Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051415147

Sayfa Sayısı: 290

--reklam--

Eşkıya İninde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İstanbul'un sokak ve konak hayatını romanlarında ustalıkla işleyerek bu alanda son derece önemli kaynaklar bırakan Hüseyin Rahmi, macera romanı alanında da ne kadar mahir olduğunu gösteriyor.

Konak hayatının konforuna alışmış Nefi Bey ve kayınbiraderi Hikmet Enis, uşakları Murtaza'yı da yanlarına alarak Değirmendere'deki çiftliklerini kontrol etmek üzere yola. koyulurlar. Kısa süren tren ve kayık yolculuklarının ardından, son vasıtaları olan öküz arabasıyla dağ yollarını tırmanmaya başladıklarında eşkıyalar tarafından kaçırılır ve alıkonulurlar. Bu macerada onlarla aynı kaderi paylaşan başka tutsaklar da vardır. Eşkıya çeteleri arasında el değiştirir, defalarca ölümle burun buruna gelir, vahşice cinayet ve tecavüzlere şahit olurlar.

Eşkıya zulmünden mağdur olan sadece tutsaklar değildir. Yıllarca süren savaşlarda hırpalanmış olan Anadolu halkı, bu kez de eşkıya zulmü altında inim inim inlemektedir.

Nefi Bey ve diğer tutsakların soluk kesen macerası anlatılırken eleştiri okları alttan alta İstanbul hükümetine yönelir. Merkezi idarenin etki alanının ne kadar daraldığı, saray otoritesinin İstanbul sınırları dışına çıkamadığı ve memlekette artık eşkıyaların sözünün geçtiği gerçekleri bariz şekilde göze çarpar.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Eşkıya İninde Alıntıları - Sözleri

  • "Deliliğin birinci kanıtı akıllılık iddiasında bulunmaktır.."
  • "Ölüm dirilerin dimağlarında bir vehimdir, yani asılsız bir şeydir. Ölü, ölmüş olduğunu bilmez. Bir diri ölümü bir ölüde tevehhüm eder. Bir ölü ölümü hissedemedikten sonra dirilerin ölüm hakkındaki bilgileri gülünç bir iddiadır."
  • İnsan bahtiyar anlarından ziyade felaket zamanlarında, bir saat evvel sonuna ermek için olmalı, vaktin geçtiğini anlamakta bir nevi teselli arıyor.
  • Bu dünyanın neresine kaçsanız nafile, aradığınız o mutlak hürriyeti bulamazsınız.
  • Saadet daimi bir şekilde bize ram göründüğü vakit kendini hemen hiç hissettirmiyor. Geçirdiğim o acı ayrılık bana bundaki lezzetin gayesini tattırdı.
  • Deliliğin birinci kanıtı, akıllılık iddiasında bulunmaktır.
  • İnsanlara iyilik etmek için bazen küçük bir akıl ve feraset kâfi gelir. Fakat fenalık etmek için keskin zekâ ister.
  • Kim demiş ki yirminci asırda engizisyon kararları büsbütün kalkmıştır! Şehirlerden yirmi otuz kilometre açılınca en adi bir haydut bu kurun-i vusta(Orta Çağ) işkencelerini tüyler ürpertecek bütün mezalimiyle masumlara tatbik edebiliyor.
  • "Ah, bu meleğe ne kadar yazık! Onun berelerini gördükçe ne hissediyorum, biliyor musunuz?" "Ne hissediyorsun?" "Ben küçükken bir yerim acıdığı vakit annem derdi ki: 'Gel yavrum, ağrıyan yeri öpeyim de geçsin." "Şimdi sen de kıza öyle demek mi istiyorsun?" "Ah, evet. Yüreğimden böyle demek kopuyor." "Hey gidi gençlik, en koyu felaketlerde bile aşk kulpaları arar."
  • Karanlıklardan gelen lafza-i Celal'in heybeti öntinde tüylerimiz diken diken oldu. Madam Altınyan titreye titreye kolumdan sikarak fisıl fısıl kulağıma: "içeride bir hoca vardır. Okor, püf idor. İnsandir acep? Yoksam evliyadır?" Virjini ağlayarak: "Bu Müslüman evliyadır. Gâvuruz deyi şimdicek bize çarpar ise? Kadınların bu korkularını teskin için mavera-yı kabirden işitiliyor gibi şu cevap geldi: " Korkmayınız gözüm. Korkmayınız. Ne evliyayım. Ne cinim. Ben de zalim haydutlar eline düşmüş sizin gibi beniâdemim. Madam Altınyan:" Vah zavallicık, bu fatal kuyu içerisine bizden evvel düşmüş insanlar vardır. (Karanlıktaki mechul zata hitaben) Baba efendi, biz bunda bir tnebr içerisinde kalmışız.Nereye gideceğiz bilemoruz. Bize biraz yürek veriniz ki yürüyelim."
  • "Bu memlekette üstün ve başarılı yaşamak için Türk'ten başka bir şey olmak gerekiyor."
  • Eskilerinin prensiplerini beğenmeyen yeni filozoflar, sosyalistler , insanlar arasında birbirlerini sevecek, dostluk kuracak ortaya hangi kuvvetli nazariyeler koydular ?Evladım. Hikmet'im .Yavrum .Sen filozoflara bakma. Onların her çağda düşünceleri , usülleri, meslekleri değişir.Sen her vakit tabiata bak .Aslanın pençesi , filin dişleri ,yılanın zehri vardır.Tabiat bu kuvvetleri , bu hassaları onlara nefislerini korumak ve avlarını yakalamak , düşmanlarını yenmek için vermiştir .İnsanın zehri , pençesi yoktur.Fakat revolverler , toplar, tüfekler daha bin türlü şeyler icat eden zekası vardır . İşte bu da o demektir karşına bir canavar çıksa ne yapacaksın ?Zekanın icat ettiği öldürücü bir alet ile daha evvel sen ona hücum edeceksin.
  • Ah kardeş ah, beni deşme. Irak cephesindeydik. Zabitimizi oldürdük. Biz beş altı nefer firar ettik. Bu öyle bir mecburiyetti ki nasıl anlatayım, uzun. Hükümetler birbirine, asker kaçakları biz de bütün insanlara harp ilan ettik. Eskyaliğa vurduk. Çalarak, öldürerek yaşamaya başladık. Karı demedik kız demedik genç demedik ihtiyar demedik. Köy demedik, kasaba demedik kestik, vurduk, yaktik, yıktık. Kurşuna dizilmek istersen memlekete git, divan-ı harbin huzuruna çık. Ölmedense öldürmesi daha kolay değil mi efendi? Zaten memlekette ne kaldı ki! Ne tarla kaldi ne ev ne ana ne avrat ne evlat. Mademki senin ocağını yıktılar,canını yaktılar,sen de rast geldiğinni yakar yıkarsın vesselam.Dünya canavar oldu. Sen kuzu kalırsan ot bulamazsın. Ölür müsün öldürür müsün, diye işte alemin bu haline derler.
  • Karanlıklardan gelen lafza-i Celal'in heybeti öntinde tüylerimiz diken diken oldu. Madam Altınyan titreye titreye kolumdan sikarak fisıl fısıl kulağıma: "içeride bir hoca vardır. Okor, püf idor. İnsandir acep? Yoksam evliyadır?" Virjini ağlayarak: "Bu Müslüman evliyadır. Gâvuruz deyi şimdicek bize çarpar ise? Kadınların bu korkularını teskin için mavera-yı kabirden işitiliyor gibi şu cevap geldi: " Korkmayınız gözüm. Korkmayınız. Ne evliyayım. Ne cinim. Ben de zalim haydutlar eline düşmüş sizin gibi beniâdemim. Madam Altınyan:" Vah zavallicık, bu fatal kuyu içerisine bizden evvel düşmüş insanlar vardır. (Karanlıktaki mechul zata hitaben) Baba efendi, biz bunda bir tnebr içerisinde kalmışız.Nereye gideceğiz bilemoruz. Bize biraz yürek veriniz ki yürüyelim."
  • Deliliğin birinci kanıtı, akıllılık iddiasında bulunmaktır.

--reklam--

Eşkıya İninde İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap guzel bir macera romaniydi. Nef'i Bey kayinbiraderi Hikmet Enis ve Uşaklari Murtaza Efendi'nin Eşkiya elindeki mahpusluklarini ve donemin eşkiya yaşantisini canli bir sekilde anlatiyor.Huseyin Rahmi İstanbul hayatini cok guzel betimledigi gibi bu macera romanin da hakkini vermis. Akici bir cirpida okunabilecek bir eser. Kitapta eski Turkce kelimeler ve tamlamalar var ancak cok fazla degil. Normal gidisatta anlasilabiliyor. Yine de anlamini bilmediginiz kelimeler icin sonda bir sozluk mevcut bu da okuma hizini artiriyor. Ozgur yayinevindeki kitaplarda boyle degildi o yuzden bu yayinevini daha cok sevdim. En kisa surede satin alacagim. Iyi okumalar. (Şevket Erciyas)

Eşkıya İninde - Hüseyin Rahmi Gürpınar: Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın o alıştığımız yalı ve konak hayatlarını içeren romanlarından farklı bir roman olan kitap; Nef’i Bey adlı zengin fakat son zamanlarda maddi sıkıntılar içinde olan bir “İstanbul Beyefendisi”nin, Değirmendere’de kayınpederinden miras kalan ve gelirinden ziyade gideri olan bir çiftliği denetlemek ve düzeltmek amacıyla, kayınbiraderi ve uşağı ile birlikte yola çıkmalarıyla başlar. Sarayın otoritesinin İstanbul dışında artık hiç hissettirilememesi nedeniyle her yerin eşkıyalarla dolduğu bir dönemde, Nef’i Bey’in böyle bir yolculuğa çıkması, hele ki İstanbul Asilzadesi kıyafetleriyle, göstere göstere taşraya gitmesi elbette ki eşkıyaların dikkatini çekerek kaçırılmasına açık bir davetiye niteliğindedir. Doğal olarak eşkıyanın hedefi haline gelen bu 3 şahıs bir şekilde punduna getirilerek kaçırılır ve olaylar başlar. Maruz kaldıkları eziyet, şahit oldukları zorbalık ve suçlar, kurtulma çabaları, bazen gülünç ama çoğunlukla acınası halleri Gürpınar’ın kalemiyle, bana çok keyifli bir okuma yaşattı. Şıpsevdi, İffet, Gulyabani ve Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç kitaplarından sonra Gürpınar’ın bu kitabıyla da tanışmak, yazarın tüm kitaplarının yakın zamanda sırayla okunması fikrime neden oldu. Tüm kitapsever dostlarıma keyif dolu okumalar dilerim. (Ayşen&Erdal)

--reklam--

Eşkıya İninde PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Eşkıya İninde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Eşkıya İninde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri

  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
  • Gulyabani
  • Efsuncu Baba
  • Mürebbiye
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
  • Şık
  • Şıpsevdi
  • Hazan Bülbülü
  • Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Hakka Sığındık
  • Gulyabani - Gönül Ticareti
  • İki Hödüğün Seyahati
  • Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Ben Deli miyim?
  • Cadı
  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Kadınlar Vaizi
  • Gönül Ticareti
  • İffet
  • Sevda Peşinde
  • Kesik Baş
  • Mürebbiye - Şeytan İşi
  • Şeytan İşi
  • Deli Filozof
  • Meyhanede Kadınlar
  • Dirilen İskelet
  • Kaderin Cilvesi
  • Utanmaz Adam
  • Nimetşinas
  • Tesadüf
  • Boşanmış Kadın
  • Hayattan Sayfalar
  • Öldüren Öpücük
  • Kokotlar Mektebi
  • Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Cehennemlik
  • Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
  • İnsan Önce Maymun muydu?
  • Acı Gülüş
  • Ölüler Yaşıyorlar mı?
  • Can Pazarı
  • Toraman
  • Metres
  • Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
  • Billur Kalp
  • Eşkıya İninde
  • Bir Sevda Denklemi
  • Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
  • Tünelden İlk Çıkış
  • Nimetşinas - Toraman
  • İmrenilecek Bir Ölüm
  • Namuslu Kokotlar
  • Kesik Baş - Utanmaz Adam
  • Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
  • Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
  • Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
  • Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
  • Kadın Erkekleşince
  • Aşk Batağı
  • Namusla Açlık Meselesi
  • Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
  • Gulyabani
  • Eti Senin Kemiği Benim
  • Son Arzu - Tokuşan Kafalar
  • Gazetecilikte İlk Yazılarım
  • Tesadüf / Şeytan İşi
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 3
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 2
  • Şehirde Bir Şekavet
  • Tutuşmuş Gönüller
  • Son Arzu
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 1
  • Muhabbet Tılsımı
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 4
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
  • Salgından Allah'a Sığındık
  • Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
  • Çocuk Yüreklerde Gulyabani
  • Sanat ve Edebiyat

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri

  • - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
  • Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
  • "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
  • Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
  • Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
  • Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
  • insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
  • Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
  • Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
  • Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
  • Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
  • Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
  • her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
  • "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
  • Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)