Kitap Künyesi

Yazar: Mario Vargas Llosa

Çevirmen: Emrah İmre

Orijinal Adı: Cartas a un joven novelista

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750715242

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Genç Bir Romancıya Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Edebiyat aklı ve sağduyuyu çalıştırır; edebi yaratıcılıktaysa bu unsurların yanında sezgiye, duyarlılığa ve tahmine, hatta eleştirel bakışın ağından kurtulmayı her seferinde başaran şansa bile yer vardır. İşte bu yüzden, yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır. Gerisini insan kendi başına, pes etmeden düşe kalka öğrenir.

Llosa Genç Bir Romancıya Mektuplar'da roman sanatı hakkındaki düşüncelerini aktarıyor. Konu, biçim, üslup, zaman, mekân, anlatıcı, karakter, gerçeklik gibi unsurları kapsamlı ve çarpıcı örneklerle incelemekle kalmıyor, yazım sanatıyla yaşam arasındaki ilişkiyi de sorguluyor.

2010 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar, edebiyat tutkusunun filizlendiği Peru'daki gençlik günlerinden başlayan on iki mektupta, Miguel de Cervantes, Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Julio Cortázar, James Joyce, Gustave Flaubert, Virginia Woolf, Ernest Hemingway, Alain Robbe-Grillet, Herman Melville, Marcel Proust ve Franz Kafka'nın da aralarında bulunduğu birçok yazarın eserlerini ve fikirlerini ele alıyor, hem genç romancılar için bir yol haritası çıkarıyor hem de roman sanatına aşina olanların alışkanlıklarını gözden geçirmelerini öneriyor.

--reklam--

Genç Bir Romancıya Mektuplar Alıntıları - Sözleri

  • Sanatsal bir yazının yetkinliğini veya yetersizliğini belirleyen şey, ufak ayrıntıların toplamıdır.
  • Guatemalalı yazar Monterroso'nun "Dinazor" adlı öyküsü, dünyanın en kısa ve en iyi öykülerinden biridir ve tek bir cümleden oluşur: "Uyanmıştı ve dinazor hâlâ oradaydı."
  • Okuyabildiğiniz kadar okuyun, çünkü bol miktarda nitelikli eser okumadan zengin ve kuvvetli bir dile sahip olmak mümkün değildir...
  • Gerçek gerçeklikle, yaşadığı yaşamla barışık biri kendini böyle fani ve hayali bir işe -yani kurmaca dünyalar yaratmaya- neden adar?
  • ... gerçeğe yakın olmayan bir öykü ya varlığını yitirir ya da önemsizleşir.
  • "Her geçen gün biraz daha kötü. "
  • Modern romanla romantik veya klasik roman arasında teknik bir sınır belirleyen Flaubert'i mo­dern romanın kurucusu addedersek abartmış olmayız..
  • Ben romanları otopsi masasına yatırmayı değil, okumayı severim...
  • Edebiyat merakınızı kaderinizmiş gibi görüp be­nimseme kararınız uşaklığa, hatta köleliğe dönüşmelidir...
  • Gerçek dünyanın karşısında duyulan, iyi edebiyatın yüreklendirdiği bu huzursuzluk, belli koşullar sağlandığı taktirde; otoriteye, kurumlara veya kurumlaşmış inançlara karşı bir başkaldırıya da dönüşebilir.
  • Teokratik toplumların en büyük kaygısı Tanrı'dan uzaklaşmaktır. Bütün diktatörlüklerin -faşizmin, komünizmin, İslami kökten dinci rejimlerin, Afrika'daki veya Latin Amerika'daki askeri yönetimlerin- sansür denen deli gömleğini zorla giydirerek edebiyatı kontrol etmeye çalışmalarının sebebi budur.
  • Borges, Cortazar, Calvino, Rulfo, Pieyre de Mandiargues, Kafka, Garda Marquez, Alejo Carpentier..
  • Okuyabildiğiniz kadar okuyun.
  • .....diğer bir deyişle bu çekici ve sömürücü mesleğe gönül verenler yaşamak için yazmazlar, yazmak için yazarlar.
  • Zira edebiyat aklı ve sağduyuyu çalıştırır; edebin yaratıcılıkta ise bu unsurların yanında sezgiye, duyarlılığa ve tahmine, hatta eleştirel bakışın ağından kurtulmayı her seferinde başaran şansa bile yer vardır. İşte bu yüzden yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır. Gerisini insan kendi başına, pes etmeden düşe kalka öğrenir.

--reklam--

Genç Bir Romancıya Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yazar olmak isteyenlere başucu: Toptaş'ın #harflervenotalar deneme kitabıyla birlikte başucu eserim artık. Eğer yazar olmak veya okuduğunuzu edebi formlarda anlamak amacındaysanız bu kitabı kaçırmayın. İnsanın midesinde tenya kurtçuğunun arasıra yaptığı karın ağrısı gibi BAŞKALDIRI'yı bir yazarın temel niteliği gören, yaratılan kurmacaların inandırıcılığı adına üslup kazanılmasını örneklerle açıklayan (Proust'un Yaratıcı, Celine'in nahoş, Borges'in olağanüstü atmosferik, Marquez'ın taşkın, Falubert'in Doğru sözcük üslupları), öykü yazarken karşılaşılan sorunları (anlatıcı, mekan, zaman, gerçeklik düzeyi) gruplandırarak anlatan, bilinen teknikleri kavramaya yönelik başka (Matruşka- Gizli Bilgi- Bardak telefonu) yöntemleri de irdeleyen, son derece samimi okura yazılan mektuplardan oluşuyor. Bu yakınlıktaki ironiyi, 2010 #nobeledebiyatödülü sahibi yazarın son sözlerinde bulabilirsiniz: 'Roman türü hakkında mektuplarımdaki bütün soylediklerimi unutun ve yazmaya koyulun' :) (Hayat Bu)

"Hayal gücünün kanatlarına binerek dünyanın gerçeklerinden, hayatın gerçekliğinden uzaklaşma arzusuyla edebiyatın icrası arasında çoğu insanın asla aşamayacağı bir uçurum uzanır. Bunu aşmayı ve diğer tarafa geçmeyi başaranlar, yazarak dünyalar inşa eden ve yazar adı verilen azınlıktır. "der kitabın ilk sayfalarında Llosa. Günümüzde eline kelemi alan herkesin göğsünü gere gere "yazarım" iddialarında bulunması gerçek yazarlara hakaret gibi gelir bana. Nobel ödüllü Mario Vargas Llosa bu günlerde bize çok tanıdık olan uzaktan eğitimin faklı bir şeklini ortaya koyuyor kitabında. Mektupla uzaktan eğitim metodu. Kendinden yardım isteyen, yazar olmak yolunda gayret eden bir yazar adayına mektuplarıyla yol gösteriyor. Genellikle romana ait teknik bilgilerin yer aldığı kitapta kurgu, öykü unsurları (karakter, mekan, zaman, olay örgüsü), düşsel kurmacalar, "matruşka" ve "dönüşüm" gibi birçok bilgiye yer veriliyor. Eğer yazmaya eğiliminiz varsa mutlaka okuyun. Ayrıca nitelikli ve eleştirel okuma serüveni için de oldukça katkı sağlayan bir kitap. Kitap boyunca dünya edebiyatından çok sayıda yazar ve eserlerinden bahsedilmiş. Adı geçen bazı öyküleri açıp okumak da kitabı daha keyifli hale getirdi. Yazarın son sözüyle bitirmek isterim:"... yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır." (reyhan)

Açıkçası ilk defa Mario Vargas Llosa okudum ve bu ilk adımı da deneme türünde yazılmış bu kitabını okuyarak atmam benim için çok isabetli bir karar oldu. Çünkü onun edebiyata, kitaplara, yazarlara, yazmaya ve okumaya karşı olan fikirlerini okumak diğer eserlerini okurken bana en büyük anahtar olacaktır. Deneme türünde yazılmış bu kitap aslında mektup türünde yazılmış olup içerisinde 12 adet mektup bulunmakta. Bir gün genç bir romancı Llosa'dan yazmak üzerine tavsiyeler istemek için bir mektup yazar ve sevgili Llosa da kalemi kağıdı alır eline genç romancıya yazmaya başlar. Yazdığı bu mektuplarda edebiyat ve sanat dünyasına dair izlenimlerde bulunarak aslında yazmak eyleminin ne olduğu, yazarın içinde nasıl belirdiği, hatta bunun için özel bir yeteneğe ihtiyaç olmaması gerektiğini dile getirir. Bunların yanı sıra önemli kült isimleri de zikrederek tezlerini daha kuvvetli hale getirir. Llosa aslında yazmanın okumaktan sonra geldiğini, okumanın büyük bir etkisini olduğunu dile getirir. Bir de bu kitapların oluşum sürecini ele alır. Yazılmak için yazarının içinde belirdiği o hissi, etmenleri, kitabı oluşturan biçim ve üslup özellikleri hakkında düşüncelerini yazar. Yalın bir anlatıma sahip olduğu için sıkmayan bir yanı var, bu kitabın. Ben iyi bir okurum ve yazmak istiyorum diyen herkesin okuması lazım. Mario Vargas Llosa'dan büyük tavsiyeler var. Bir kitabın oluşumu, okurla arasında olan ilişki, okura sunduğu avantajlar ve okurun yazar olma süreci... Kesinlikle yazmaya başlamadan önce okumalı. Llosa da aynı şekilde düşünüyor. (Esengül Ersoy)

--reklam--

Genç Bir Romancıya Mektuplar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mario Vargas Llosa - Genç Bir Romancıya Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Genç Bir Romancıya Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mario Vargas Llosa Kimdir?

Mario Vargas Llosa, ("Yosa" şeklinde okunur) (d. 28 Mart 1936 Arequipa, Peru) Perulu roman, öykü ve oyun yazarı, eleştirmen, 2010 yılında Nobel Ödülü kazanmıştır.

Dedesinin konsolos olarak görev yaptığı Cochabamba'da yetişti. Lima'daki askeri bir okuldan mezun oldu. Lima San Marcos Üniversitesi'nde edebiyat eğitimi gördü. İspanya'da Madrid Üniversitesi'nde doktora yaptı.

Yayınlanan ilk eseri 1952'de basılan İnkanın Kaçışı adlı oyundu. Ardından çeşitli dergilerde öyküleri yayınlandı. Gazetecilik ve televizyonculuk yaptı. Cuadernos de Composiction ile Literatura dergilerinin yayın kadrosunda yer aldı. 1959-1966 arasında Paris'te yaşadı. İlk romanı Kent ve Köpekler 1963'de yayınlandığında büyük ilgi gördü. Birçok dile çevrildi.

3 yıl Londra'da yaşadı. 1969'da ABD'de Washington Üniversitesi'nde ders verdi. 1970'te Barselona'ya yerleşti. 1974'te Lima'ya döndü.

1990'da Demokratik Cephe'nin adayı olarak katıldığı Peru başkanlık seçimlerinde başarılı olamadı. Latin Amerikalı yazarların en tanınmış ustalarındandır.

Latin Amerika'nın kır ve kent yaşamını, değişik insanlarını anlatan romanlarında kendine özgü bir üslup kullandı. Gerçekçiliği ve anlatımdaki ustalığıyla başarı kazandı. 2010 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almıştır.

--reklam--

Mario Vargas Llosa Kitapları - Eserleri

  • Teke Şenliği
  • Üvey Anneye Övgü
  • Genç Bir Romancıya Mektuplar
  • Cennet Başka Yerde
  • Kelt Rüyası
  • Elebaşılar - Hergeleler
  • Hınzır Kız
  • Kent ve Köpekler
  • Masalcı
  • Palomino Molero'yu Kim Öldürdü
  • Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu
  • Mayta'nın Öyküsü
  • Ketum Kahraman
  • And Dağlarında Terör
  • Yeşil Ev
  • Don Rigoberto'nun Not Defterleri
  • Dünya Sonu Savaşı
  • Bir Ziyaretçi
  • Julia Teyze
  • Das Böse Mädchen
  • Los Cachorros
  • Conversation in the Cathedral

--reklam--

Mario Vargas Llosa Alıntıları - Sözleri

  • Kitap okumayan, edebiyata el sürmemiş bir insanlık, kaba ve ilkel dili yüzünden ürkütücü iletişim sorunları yaşayan bir sağır-dilsizler topluluğuna döner.. Aynı şey bireyler için de geçerlidir.. Hiç okumayan, az okuyan ya da yalnız süprüntü okuyan insan, engelli bir insandır..' (Hınzır Kız)
  • "...Hiç1şey kolay degil, Lituma. Çok doğru gibi görünen dogrulara 4ayrı açıdan bakarsan, yakından bakarsan yarı-doğru ya da yanlış görünmeye başlarlar..." (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
  • No, not in any way. One thing is sure, we have to put an end to this situation. (Conversation in the Cathedral)
  • İnsanın, kendisini artık bir insan gibi hissetmemesinden daha berbat bir şey olamaz. (Masalcı)
  • Söz çok fiil az, ne bu böyle?! (Los Cachorros)
  • Siz hiç hapiste bulunmadınız, öyle değil mi Dona Merceditas? Günler gelip geçer ve insanın yapacak hiçbir şeyi yoktur. İnsan çok sıkılır orda, inanın bana. Çok da açlık çeker. (Elebaşılar - Hergeleler)
  • Aşk mucizeler yaratır. (Elebaşılar - Hergeleler)
  • 'Bilindiği gibi sürüler konuşma yeteneği olmayan, az çok güçsüz yaratıklardan oluşur. Ayrıca, kargaşa anında sürü­nün düzensizliği değil itaatkarlığı yeğlediği deneylede 1çok kez doğrulanmıştır. Yani keçiler gibi hareket edenlerin başını çeken liderler değil tekelerdir. Bu yaratıklardan bizlere de 1seyler bulaşmış olmalı ki, insan sürüleri arasında da teke gibi yöneticiler insan kitlelerini sarp kayaklıklara sürükleyip, kaya­lıkların doruğundan denize atlatabiliyor. Bu tür durumlar uy­garlığı kasıp kavuruyor olmasa da oldukça sık rastlanan durum­lar.' (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • Çok keyifsiz olduğu halde, yazdığı şeyin korkunçluğu karşısında gülme krizine tutulmuştu. (Kelt Rüyası)
  • Platon'un yaşadığı dönemde spor bir araçtı, yaşamın belediyelerce kontrol altına alındığı modern zamanlarda olduğu gibi bir amaç değil. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • "Sivil kıyafetle dolaşılacak, sivillerle birlikte olunacak, bir sivil gibi çalışılacak:' "Ama, bir asker gibi düşünülecek’’ (Yüzbaşı ve Kadınlar Taburu)
  • Evet, onları kullanıyor, bu açık. Ama hiç değilse aşağılamiyor onları... (Masalcı)
  • İnsanlar ne suçlar işliyorlar. Asıl suçluların cezasız kalmaları beni çıldırtıyor. Onlara hiçbir zaman hiçbir şey olmuyor, öyle değil mi? (Palomino Molero'yu Kim Öldürdü)
  • Ve böylece günler geçiyor, sen umudunu yitiriyorsun... (Elebaşılar - Hergeleler)
  • "Devrim toplumu, bilim de bireyi tüm felaketlerinden kurtaracaktır." (Dünya Sonu Savaşı)
  • “Çocuklar çamura bulanmayı mı seviyor, öyleyse topluluklarda çöp toplama işi onlara verilecekti” (Cennet Başka Yerde)
  • "Korkak olduğumuz için kahramanı oynarız, yakınlarımızı öldürme isteğiyle yanıp tutuştuğumuz için katili oynarız, doguştan yalancı oldugumuz için oynarız." Jean-Paul Sartre (Kent ve Köpekler)
  • Bence hayatta bir insanın tutkuları uğruna şerefsizliği ve hapse girmeyi göze alması kadar değerli bir şey olamaz. (Don Rigoberto'nun Not Defterleri)
  • "Neden dövüşmekten başka bir şey bilmezler, neden barış içinde yaşayıp da hayatın tadını çıkarmazlar ki bunlar?" diye söylendi Don Anselmo. "Yaşam o kadar güzelleşirdi ki o zaman." (Yeşil Ev)
  • Bir an anlıyor ve unutuyor. Onunla iletişim kuramıyorsun. Kendi kendine konuşuyorsun, otuz yıldan fazla bir zamandır yaptığın gibi. (Teke Şenliği)