Kitap Künyesi

Yazar: Virginia Woolf

Çevirmen: Oya Dalgıç

Orijinal Adı: Night and Day

Yayın Evi: İletişim Yayınevi

İSBN: 9789750503740

Sayfa Sayısı: 492

--reklam--

Gece ve Gündüz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gece ve Gündüz Virginia Woolf'un ikinci romanıdır. Woolf'un "bilinç akışı" tekniğini kullandığı daha sonraki modern deneysel romanlarından farklı olarak klasik gerçekçi üslûpla kaleme aldığı bu eser, olay örgüsü, gerçek mekân tasvirleri ve titizlikle betimlenmiş karakterleri, dönemin atmosferini yansıtan özellikleriyle dikkat çekiyor.

1920'de yayımlanan roman, daha sonraki eserlerinin habercisi olarak, nesnel gerçekliğin ve tarihselliğin insan bilincindeki yansımalarını birbirinden oldukça farklı karakterlerde ustalıkla canlandırıyor.

Roman, Birinci Dünya Savaşı öncesi Londra'sında geçer. Woolf, dönemin entelijansiyasını, fikir ve ruh dünyasını mizahî ancak sıcak, insanî bir dille anlatıyor. Kadın hakları, sınıfsal farklılık, aşk, evlilik ve özgürlük gibi meseleleri, karakterlerinin yaşamları, mücadeleleri, umutları, acıları ekseninde tartışıyor. Gece ve Gündüz, Katharine, Mary ve Ralph'in hakikat arayışlarında tanık olduğumuz modern insanın yazgısı, bir başkasını anlama çabası üzerine duygulu ve derin bir metin.

"Virginia Woolf yeni biçimlerde derin tatlar verip, dilin ışığını karanlıkta bir parça daha ilerletmiştir."

E.M Foster

--reklam--

Gece ve Gündüz Alıntıları - Sözleri

  • . Yıldızlar gibi şeyleri düşündüğünüzde, ilişkilerimiz pek önemli görünmüyor, değil mi ? ...
  • . Sesler hiçbir zaman, alacakaranlığın neredeyse bedeni gizlediği bir kış akşamındaki kadar güzel değildir ve gündüzleri nadiren duyulan bir yakınlık notasıyla hiçlikten çıkar gibi görünürler. ...
  • . "...ve şimdi beni hayal ettiğin kişiden ayıramazsın. Sanırım buna aşık olmak diyorsunuz." "Aslına bakarsanız, bu bir yanılsama içinde olmaktır." ...
  • "Sen gelip beni çiçeklerin, resimlerin arasında görüyorsu, beni gizemli, duygu dolu falan filan sanıyorsun. Sen kendin de çok deneyimsiz, çok tutkulu olduğun için, eve gidip benim üzerime bir öykü uyduruyorsun, şimdi de hayalini kurduğun kişiden beni ayıramıyorsun. Galiba buna da aşık olmak diyorsun; gerçekten bu, sanrılar içinde olmak. Bütün duygusallar birbirine benziyor. "
  • . Ya sana kendi kalbime tahammül edemediğimi söylersem ? ...
  • . Ya sana kendi kalbime tahammül edemediğimi söylersem ? ...
  • . Konuşmayı çok zor buluyorum; ama yalnızlık beni korkutuyor. ...
  • "Bütün bu para kazanmalar, günde on saat ofiste çalışmalar, ne için bütün bunlar? İnsan delikanlıyken kafasının içi hayallerle öyle dolu oluyor ki, ne yaptığı hiç önem taşımıyor, biliyorsun. Eğer hırslıysan, sorun yok; devam etmek için nedenin var. Şimdi benim nedenim artık bana doyurucu gelmiyor. Belki de hiç yoktu. Şimdi düşünüyorum da, bu bana daha olası görünüyor. (Ne gibi bir neden vardır zaten herhangi bir şey için?) Yine de, bir yaştan sonra kendinden hoşnut olmak mümkün değil. Ve biliyorum, bu noktaya beni neyin getirdiğini" - çünkü şimdi aklına iyi bir neden gelmişti- "ailemin kurtarıcısı olmak istemiştim, işte öyle birşeyler. Şu dünyada iyi bir yerlere gelsinler istedim. Bu yalandı, elbette - hem de bir tür kendini yüceltmeydi. Çoğu insan gibi galiba tümden yanılsamalar içinde yaşadım, şimdi bunların bilincine varmak gibi yakışıksız bir aşamadayım. Sarılabileceğim başka bir yanılsama arıyorum. İşte mutsuzluğumun nedeni bu, Mary."
  • "Daha uzun sürsün diye, ta çocukluğumdan beri, hayatımı bölüm bölüm düzene sokarım. Görüyorsun, hep bir şeyleri kaçırdığım korkusu içindeyim."
  • Bazen düşünüyorum da şiir, yazdıklarımızdan çok hissettiklerimizdir,
  • “Yaşamımı doyurucu bulmamaya başladım,”
  • Bir an beklediler, sonra ellerini bıraktılar. “İyi geceler,” diye soludu erkek. “İyi geceler,” diye ona mırıldandı kız.
  • “Hayır, ama insan hiçbir zaman başkasının yerinde olmak istemez.” “Ben isterdim. Ben bir sürü başka insanın yerinde olmak isterdim.”
  • "İnsan ölülerin arasında bir sabah geçirdikten sonra, yeniden yaşama dönünce, geçmiş son derece ince ve bayağı bir bileşim olduğu kanıtlanan şimdiki zamanın yerini alıyordu bütünüyle."

--reklam--

Gece ve Gündüz İncelemesi - Şahsi Yorumlar

“Galiba âşığım. Neyse, aklımı kaçırdım. Düşünemiyorum, çalışamıyorum, dünyadaki hiçbir şey umurumda değil. Tanrı aşkına Mary! İşkence çekiyorum! Bir an mutluyum, bir sonraki an acılar içindeyim. Yarım saat süresince ondan nefret ediyorum; sonra da onunla on dakika birlikte olabilmek için canım verecek duruma geliyorum; ne hissettiğimi, niçin hissettiğimi asla bilmiyorum; delilik bu, ama yine de son derece akla yatkın. Sen bunlardan anlam çıkartabiliyor musun? Çıldırıyorum, biliyorum; dinleme beni Mary; sen işine bak.” Virginia Woolf’un yazdığı ikinci kitabı, zamanın İngiltere’sinde kadınların oy hakkı için mücadele eden derneklerin mücadelesi, değişmeyen ve değişmesi pek mümkün görünmeyen siyasetçilerin kaypaklığı, geçmişine sarılanların özlemleri, hayatın sıkıştırdığı dar koridorlarda ışığa çıkmaya çalışanların çabaları ve gelgitleriyle aşk aşk aşk… Virginia Woolf’un geleneksel türde yazdığı ilk eserlerinden biri. Virginia’yı okumakta sorun yaşayanların rahatlıkla okuyabileceği bir eser. Yorgunluğa, kafa karışıklığına, anlama zorluğuna sebep olan bilinç akışının uygulanmadığı bir eser. Aşk çemberine takılan herkesin kendinden bir parça bulabileceği buram buram aşk kokan, beyne doygunluk veren aşkın analiz cümleleri… Virginia her zaman yaptığı gibi sıradanlıktan uzaklaşmış bir kurgu sunar okurlarına önce aşk çemberini çizer sonra bu çemberin içine aşk üçgenini, aşk dörtgenini yerleştirir ve sizi çember yayından içeri alıp üçgen köşelerinde gezdirir tam bu köşe derken, hızlı bir şekilde şiddetti parmaklarına kadar inmiş bir elle o köşeden alıp tekrar kenar yolculuğuna bırakır ve bu yolculuk eserin sonuna kadar devam eder. Aşk bir çeşit sanrı mı yoksa delilik mi ya da düşüncelerin çizdiği bir hayale olan tutku mu? Bir türlü anlayamazsınız. Belki anlamak da, gelmez içinizden ya da gelmez işinize! Ama sorgulamalarla acıyı derinden hissedebileceğiniz bir eser olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Peki bu acınız kime dair olacak; kavuşana mı yoksa içindeki koro söndürüp karanlığa set çeken perdenin arkasında gözyaşlarını kurutana mı!.. Aşka inanasım geliyor ama inanabilir miyim? Ne zaman ki, aşkına duçar olmuş kızın evine yaklaşıp penceresinin ışığından teselli bulmaya çalışan erkeği; tüm gelenekleri ve görenekleri, tüm ahlaksal kalıpları, tüm gururları hiçe sayarak, erkeğin aşk eskriminden çatlamış yüreğine bir damla yerine bir okyanus sunarcasına içeri alırsa o kız, o zaman hem aşka hem de aşkın erdemine inanırım “Niçin dışarıda bekliyordun?” “Seni görme fırsatı yakalarım diye.” “William olmasa bütün gece beklerdin. Hem rüzgâr da var. Üşümüş olmalısın. Ne görebilirdin? Pencerelerden başka hiçbir şey.” “Değerdi. Beni çağırdığını duydum.” “Seni mi çağırdım?” Bilinçsizce çağırmıştı. "Ama dışarıda durup camlara bakman çok aptalcaydı." Kim bilir belki de aptalcaydı ama bu neyi değiştirir ki, alakasız gözlerin yargılamasından başka… (RA)

Aşk..: “Sen gelip beni çiçeklerin, resimlerin arasında görüyorsun, beni gizemli, duygu dolu falan filan sanıyorsun. Sen kendin de çok deneyimsiz, çok tutkulu olduğun için, eve gidip benim üzerime bir öykü uyduruyorsun, şimdi de hayalini kurduğun kişiden beni ayıramıyorsun. Galiba buna da âşık olmak diyorsun; gerçekten bu, sanrılar içinde olmak. " Aşk ' ın en güzel analiz cümleleri. Günlük hayatta fark etmeden yaşadığımız, var olan şeyleri olağanüstü bir betimlemeyle karşımıza çıkarıyor Woolf. Virgina'yı okumakta zorlananların kolaylıkla okuyabileceği bir eser. O bizden yazdığı satırlarını okurken yaptığı betimelemelerle ve anlatımıyla satırlarının arasında var olmamızı istiyor. Gece ve Gündüz Woolf ' un ikinci eseridir. Woolf bu eserinde modern deneysel romanlarından farklı olarak gerçekçi bir üslup kullanmıştır. Karakterler titizlikle inşa edilmiştir. Ve roman Birinci Dünya Savaşı öncesi Londra ' sını anlatır bize ve tabi o zamandaki sorunları , kadınların karşılaştığı haksızlıkları aynı zamanda bütün bunların yanında aşk'ı.. “Galiba âşığım. Neyse, aklımı kaçırdım. Düşünemiyorum, çalışamıyorum, dünyadaki hiçbir şey umurumda değil. Tanrı aşkına Mary! İşkence çekiyorum! Bir an mutluyum, bir sonraki an acılar içindeyim. Yarım saat süresince ondan nefret ediyorum; sonra da onunla on dakika birlikte olabilmek için canım verecek duruma geliyorum; ne hissettiğimi, niçin hissettiğimi asla bilmiyorum; delilik bu, ama yine de son derece akla yatkın. Sen bunlardan anlam çıkartabiliyor musun? Çıldırıyorum, biliyorum; dinleme beni Mary; sen işine bak.” Kalbe düşmüş üç harfli bir imzadır aşk..' Aşk olmazsa eğer notan meçhule yol alır. Aşkın yoksa eğer kavgan da eksik kalır. Mızrağın hedefini bulamaz , nağmelerin noksan olur. (Gülci)

Virginia Woolf, 27 Mart, 1919’da günlüğüne Gece ve Gündüz için şöyle bir not düşmüş: “Yazdığım hiçbir şeyden Gece ve Gündüz’ün (Night and Day) ikinci yarısını yazmaktan aldığım tadı almış olduğumu sanmıyorum.Hakikaten, hiç bir anında Dışa Yolculuk’un (The Voyage Out) bezdirdiği gibi bezdirmedi beni; ve eğer insanın yazdığı sıradaki rahatlığı ve ilgisi bir şey demekse, en azından, bazılarının ondan zevk alacağını umut edebilirim.” (syf 28, Bir Yazarın Güncesi, Virginia Woolf, Oğlak Yayınları) 1919 yılında yayımlanan Gece ve Gündüz’ü ablası Vanessa Bell’e adamış.Katherine Mansfield, Gece ve Gündüz’ü Jane Austen’in romanlarına benzettiğinde çok bozulmuş Virginia Woolf.Gece ve Gündüz’deki kimi olaylar ve toplumsal çevre Jane Austen romanlarını anımsatsa da karakterlerin psikolojik yapıları, davranışları Jane Austen karakterlerinden çok farklıdır. İki kadın,iki erkek, dört karakterin ilişkileri üzerine kurulu olan romanın bir diğer kişisi olan Mary Datchet, (benim için en ilginç olan karakterdi) Suffragette’dir, kadınlara oy hakkı verilmesi için mücadele eder. Feministliğini yaşam biçimi ile ortaya koyar, sözlerden çok. Virginia Woolf’un romanlarındaki kadınlar ve erkekler arasında, kendini toplumsal dâvâlara adayan tek kişi Mary Datchet’mış. (Özlem Akbaş)

--reklam--

Gece ve Gündüz PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Virginia Woolf - Gece ve Gündüz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gece ve Gündüz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?

Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu

1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği

Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü

Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."

--reklam--

Virginia Woolf Kitapları - Eserleri

  • Kendine Ait Bir Oda
  • Dalgalar
  • Deniz Feneri
  • Yıllar
  • Mrs. Dalloway
  • Yaşlı Kadın ve Papağan
  • Flush
  • Dışa Yolculuk
  • Bir Okur Olarak
  • Granit ve Gökkuşağı
  • Üç Gine
  • Bir Yazarın Günlüğü
  • Gece ve Gündüz
  • Jacob'un Odası
  • Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
  • Güvenin Ölümü
  • Bütün Öyküleri
  • Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
  • Dadının Perdesi
  • Perde Arası
  • Varolma Anları
  • Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
  • A Haunted House
  • Benlik Üzerine Denemeler
  • Kew Gardens
  • Orlando
  • Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
  • Kadının Toplumsal İşlevi
  • Pazartesi ya da Salı
  • Londra Manzaraları
  • Yorum Yorar
  • Aforizmalar
  • Romanları Tekrar Okuma Üzerine
  • The Mark on the Wall
  • The Shooting Party
  • An Unwritten Novel
  • Mr. Bennett and Mrs. Brown
  • Yazınsal Ustalık

--reklam--

Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri

  • Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
  • Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
  • Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
  • "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
  • ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
  • Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)

--reklam--

  • Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
  • Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
  • "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
  • . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
  • Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)

--reklam--

  • Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
  • Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
  • Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
  • Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
  • baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
  •  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
  • Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)