Kitap Künyesi
Yazar: Edmund Burke
Çevirmen: Okan Arslan
Yayın Evi: Kadim
İSBN: 9789759000509
Sayfa Sayısı: 344
--reklam--
Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitabın yazıldığı 1789 tarihinde Fransa'da henu?z Kral ve Kraliçe "insani .lu?m aracı" olan giyotine gönderilmemişti (1793). Devrimin önemli isimlerinden Selamet Komitesi Başkanı Robespierre "erdemli terör yöntemi" ile ılımlı devrimci rakiplerini idam etmemişti (1794). Meclis henu?z darbe yapmamış Directoire adı verilen 5 kişilik bir yönetim kurulmamış bu yönetim Robespierre'yi idam etmemişti (1794).
Fransız Devrimi'ni övmenin moda olduğu bir zamanda Edmund Burke, bu devrimin yol açabileceği kötu?lu?ğe karşı özelde Fransız meslektaşlarını, genelde tu?m du?nyayı uyarmıştı. "Kadim kurumları yıkmak için kadim ilkeleri tahrip eden bu gasp yolu (devrim)" sadece kendi çocuklarını yemekle kalmayacak aynı zamanda Jakobenlerin ve ardıllarının sayısız insanı giyotine göndermesine neden olacaktı. Çok geçmeden Fransa'daki devrimin illu?zyonu dağıldı, Burke'u?n kehanetleri gerçekleşti. Artık gu?nu?mu?ze kadar etkisini devam ettirecek olan devrimlerin fitili bir kez ateşlenmişti. Aydınlanma'nın "kutsal aklı" totaliter ideolojilerin ve onların siyasi projelerinin zemini haline gelmiş ve bu felsefeye dayanan devrimler milyonlarca insanın hayatına mal olmuştu. Belli ki devrimcilerin göremediği bir şeyler vardı.
Elinizdeki kitap, Fransız Devrimi'ne sempatiyle bakan bir mu?fredattan geçmiş okuyucuya, devrimin öteki yu?zu?nu?, onun en önemli muhaliflerinden birinin bakış açısından görebilmenin yanı sıra muhafazakârlığı bağımsız bir ideoloji olarak şekillendiren tarihi anı anlama ve muhafazakârlığın en temel metinlerinden birini okuma fırsatı sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler Alıntıları - Sözleri
- Meclislerde yapılan her öneride liderler, yönetmekte olduklarına saygı duymaya ve belki de onlardan bir miktar korkmaya mecburdurlar.
- Düzleştirmeye kalkışanlar asla eşitleyemezler.
- “Bana öyle geliyor ki büyük bir kriz yaşıyoruz… Fransız Devrimi dünyada bugüne kadar meydana gelen olayların en hayret verici olanıdır. En harika şeyler çoğu kez en tuhaf ve saçma araçlarla gündeme gelmiştir; en gülünç tarzlarda ve de, açıkçası en adi vasıtalarla. Hafif meşreplik ve yabanilikle örülü bu tuhaf kaos ortamında her şey tabiatının dışına çıkmış; her türden suç, bin bir çeşit tiyatro gösterisine sirayet etmiş görünmektedir. Bu korkunç derecede trajikomik sahneyi izlerken, birbirine zıt tutkular mecburen birbirini takip etmekte; zaman zaman da zihnimizde birbirine karışmaktadır; aşağılanmanın ardından öfke; kahkahanın ardından gözyaşı, küçümsenmenin ardından korku.” Görüldüğü üzere Burke, muhafazakârlığın Kapital’i olarak kabul edilen eserinde Devrimin sözde kazanımlarının patavatsız coşku krizine yol açtığını ve kraliyetin yaşadığı ıstırabın yıkıcı unsurlara leziz öğünler sunduğunu dile getirir.
- Hükümet, beşeri istekleri karşılamak üzere yaratılmış beşeri bilgeliğin bir tasarısıdır.İnsanlar, bu isteklerin bu bilgelik tarafından karşılanması üzerinde hakka sahiptir.
- İlk dürtülerden birisi; hiç kimsenin kendi davasında yargıç olmaması gerektiğidir.
- Cesur bir halk, erdemli bir yoksulluğu, ahlaksız ve servet sahibi bir köleliğe kesinkes tercih edecektir.
- Kendilerine ait olmayan bir karakteri edinmek için kendi karakterinden vazgeçenler, büyük ölçüde, vazgeçtikleri karakterin de, kazandıkları karakterin de cahilidirler.
- Gerçek zalimlerin cezalandırılması, adaletin, asil ve korkunç bir şekilde gerçekleşmesidir.
- "Kim ki kötülük etmekten korkmaz, ama korkar öyle anılmaktan; Şöhretin bir kölesidir, eğer azadeyse de vicdandan. " Cooper's Hill, Sör John Denham
- "Fakat zenginlik, yoksul olana kâfî bir suçtu. " Cooper's Hill, Sör John Denham
--reklam--
Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Fransız Devrimi'ne Farklı Bir Yönden Bakış: Tarih gibi genel bir olguyu tam anlamıyla kapsamlı bir şekilde algılayıp üzerine yorum yapabilmek için yine tarih üzerinde herhangi bir olayı çok kapsamlı bir şekilde öğrenmenin en etkili olan yol olduğu görüşündeyim. Biraz daha açmak gerekirse, kabul görmüş bir tarih anlayışının dışında, alışılmışın ötesinde tarih yorumlamalarına da en az diğerleri kadar değer vermeli. Aslında bu yalnızca tarihle de sınırlı kalmamalı. Eserin konusu Fransız İhtilali olduğu için tarihsel odaklı olarak ifade etmeye çalışıyorum. Son birkaç incelememde de benzer şekilde altını çizmeye çalıştığım gibi insanlar olarak tek taraflı düşünmeye korktucu bir şekilde fazlaca alışmaya başladık. Sahip olduğumuz bir düşünceye veya inanışa yalnızca salt onu bir yerlerden adeta hazır bir şekilde aldığımız için mi bu denli bağlıyız, yoksa düşüncemizin veya inanışımızın karşıtı olan görüşlerin de objektif bir şekilde değerlendirmesini yapıp doğru sonuca ulaştığımız ve ulaşılan sonucun o düşünce veya inanış olduğu için mi? Bu olgusal kavramlar için geçerli olan bir durum da olabilir. Tıpkı Herakleitos'un bir zamanlar ortaya koyduğu iyinin varlığının yoğunluğu için kötünün de deneyimlenmesi gerektiği yönündeki görüşü gibi daha tarihsel olgular olan köklenmiş olaylar için de bu gibi düşünebilmeliyiz. Şayet iyi dediğimiz şey doğru olansa bunu kötüye de bakarak en iyi şekilde anlayabiliriz. Fransız Devrimi aslında yalnızca fiziksel ve siyasal bir devrim olmasının yanı sıra zihinsel de bir devrimdi. Aydınlanma düşüncesinin düşünürler ve filozoflarca tetiklenmesinin ardından karanlıklarda kalmış olan halk adeta gözleri kamaşmış durumda idi. O döneme dek etkili olan Kilise-Aristokrasi birliği artık kendini hiç ummadığı bir yerde bulacak ve tarih boyunca süregelen hegemonyasına bir son verilecekti. Tarihte Kant, Diderot, Rousseau zamanlarından o vakte dek, hatta belki de çok daha öncelerden beridir aydınlanma düşüncesi insanın zihinsel tarihindeki en önemli sıçramalardan biri daha oldu aslında. Bu bağlamda Devrim'i tetikleyenler üstte de sözünü ettiğimiz gibi o dönemin düşünürleri ve filozoflarıydı. İşin teknik tarih kısmına pek girmeyeceğim, çünkü zaten ben de tarihe, teknik tarihten bahsedecek kadar hakim biri değilim. Fransız Devrimi onu izleyen çağlar için açılan bir kapı görevi gördü aslında. Artık o zamana dek gelen düzen yoktu, dört bir yanda o zamana dek hegemoni içerisinde üstte olanlar artık giyotinlerde duruyorlardı. Bu açıdan bazıları Fransız Devrimi'ni 'tekniğin bir intikamı' olarak da nitelendirir. Zamanında bilimsel alanda ilerleyenlerin giyotin ile katledilmeleri gibi, şimdi de o aynı giyotin bizzat onu tasarlayan ve kullananlardan adeta intikam alıyordu. Hatta Fransız Devrimi hakkında öylesine tasvirler vardır ki uzun bir süre yerler kan lekesinden arınamamış denir. Peki adeta bu devrim ile şekillenen koca tarihte bu devrime karşıt olanlar yok muydu, elbette ki vardı. Edmund Burke bu isimlerden biri. Dikkat ediniz kendisi devrime ve onun getirdiği vahşete karşıdır esasında, insanları devrime sürükleyen bazı etkilere karşıt değildir. Kendisi aslında sağlam bir muhafazakardır. Karşıtlığının bir kaynağı da budur. Fakat onun eleştirileri tabiri caizse yenilen tarafın serzenişleri olmaktan çok birçok isabetli ve mantıklı yön barındırır. Eser, kendisi ile mektuplaşan bir Fransız beyefendisine gönderdiği cevap mektuplarından oluşuyor. Öncelikle Burke'un şikayetçi olduğu konu devrimin amacından sapması durumudur. Ona göre devrim belki haklı sebeplerle kalkışılmış bir iş olabilir, ancak özellikle Fransız Devrimi'nin bunu gerçek hayata taşıma şekli ona göre katliamdan başka bir şey değildir. Aslında onun düşüncelerinden şu gibi sonuçlar da çıkıyor benim nezdimde: Esasında haklı olan bir mücadelede bir nokta gelir ki bu esas temeller unutulur amaç salt mücadele haline gelir. Hatta insanlar bu mücadeleyi öyle ileri boyutlara taşırlar ki onlar için amaç esas temelleri gerçekleştirmek değildir artık. Onlar için tek amaç bu mücadelenin doğurduğu şiddettir. Bu bağlamda da Burke, Fransız halkını hızını alamayıp geçmişte başta olan herkesi öldürmeye ant içmiş bir grup sinirlerinden dolayı ne yaptıklarını bilmeyen insan topluluğu olarak gördüğünü belirtir. Hatta yine ona göre devrim yanlıları amaçları devrim olmayan, salt devlet iktidarını ele geçirmek için fırsatlardan yararlanan gönüllü bir grup insandır. Burke Fransız Devrimi'ni adeta bir tür "düzleştirmek" olarak görür. Bu kavramı yalnızca önüne gelen her şeyi yıkıp geçen bir sürü olarak görmekten ziyade zihinsel olarak da algılamak lazım. Bu kavram Burke'a göre olması gereken "eşitleme" kavramından çok daha ayrı bir yerdedir. Devrimde olması gereken de bir tür eşitlemedir zaten ona göre, ama olan şey her şeyi sorgusuz sualsiz dümdüz etme olmuştur. Bu açıdan bu düzleştirme beraberinde birçok olumsuz olguyu de getirmektedir. Yine Burke kendi sözleriyle, hainlik ve cinayeti haklı gösteren bir kamu yararı bahanesi olarak görür devrimi. Aynı devrim ona göre yıkımın, ıslah olarak kabulünü içerir. Dikkat edilmesi gereken konu kendisinin salt bir itirazcı olarak sınırlı kalmamasıdır. Kendi ülkesinde gerçekleşen yenilikler kansız olan ve mantıkçıl bir ortamda temellenmiştir. Bu açıdan devrim denilen olgunun ille de bir şeyleri elde etmek uğruna her şeyi mübah kılan bir şey olup olmadığının da sorgulamasını yapar. Bu yüzden de kendisi devrimi tetikleyen, temelde yatan aydınlanma düşüncesine tamamen karşıt değildir; o, tetiklenmiş olan olgunun yani devrimin bu denli saptırılmaması gerektiğini savunur. Devrim ona göre bir noktadan sonra artık insanların yasallaştırdığı bir katliam halini alır ve bu devrim yanlısı insanlar için amaç temelde yatan aydınlanma düşüncesi değildir artık, asıl amaç sadece ve sadece yine aynı insanların kendi içlerindeki kötü sonuçlarla oluşan barbar duyguların tatmin edilmesidir. Yine aynı eleştirilere devam ederken Burke, devrim yanlılarının bir miktarlık özgürlük için adaletin tamamının emanet edilmiş olmasına razı olunmasının acizliğini dile getirir. Buradaki önemli nokta emanet edilenin doğru veya yanlış kişi ya da kurum olup olmaması değildir, önemli olan bir aceleye getirme durumudur aslında. Bu tür bir devrim de ona göre bir tür "bir andalık tetikleyicisidir". Her şey öyle aceleye getirilir ki üzerine uzun zaman düşünülerek alınması gereken kararlar sırf bu yüzden bir anda alınmış olur ve bunun sonuçları eğer alınan kararlar yanlışsa bu yüzyılları etkiler. O bir andalık yüzünden özgürlük gibi büyük ve önemli bir olgunun hemen bir oldu bittiye getirilerek emanet edilmesinin özgürlüğün bizatihi değerinin ayaklar altına alınması olarak nitelendirir. Başta da ifade ettiğim gibi herhangi bir konuya etraflıca odaklanmak istiyorsak o konu hakkında olumlu olumsuz ne türden bilgi varsa elde etmeliyiz. Eğer Fransız Devrimi zamanlarına ilgiliyseniz kaçırmamanız gereken, Devrim'e farklı bir yönden bakış sağlayan bir eser. Fransız Devrimi dönemine daha kapsamlı bir bakış için ideal bir eser Burke'un bu eseri. (Nympheutria)
İnsanlık tarihinde, Burke ve Paine temelli, devrime iki farklı bakış düşüncesi vardır. Biri Burke’de billurlaşan devrim karşıtlığı, diğeri devrim, dolayısıyla şiddet savunuculuğu. Burke, Fransız Devrimi öncesi başlayıp biten Amerikan devriminden yana oldu önce, daha sonra -özellikle Fransız Devrimi ve yaşananları gördükten sonra- fikirleri değişti. Söylenebilir ki, tarih onun devrim fikrinin eleştirisinde getirdiği argümanları haklı çıkardı. Basitleştirelim: İngiltere'de hiçbir ihtilal yaşanmadı, fakat günümüz İngiltere'sinin Fransa'dan veya Rusya'dan kültürel veya iktisadi olarak daha geri olduğunu söyleyebilir miyiz? Maalesef, şiddet içerdikleri, şiddet üstüne kurgulandıkları için, devrimler, öldürdükleri ve yıktıklarıyla kalmazlar, bir yöntem olarak şiddeti yerleştirir, yeni devrimler ve karşı devrimleri tetiklerler. Halkın ikna edilmediği, yararlarını parça parça ve bir bütün halinde kanıtlayamayan her ciddi sosyal değişikliğin, uzun vadede toplum tarafından reddedildiğini ve doğrusunun bu olduğunu kabul ediyoruz. Thomas Pain'i de yine de bir şekilde savunmamız gerektiğini, yazılmasının üzerinden iki yüzyıldan fazlası geçtiği halde, hiç de eskimemiş olan "Rights of man"in, çağının çok ilerisinde fikirlerle dolu olduğunu kabul etmek durumundayız. Paine'in belki de tek hatası, yaşadığı Zeitgeist'ın moda devrim kavramıyla zehirlenmiş olmasıydı. Onu yine de tarihsel gerçeğiyle anlayabiliriz: İnsanın temel (doğal) hakları olarak gördüğü hakların yaygınlaşması için, beklemeyi ve müzakere etmeyi kabul edemeyen bir sabırsız kişilikti. (Metin T.)
Geçmişe Ağıt: Tıpkı John Stuart Mill gibi Edmund Burke’de şövalyelik ruhunun Avrupa ahlaki tarihinin en büyük anıtlarından biri olduğuna inanır ve şöyle demler kederini: “Ama şövalyelik çağı kapandı. Sofistlerin, ekonomistlerin ve hesapçılarınki kazandı ve Avrupa’nın görkemi, sonuza dek söndürüldü. Rütbe ve cinsiyete yönelik o cömert sadakati, o mağrur teslimiyeti, o vakur itaati ve esaretin kendisinde bile soylu bir özgürlük ruhunu canlı tutan kalbin o tabiiyetini asla, artık asla seyredemeyeceğiz. Yaşamın satın alınmamış zarafeti, ulusların mahcup müdafaası ve mertçe duygu ve kahramanca teşebbüsün bakıcısı gitti ! Bir lekeyi bir yara gibi hissetmiş, azgınlığı yatıştırırken cesarete ilham vermiş, dokunduğu her şeyi soylulaştırmış ve altında kusurun kendisinin, tüm kabalığını kaybederek kötülüğünün yarısını yitirdiği ilkenin o hassasiyeti, onurun o namusu gitti.” (özgür koç)
--reklam--
Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edmund Burke - Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edmund Burke Kimdir?
İngiltere Avam Kamarası'nda uzun yıllar milletvekilliği yapmış İrlandalı-İngiliz siyaset adamı, yazar, hatip, siyaset kuramcısı, filozof.
Burke Protestan bir baba ve Katolik bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Özellikle Fransız İhtilali'ne karşı olmasıyla ve Kuzey Amerika'daki İngiliz sömürgelerinin bağımsızlık hareketine verdiği destekle hatırlanır. Fransız İhtilali karşıtlığı, tarihteki en ünlü muhafazakâr siyasetçilerden biri haline gelmesini sağlamış, Anglo-Amerikan muhafazakârlığının babası olarak anılmasına neden olmuştur. Burke estetik üzerine felsefi çalışmalar da yaptı ve Annual Register adlı siyasi dergiyi çıkardı.
Fransız İhtilali Üzerine Düşünceler adlı eserinde bu ihtilale ciddi eleştiriler getirdi. Önceleri şüpheyle karşılansa da, ihtilal sonrası Fransa'da Burke'ün öngördüğü şekilde karışıklıklar olması ve şiddet kullanılması üzerine, eser yaygınlaşan bir kabul gördü.
Burke 'liberal' bir muhafazakardı. Toplumsal reformların evrimsel bir süreçte yapılması gerektiğini söylüyor, ancak devrimsel, topyekûn değişim planlarına karşı çıkıyordu. Bu açıdan, Joseph de Maistre gibi statik bir düzen savunan otokratik kıta Avrupası düşünürlerinden farklıdır.
Adam Smith, iktisat konusunda Burke ile tamamen aynı görüşte olduklarını yazdı. Burke'ün fikirleri, Friedrich Hayek ve Karl Popper gibi 20. yüzyılın önemli liberal - muhafazakâr düşünürleri üzerinde etkili oldu. Winston Churchill, onu tiranlığa karşı savaşan ve toplumu farklı uçlardan gelen aşırı eğilimlere karşı savunan bir düşünür olarak tasvir etti.
Öte yandan, Burke, Karl Marx gibi devrimci sol siyasetçiler tarafından kıyasıya eleştirildi.
--reklam--
Edmund Burke Kitapları - Eserleri
- Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler
- Devrimin Şeytanları
- Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma
- Devrimin Kötülükleri
- The Evils of Revolution
--reklam--
Edmund Burke Alıntıları - Sözleri
- ...hitap yeteneği, aynı ölçüde bilgelik olmadan varolamaz. (Devrimin Şeytanları)
- İnsanlar doğaları gereği inanmaya şüphecilikten daha eğilimlidirler. Bu ilke nedeniyle kavramları ayırt etme ve sınıflandırma konusunda zayıf ve geri kalmış, en cahil ve barbar uluslar teşbihler, kıyaslamalar ve alegoriler konusunda sıklıkla üstünlük göstermişlerdir. Işte bu nedenle Homeros ve doğulu yazarlar, hayranlık uyandıran benzetmeler bulsalar da, bu benzetmelerin doğruluğu üzerinde pek durmamışlardır. Yani genel benzerlik çok hoşlarına gider, bu benzerliği güçlü biçimde resmederler ve benzerlik kurulan şeylerin arasında bulunabilecek farklılığa aldırış etmezler. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Eğer avukatların ve ilahiyatçıların tüm saçma teorileri bilinen şeyleri hükümsüz bıraksaydı, dünyada ne kanun ne de din olurdu fakat mantıksız teorideki meselenin asıl amacı; diğer tarafın yanlış iddialarını ortaya çıkarmak için bir sebep göstermek ya da öteki tarafın ahlaksız ilkelerini yaymaya çalışmaktır. (Devrimin Şeytanları)
- Eğer erdem samanlıkta kaybolan iğneler arasında olsaydı, en zor bulunan o olurdu. (Devrimin Şeytanları)
- Devleti oluşturan parçalar kendi yönetim anlayışlarını düşünmeksizin halkın her kesiminden farklı inançlara sahip insanları aynı çatı altında birleştirmek zorundadır, aksi taktirde yetki ve iktidar kısa bir süre içinde yıkılacaktır. (Devrimin Şeytanları)
- Ünümü yalnızca hatalarıma borçluyum. (Devrimin Şeytanları)
- Benzerlikten duyulan haz esas olarak imgelemi okşayan bir haz olduğundan, tasvir edilen ya da karşılaştırılan şeyler hakkındaki bilgilerinin genişliği ölçüsünde, bu konuda herkes neredeyse eşittir. Zira herhangi bir doğal güce ya da yetiye değil deneyim ve gözleme dayanır. Genellikle Beğeni farkı olarak adlandırdığımız şey bilgi farkından ortaya çıkar. Heykel konusunda fazla bilgisi olmayan birisi bir peruk kalıbını ya da sıradan bir heykeli, gördüğünde anında etkilenir ve keyiflenir, çünkü insan figürüne benzer bir şey görmektedir. Tamamen bu benzerliğe daldığından kusurlarına dikkat etmez. Ilk kez bir taklitle karşılaşan hiç kimse kusurlara dikkat etmez. Bu acemi kişi bir süre sonra daha nitelikli bir eser karşısında diğerine daha küçümseyici yaklaşacaktır. Değişik zamanlarda birbirinden böylesine farklı figürlerde hayranlık duyduğu şey tamamen aynıdır;bilgisi artmış olsa da beğenisi değişmemiştir. O ana kadarki yalnışı sanat konusundaki eksikliğinden ve tecrübesizliğindendi. Diyelim ki söz konusu kişiyi bir şaheserin eseri sıradan bir sanatçının eserinden daha fazla memnun etmesin. Bunun nedeni kişinin zevkinin daha az gelişmiş olması değil, herkesin insan figürünü, onun bir taklidi hakkında uygun yargıya varmasına yetecek titizlikte gözlemlemediğindendir. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Ama benim görüşüm, araştırma yöntemine en çok yaklaşan öğretim yönteminin kıyaslanamayacak biçimde en iyi olduğu yönündedir. Zira bu yöntem, birkaç cansız ve kısır hakikat sunmakla yetinmek yerine bizi bunların kaynağına götürerek, okurun kendisini de keşifte bulumaya, yazarın keşiflerini yaptığı, tabii yazar değerli bir şeyler bulacak kadar şanslıysa, yola sevk eder. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Bizimle mücadele edenler bizi güçlendirir ve yeteneklerimizi sivriltir. Düşmanımız, bizim yardımcımızdır. (Devrimin Şeytanları)
- Düzleştirmeye kalkışanlar asla eşitleyemezler. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- "Fakat zenginlik, yoksul olana kâfî bir suçtu. " Cooper's Hill, Sör John Denham (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- “Bana öyle geliyor ki büyük bir kriz yaşıyoruz… Fransız Devrimi dünyada bugüne kadar meydana gelen olayların en hayret verici olanıdır. En harika şeyler çoğu kez en tuhaf ve saçma araçlarla gündeme gelmiştir; en gülünç tarzlarda ve de, açıkçası en adi vasıtalarla. Hafif meşreplik ve yabanilikle örülü bu tuhaf kaos ortamında her şey tabiatının dışına çıkmış; her türden suç, bin bir çeşit tiyatro gösterisine sirayet etmiş görünmektedir. Bu korkunç derecede trajikomik sahneyi izlerken, birbirine zıt tutkular mecburen birbirini takip etmekte; zaman zaman da zihnimizde birbirine karışmaktadır; aşağılanmanın ardından öfke; kahkahanın ardından gözyaşı, küçümsenmenin ardından korku.” Görüldüğü üzere Burke, muhafazakârlığın Kapital’i olarak kabul edilen eserinde Devrimin sözde kazanımlarının patavatsız coşku krizine yol açtığını ve kraliyetin yaşadığı ıstırabın yıkıcı unsurlara leziz öğünler sunduğunu dile getirir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- İnsanlar doğaları gereği inanmaya şüphecilikten daha eğilimlidirler. Bu ilke nedeniyle kavramları ayırt etme ve sınıflandırma konusunda zayıf ve geri kalmış, en cahil ve barbar uluslar teşbihler, kıyaslamalar ve alegoriler konusunda sıklıkla üstünlük göstermişlerdir. Işte bu nedenle Homeros ve doğulu yazarlar, hayranlık uyandıran benzetmeler bulsalar da, bu benzetmelerin doğruluğu üzerinde pek durmamışlardır. Yani genel benzerlik çok hoşlarına gider, bu benzerliği güçlü biçimde resmederler ve benzerlik kurulan şeylerin arasında bulunabilecek farklılığa aldırış etmezler. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- İlk dürtülerden birisi; hiç kimsenin kendi davasında yargıç olmaması gerektiğidir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- İnsanoğluna hayat veren mükemmel zekâ tamamiyle göründüğü yaşta olamaz ve içinde her türlü duyguyu barındırmış sonsuz bir zaman içinde ilerler... (Devrimin Şeytanları)
- ...halkı etkilemek ve sarsmak için ilginç, sıradışı bir şeyler yaratmak gerekir. Barbarlarda bu işlevi mitoloji olarak görürlerdi. Daha sonra mitolojinin yerine geçen devler, sihirbazlar, periler ve roman kahramanları da kendi dönemlerinin yalınlığını tüketmiş durumdadır. (Devrimin Şeytanları)
- ... acıyla ilgili kavramların hazla ilgili olanlardan çok daha güçlü olduğuna inanıyorum. (Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma)
- Sofistlerinizin aklın yolundan yürümesi için ihtiyaçları olan tek şey cesur bir özgürlüktü. Sizin bize bahşettiğiniz yapay dünya yerine biz doğal dünyayı seçtik. Yalanların aksine yüreğimizin sesini dinledik. (Devrimin Şeytanları)
- Kendilerine ait olmayan bir karakteri edinmek için kendi karakterinden vazgeçenler, büyük ölçüde, vazgeçtikleri karakterin de, kazandıkları karakterin de cahilidirler. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
- Cesur bir halk, erdemli bir yoksulluğu, ahlaksız ve servet sahibi bir köleliğe kesinkes tercih edecektir. (Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler)
Yorumlar
0 yorum