Kitap Künyesi

Yazar: Aret Vartanyan

Yayın Evi: A7 Yayınevi

İSBN: 9786052191514

Sayfa Sayısı: 256

Eski Sevgililer Oteli Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kim bilir kaç kez kırıldın, yanıldın, kaybettin… Kim bilir kaç kez düştün, kalktın, yeniden başladın… Sürdürmeyi sürdürdün… Seni anlamayan, duymayan ve görmeyenler arasındayken; arzuların, düşlerin ve sevdiklerinle kendin için nereye gidiyorsun?

Geceler boyu canını yakan, ruhunun karanlık dehlizlerinde uğuldayan intikam ateşini avuçlarına alıp, “Geçmişin izlerini ve geleceğin korkularını silmeden gidebileceğim bir yer yoktu” dediği an, insanlığın hikâyesini değiştirecek macerası başlıyor kahramanın. Işığın karanlıkla savaşından yaralarını sararak çıkmış, küllerinden doğmuş bir kadının neler yapabileceğini ve ne kadar ileriye gidebileceğini tüm yaşanmışlıklarıyla ortaya koyuyor kahraman...

Yaşamın tüm ağırlığına rağmen, onun hikâyesine ortak olup kendi yaşamının kahramanı olmaya ve sen değişirken insanlığın hikâyesini de değiştirmeye var mısın?

Derler ki; uçmayı denemeyen insan, ne zincirlendiğini fark eder ne de kanatlarının kudretini. Ve yine insan, önünde diz çöktüğü şeye inanır; ayağa kalktığında ise bilir inandığı şeyin hakikatini…

Sen bitti demeden oyun bitmez…

Eski Sevgililer Oteli Alıntıları - Sözleri

  • "Gülüşünde ki acılardan öpmek istiyorum..."
  • "Aslında hiçbir şey bilmediğimi anlamak için ağır bedeller ödedim."
  • Yaralarını sararak ayağa kalkmış bir kadının neler yapabileceğini tahmin bile edemezsin.
  • Bir yanım ağırbaşlı, kuralcı, kontrolcü; bir yanım kontrolsüz, umarsız, özgür. Bir yanım korkak, evcimen, güven arayan; bir yanım cesur, çılgın, sınırsız. Yoruldum.
  • Ben ‘’kötülük’’ yaptım diyen bir ‘’kötü’’ var mıdır?
  • Bana sorarsanız, uğradığı haksızlığın karşılığını vermeyen kadın er ya da geç kendisine olan saygısını, sevgisini yitirir.
  • Bildiğin yollar seni hep aynı yere götürüyorsa, bilmediğin yola girme zamanı gelmiş demektir.
  • Geçmişin izleri silinmedikçe,anılar pusuda bekler.
  • Düşünmeyi bırakıp eyleme geçtiğinde, aradığın cevaplar önüne gelir.
  • Güneş strese girmiyor,endiselenmiyor,karincalar daha fazla yük taşıyamadıkları için kendilerini eksik hissetmiyor.Balık uçamadığı,kuş yüzemediği için mutsuz olmuyor.Dünyayı sadece beş duyusuyla algılayan insan Zihninde yarattığı dünyanın içinde debelenip duruyor.
  • Belirsiz ve bilinmedik yollar endişe verir. İnsan bilmek ister ama bilmeye alıştığında merakını kaybeder. Bildiği yollarda yürümek ve öngörülen sonuçları yaşamak rahat gelir. Karanlığa alışan gözler aydınlıktan korkar! Şimdi yapman gereken tek şey durmak. Olanı görmek.

Eski Sevgililer Oteli İncelemesi - Şahsi Yorumlar

yarım bırakılmış roman: Aslında okuduğum kitabı pek yarım bırakmam, ama iki yıl içinde ikinci kez elime almakla birlikte yarım bırakma durumundayım! Bir roman aracılığıyla yaşam bilgisi vermeye kalkar gibi bir anlatış var! Romanın öyküsü kurgusu basit ve şematik (başka bir kavram bulamadım!). Bir kadının böyle bir roman yazacağını sanmıyorum! Karekterlerin İçdünyası benim için zayıf kalıyor! Neyse başka bir romanda buluşmak üzere... (İsmail ünsal)

Eski Sevgililer Oteli serinin 3. kitabı. Gitme Zamanı ve Siyah Gözyaşı'nda olduğu gibi bu kitap da kendine çekmeyi başarıyor. Hikayenin nereye varacağını tahmin edemez, daha ne olabilir derken yazar her seferinde yeniden şaşırtıyor. (Gül)

#okudumbitti #aretvartanyan kitaplarını okuyanlar bilir,sayfalarında bazen kendinizi bulduğunuz değil,kendinizi aradığınız olur,her kitabını sohbet eder gibi bir solukta okur ve ummadığınız yaralarınıza merhem olduğunu bilirsiniz.İşte yine mükemmel bir kitapla bizimle. #eskisevgilileroteli adlı kitap aslında bir solukta okunacak kitaplardan,fakat ben 11 gündür sindire sindire,beğendiğim yerlerin altını çizerek,düşünerek,eğlenerek,verilen mesajları kendimle bütünleştirerek büyük bir keyifle okudum. Kitap, #arkakapak’ta bizleri,”Kim bilir kaç kez kırıldın, yanıldın, kaybettin… Kim bilir kaç kez düştün, kalktın, yeniden başladın… Sürdürmeyi sürdürdün… Seni anlamayan, duymayan ve görmeyenler arasındayken; arzuların, düşlerin ve sevdiklerinle kendin için nereye gidiyorsun? Geceler boyu canını yakan, ruhunun karanlık dehlizlerinde uğuldayan intikam ateşini avuçlarına alıp, “Geçmişin izlerini ve geleceğin korkularını silmeden gidebileceğim bir yer yoktu” dediği an, insanlığın hikâyesini değiştirecek macerası başlıyor kahramanın. Işığın karanlıkla savaşından yaralarını sararak çıkmış, küllerinden doğmuş bir kadının neler yapabileceğini ve ne kadar ileriye gidebileceğini tüm yaşanmışlıklarıyla ortaya koyuyor kahraman... Yaşamın tüm ağırlığına rağmen, onun hikâyesine ortak olup kendi yaşamının kahramanı olmaya ve sen değişirken insanlığın hikâyesini de değiştirmeye var mısın? Derler ki; uçmayı denemeyen insan, ne zincirlendiğini fark eder ne de kanatlarının kudretini. Ve yine insan, önünde diz çöktüğü şeye inanır; ayağa kalktığında ise bilir inandığı şeyin hakikatini… Sen bitti demeden oyun bitmez…” sloganı ile karşılıyor.Uzun lafın kısası #Vartanyan kitabında bir kadının gözünden yaşamı,insanı,ilişkileri,gündelik hayatı yine sıcacık,samimi ve kendine has bakış açısı ile kaleme almış.Yüreğine sağlık @aret_vartanyan kısacık bir zaman diliminde bile olsa seninle yolculuk yapmak,nefes almak ve yanlız olmadığımı bilmek güzeldi Serinin devamını merakla bekliyorum .Yolu açık ve bol okurlu olsun #a7kitap #hayallervekitaplar #roman (Deniz Gürçay)

Kitabın Yazarı Aret Vartanyan Kimdir?

İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘

Aret Vartanyan Kitapları - Eserleri

  • Gitme Zamanı
  • Gerçekten Yaşıyor musun?
  • İnsanız Ayıbı Yok
  • Sen ve Ben
  • Çırılçıplak Aşk
  • Bin Yüz Bir İnsan

  • Siyah Gözyaşı
  • Bir Nefes İstanbul
  • Eski Sevgililer Oteli
  • Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak
  • 404

Aret Vartanyan Alıntıları - Sözleri

  • Sevdiğine her şeyi ver. Vermeden alamazsın. Giderse, anlamazsa bu senin değil onun kaybı. Bu seni küçültmez, onu küçültür… Seni seviyorum de. Sarıl… Ne kaybedersin? Biliyorum, korkuyorsun. Kaybeden olmaktan korkuyorsun. Kredi aldığında risk almıyor musun? Riski olmayan hangi güzellik var? Bir de şöyle düşün; eğer o doğru insansa ve yukarıda anlattığım tabloyu yakalarsan kazanacaklarını hayal et. Yarın sabah uyanmanın garantisi olmadığı gibi, Her şeyini sunmanın da riski var. Tercih senin. Ben hala, kazanacağının kaybetmen halinde kaybedeceğinden fazla olduğuna inanıyorum… O acıyı yaşaman bile, o acıyı yaşamamak için kaçmandan duyacağın huzursuzluktan daha az zarar verecek. (Sen ve Ben)
  • "Yüreğin dini, dili, ırkı yoktur!" (Çırılçıplak Aşk)
  • Belki şu anda benim zirvaladigimi düşünüyorsun. (Sen ve Ben)
  • Mantıklı olmayı bıraktığımda yaşamaya başladım. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Işığın hızının bile sabit olmadığını bildiğimiz bir dünyada hala hangi kodların, kuralların, inançların bizi yönlendirdiğine zaman zaman üzülüyorsun. ... Herhangi bir durumda bir yargıya varmadan önce taraf olmadan tanık olabilmeye çalış. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Bilinmeze doğru yol alarak bilmesi gerekene ulaşır insan. (Siyah Gözyaşı)

  • İstanbul'da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. tut bir tanesini çevir ve okumaya başla. Hatta aşık bile olmaya başladım İstanbul'da... (Bir Nefes İstanbul)
  • Oysa hayal kurmasaydı yaşayacağı bir mutsuzluk olmayacaktı. (Siyah Gözyaşı)
  • Kozmik evrende geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece bugün vardır. Bugün sonsuz bir şimdidir ve şimdi, anlardan ibarettir. Hayat anlardan ibarettir. (Sen ve Ben)
  • İstanbul’da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. Yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. Tut bir tanesini, çevir ve okumaya başla. (Bir Nefes İstanbul)
  • Her erkek, her başlangıçta her şeyiyle var olup sonra yavaş yavaş uzaklaşmıyor muydu? (Siyah Gözyaşı)
  • "Bir şeyi arıyorum, bir şey eksik diyorum ya. Eksik olanı iyi biliyorum. Gerçekten sevmeyi başaramıyorum. Korkuyorum sevmekten. Sonrasında kırılmaktan, yaralanmaktan, güçsüz olmaktan korkuyorum." (Çırılçıplak Aşk)
  • '' Aşk mı? Sevgi mi? Aşık olduğun kadın da senin içinde senden sana yakın değil. Sakın bu tuzağa düşme. Aşk, insanlığa söylenmiş, öğretilmiş bir yalan. Korkunu, yalnızlığını, başkalarına olan muhtaçlık durumunu sevimlileştiren bir kılıf. Hiçbir kimseye, hiçbir kadına, hatta bedenine bile sahip olamadığını olamayacağını unutma. Karşındakine yaslanma, karşındakinin sana yaslanmasına izin verme. Ayaklarınızın üzerinde durun. İki ayrı insan olduğunuzun gerçekliğini unutmadan. '' (Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak)

  • İnsanlar korktukları sürece itaat ederler… (Siyah Gözyaşı)
  • Herkes nasıl yaşanması gerektiğini biliyor ama neredeyse bildiğinin tam aksini yaşıyor. (Siyah Gözyaşı)
  • "İnsanların büyük çoğunluğu kendi hikayelerini yazamıyor, çünkü kendilerini tanımıyorlar. Kendi hayatlarını değil, başkalarına bağımlı hayatlarını yaşıyorlar." (Çırılçıplak Aşk)
  • Aynaya baktığında dışarıda milyonlarca olandan birisin. Ahlaka, toplumun sana öğrettiklerine karşı gelecek, başkaldıracak zerre cesaretin olmadığının farkına var. Kendi kendini güçlü olduğunu inandırmaya çalışma. Değilsin. Göğsünü açıp, kalabalığa bağırmadıkça ‘ben burdayım’, elindekileri kaybetmek korkunu yenmedikçe ve başkalarının onayını, takdirini bekledikçe bir zavallıdan öteye geçemeyeceksin. Söylenme, söyle ve yap. (Bir Nefes İstanbul)
  • Neden sana yazdığımı sorgulama. Neden sana yazmak istediğimi anlamaya çalışma. Sadece eğer sen de yazmak istersen bana yaz. Sen de benimle konuşmak istersen konuş. Gerçekten istersen... (Sen ve Ben)
  • Çocuğum yok aile kurmadım. Kurmalı mı bilmiyorum. Kuran arkadaşlarımın haline baktığımda neden kurayım ki diyorum. Etrafım birbirini aldatıp duran, kavga eden çiftlerle dolu. (Bin Yüz Bir İnsan)
  • Ben ‘’kötülük’’ yaptım diyen bir ‘’kötü’’ var mıdır? (Eski Sevgililer Oteli)