Kitap Künyesi

Yazar: Nurdan Gürbilek

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753422307

Sayfa Sayısı: 112

--reklam--

Ev Ödevi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı? Bu duygunun zamanı, yoğunluğu, katlanılabilirliği evden eve, çocuktan çocuğa değişir kuşkusuz. Tek bir şey dışında: Ömür boyu bize eşlik eden mutluluk imgelerimizin olduğu kadar, kurtulmak için hep çaba harcayacağımız korkularımızın, dağıtmak için her yolu denediğimiz iç sıkıntımızın da kaynağı, kaynağı değilse bile ilk sahnesi orası. İşte oraya, o mutluluk mekânının arka bahçesine, birçok düşün olduğu gibi birçok şiirin, öykünün, romanın da imgelerini topladığı o arka bahçeye bakmamın nedeni bu..."

--reklam--

Ev Ödevi Alıntıları - Sözleri

  • "İçimde hala kelimeler yoluyla canlanmak isteyen bir hayatın olması garip."
  • "Yaşarken anlaşılmaya mecburum," der Hikmet, "insanlar bilmeli."
  • "İçimde hâlâ kelimeler yoluyla canlanmak isteyen bir hayatın olması garip."
  • "... başkalarının acı çekmesini kabul eden insan, aynı güçle sürdüremez yaşantısını."
  • "Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. Tarifi güç bir yorgunluk geliyor üstüme."
  • "Ne olurdu bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı şeyleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım... Kendime söyleyecek söz bırakmadım."
  • "bütün hayatımı kelimeler uğruna harcadım, içi boş kelimeler uğruna,"
  • "Genel af ne zaman çıkacak albayım?"
  • Endişeye yol açan çelişkiyi de anlatmış, sözün her zaman fazla, çünkü her zaman eksik olduğunu hissettirmişti Atay. Daha söylenecek çok söz vardır, çünkü konuşmak için geç kalınmıştır. O kadar çok yarım kalmış yaşantı birikmiş, o kadar çok yaşantı dile getirilemeden kalmıştır ki, konuşan önce bu büyük boşluğu doldurmak zorunda hisseder kendini. Turgut'un söylediği gibi: "Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. Tarifi güç bir yorgunluk geliyor üstüme."
  • "Aslında biz, herkesle birlikte, kendimizi de cezalandırmak istiyoruz."

--reklam--

Ev Ödevi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ev Ödevi-Nurdan Gürbilek Oğuz Atay, Latife Tekin, Tezer Özlü ile Bilge Karasu.. Bu dört efsane kalemi adeta akademik bir çalışma tadında mercek altına alan bir kitap Ev Ödevi. Edebiyatımızın, bu dört şahane yazarını hiç okumamış bir okurun bu kitaptan keyif almaz mı derseniz, evet bahsedilen kitaplar hakkında hiçbir fikri olmayan bir okurun Ev Ödevi kitabının güzelliğini hissetmesi biraz zor. Kitapta bahsedilen eserleri okuyanlarınsa yeniden okuma hevesi doğuruyor. Kitabı şahane yapan sadece bir inceleme ekseninde farklı denemelere sahip olması değil kendi içinde çok dokunaklı ve farkındalık yaratan bir temaya sahip olması, bir eve ait olmak.. Bizim kültür ve yetiştirilme şeklimizde bir baraj kapağı gibi bir atlama tahtası gibidir evden ayrılış.. Hep bi hedef olur üniversitenin yaşanılan şehir dışında bir şehirde okunması, ayrı bir eve sahip olunması.. Bu kitapta da bu konu ele alınırken dört efsane yazarın birbirinden güzel kitapları da merkeze alınmış. Nurdan Gürbilek 'in inceleme ve deneme kitaplarının her kitap kurdunun kütüphanesinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Israrla tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim! #readingismycardio #evödevi #nurdangürbilek #okudumbitti #aslihanneokudu #bookstagram (Aslıhan tufan)

Evden Ev Ödevi’ne: Yazarın çeşitli dergilere yazdığı yazılardan derlenmiş deneme kitabıdır Ev Ödevi. Hepimizin hayatının başladığı evin, mutluluğumuza, umutsuzluğumuza, kahkahamıza, ıstırabımıza eşlik eden ev... Yazar kitabın 5 bölümle farklı yazarların kitaplarını ele alarak evi, aslında özümüze bağlamıştır. İlk bölümde Oyun ve Adalet diyerek Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ını “Tehlikeli Oyunları”nı mercek altına almış karakteleri kıyaslamıştır. Mırıltıdan Dinle diyerek Latife Tekin’nin yoksulluğu ve yoksulluğun dilsizliğini, başkalaşan dillerini, çatlağa dolan seslerini anlattı. Sevgili Arsız Ölüm’deki yası, o yasın dilini, evden kaçış isteğini anladı. Memur Çocukları, Ev Ödevleri, Pazar Öğleden Sonraları ile Tezer Özlü’yü irdeledi. Evi, en can alıcı noktalarıyla Çocukluğumun Soğuk Geceleri’ne ayırmıştı. Kitabın kalbi burasıydı. Pijamalı pazar babalarını, pazar günü banyolarını, çamaşır asılmış odaları, radyodan gelen maçları burada vermiştir. Evin mutluluk mekanı olamayışı, gitmek yada kalmayı bize dayattığını üzerine basa basa söylemiştir. Büyümenin Tarihi ile Bilge Karasu’yu mercek altına almıştır. Onun dilinin farklılığını, yarattığı karakterlerdeki hayvanların insanlarla içiçe geçmiş anlatısını, yırtıcı imgeleriyle masalsılığına değinmiştir. Kendine Ait Olmayan Oda ise son bölümdür. Artık burada kendi düşünceleriyle, ele aldığı kitapları harmanlamıştır. Kötü bir hayatın güzel anlatılamayacağını; kötü yazgının iyi cümleler ile anlatılamayacağına kanaat getirmiştir. En çokta bunu “Ölmeye Yatmak”ın Aysel’ine bağlamıştır bence. Türkiye’deki modern romanın orta sınıfın yaşantısının merkezine yerleşen evden beslendiğini söyler. Yine evden kaçışı yazan yazarın bu kitabı yada o cümleyi yine kendi evinde yazmış olması manidardır. Kurgu ile gerçek yaşantı arasında ki kopukluk ya da bağ nedir? Bizi utandıran evin hep olduğunu söyler,hem okur hem yazar olarak. Ve finali Vüsat O. Bener ‘in evi, evin sıkıcı ayrıntılarıyla yapar. Bilgi birikimi, okunmuşluk olmadan okunamayacak bir deneme olmuş. Okuduğum kitapları yeni cümlelerle tekrar okuduğumda heyecanlandım ve o kitaba başka bir gözle bakmamı sağladı. İçinde henüz okumadıklarım ise listeme kaydedildi ve büyük merak uyandırdı. Çok etkilendim, kalemine sağlık Nurdan Gürbilek. (Hatice Ün Meral)

Ev Ödevi nde Nurdan Gürbilek ameliyat masasına Oğuz Atay'i, Latife Tekini, Tezer Özlü'yü, Bilge Karasu'yu, ve kendisinin kitabi yazma hikayesini yatırmış. Edebiyat severlere aydınlık okumalar yapması için rehber niteliğinde her Nurdan Gürbilek kitabi. Ben Gürbilek okumaktan çokça keyif aliyorum (Mehmet Emin Çiçek)

--reklam--

Ev Ödevi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nurdan Gürbilek - Ev Ödevi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ev Ödevi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nurdan Gürbilek Kimdir?

Nurdan Gürbilek Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi ve aynı bölümde master yaptı. Akıntıya Karşı, Zemin, Defter ve Virgül dergilerinde yazdı. İlk kitabıVitrinde Yaşamak'ta 80'li yılların Türkiyesi'ndeki kültürel değişimi konu alır. Kitaplarında Türkçe edebiyat ürünlerini, Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri, Türkçe edebiyata yön veren endişeleri, edebiyatın mağdurluk, incinmişlik ve dışlanmışlık hissiyle ilişkisini, ve yazarın özgünlük kaygısını inceledi. Edebiyat eleştirisinin toplumu anlamakta ne kadar önemli bir alan olduğunu kanıtlayan özgün bir eleştirel uslup geliştirdi. Metis Seçkileri dizisi için Walter Benjamin'in yazılarından Son Bakışta Aşk derlemesini hazırlamıştır.İki kitabında, Vitrinde Yaşamak ve Kötü Çocuk Türk'te yer alan denemelerinden yapılan bir derleme İngilizcede The New Cultural Climate in Turkey: Living in a Shop Window (Zed, 2010) başlığıyla yayımlandı. Eserlerinin edebiyatın bütününe deneme penceresinden bakan sorgulayıcı bakış açısı nedeniyle 2010 yılı Erdal Öz Edebiyat Ödülünü, Benden Önce Bir Başkası kitabıyla da 2011 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.

(Yayınevi Sayfası)

--reklam--

Nurdan Gürbilek Kitapları - Eserleri

  • Vitrinde Yaşamak
  • İkinci Hayat
  • Sessizin Payı
  • Mağdurun Dili
  • Kötü Çocuk Türk
  • Ev Ödevi
  • Yer Değiştiren Gölge
  • Benden Önce Bir Başkası
  • Kör Ayna, Kayıp Şark

--reklam--

Nurdan Gürbilek Alıntıları - Sözleri

  • "Ne olurdu bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı şeyleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım... Kendime söyleyecek söz bırakmadım." (Ev Ödevi)
  • İdeolojiler, kinlerimize takılan maskelerdir. (Mağdurun Dili)
  • Ailen yanında değilse sıfırsın, yoksun, hiçkimsesin, hiç-bir şeysin. (İkinci Hayat)
  • Evet budur çiftkalplilik; aynı iç mekanda aynı anda birinin dediğini ötekinin reddedip fokurdayarak ayrı ayrı gagalak-gugalak gagalak sekmelerle konuşan iki ayrı papağan. Bir çift değerlilik; aynı deneyimin aynı anda karşıt duygular uyandırıyor olması. Her doğrunun ancak karşıtı tarafından sakatlanarak, geçersizliştirilerek bir yarım doğruya dönüşerek varolması; yürekler birkez çiftleşince her birinin ayrı ayrı yalana varıyor olması; bir "ne söylesem yalan" hali (Kör Ayna, Kayıp Şark)
  • Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru. (Kör Ayna, Kayıp Şark)
  • Bazen insana ancak neyin yanlış olduğunu söylemek düşüyor. Doğrular varlıklarını ancak yanlışlarla birlikte, yanlışların içinde sürdürebiliyor. (Vitrinde Yaşamak)
  • Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar... (Mağdurun Dili)
  • AHMET HAMDİ TANPINAR'ın öğrencisidir Yusuf Atılgan; Edebiyat Fakültesi'nde okuduğu sırada onun derslerine devam etmiş­tir. Tanpınar'a olan borcunu şöyle dile getirir sonradan: "... en büyük şansım üç yıl Ahmet Hamdi Tanpmar’ın öğrencisi olmam. Örneğin Recaizade'den Proust’a, Gide'e, iyi müziğe atlayarak anlattığı derslerin ve ara sıra özel konuşmalarımızın yazarlık mizacımda büyük etkisi olduğuna inanıyorum.” (Yer Değiştiren Gölge)
  • Cemil Meriç'i düşünüyorum. Kendini aynı anda hem "prens" hem "parya", hem "dâhi" hem "fırsat yoksulu", hem "düşünce fatihi" hem "tekmelenen köpek", hem "şövalye" hem "kapıcıdan aşağı" olarak tarif ederken, kendi ifadesiyle bir "Dosto" romanından çıkmış gibi: "Ben dünyaya gelişiyle gelmeyişi arasında hiçbir fark olmayan fanilerden biri miyim?" diye sorarken, kendini başkalarından daha soylu, daha bilgili, daha kültürlü, ama buna rağmen daha ezik hisseden yeraltı adamının yazgısını "bu ülke"de bir kez daha tekrarlamaktan öteye geçemiyor. Böyle zor anlarda, Oğuz Atay'ın yarı ciddi yarı şaka müdahalelerini ciddiye almakta yarar var. Yalnızca Dostoyevski'den sonra Dostoyevski gibi yazılamayacağına işaret ettiği için değil. Aynı zamanda Dostoyevski problemlerinin iyice ağırlaştırdığı havayı, Dostoyevski'de pek bulunmayan bir mizah duygusuyla dağıttığı için. (Benden Önce Bir Başkası)
  • "Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim." (Yer Değiştiren Gölge)
  • "Yazı, kendini söyler, söylemediğini yok eder." Böyle diyordu Karasu, bir denemesinde: "Bir de, ara bir yol olarak, yok ettiklerinin bir bölüğünü sezdirebilir. Sezdirdikleri 'var' değildir ama 'yok' da değildir...'' (Yer Değiştiren Gölge)
  • "Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. Tarifi güç bir yorgunluk geliyor üstüme." (Ev Ödevi)
  • Tanzimat romanı bir ba­basızlığa, bir yetimliğe doğmuştur. Sorun, bu romanların çoğunun kahramanının yetim oğullar olmasından ibaret değildir. Romanın esas oğlanının ısrarla yetim oluşu, yabancı topraklarda tutunmaya çalışan bu türe özgü yapısal bir sorunun işaretidir aynı zamanda (Kötü Çocuk Türk)
  • Her yapıt yaşama verilmiş güçlü bir yanıt olmayı ister. İster istemesine de yanıt verildiğinde çoktan silinip gitmiştir soru. (Kör Ayna, Kayıp Şark)
  • "Ölmüş kuşakların geleneği" diyordu Marx, "yaşayanların üzerine bir kâbus gibi çöker. Yalnız tarihte değil, edebiyatta da böyle. Bu kâbusu Türkçede en iyi anlatan, çünkü bir kâbus gibi yaşayan yazarlardan biri Tanpınar'dı. Günlüğünde, kendinden önce yazılmış kitapları "kendine çevrilmiş bir silah" olarak algılamaktan bir türlü vazgeçemediğini yazar. Baudelaire'den, Valery'den, Proust'tan, Yahya Kemal'den sonra yazmanın onu durmadan "hazin mukayeseler"e sürüklediğinden, "korkunç mukayese arzuları" içinde yazdığından, kendine doğru çevrilmiş silahların gölgesinde kendini bir türlü varedemediğinden söz eder. (Benden Önce Bir Başkası)
  • İnsanlık önüne ancak çözebileceği sorunları koyarmış. (Vitrinde Yaşamak)
  • Kendini Valéry'yle kıyaslayacak kadar ciddiye alır; ama Valéry'nin Defterler'ini satın alacak, hatta bırakın onları bazen kâğıt alacak parası bile yoktur. Türk moderninde bir hamle yaptığını düşünüyordur; ama diğer yandan "orospu, borçlu ve perişan" olduğunu da görüyordur. Büyük bir esere imza atmak ister; ama maddi sıkıntıların kendisini küçülttüğünün, eşe dosta el açmak zorunda bıraktığının farkındadır. O kendisini bir estetik proje olarak yapayım derken, maddi koşullar onu bir dilenci, bir ricacı, bir "kiralık kafa" olarak kuruvermiştir. (Benden Önce Bir Başkası)
  • Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni; çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyadaysa kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay. (Benden Önce Bir Başkası)
  • "Bakışın çifte doğası: Kendimizi eksiksiz hissetmemiz için başkasının bizi görmesi gerekir; ama diğer yandan, etrafımızı saran gözler imparatorluğu bize her an gözaltında olduğumuzu söyler. İşte insanın bakışa aynı anda hem muhtaç hem de maruz kalıyor olması, hepimizin kendini şu ya da bu ölçüde içinde bulduğu bu çatışma mağdurun yazgısında tam anlamıyla bir yaraya dönüşmüştür." (Mağdurun Dili)
  • Bilinç, insanı hayatın dışına itecek; beceriksiz, tutul ve işlevsiz kılacaktır. (Yer Değiştiren Gölge)