Kitap Künyesi
Yazar: Afşar Timuçin
Yayın Evi: Bulut Yayınları
İSBN: 9789758295425
Sayfa Sayısı: 381
--reklam--
Düşünce Tarihi-2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yeniçağ bizim için insanın daha da insanlaşma yolunda çok büyük adımlar atmaya başladığı zamanların adıdır. Bu gelişimi elbette insanlığın uzun sürmüş çabalarının bir sonucu diye değerlendirmek doğru olur. Bir çağ temel yaşam koşullarının kökten değişimiyle yerini yeni bir çağa bırakırken insanı yeni sorunlarla yüzyüze getiriyor, bu yeni sorunların çözümü yeni atılımların yada aşamaların çıkış noktasını oluşturuyor. Bu ikinci kitapta Yeniçağ'ın yani çağımızın başlangıç ve gelişim koşullarını bulacağız, özellikle Eskiçağ'ın üç yüzyılında doğup gelişen ve sonra çeşitli toplumsal nedenlerle durgunluk içine giren felsefenin yeniden doğuşunu izleyceğiz. Bu kitap bize yeni zamanların kültür açısından hangi değerleri getirdiğini, ne gibi dönüşümlerle kendini ortaya koyduğunu araştırıyor.
(Arka Kapak)
--reklam--
Düşünce Tarihi-2 Alıntıları - Sözleri
- Pascal : “İnsan , sonsuzluk karşısında bir hiçlik , hiçlik karşısında bir bütünlük , hiçlikle sonsuzluk arasında bir arayerdir.” der...
- Bir toplumda çeşitli güçler gelişigüzel etkinliklerde bulunursa o toplum özgürlükten en az pay alacaktır.
- Bu karar onun yalnızlığa yatkın ruhunu daha da yalnızlığa itti.
- ... ben onu düşündüğüm zaman vardır, düşünmediğim zaman yoktur, ...
- İşte aydınlanma düşüncesi böyle bir siyasal ortamda gelişti. Toplumsal düzen öylesine karmaşık, siyasal yaşam öylesine dalgalıydı ki düşünürlerin bilgi kuramı ile ilgili sorunları ya da metafizik sorunları öne alıp klasik anlamda köktenci bir felsefe geliştirme çabasına girmelerine olanak yoktu. Tarihte ilk olarak felsefenin sırtına büyük bir toplumsal yük biniyordu. Toplum yeni bir düzen istiyordu, zaman yeni oluşumlara gebeydi her şey yeni bir düzenin gelişini duyuluyordu. Böylece aydınlanma filozofları Felsefe ile edebiyat arasında bir yer tutarak bazen felsefeye bazen edebiyata yönelerek daha doğrusu edebiyatla felsefeyi bağdaştırarak toplumla ilgili tüm sorunları genel insan sorunları içinde ele aldılar. Bununla tarihin gerçek anlamda toplum sorunlarına dönük ilk filozofları oldular.
- İnsanı ahlaki bir varlık manevi bir bütünlük olarak değil her şeyden önce bir organizma olarak görmek gerekir. Bu yüzden fizik bilimine ve fizyoloji bilimine yönelmek insan için son derece önemlidir. Ahlaki ya da manevi yaşamımız organlarımızın durumuna bağlı olduğuna göre fizyoloji bilimi fizik bilimi kadar önemli olacaktır. Böylece Diderot klasik felsefede sık sık karşılaştığımız madde ve ruh ayrımını, ruhu maddeye indirgeyerek ortadan kaldırır. Bunu yaparken insanı herhangi bir doğal varlık sayar onun gözünden insan en azından tanrının sevgili kulu değildir dünyadaki ayrıcalıklı varlık değildir. Tanrıyla bağları koparılan insan böylece evrensel belirlenim düzeninin koşullarına sıkı sıkıya uyan bir varlık durumuna gelir. İnsan dünyası böylece tümüyle bu dünyanın gerekleri ile sınırlı olur. Hıristiyan inancında ki doğum ve ölüm fikri böylece tümüyle dışa atılır. Yaşam bir süredir ya da bir süreçtir, doğum ve ölüm de maddenin dönüşümünden başka bir şey değildir. Yaşamak o uçsuz bucaksız maddesel oluşumda herhangi bir anı kapsar.
- Voltaire göre insan bencil ve tutkulu bir varlıktır. Özü gereği böyledir hep böyle kalacaktır. Bencillik ve tutukluluk bir tür doğal durumdur insan için bir tür yazgıdır. Bu kötümser bakışını şöyle yumuşatır o; insan bencilliğini ve tutkululuğunu bilgiyle dengeleyebilir. İşte burada insan için bir umutlanma olasılığı doğar. Aydınlanmış insan bencilliğini ve tutkululuğunu gidermiş insan değil, alt etmiş insandır.
- "Düşünce özgürlüğünün karşısına her şeyden önce hukuk baskısı çıkıyor. Gerçekten üst bir gücün bizden konuşmak ve yazmak özgürlüğünü alabileceğini ama düşünmek özgürlüğünü alamayacağını söyleyenler oldu. Düşüncelerine katıldığımız, düşüncelerimizi ilettiğimiz başka kişilerle toplu olarak düşünmediğimiz zaman çok düşünebilir miyiz iyi düşünebilir miyiz? Ayrıca insanlardan düşüncelerini başkalarına açık açık iletme özgürlüğünü kaldıran bu dış gücün onların düşünce özgürlüğünü de kaldıracağını söyleyebiliriz. Düşünce özgürlüğü de tüm hukuki yükümlülüklere karşın bize kalan ve bu koşullanmaya bağlı tüm kötülüklere derman olabilecek olan tek hazinedir."
- Kant'a göre aydınlanma için özgürlük kaçınılmaz olur. Öyle bir özgürlük ortamı olabilmeli ki orada insan kendi usunu toplum için tüm alanlarda kullanabilsin. Ancak böyle bir özgürlük kolay bulunur bir şey değildir. Şöyle der Kant: "Her yandan bağırdıklarını duyuyorum şimdi: 'düşünmeyin!' resmi görevli 'düşünme yap' diyor sermayeci 'düşünme öde' diyor papaz 'düşünme inan' diyor. Bu durumda Bilge kişiye büyük iş düşüyor. Ruhumuzu toplumsal düzeyde kullanarak halkı aydınlatmaya çalışmaktır bu. Böylece Kant felsefesi eleştiriyi temel alan bir felsefe olur. Kant böylece eleştiriyi öne çıkaran bir dönemin dileklerini dile getirir. Onun uzun bir arayıştan sonra geç zamanda temellendirdiği felsefesi eleştirili felsefe diye anılır.
- Bilgi; işittiğimiz şey değil, doğruladığımız şeydir. Montaigne
- Pascal : “İnsan , sonsuzluk karşısında bir hiçlik , hiçlik karşısında bir bütünlük , hiçlikle sonsuzluk arasında bir arayerdir.” der.
--reklam--
Düşünce Tarihi-2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Birikimli ve eklektik olarak ilerleyen felsefryi anlamamız ve tarih akışı içinde yer alan filozofların sadece düşüncelerini değil hangi çağda ekonomik, sosyal ve coğrafik olarak nasıl bir toplumda yaşadığını, ; öncesini ve sonrasını anlamlandırmamızı sağlayacak muhteşem kitaplar. (Aybüke Çelik)
Prof. Dr. Afşar Timuçin üç ciltlik Düşünce Tarihi serisinin bu kitabında 17. ve 18. yy felsefesini mercek altına alıyor. Rönesansa ve doğurduğu Aydınlanma atılımına, az veya çok katkıda bulunmuş bütün fikir insanlarına ve felsefecilere yer veriyor, bizi onlarla tanıştırıyor. Bu uzun hikayede ki yerimizi şu cümlelerle konumlandırıyor; "Biz şimdi geleceğin büyük insanına, tam olgun tam adaletli insanına göre biraz sallantılı bir yer tutuyor olsak da geçmişin onca çabasını göz önüne alınca nasıl güçlü bir yerde olduğumuzu görüyoruz. Bu güçlülüğü yaratan o koskoca insanlık kalıtı üzerine kurduğumuz, kurmaya çalıştığımız çabalarıdır elbette. En güzel şeylere hem bu kadar yakın hem bu kadar uzak olduğumuz bu yerde ya da bir bakıma bu orta yerde, dünü bir takım perdeleri aralayarak da olsa görebilmenin kolaylığı yarını görememenin, göremeyecek olmanın sıkıntısını biraz olsun dindiriyor." Ve kitabını " Tarih bizden yalnızca anlaşılmayı bekliyor" cümlesiyle bitiriyor. İnsanlık olarak biribirimizi anlayabileceğimiz günün, bu beklentinin karşılandığı gün olacağını umuyorum. (Gökhan)
Üç ciltten oluşan bu eser, dünya düşünceler tarihi konusunda güzel ipuçları veriyor. Üç cilt toplamda yaklaşık 1350 sayfa. En çok dikkatimi çeken giriş yazıları oldu. Toplamda yaklaşık 150 sayfa olan giriş yazılarını, "düşünce tarihi üzerine" gibi bir adla ayrı bir kitap hazırlanabileceğini önerdim yayıncıya. Bu kitabı okuyan, zaten diğerlerini de merak edecektir. Ayrıca felsefe kitabı okumakta zorlanan okuru da, kendine çekecektir. (Ali Rıza MALKOÇ)
--reklam--
Düşünce Tarihi-2 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Afşar Timuçin - Düşünce Tarihi-2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düşünce Tarihi-2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Afşar Timuçin Kimdir?
Manisa Akhisar'da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada'ya gitti. 1967'de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 1968–1970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.
Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.
Afşan Timuçin, Tuncer Tuğcu ile birlikte hazırladıkları, ilk sayısı 1972 yılının Ekim ayında çıkan Felsefe Dergisi'nin sorumlu yönetmenidir
--reklam--
Afşar Timuçin Kitapları - Eserleri
- Düşünce Tarihi-1
- 50 Soruda Aydınlanma
- Aşkın Diyalektiği
- Destanlar
- Düşünce Tarihi-2
- Gençler İçin Felsefe Tarihi
- Aydınlanma Nedir?
- Ahlaksızlık Üzerine
- Çöl
- Yarına Başlamak
- Gece Gelen Eski Dost
- Düşünce Tarihi-3
- Ölesiye Sevmek
- Felsefeye Giriş
- Descartes Felsefesine Giriş
- Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz
- Denizli Pencere
- Estetik
- Düşlerin En Güzeli
- Felsefe Bir Sevinçtir
- Boş Beşik
- Düşünce Tarihi
- Akşam Türküleri
- Tepedeki Yalnızlık
- Tahir ile Zühre
- Aşk Güzeldir
- Sorularla Estetik El Kitabı
- Özgür Prometheus
- Demokrasi Bilinci
- Ey Benim Güzel Sevdalım
- Felsefenin Önceliği Bilgi Sorunu
- Arınmalar
- Aydınlanma Yazıları
- Nazım Hikmet'in Şiiri
- Bulutlar Deniz Kokar
- Kıyılar Durulunca
- Aşk Beni Çağırınca
- Savaşçı Türküleri
- Neden Bazı Akşamlar
- Geç Zaman Tutkuları
- Kıyılar Durunca
- Eskiçağ Aydınlığı
- Düşünenler Düşünceler
- Erken Ölümler
- Bu Sevda Böyle Gider
- Aşkolsun Kırlangıçlar
- Felsefe Sözlüğü
- Yeni Şiirimizin Kısa Romanı
- Bizi Biz Yapan Sevda
- Sait Faik'in Dünyası
- Çoban Ateşleri
- İçimizdeki Deprem
- Estetikte Anlam ve Yorum
- Bir Yaz Güzellemesi
- Felsefeden Estetiğe
- Öykü ve Romanlarıyla Sabahattin Ali
- Yaşasın Düşlerimiz
- Descartes'çi Bilim Kuramının Temellendirilişi
- Edebiyat Estetiği
- Descartes
- Aristoteles Felsefesi
- Eğitim Sohbetleri
- Estetik Bakış
- Yağmur Sabahı
- Bilime Felsefeden Bakmak
- Felsefe Bir Sevinçtir
- Sonsuzluk Şarkısı
- Estetik Sözlüğü
- Eskiçağ Ahlakları
- Narçiçeği Sabahlar
- Ölümü Kapıda Bekletmek
- Eğitim Üzerine
--reklam--
Afşar Timuçin Alıntıları - Sözleri
- “İnsan kendini evcilleştirmek isteyen tek yırtıcıdır, evcilleştikçe kendi olmaktan çıkar” demişti bir gün Hüseyin. (Tepedeki Yalnızlık)
- ../aşkımız belki dillere destan, Ne var ki her şey gibi o da geçti, ... Garipti, eksikti ama güzeldi.. (Bulutlar Deniz Kokar)
- Yaramı güzelce öptüm... (Bu Sevda Böyle Gider)
- ... ben onu düşündüğüm zaman vardır, düşünmediğim zaman yoktur, ... (Düşünce Tarihi-2)
- Düşünmeden yaşamak gerçek insan olma koşullarının dışında yaşamaktır. O durumda sınırlı bir insani etkinlik içinde kalmak ve evrensel dönüşümde bir yer tutmaktan çok bir akıntıda sürüklenip gitmek bir yaşam biçimi olur. Yaşamı dönüştürmeye katkıda bulunan insanla tam anlamında edilgin bir varlık sıfatıyla varlığını sürdüren ve hep bir takım gerekleri yerine getirmek durumunda olan insan aynı insan değildir. Düşünce dünyasına yönelmek insan olmanın eşiğinden girmektir (Estetikte Anlam ve Yorum)
- "doğalcılık" sözü hemen herkese öncelikle fransız romancısı Emile Zola'nın (1840-1902) sanat anlayışını ve yapıtlarının temel özelliklerini düşündürür. (Sorularla Estetik El Kitabı)
- Hemen herkesin demokrasi yandaşı olduğu bir dünyada demokrasiden bu kadar yoksun oluşumuz, ikide bir demokrasi derken demokrasiyle uzaktan yakından bir ilişkisi bulunmayan bir yaşam biçimini sürdürmekte oluşumuz size biraz garip görünmüyor mu? (Demokrasi Bilinci)
- “Ne iş yaparsın?” diye soracak olsam, ayakta duramayacak kadar içerim demezdi de, “Adı güzel sokakları dolaşırım” derdi. (Denizli Pencere)
- Ölüm uzun uzun düşünülmeden gerçekleştirilmesi gereken bir şey olmalıydı, ya da birdenbire ve kendiliğinden gelen bir şey. (Kıyılar Durunca)
- Dil bizi yanlışlarıyla değil yetersizlikleriyle korkutur. Bugün böylesi bir korkuyu yaşamayanların çok eksikli ya da çok duyarsız kişiler olduğunu söyleyebiliriz. Eğitimin düzeyi düştükçe dilin sesleri bile bozuluyor. Adama üç kere "Ne dedin?" Diye sormadan onun ne dediğini bile anlayamıyorsunuz. (İçimizdeki Deprem)
- Onlar derin görünmek için sularını bulandırıyorlar. (Felsefeye Giriş)
- Ergin olmama durumu çok rahattır. "Sapare aude!" Kendi aklını kullanma cesaretini göster! -Kant (Aydınlanma Nedir?)
- "Her yanda efendiler ve köleler var. İnsan olamamanın koşulları içinde efendilerin köle ve kölelerin efendi olduğunu görebilmek için keskin bir bakışa ulaşmış olmak da gerekmiyor." (Ahlaksızlık Üzerine)
- Kendinden başka birini sevemeyen kişiyi özlemek ayıptır. (Kıyılar Durunca)
- Kitaplardan silinmiş kim sildiyse Ağlayışlar titreyişler bekleyişler (Düşlerin En Güzeli)
- Bir toplumda çeşitli güçler gelişigüzel etkinliklerde bulunursa o toplum özgürlükten en az pay alacaktır. (Düşünce Tarihi-2)
- ...., öyle ki bundan böyle cumhuriyet şiiri Nazım'dan önce ve Nazım'dan sonra diye iki ayrı dönemde düşünülecektir. (Yeni Şiirimizin Kısa Romanı)
- (...)Bizler öngörülerimizi duygusallığımızdan değil gerçekliğin bilgisinden türetmek zorundayız.(...) ( Benim Gibi Düşün ) (Çoban Ateşleri)
- Felsefe dediğimiz bilgi alanı özünde yaşamla birlikte dönüşen ve dönüşürken yaşamı dönüştüren düşüncenin alanıdır. (Felsefenin Önceliği Bilgi Sorunu)
- Türkiye'nin uygar bir ülke olmaması konusunda son derece duyarlı olan birtakım kesimler büyük bir korkuya kapılıp gerçek solu yokedebilmek için ellerinden geleni yaptılar ve başarıya ulaştılar. (İçimizdeki Deprem)
Yorumlar
0 yorum