Kitap Künyesi

Yazar: İrem Uzunhasanoğlu

Yayın Evi: Doğan Kitap Yayınları

İSBN: 9786050975871

Sayfa Sayısı: 248

--reklam--

Evvel Bahar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Masallara olan inanç hiç yitmez, masallar ancak yeniden yazılır.”

Öykü ve Firuze…

Hafta sonları hüzünlü bir kimsesizliğin çöktüğü yatakhanelerde yeşeren, hiç olmamış annelerin, o hep eksik babaların gölgesinde pekişen dostluklarını yirmi yıl sonra birbirlerini yeniden bulduklarında geçmişin ağırlığı altında sınayan iki kadın…

Her evvel bahar gibi gençlik de bütün aldatıcılığıyla geçip gitmiş, geride yarım kalmış aşkların, doğmamış çocukların, örselenmiş yüreklerin acısı kalmıştır.

Geçmişin yaraları yeniden ve yeniden yazılan masallarla, diriltilen umutlarla dikiş tutacak mıdır?

İrem Uzunhasanoğlu üçüncü romanı Evvel Bahar’da iki kadının öyküsüne 90’ların toplumsal belleğinin içinden bakıyor.

Evvel Bahar Alıntıları - Sözleri

  • “...arkasındaki notta “Sonsuza dek arkadaşız” yazıyordu. Oysa sonsuzluk ürkütücü bir girdaptı ve biz en sevdiklerimizi hep o girdapta kaybetmiştik.”
  • "Yaşadığı acılar fazlalaştığında su alan bir gemi gibi batmaya başlıyor insan." #evvelbahar #iremuzunhasanoğlu
  • İkimizin yaraları da öyle çoktu ki… Onların içinde bir cenin barınamazdı. Kurşun deliklerinde çiçek yeşertemezdim an-lı-yor-musun?
  • “Neden ama neden terk etmiyordu çocukluğumuz bizi? Ne olurdu izini kaybettirseydi? Ne olurdu göğsümüze bir heyula gibi oturmasaydı? Neden yük oluyordu anılar? Annesizliğimiz, babasızlığımız, çaresizliğimiz... Biz başka şeylerden bahsetmeye çalıştıkça su yüzüne çıkan ve yeni suretlerle zuhur eden o meşum gerçeğimiz.”
  • Sahih yolculuklar içe doğru yaşananlardır. Yatay düzlemde yürüyerek değil, dikey bir merdivenden inerek yapılan yolculuklar. Merdivende bazen ayağı kayıp paldır küldür yuvarlanıyordu insan, pamuklara sarılmak yerine dikenlere saplanabiliyordu.
  • Başımı kaldırıp göğe bakamıyordum hem gözlerim aydınlığı sağamadığı için hem de akıp giden yaşama yakışmadığım için.
  • Bazen insanlar rekabet edemeyeceğini bile bile kendini bazı insanların karşısına koyar, bile bile gitmemesi gereken yerlere giderler.
  • Keşke sağlığımız bozulduğunda doktora gidip bedenimizi tedavi ettirdiğimiz gibi çocukluğumuzdan kalanların ruhumuza attığı çentikleri de onlarabilseydik ama yamalamaktan ya da farkına varıp kabullenmekten başka şansımız yoktu.
  • Bazen insanlar rekabet edemeyeceğini bile bile kendini bazı insanların karşısına koyar, bile bile gitmemesi gereken yerlere giderler.
  • Sahih yolculuklar içe doğru yaşananlardır. Yatay düzlemde yürüyerek değil, dikey bir merdivenden inerek yapılan yolculuklar. Merdivende bazen ayağı kayıp paldır küldür yuvarlanıyordu insan, pamuklara sarınmak yerine dikenlere saplanabiliyordu.

Evvel Bahar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Şair sizin hiç babanız öldü mü benim bir kere öldü, kör oldum diyordu ya hani, bu kitapta iki kör var işte biri Öykü diğeri Firuze. İkisinin bence en ortak yanı babasızlıkları. Öykünün babası ünlü ve gerçekleri yazan bir gazeteciyken her "gerçek" peşinde koşanın başına gelecek o makus talihi yaşayıp beden elbisesini soyunuyor. Bu daha kabul edilebilir bir çocuk için belki ama ya Firuze... Babalı babasız bir çocuk Firuze. Parçalanmış bir ailenin geride kalan izi, kışı, derme çatma evi... Bir kız çocuğunun babayla hesaplaşması kadar zor bir şey var mıdır bu dünyada, belki... Baştan savılmak adına yatılı okula gönderilen iki arkadaşın, aynı odaya düşmeleri sonucu birleşen ayrık kaderi Evvel Bahar. Liseden sonra birbirinin izini kaybeden yirmi yıl sonra tekrar karşılaşan iki arkadaş birbirini bıraktığı yerde bulabilir mi? Öykü'yü bencil Firuze'yi yorgun buldum ben. Avutulmak istenen avutulmadı, avutacak olanın kendi avuntusu yoktu çünkü. Arkadaşlık ilişkilerine dair de bence çok şey saklıyor içinde bu eser. Kurgusu gerçekten sağlam, kitabı okurken Firuze'yi dizime yatırıp saçlarını okşamak istedim. Çünkü hangi yaşta olursa olsun sevgisizlikten ölmüyor muyuz her birimiz? Okunası... (Gülnaz Eliaçık Yıldız)

Her romanın kendine ait bir dili , bir iç sesi vardır denir. Okur ; bu dili anlar ve bu iç sesi duyar , kulak verirse romanlar , menziline ulaşır. Zira gözümüzden geçsede gönlümüzden akıp giden roman sayısı azımsanamayacak kadar çok . Sevgili #iremuzunhasanoglu nun üçüncü romanı da diğer iki romanı gibi okuyucuyu sımsıkı kavrayarak olayların yanıbaşına çekiyor. Çünkü tüm edebi birikimi ve dili kullanmadaki mahareti ile sağalttığı son romanı #evvelbahar ,okuyucunun gözlerinin içine bakarak elini tutuyor, yalnızlığa karşı ... Çok akıcı olmasına rağmen bir günde okuyamadım çünkü bazen düştüm, satırlara gözlerim yaşlı baktım ; bazen gülümsedim umuda dair inancım arttı . Kalktım eski albümleri karıştırdım ... Uzun yıllar sonra karşılaşan yurt arkadaşları Öykü ve Firuze'nin geçmişe dönerek birbirlerinden ayrı geçirdikleri yılları ve birlikteyken birbirlerine anlatamadıkları yaşamlarını okumak 90 lı yılların Turkiyesine göz atmak gibi . Benim gibi üniversite yıllarınız o tarihlere denk geliyor ise daha bir dura kalka okuyacaksınız . Basit bir arkadaşlık ilişkisi değil kitaptaki anlatım. O yılların sosyal yaşamı üzerinden ilerleyen çok katmanlı bir anlatı aslında . Kat kat çözülürken geçmiş yaşamlar her katmanda kadınların çektiği sıkıntılar dikkat çekiyor. Ebeveyn ilgisizliği, parçalanmış aileler, suikastler ,cinsel taciz , kadın kanserleri ,yurt dışındaki zorlu yaşam şartları, siyasi konjonktürün öğrenci üzerindeki yıkıcı baskısı, faşist uygulamalar ve her şeye rağmen ayakta kalmayı başaran kadınlar ... Firuzeler ,Öyküler ve daha niceleri .. Yüreğine sağlık Sevgili Irem . Kadınların sesi olmak adına da şahane bir başarıya ulaşmanı gönülden diliyorum. Mitolojik unsurların varlığı ile de güçlü bir tutunuş var anlatımda meraklılarına duyurulur #tavsiyekitap (Sevtap Cüntay)

Evvel Bahar yazariylakonusanlar okuma grubunun Haziran kitabıydı,sohbet çok çok güzeldi ama ben kitabı yeni bitirebildim ve bir kez daha her şeyin bir amacı olduğuna bir kez daha inandım. Baba ile ilgili çok kitap çıkıyor bu ara yine karşıma anlamadım ki evren ne diyor ? Affettim gitti işte daha ne yapayım ki ? O yüzden Firuze'nin o hesaplaşması çok çok saçma geldi bana,ben aynısını yaşamamak için çok dua ettim mesela. İki kadının da yaralarından öperim ve kitabı okumak isteyenlere kış aylarını öneririm zira arabaya atlayıp o masal evine gitmemek işten bile değil. Kalemine,yüreğine sağlık İrem , yeni hikayelerde görüşmek üzere (Zahide Ertuğrul)

Evvel Bahar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İrem Uzunhasanoğlu - Evvel Bahar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Evvel Bahar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İrem Uzunhasanoğlu Kimdir?

İrem Uzunhasanoğlu 1983 İstanbul doğumludur. İlk/orta ve Lise eğitimini Ayazağa Işık Okulları’nda tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi’nde Filoloji okuduktan sonra New York Üniversitesi’nde Yüksek Lisans’ını tamamlamıştır. Işık Okulları Ve Robert Kolej gibi okullarda İngiliz Edebiyatı ve İngilizce dersleri vermiştir. İlk öyküsü Varlık Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Yazar, ilk roman denemesi olan ‘Gitme, Gül Yanakların Solar’ da Türkiye Yunanistan nüfus mübadelesini anlatmış ve romanını Lozan mübadillerine adamıştır.

Yaratıcı yazmayı destekleyici ‘365’ isimli kitabı ise genç yazarları teşvik etmeyi ve onlara yazmayı sevdirmeyi amaçlamaktadır.

Yazar, İstanbul’da eşi ve oğlu ile yaşamaktadır.

--reklam--

İrem Uzunhasanoğlu Kitapları - Eserleri

  • Ufkun Öte Yanı
  • Gitme, Gül Yanakların Solar
  • Evvel Bahar
  • 365 Her Güne Bir Yazı

--reklam--

İrem Uzunhasanoğlu Alıntıları - Sözleri

  • "Yaşadığı acılar fazlalaştığında su alan bir gemi gibi batmaya başlıyor insan." #evvelbahar #iremuzunhasanoğlu (Evvel Bahar)
  • Başımı kaldırıp göğe bakamıyordum hem gözlerim aydınlığı sağamadığı için hem de akıp giden yaşama yakışmadığım için. (Evvel Bahar)
  • “Neden ama neden terk etmiyordu çocukluğumuz bizi? Ne olurdu izini kaybettirseydi? Ne olurdu göğsümüze bir heyula gibi oturmasaydı? Neden yük oluyordu anılar? Annesizliğimiz, babasızlığımız, çaresizliğimiz... Biz başka şeylerden bahsetmeye çalıştıkça su yüzüne çıkan ve yeni suretlerle zuhur eden o meşum gerçeğimiz.” (Evvel Bahar)
  • "Doğaya hükmedemeyen hüzünlü ağacın dalındaki yaprak olmuşuz. Biri bizi alsın saklasın kitabının arasında veya ezsin bir kauçuk tabanının altında diye öylece bekliyoruz. İşte bundandır çekip gidemeyişimiz. İşte bundan bu iç çekişler, bu pişmanlıklar, bu ahlar ve bu gidememe halleri." (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • İlk göz ağrın, ilk sevdiğin ağaç, ilk sevdiğin yemek, ilk sevdiğin ev. Neredeyse hayatının son dönemecinde bile köklerine dönüp emanet bıraktığın kalbine bir selam çakabiliyorsun. (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • Hayal kırıklığı ne hoş kelime.Çünkü önce hayaller kırılır,paramparça olur ve ölür.Geleceğe dair kurduğun ne varsa.Bu öyle bir mahkûmluk halidir ki ab- ı hayat durur, en bereketli toprağı kurak, verimsiz ve kısır bir tarlaya çevirir.Ve sen o kısırlığın içinde sadece ağlarsın (Ufkun Öte Yanı)
  • Biliyorum dibe inmeden çıkılmıyor yukarı.Yukarı çıkmadan da inilmiyor.Böylece bir kısır döngünün içinde debelenip duruyorsun.Kurgu mu tüm bunlar? Hayatın bitmeyen kurgusu mu?Her yenilgide, her dibe vuruşta çıkmayı beklemenin verdiği o tedirginlikte tek bir cümle beliriyor gözümün önünde."Bu da geçer ya hû." (Ufkun Öte Yanı)
  • İkimizin yaraları da öyle çoktu ki… Onların içinde bir cenin barınamazdı. Kurşun deliklerinde çiçek yeşertemezdim an-lı-yor-musun? (Evvel Bahar)
  • Hayat bize hem farklı yollar sunar, hem de sunduğu yollardan birini seçmemiz için bize yol gösterir, rehberlik eder. Böylece biz hangi tercihi yaparsak yapalım, aslında zaten önceden bizim için çizilmiş resimlere donuk birer obje oluruz. (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • Acılar hangi coğrafyada yaşanırsa yaşansın, şiddeti ne olursa olsun malzemeye insan olduğu sürece kalp burukluğu aynı. (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • Keşke ve zaman kelimeleri sırt sırta vermiş iki düşmandı. Zaman geri sarılmıyor, "keşke"ler ise hep havada asılı kalıyordu. (Ufkun Öte Yanı)
  • " O gün o istasyonda hayat durmuştu. Keza akrep ve yelkovan da... Bir an Mediha'nın dikkatini Türk Bayrağı çekti. Direğin yarısında sünmüş öylece duruyordu. "Mediha.. Gazi Paşa ölmüş." dedi Emin Bey gırtlağından zor çıkardığı kelimeleri yan yana dizerek. O an tüm dünya bir gürültüyle yıkıldı. Hıçkırarak ağlamalar, ağıtlar Pozantı'daki hırpani tren istasyonunun raylarından göğe yükseldi. Ardından yer yarıldı, toprağın altını kapladı ahlar. Toprak Ana, Gökyüzü, Türk halkı, dinlisi, dinsizi birlik olmuş ATA'yı uğurluyordu.. Ebediyete... " (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • Aren ise kendini yüzlerce siyah gözlüklü ve siyah giyimli insanın içerisinde tek gerçek siyahmış gibi hissediyor ve olabildiğince çabuk oradan çıkmak istiyordu. (Ufkun Öte Yanı)
  • Geldin mi puhu kuşu? Sevdin mi? Girdin mi yaralarımdan içeri? Sardın mı? Ey nar-ı can... Yandın mı? (Ufkun Öte Yanı)
  • Bazen insanlar rekabet edemeyeceğini bile bile kendini bazı insanların karşısına koyar, bile bile gitmemesi gereken yerlere giderler. (Evvel Bahar)
  • Sahi hayatı sorgulamadan idame ettirmek mümkün mü? (Ufkun Öte Yanı)
  • Maskesizim, neysem o. Dedim ya şeffafım diye. Yalan dolan yok bende. Varsam varım, yoksam yokum... (365 Her Güne Bir Yazı)
  • İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • Kalbi tam ortadan ikiye bölünmüştü. Kalbinin bir kısmı hâlâ işgal altındaydı. Diğeri ise meçhullerdeydi. (Gitme, Gül Yanakların Solar)
  • "Hayat bize hem farklı yollar sunar, hem de sunduğu yollardan birini seçmemiz için bize yol gösterir,rehberlik eder. Böylece biz hangi tercihi yaparsak yapalım,aslında zaten önceden bizim için çizilmiş resimlere donuk birer obje oluruz." (Gitme, Gül Yanakların Solar)