum gününü görüyorum." (Ged)
--reklam--
Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ursula K. Le Guin - Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ursula K. Le Guin Kimdir?
Ursula Kroeber Le Guin (d. 21 Ekim 1929) ABD'li yazar. Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından kabul edilen Le Guin, bu alanlardaki eserlerinin yanı sıra şiir, tiyatro, çocuk ve genç edebiyatı alanlarında da yazar ve çevirmen olarak katkıda bulunmaktadır. İlk romanı 1966 yılında yayımlanan Le Guin'in eserlerinde ağırlıklı olarak Jung'un, taoizimin, varoluşçuluğun ve yunan mitolojisinin etkileri görülmektedir. Yazar, başta Hugo ve Nebula olmak üzere pek çok ödülün sahibidir.
Yaşamı
Ursula Kroeber, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde 1929 yılında dünyaya geldi. Antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) psikolog ve yazar bir annenin (Theodora Kroeber) kızıdır. İsmini doğum tarihi olan Azize Ursula Günü'nden aldı. Ebeveynleri tarafından üç erkek kardeşi ile beraber kültürel çeşitlilik fikrinin hakim olduğu bir ev ortamında yetiştirildi. Massachusetts-Radcliffe College’da lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi'ni bitirdi ve yüksek lisansını “Fransa ve İtalya’da Orta Çağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı” üzerine yaptı. 1951’de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk ve dört torun sahibi oldu. Le Guin 22 Ocak 2018'de Portland'daki evinde 88 yaşında öldü.
Edebiyat hayatı
Bilimkurgu türünde yazmaya 1960'li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962’de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969'da yazmış olduğu "Karanlığın Sol Eli" adlı romanıyla bilimkurgu dünyasının iki büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974'te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975'de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanı sıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.
LeGuin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.
Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ve buna sonradan eklenen dördüncü, beşinci ve altıncı kitapla çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan "En Uzak Sahil" (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazanmıştır. 1990 yılında yeniden Nebula ödülünü Tehanu ile kazanmıştır.
Ana temaları
Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde, bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan LeGuin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisindeki bilge ve ilk yaratılanGandalf'ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) LeGuin'in baş kahramanı Ged Gontlu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. LeGuin'in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.
Le Guin'in karakterleri basma kalıp kahramanlardan uzaktır. Genç mükemmel kadın ve erkekler yaratmayan yazarın kahramaları genellikle yaşlı adamlar veya koca karılar, cılız, sakat veya tecavüze uğramış ve intikam peşinde koşamayacak kadar çaresiz çocuklardan oluşmaktadır. Bu haliyle Le Guin romanları çaresizliği, yaşama cesaretini vurgulayan mütevazi görünümlü gizli bir romantizim barındırmaktadır. Oldukça sık kölelikten bahseder. Öncelikle köleliği tüm şatafatlı sembollerinden arındırır. Köleleri, bir kölenin yalın ve itirazsız, itaatkar dünyasında her hangi bir şeyi sorgulama yeteneğinden yoksun insanlardır. İsyandan bahseder, ama yanlışlıkla köle sıfatı taşıyan soylu kurtarıcılardan yoksundur hikâyeleri. Kadınlık ve erkeklik, çocukluk ve erişkinlik, kölelik ve sahiplik gibi zıtlıklara vurgu yapmaktadır. Le Guin yalın ama şiddet dolu bir evreni yansıtır. Şiddeti adlandırmaktan çekinmez. Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.
Daha fazla bilgi için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ursula_K._Le_Guin
--reklam--
Ursula K. Le Guin Kitapları - Eserleri
- Mülksüzler
- Yerdeniz Büyücüsü
- Atuan Mezarları
- Sürgün Gezegeni
- Karanlığın Sol Eli
- En Uzak Sahil
- Tehanu
- Yerdeniz Öyküleri
- Öteki Rüzgar
- Her Yerden Çok Uzakta
- Rüyanın Öte Yakası
- Yaban Kızlar
- Dünyaya Orman Denir
- Yerdeniz
- Kadınlar Rüyalar Ejderhalar
- Marifetler
- Anlatış
- Rocannon'un Dünyası
- Lavinia
- Lao Tzu: Tao Te Ching
- Sesler
- Başlama Yeri
- Güçler
- Devrimden Önceki Gün
- Bağışlanmanın Dört Yolu
- Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
- Rüzgargülü
- Balıkçıl Gözü
- İçdeniz Balıkçısı
- Orsinya Öyküleri
- Yanılsamalar Kenti
- Dünyanın Kıyısında Dans
- Yazma Üzerine Sohbetler
- Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak
- Uçuştan Uçuşa
- Kanatlı Kediler Masalı 1 - Dört Yavru
- Zihinde Bir Dalga
- Rüzgarın On İki Köşesi
- Aya Tırmanmak ve Diğer Öyküler
- Malafrena
- Hep Yuvaya Dönmek
- Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler
- Şimdilik Her Şey Yolunda
- Günün Geç Vakitleri
- Kanatlı Kediler Masalı 2 - Yuvaya Dönüş
- Boşa Geçirecek Vakit Yok
- Kanatlı Kediler Masalı 4 - Kentte Tek Başına
- Balık Çorbası
- Kanatlı Kediler Masalı 3 - Yeni Arkadaş
- Uçsuz Bucaksız
- The Ones Who Walk Away from Omelas
- Sözcüklerdir Bütün Derdim
- Başka Bir Yer
- Denizyolu
- Atmacanın Türküsü
- The Daughter of Odren
- Schrodinger’s Cat
- The Stars Below
- Direction of the Road
- Things A Story
- A Trip to the Head
- The Field of Vision
- Semley's Necklace
- Vaster than Empires and More Slow
- Why are Americans Afraid of Dragons?
- Yerdeniz Büyücüsü
- The Other Wind
- Tales from Earthsea: The Fifth Book of Earthsea
- Balina Süleyman’ın Dokuz Yüz Otuz Birinci Dünya Turu
- Tehanu
- The Farthest Shore
--reklam--
Ursula K. Le Guin Alıntıları - Sözleri
- "Sana ayrıldığım zamanki gibi geri geldim: Bir aptal olarak." (Yerdeniz Büyücüsü)
- “Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar. İsyan anlık bir şeydir, birden ortaya çıkar, bir kıvılcım, bir ateş gibidir.” (Marifetler)
- Bu gece mavi bir ay doğacak güneş, rüzgarın ardında battığında. Hep yaptım. Hep yaptım doğru şeyi. Şimdi izin verin başlasın varoluşum şarkısına. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
- içine şeytanı saldılar mı, asla kurtulamazsın. Hamile olmak yerine onu taşırsın. (Denizyolu)
- Bazı insanlar sanatın kontrolle ilişkili olduğunu düşünür. Ben daha çok kendini kontrolle ilgili olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir şey: İçimde anlatılmak isteyen bir hikaye var. O benim amacım. Ben onun aracıyım. Eğer kendimi, egomu, istek ve fikirlerimi, zihinsel çöpümü bir kenarda tutabilir, hikayenin odağını bulabilir ve hikayeyi takip edebilirsem, hikaye kendi kendini anlatacaktır. (Yazma Üzerine Sohbetler)
- Domuzların üstünde dolaşan Şaşkın sinekler gibidir düşünceler. (Tanrı Kuşlarıyla Buluşmak)
--reklam--
- Gitmek kolaydı. Gitmeyi sürdürmek zordu. (Balıkçıl Gözü)
- “Bir kadına âşık bir adam mı? Ben sadece kadınların âşık olabildiklerini zannederdim.” “Bazen kadınlar bir erkeğe âşık olabiliyor ki bu da çok kötü” (Dünyanın Doğum Günü ve Diğer Öyküler)
- Belki de sevme isteği dışında tutunabileceği bir şey yoktu. Eğer o duyguyu da yitirirse kaybolurdu. (Başlama Yeri)
- Sağır bir şiddet karşısında hangi söz bir anlam ifade eder ki? (Tehanu)
- ...herkese karşı adil olma havamda değilim. Kendime karşı adil olma havamdayım. (Zihinde Bir Dalga)
- To refuse death is to refuse life. (The Farthest Shore)
- "Erkeklerden daha ufak tefek oldukları ve dar yerlerde daha rahat hareket edebildikleri ya da toprağa daha ait oldukları için, ya da daha büyük bir ihtimalle âdet olduğu için Yerdeniz'de madenlerde her zaman kadınları çalıştırırlardı." (Yerdeniz Öyküleri)
--reklam--
- Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor.. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler. (Sesler)
- “Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.” (Sesler)
- "Sanki bütün hayatımız boyunca kapıları kilitleyip duruyor gibiyiz. Yaşadığımız yer evin içi." (Tehanu)
- BİR TOPLULUĞUN odak noktasıdır kütüphane, o topluluk için kutsal bir yerdir... (Zihinde Bir Dalga)
- İnsanın kendi bedeni bir nesne değildir, bir aksesuar değildir, göz zevki vermekle yükümlü bir süs eşyası değildir, sensindir o, yalnızca sen, kendin. Ne zaman ki sen olmaktan çıkar, senin olmaya başlar, sahip olduğun bir şey olmaya başlar, sen de o zaman başlarsın işte onun için kaygılanmaya... (Devrimden Önceki Gün)
- Bu sevişmelerin üzerinde tefler çalınsın, tutkunun görkemi gonglarla ilan edilsin. (The Ones Who Walk Away from Omelas)
- Zihnimde, öykü ile roman arasındaki bağlantı oldukça ilginç. "Semley'in Kolyesi" kendi başına tam bir öykü ise de, aslında bir romanın tohumu. Öyküyü tamamladığımda Semley ile de işim bitmişti. Ama öyküde küçük bir role sahip, sadece yolu oradan geçen bir karakter vardı: Öykü bittiğinde yeniden gölgelere karışmaya itiraz eden biri. "Benim öykümü de yaz," diye başımın etini yiyip duran biri: "Ben Rocannon. Dünyamı keşfe çıkmak istiyorum ... " Ben de dediğini yaptım. İnanın, bu insanlarla tartışmaya giremiyorsunuz. (Rüzgarın On İki Köşesi)
Yorumlar
0 yorum