Kitap Künyesi

Yazar: Rıfat Ilgaz

Yayın Evi: Çınar Yayınları

İSBN: 9789753483407

Sayfa Sayısı: 140

Garibin Horozu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Rıfat Ilgaz, Garibin Horozu’nda toplumdaki çelişkileri o kendine has üslubuyla anlatıyor. İnsanı bir yandan hafif hafif güldürürken, bir yandan da acı acı düşündüren öyküler... Bu ülkenin öyküleri…

Rıfat Ilgaz, eğitimsiz bir toplumda yaşayan bireylerin şiddet ve baskı kullanarak hedeflerine varmak isteyeceklerini vurgulardı her zaman. Sanata, kültüre ve eğitime önem veren toplumların çağdaş olabileceğine inanırdı. Sanatçı onun için toplumun yol göstericisiydi. Bu yüzden, kendi deyimiyle, ‘gözü toplumda, kulağı halkta’ydı.

Garibin Horozu Alıntıları - Sözleri

  • Ne adamlar var dünyada! En sinirime dokunan, camlardan birinin sağdakine, soldakine yarım ağız sorulmadan küt diye aşağıya kadar indirilivermesi... Be adam, yalnız sen mi yolculuk ediyorsun, şu koskoca motorlu trende!
  • Ertesi sabah kulağının dibinde okunan ezan sesiyle fırladı yataktan. Apti'nin horozu komodinin üstüne çıkmış ötüyordu san­ki. Uykulu uykulu kalktı. Bastı zile. Gelen Dursun Efendiye: «Bu ezan da ne oluyor böyle?» diye başladı çıkışmaya. Kapıcı hiç umursamadan: «Hoparlör kondu minareye!» dedi, «Bundan sonra hep böy­le okunacak ezan. Alt kattan duyamıyordum, çok iyi oldu.» «Bundan sonra da bu hoparlör haaa?»
  • «Sakın çok istemesin!» dedi, «Nasıl olsa alır bu adam diye... Uygun bi fiyat söylerse almam demem hani... Ne yapayım bu kart horozu... Körpe piliçler, yarkalar dururken... Tencereye koy­sam altı saatte kaynamaz.»
  • ..Anlaşıldı, bizim demirbaşiara baş vuracağız. Yaz bakalım Kemal! Şu ekmek meselesini al ele! Ekmekler yine bozuk çıkıyor diye başla! Günal, sen de odun, kömürü al!..
  • Pakize kötü kız değildi. Güzel değildi ama, çirkin de sayılmazdı. Hem canım, zenginin güzeli çirkini mi olurdu?
  • «Belediyede kabzımallardan başka bir şey yok mu be?.. ..Yok!.. •• Maarifte?" ..Yok!"
  • Öyle ya, nasıl suyun fazlası saksıdaki çiçeği çürütürse sık yıkamanın da saçların diplerini çürütmesl o kadar tabiiydi. Suyu sabunu kestim. Saçlarımı besleyen yağı temizleyip köklerini besinsiz bırakmamalıydım.
  • «Ben bilmem ki cicim, sen daha iyi bilirsin... Yarın sıçan otu attır kümese... Ölsün gitsin!...» «Tavuklara acırım, tavukların ne suçu var?...»
  • «Hadi göreyim seni! Yarın akşam ne halt edersen et! Horoz bu ötecek elbet! Biz insanlarla başa çıkamıyoruz, bir de horozlar­la mı uğraşacağız. Hadi hoşça kal.»
  • ccBöyle nasılım?•• «Haydi terbiyesiz!., «Sen James Dean'ı blucinle mi yatağa giriyor sanıyorsun?.. ccBen seni yalnız pantelonun için sevmiyorum. Biraz da şu apartmanın üst katındaki odan için sevdim. Tam Jimmy'nin San­ ta Monica caddesindeki tavan arasındaki odası... Tahta merdi­ venlerden giriliyer içeriye. . . Pencereden bakjınca evlerin, ağaçla­ rın üstünden deniz görünüyor. Tıpkı Jimmy'nin pencereleri gibi. . ...
  • Ne insanlar var dünyada! En sinirime dokunan, camlardan birinin sağdakine, soldakine yarım ağız sorulmadan küt diye aşağıya indirilmesi... Be adam, yalnız sen mi yolculuk ediyorsun, şu koskoca trende!
  • «Basbayağı olur. Öt haydi! Aç pencereyi! Durma!...» «Peki, sen öyle istiyorsun! Öteyim yavrum!» «Aç pencereyi! Telefonu masanın üstüne bırak da aç! Hızlı öt ki ben de duyayım! Haydi canım!...» «UuuL. U! UuuL. UuuüüüL.» Yapıştı telefona sordu: «Oldu mu?»
  • «Kesildi!» dedi, «Sesinin kesilmesi için kafasının kesilmesi lazımmış, namussuzun!»
  • Seviyorsun ha? Daha sesimi bile ayıramıyorsun onlardan. Nasıl sevmek bu? Haydi, Sevimlerinle, Sevinclerinle, Sevgilerinle, Sevillerinle hoşçakal...
  • Günlük gazete okuyucuları Neriman Tektaş'a o kadar alış­ mışlardır ki onun resmini koymayan gazete, doğru kesekiğıtçıla­ rı boyluyordu.

Garibin Horozu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tek kelime ile bayıldım. Keşke daha önce okusaydım. Okudukça gülümseten bir yandan düşündüren çok kaliteli bi eser. Öykü severlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitap yirmi bir öyküden oluşuyor. Yazar dönemin aksayan yönlerine mizahi hicivli bir ayna tutmuş. En sevdiğim öykü kitaba adını veren Garibin Horozu oldu. Okumanızı tavsiye ediyorum keyifli okumalar dilerim. "Yan tutma niteliği vardır mizahın. Biri şu taraftandır, biri bu taraftandır. Birinin güldüğüne diğeri gülmez, ağzı kapanır, yüzü mahkeme duvarına döner. Biz sandalyesi çekilenden yana mıyız, sandalyeyi çekenden yana mıyız? Mizah bir tavırdır, tutumdur, davranıştır. Yani topluma, hatta doğaya bakma biçimidir." #RıfatIlgaz (Elif Aydın)

Özlediğimiz Rıfat Ilgaz’ı burada yeniden karşılıyoruz. O toplumsal mesajlar, güldürürken düşündüren ironiler derken aklıma bir şey takıldı. Bu ülkenin insanları hiç mutlu olmadı mı? Yani geçmişten bu zamana bu topraklarda yaşayan herkes huzursuz, sıkıntılı ve mutsuz muydu? Bu durum ne zaman başladı? 1 yıl, 10 yıl, 20, 30, 40, 50, 100, 200 ne kadar yıl geriye gidersem gideyim hep bir huzursuzluk hakim. Hani hiç mi gülmeyeceğiz, hiç mi mutlu olmayacağız diyesi geliyor insanın yani. Neden böyle peki? Yani bunca insan hep bu sıkıntı, mutsuzluk içindeyken birileri çıkıp da bunun sorumlusu benim, bir şeyler yapmam gerekmez mi diye düşünmedi mi? Bilmiyorum nereye baksam tükenmişlik, mutsuzluk görmek etkiliyor beni de. Kimi etkilemiyor ki? Garibin Horozu, Hastaneciler, Senin İçin İyi Olur, Al Sana Yazı, Jimmy’nin Odasında, Taksitle Kürk (3999 lira taksitle değil mi? İyi. 4000 olsa nasıl öderiz), Kalkınmanın Yükü, İnebilirsen İn Trenden, Bir Yaz Delikanlısı, Suya Düşen Umutlar, Yaşa Ulan İnek, Kızlardan Hangisi, Hava Dolmuşu, İzi Üzerinde, Düzen İsterim Ben, Biz Taponcular, Canın Sağ Olsun Ablacığım, Tanınmanın Yolu, Beş Kangal Sucuk, Saçlarım Dökülüyor, Ver Şu Emanetleri ise yazımını düzelttiğim ve içerisinde bulunan öyküler. Eğlenmesini bilene eğlenceli ve komik, ders almasını bile aynı zamanda düşündürücü bir eserdi. Hepimize iyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)

Yazar bu yapıtında; gülmeceye giydirilmiş bir yergisellikle, toplumsal başıbozuklukları, çelişkileri ve dengesizlikleri belirginleştirmektedir. Asım Bezirci imzalı tanıtım yazısında bu ilişki “insanı bir yandan hafif hafif güldürürken, öbür yandan acı acı düşündüren öyküler...” biçiminde anlatılıyor. Konusunu ve kişilerini hayattan alan öykülerde, toplumun bütün kesimlerinden insanlara yer veren yazar, öykü kişilerinin daha çok komik ve göze batan taraflarını öne çıkarır. Bu kitapta da durum böyledir. Yazar anlatmak istediğini lafı dolandırmadan dolaysızca anlatır. Ayrıca betimlemeleri de oldukça sade ve kısadır. Bu nedenle sıkılmadan okumak mümkün. Bu nedenle akıcı olarak okunabilir bir rahatlık sunmaktadır. Sözü yazının, mizahın ve hayatın ustasının güldüren, düşündüren ve eğlendiren satırlarına bırakıyorum. (Mahmut Keçeci)

Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?

1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.

Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.

1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.

Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri

  • Karartma Geceleri
  • Halime Kaptan
  • Hababam Sınıfı
  • Sarı Yazma
  • Hababam Sınıfı Uyanıyor
  • Apartıman Çocukları

  • Şeker Kutusu
  • Nerde O Eski Usturalar
  • Meşrutiyet Kıraathanesi
  • Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
  • Pijamalılar
  • Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
  • Garibin Horozu

  • Hababam Sınıfı Baskında
  • Karadeniz'in Kıyıcığında
  • Don Kişot İstanbul'da
  • Yıldız Karayel
  • Bacaksız Okulda
  • Sınıf
  • Bacaksız Paralı Atlet

  • Bacaksız Kamyon Sürücüsü
  • Bütün Şiirleri 1927-1991
  • Dördüncü Bölük
  • Yokuş Yukarı
  • Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
  • Bacaksız Tatil Köyünde
  • Sosyal Kadınlar Partisi

  • Bacaksız Sigara Kaçakçısı
  • Kumdan Betona
  • Yaşadıkça
  • Hoca Nasrettin ve Çömezleri
  • Çalış Osman Çiftlik Senin
  • Radarın Anahtarı
  • Öksüz Civciv

  • Yarenlik
  • Rüşvetin Alamancası
  • Nerede Kalmıştık
  • Cankurtaran Yılmaz
  • Devam - Şiirler 1953
  • Cart Curt
  • Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler

  • Satılmışlar
  • Ocak Katırı Alagöz
  • Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
  • Kulağımız Kirişte
  • Güvercinim Uyur mu
  • Üsküdar’da Sabah Oldu
  • Küçükçekmece Okyanusu

  • Haydi Yolunuz Açık Olsun
  • Uzak Değil
  • Durmak Yok
  • Bunadı Bu Adam
  • Fedailer Mangası
  • Krallar ve Kurallar
  • Şevket Ustanın Kedisi

  • Çocuk Bahçesi
  • Altın Ekicisi
  • Bütün Şiirleri 1937-1983
  • Çok Küçüğüm Daha Ben
  • Kesmeli Bunları

Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri

  • Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
  • Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
  • "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
  • Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
  • Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
  • Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)

  • Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
  • Doğru! Dünyanın parası var İsviç­re'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
  • "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
  • Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
  • Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
  • Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
  • "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)

  • Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
  • Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
  • "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
  • ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
  • ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
  • Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
  • ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)